Annem 1962, ben 1996 doğumluyum.
Bir köyümüz, bağımız, bahçemiz yok.
Dedemin demir yolcu aylığıyla 8 kardeş büyümüşler.
Aç açıkta kalmamışlar ama hiç tatile de gitmemişler.
Annem hayatında hiç uçağa binmemiş.
Benim yaşım 30, eşimin 29. İkimiz de hayatımızda ilk kez uçağa geçtiğimiz yıl bindik.
Her ikimizin de tatile gitmişliği yok.
Üniversiteden beri birlikteyiz.
İkimiz de okurken çalışmak zorundaydık.
Evliliğimizin ilk yılı Marmara İktisat mezunu eşim fabrika işçisi, İÜ Gazetecilik okuyan ben antrepoda kantarcı oldum.
Çocuk yapamıyoruz.
En küçük evladı 1962'de dünyaya gelen, 8 evlat büyüten dedem ve anneannem nerede, biz nerede...
Eski Türkiye de iyi değildi; kapitalizmin iyisi olmaz da; yenisi için fazla iddialı olmuş aşağıdaki video Zeynep Hanım.
Bu düzeni ayakta tutan kaymak tabakanın içinde yer almak için tıpkı sizin gibi ülke gerçeklerine sırt çevirmek gerekiyor.
Dünyayı gezmişsiniz...
Ben Karadeniz'den en fazla Kütahya kadar uzaklaşabildim. O da tatil için değildi.
TOGG alacak param da yok. Ömür boyu çalışsam da yakalayamam sanıyorum.
Olsa da binsem, güzel araba.
FotoHaber - Cumhurbaşkanı Danışmanı Mehmet Uçum'dan AİHM'ye sert tepki: ''Lan biz kendi anayasımızı bile tanımıyoruz, siz kimsiniz?!''
https://t.co/sworP9OXil
Ömer Ödemiş Suriye’yi anlatıyor l
Suriye'nin son resmi sayımda nüfusu 24 milyon kabul edilir.
1 milyon ile 1.2 milyon civarı Kürt nüfus vardır,
250/300 bin kadar agırlıklı olarak Seyh Sait isyanından sonra Türkiyeden kaçmak durumunda kalan 5/6 aşiretin zaman içerisinde çoğalarak ulaştıkları Kürt nüfustur. Bahse konu kimliksiz Kürtlerde bunlardır. Neden kimliksiz olup ikamet belgesi ile yaşamak durumunda kaldıklarını yüzlerce kez anlattım.( Daha sonra sanırım 2016 yılında, bir kararname ile bu kesimede vatandaşlık verildi)
4,5/5milyon kadar Arap Alevi nüfüs vardır.
700/750 bin kadar Türkmen nüfus varxır
800/900 bin kadar Hristiyan nüfus vardır.
Geriye kalan 15 milyon civarıda Arap aşiretler vardır..
Suriyenin en eğitimli kesimi Arap Aleviler, Hristiyan ve Suriyeli Kürtlerdir. Şam'lı ve Haleb'li Sünni Araplarıda listeye almak verekir.
Suriye Kominist partisinin yaklaşık yüzde 60'nı Kürtler oluşturmaktaydı. Bürokrasinin kilit noktalarında ağırlıklı olarak Kürtler vardı ve Kürt milletvekilleri aktif olarak ülke yönetiminde görev alırlardı.
O dönem 50 yaşın üzerinde ki Kürtlerin neredeyse tamamı Sovyet Bilim Akademisinde egitim görmüşlerdi..
Türkiyeli pek çok örgüt lideri ve elemanları gibi, Abdullan Öcalan'nın da1979 yılından 1998 yılına kadar 19 yıl barınmasıni sağlamış ve rahat hareket edebilmesi için kimlik vermiştir.
PYD'yi Suriyeli olmayan, Türkiyeli ve Iraklı Kürtler tarafından yasal bir dernek olarak kuruldu. Ve PYD'ye ilk silahı BAAS iktidarı vererek bulundukları bölgelere, Cihatçı çeteler tarafından saldırı olursa, ordu gelene kadar, yaşamlarını savunmalarını istedi..
Tıpki Ermenilere, Arap Alevilere ve bazı Arap aşiretlere verdiği gibi.
Her silah verdigi kişiyide maaşa bağladı.
Bir anlamı kaldıysa bilin diye yazıyorum.
ROJAVA uydurmasına hiç deginmiyorum!..
En azından tarihe not düşmüş oluruz.
Ömer Ödemiş Suriye’yi anlatıyor ll
PYD silahsız bir yerel örgüttü. Suriye de Cihatcı saldırılar başladıgında Meşru Suriye devleti halkın belli kesimlerini silahlandırdı ve maaş ödemeye başladı. PYD'de ilk silahı Meşru Suriye devlvtinden aldı. Cihatçı saldırılar yüzlerce cephede yogunlaşınca, PYD bu kez devletin verdigi silahları devletin güvenlik güçlerine çevirdi. Meşru Suriye ordusu onlarca cephede savaştıgı için bu PYD'ye karşı bir operasyon yapmadı. Rojova, Kanton,,Ozerk ve öz yönetim gibi şu an vazgeçildiği söylenen ve göstermelik olan bu yapı ABD askerlerinin koruması altında oluşturdular..
Sonrası Colani ile el sıkışıp Haseki valiligine ve Savunma Bakanlıgı yardımcılıgına fit olup, ABD'nin ve Türkiyenin istegiyle tüm silahları teslim etmek.
Tüm hikaye bu..
Ömer Ödemiş
Uzun zamandır hümanist değilim. İnsanların başına gelen acılar karşısında içimde eskisi gibi bir sızı uyanmıyor.
Buna karşılık, hayvanların en küçük acısı bile içimde derin bir yankı buluyor. İnsanlara karşı körelen vicdanım, hayvanlara söz konusu olduğunda hâlâ bütün gücüyle ayakta. Şimdi tüm kaygımı, endişemi ve koruma içgüdümü, tür ayırt etmeksizin onların üzerine yöneltiyorum. Çünkü insan acısına karşı duyarsızlaşmış olsam da hayvanların acısında hala beni sarsan, içimi parçalayan ve görmezden gelmeme izin vermeyen bir şey var. Şimdi müsadenizle ağız dolusu bir küfür etmek istiyorum
Sen tam bir orospu çocugusunn senin ölmeni istiyorummm. !!!!!!
Hiçde olmayacak bir kurgu değil. Nitekim son bir yıldır “örgütün tüm kolları ile silah bırakacağı” bin kere ifade edilmişti.
Fakat bu gün itibariyle pjak’ın hiçde oralı olmadığını ve öcalanın görüşme notlarında da bu konuya hiç değinmemesi abd’nin İran için sadece ekonomik abluka ile yetinmeyeceğini bu anlamda ağır silahlı Kürtleri de kullanabileceğini gösteriyor
ABD ne zaman pkk terör örgütünü ortadan kaldırıyorsa silah bıraktırıyor gibi yapıyorsa Ortadoğuda bir başka ülke kara saldırısına uğrayacaktır.
90'larda Türkiye saldırıya uğradı güçleri düştü ateşkes geldi ardından Irak işgal edildi peşmerge ve pkk Irak kuzeyini talan etti. Yeni bir saldırı dalgası Türkiye'ye doğru birkaç yıl ağır bir mücadele oldu güçleri düşünce ateşkes lafları ettiler tekrar dağıtıldılar çözüm süreci geldi ve bu sefer Suriye başladı.
Sonra tekrar burada çatışmalar oldu Suriye'de oldu güçten düştüler Irak'ta da karşı harekatlarla alan kaybettiler Suriye'ye yığıldılar ve sonra bir başka mucize çözüm daha ve şimdi ABD ve İsrail tarafından İran hattında belirmek üzere konuşlandırılıyorlar.
@samiltayyar27 Ne oldu, niye zarar çıkmış ? 4 sene geçti maliyetler azalmamış mı :))
Yarın bir gün iha siha üretenler gerçekten denetlendiğinde ne kadar yerliymiş ne kadar kar/zarar etmiş hep beraber görürüz inşallah
Tek videoda bu toprağın insanının önemli bir çoğunluğunun “artık” nasıl çürümüş ve bok kokan bir kimliğe sahip olduğunu görebiliyoruz.
Özellikle büyük şehirlerde şu pespayeliği hemen her gün yaşıyoruz
Bir genç, insanların kişiye mi yoksa bindiği arabaya mı baktığını anlamak için aynı mekâna önce eski model, ardından lüks bir araçla giderek sosyal deney yaptı.
Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili.
AİHM kararlarının esastan bağlayıcı olmadığını, ulusal mahkemelerin ihlal kararlarına uyup uymama konusunda takdir yetkisi bulunduğunu savunuyor.
Daha da ileri giderek Türkiye’nin AİHS’ye taraflığının ve vatandaşın AİHM’e bireysel başvuru hakkının gözden geçirilebileceğini söylüyor.
Bunlar sıradan bir hukukçunun akademik görüşleri değil. Devletin hukuk politikalarının şekillenmesinde görev alan bir ismin sözleri.
Üstelik yakında, bu hukuk anlayışının da katkısıyla hazırlanacak “özgürlükçü, sivil yeni anayasa”yı tartışacağız. 😊
Türkiye, AİHS’ye kendi iradesiyle taraf oldu; Sözleşme’nin 46. maddesiyle kesinleşmiş AİHM kararlarına uymayı taahhüt etti. Şimdiyse hem bu yükümlülüğün hem de Sözleşme sisteminde kalmanın tartışmaya açılabileceği söyleniyor.
Mesele artık yalnızca Kavala değil. Mesele çok daha ciddi:
AİHS ve AİHM’den doğan güvencelerin bağlayıcılığını tartışmaya açan bir hukuk anlayışının hazırlayacağı yeni anayasaya, vatandaş kendi hak ve özgürlüklerini hangi güvenle emanet edecek?
Yeni anayasa tartışması bence tam da bu soruyla başlamalı.
@zambakinsanii Ben de kumaşla (Döşemelik) uğraşıyorum.
Temizlenebilme kolaylığı be Çin ürünlerin fiyatı yüzünden yaklaşık 15 yıldır pazarın %90’ı Polyestere döndü.
Artık geriye de dönmez buradan.
Ama giyimde pamuk tercih sebebi sanıyordum
Bir gün Türkiye yeniden demokratikleşecekse, bunun yolu farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği bir kamusal alan yaratmaktan geçiyor. Bir akademisyen olarak çeşitli risklere rağmen katıldığım mecralarda görüşlerimi ve eleştirilerimi uygun bir üslupla dile getiriyorum. Söylediklerimin de arkasındayım.
Bu ��lkeye barışın gelmesini çok isterim. Bunu hiçbir grubu dışlamadan, farklı düşünenlere hakaret etmeden ve eleştiriyi düşmanlaştırmadan yapabileceğimizi umuyorum. İsteyen görüşlerime katılır, isteyen eleştirir. Ama kimsenin hakaret etme veya hedef gösterme hakkı yok.
Farklı düşünenleri linç ederek barışçı ve demokratik bir toplum kurulamaz. Bu tür hedef gösterme kampanyaları, bugün neden birçok entelektüelin susmayı tercih ettiğini de açıklıyor. Arayan, soran, mesaj atan ve destek veren herkese canı gönülden teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız!