Geldik gidiyoruz.
56 yıldır insanımızın zirai ilâç kalıntısı olmayan meyve ve sebze yiyebilmesi için çok uğraştım, çarpıcı programlar yaptım ama maalesef başaramadım.
Hollanda artık hiç ilâç kullanmadan, tamamen biyolojik mücadele ile ürün yetiştirmeye geçiyor.
Biz ise halâ izin verilenin 158 katı ilâç kullanabiliyoruz!
Özellikle çocuklarımıza sağlıklı ürün yediremediğimiz için üzgünüm çok.
Affedin bizi sevgili çocuklar...
Fatih Altaylı:
"İki gündür yollardayım.
Öyle böyle 1000 kilometreden fazla yol yaptım. Dura dura. Kah bir benzincide, kah bir köftecide, kah saptığım bir Anadolu ilçesinin kahvesinde.
Benim burada edemediğim küfürleri millet, halk, seçmen, adına ne derseniz deyin, vatandaş öyle güzel, öyle sunturlu bir şekilde ediyor ki inanamazsınız. Öyle “Ha” ile başlayan basitini değil hem de. Okkalısını. CHP’lisi de, AK Partilisi de, sağcısı da, solcusu da…
Palavradan anketler ne söylüyor bilemem ama dillerin ne söylediğini kulağımla duyuyorum.
Pek çoğunun elinde cep telefonu, benim 1 yıl hatta 2 yıl önce yaptığım bazı konuşmaları gösterip, “Abi, o gün sana kızdık ama haklıymışsın” diyenler, “Az bile demişsin” diyenler o kadar çok ki!
CHP’nin başına yasal olmayan bir yargı kararıyla çöreklenenler, moda tabiriyle “çökenler” halkın çaresizliğine güveniyorlar. “Dün tıpış tıpış verdiler, bugün de …. …. verecekler” diye düşünüyor, umuyorlar.
“CHP’den çıkan partiler yaşamıyor.” Atatürk’ün adına hürmeten CHP’ye de hürmetimiz var elbet ama bu tez hiç geçerli değil. Ecevit’in kurduğu DSP cikletten mi çıktı, yoksa CHP’den mi! CHP iktidar olamadı ama DSP oldu. CHP 2024 seçimleri öncesinde hiç 1. parti olamadı ama DSP oldu. Yani oluyor.
Zaten ben uzun zamandır şunu söylüyorum, “AK Parti olmasa Kılıçdaroğlu CHP’si barajı bile geçemezdi” diye. CHP’ye oy veren seçmenin büyük bölümü Kılıçdaroğlu’nun partiye doldurdukları ile aynı sofraya bile oturmazdı.
Bugün artık durum daha da vahim. Kılıçdaroğlu’nun bir aparat olduğu iyiden iyiye ayyuka çıktı. Keşke AK Parti’nin aparatı olsa, AK Parti bildik bir parti. Onur Öymen kitabında daha vahim bir şey söylemişti vaktinde. Artık bence de öyle.
Şimdi seçmenin önüne bir seçenek getirilebilir. Özgür Özel yarın yeni bir parti kursa CHP’nin kifayetsiz muhterisi, Türk siyasetinin aparatı barajı bile geçecek oyu alamaz.
Olur mu demeyin.
Bu CHP’nin baraj altı kalmışlığı vardır yeter ki seçenek olsun."
Halinize şükredin...
Düşünsenize Kemal Kılıçdaroğlu'nun çocuğu veya torunusunuz...
Ömür boyu bu utançla yaşamak, bunu herkesten saklamaya çalışmak zorunda kalacaktınız!
Tarihi bir demokrasi ve özgürlük mücadelesi veriyoruz.
Güzel Türkiye'miz için,
Halkımız için,
Onurlu geleceğimiz için,
Sonuna kadar direneceğiz.
Mutlaka kazanacağız.
Delegenin oturtmadığı koltuğa polis tarafından oturtulmayı kendine layık gören bir siyasi mefta olarak hatırlanacak Kemal Bey. Güzel yaşlanmayı da ben mi öğreticem kazık kadar adama? Öğrenseydi bunca yıl...
Biber gazı,joplar ve sokak çeteleleriyle CHP Genel Merkezine girdiler.
Genç,yaşlı kimi görürlerse insafsızca jopluyorlar.
CHP liyim diyen bu zulmü reva görüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu senle yürüyen namerttir.
Özgür Özel ile yürümek onurdur.
CHP HALKTIR, HALKIN DEDİĞİ OLUR.
İstanbul üç bölgede meydanlarda!
Halkın iradesine, demokrasiye ve geleceğimize sahip çıkmak için meydanlardayız.
Tüm halkımız davetlidir.
📍 1. Bölge: Boğa Heykeli / Kadıköy
📍 2. Bölge: Şişhane Metrosu / Beyoğlu
📍 3. Bölge: CHP İlçe Başkanlığı / Bahçelievler
🗓 24 Mayıs 2026, Pazar
🕖 19.00
Che Kemal, Gandi Kemal, Atatürkçü Ekmeleddin, Piro Kemal, yüzde 60’la kazanıyor… Düpedüz yalan olduğunu bile bile halkın gözünün içine bakarak bu cilalamayı yapan iliştirilmiş gazeteciler, hiç utanmadan koro halinde saf değiştirip, normalleşme’yi, mesir macunu’nu ekose ceket’i mecliste esas duruş’u parlattılar, havlu’ya poşet’e bile kılıf aradılar, bunlara -paralel- olarak, namuslu gazetecilere iftira atıp, “Kılıçdaroğlu’nu eleştirenlerin üstünü kazıyın, Akp’li çıkar” diyenler, şimdi yüzleri bile kızarmadan, “Kılıçdaroğlu sarayın adamı” diyor… İdrak edenleri tenzih ederim ama, CHP seçmeni -para ve kişisel ikbal hesaplarıyla- manipüle edildi, olan CHP’ye ve Türkiye’ye oldu… Şunu da not ediverin lütfen, öyle bir gerçekle yüzleşilecek ki, butlan kararı bile devede kulak kalacak.
“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.” O kadar mutlu ve gururluyum ki, yıllardır gıptayla ve gururla izlediğim Zeynep dünya arenasında yoluna emin adımlarla ilerliyor. Servisleri ve mentali güçlendikçe neler yapabildiğini görüyoruz! Bizim gibi tarikatların cirit attığı, şeriat güzellemesi yapanlara dokunulmadığı, kadın düşmanlığının neredeyse sistematikleştiği coğrafyalarda pırıl pırıl aydınlık kendi ayakları üstünde duran gencecik kadınların başarıları sportif bir başarıdan çok daha fazlası ve kim bilir -tıpkı filenin sultanları gibi- kaç genç kıza ilham olacak. Go Zeynep Go be❤️🇹🇷🎾 Son 16 neden olmasın?
Bugün 80. eylemde Denizli, demokrasi ve adalet talebi için meydandaydı.
Ülkemizin dört bir yanında milyonlar asla vazgeçmeden, kararlılıkla ve umutla mücadele ediyor. Hukuksuzluğa hayır diyor, demokrasiye sahip çıkıyor!
@eczozgurozel @CAOIletisim
Nicolás Maduro’nun halkına çektirdiği eziyetleri,
açlığı bir yönetim biçimine dönüştürmesini,
ilaçsızlıktan ölen çocukları,
çöken bir ülkeyi ayakta kalmış gibi pazarlamasını
konuşacağımız gün mutlaka gelecektir.
O defter kapanmaz.
O suçlar unutulmaz.
Ama bugün konuştuğumuz şey başka bir şeydir.
Bir devlet başkanını,
gece vakti yatağından alıp,
haydut gibi,
terlikleriyle,
kameralar önünde sürükleyerek kaçırmak…
Bu hukuk değildir.
Bu adalet hiç değildir.
Bu, gücün teşhiridir.
Ve burada çok net olalım:
Biz iki tarafın da “doğru insanlar” olduğuna inanmıyoruz.
Maduro zalimdir.
Trump demokrat değildir.
Ama bir zalimi eleştirirken,
başka bir hukuksuzluğu alkışlayamazsınız.
Halkı sefalet içinde yüzerken…
İnsanlar bir lokma ekmeği denkleştiremezken…
Çocuklar protein değil hayal tüketirken…
Dünyaya “Eti bonfile” üzerinden mesaj vermek…
Bu sadece görgüsüzlük değildir.
Bu, kopuştur.
Bu, “ben buradayım, siz oradasınız” demenin en kibirli cümlesidir.
Maduro halkına eziyet etti, evet.
Ama bir devlet başkanını yataktan alıp teşhir etmek,
o eziyetin karşısına hukuku değil,
başka bir zorbalığı koymaktır.
Bugün asıl derdimiz Donald Trump.
Çünkü Trump bu zihniyetin vitrinidir.
Hukuku güce,
devleti egoya,
demokrasiyi kişisel hırsa indirgeyen anlayışın adıdır.
Trump’ı konuşmak,
Maduro’ya destek olmak değildir.
Trump’ı eleştirmek,
başka bir zulmü aklamak hiç değildir.
Aksine…
İkisine de aynı mesafede durabilme meselesidir bu.
Birini eleştirirken,
ötekine borçlanmamak gerekir.
Bugün Trump’ı konuşuyoruz.
Çünkü bugün asıl tehdit,
“ben yaparım” diyen zihniyettir.
Yarın Maduro’yu da konuşuruz.
Onun dosyası da kapanmaz.
Ama şunu unutmayalım:
Hukuk,
kime karşı uygulandığına göre değişiyorsa,
orada adalet değil,
sadece güç vardır.
Bu bir taraf seçme yazısı değil.
Bu, her iki yalana da mesafe koyma yazısıdır