Hangi din adamından "zarurettir" bahanesiyle kızların başörtüsünü çıkarıp okula gitmesine fetva verdiğini duyarsanız, onun arkasında namaza durmayın. Bu gerçeği Müslümanlar arasında yayın ki, iman ehli böylesi kimselerden uzak dursun. Zira bu; dini tahrif etmek, Allah'ın şeriatına karşı gelmek ve nefsin arzularına boyun eğmektir.
Zulme boyun eğip sessiz kalanları da, dindarlık kisvesine bürünerek hakkı çiğneyenleri de Allah'ın adaletine havale ediyoruz...
Başörtüsü pazarlık konusu değildir!
Bu çevrelerin anlamadığı ve asla anlayamayacağı temel bir gerçek var: İman idari kararlarla, para cezalarıyla veya kuru tehditlerle yönetilemez. Kalbinde zerre kadar Allah korkusu ve ahiret inancı olan hiçbir anne-baba, evladının iffetini ve inancını hiçbir dünyevi diploma veya korku uğruna kurban etmez. Çocuğu uydurma yasaklar adına soyup okula gönderme dayatması, aslında aile kurumuna ve vicdan özgürlüğüne yönelik bir zorbalıktır. Onlar öyle sanıyorlar ki baskı mekanizmalarını artırarak inançlı insanları kendi istedikleri kalıba sokacaklar. Fakat tarih kanıtlıyor ki inancına kastedilen toplumlar baskı altında boyun eğmez, aksine ilkelerine daha da sıkı sarılır. Bu mesele, her bir Müslüman genç ve aile için bir duruş ve ilke mektebidir.
Tesettür (hicap); beşerî kanunların, değişken kamuoyunun ya da bireylerin keyfi istediğinde kabul edip istemediğinde terk edeceği sıradan bir tercih değildir; tesettür, âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ın doğrudan, kesin ve tartışmaya kapalı bir farzıdır. Tesettür yalnızca bir başörtüsü değil; Allah'a teslimiyetin, küfre ve fesada karşı itaatin sancağıdır. Şeriatın hükmü kıyamete kadar değişmezdir: Tesettür farzdır, onu inkâr etmek veya ona karşı çıkmak ise doğrudan Allah'ın emrine karşı çıkmaktır.