son bir ayda uçak kaldırılan ikinci hadise. emperyalizm rusya'ya yönelik provokasyonlarını artırarak, onu daha saldırgan bir pozisyona itmeye ve nato-rusya savaşının yollarına taş döşemeye devam ediyor.
Tilki ısırdı beni, tilki… Ne kedi tırmığından bahsediyorsunuz siz bana? Yaşamımın en güzel anlarını kedilerime borçlu olduğum gibi, o tertemiz, masum, yaşam dolu, güzel gözlü hayvanın izini de üzerimde taşıyorum. Ve onu hiç unutamıyorum. Hep sevgiyle hatırlayacağım…
İnanılmaz bir organizasyon. Bu haberler nasıl aniden patlıyor ve nasıl iktidar-muhalif medyaya salınabiliyor? Kedi tırmığından 5 ay sonra çıkan kuduz 2026'nın Ağustos ayında mı zuhur etti?
🇷🇺 Stalin yeniden Rusya’nın kamusal alanında
📌Oryol’da Sovyet komutanlarının arasına Stalin’in büstü dikildi. Volgograd’da ise 1961’de destalinizasyon sırasında kaldırılan Stalin kabartması, 65 yıl sonra eski yerine döndü.
https://t.co/reYQw8DiG2
"40 günde masaya oturtacağız" diyerek Rusya'da perakende depoları, rafineriler, sivil hedefler vs saldıran Kiev yönetimi, misillemelerde ağır darbe alıyor. Prof Diesen durumu özetlemiş:
"Ukrayna Tarım Bakanı Taras Vysotsky’ye göre, Rusya’nın saldırıları Ukrayna’nın çeşitli mal türleri için kullandığı modern depolama tesislerinin %90’ını tahrip etti.
NATO ve Ukrayna, Rusya’daki depolara yönelik derin saldırılarına başlamadan önce Rusya bu hedefleri bu ölçekte vurmamıştı. Benzer şekilde, NATO ve Ukrayna Rus gemilerine saldırmaya başlamadan önce Rusya, Ukrayna limanlarına abluka uygulamamıştı. Şimdi ise Rusya her şeye saldırıyor. Rusya'nın hava gücü Ukrayna'nınkinden kat kat fazla ve Ukrayna'nın hava savunması yokken, neden Rusya'daki sivil altyapıyı hedef alarak gerilimi tırmandırmak gerekiyor? Bu kararlar üzerinde hiçbir değerlendirme yapılmıyor ve dolayısıyla rotada herhangi bir düzeltme de yok.
NATO'daki siyasi-medya kurumu, pervasız bir tırmanış sırasında her zaman heyecandan, misilleme geldiğinde ise timsah gözyaşları dökmeye geçiyor. NATO'nun yayılmacılığının sona erdiğini ilan edin ve bu felaket savaşına bir son verin."
Rusya'da, yasalar hayvanlara karşı ağır zulüm vakaları için daha sert cezalar öngörüyor. Kötü muamele ciddi yaralanmalara veya ölüme yol açtığında ya da birden fazla kişinin katılımı, çocuklar önünde veya internet üzerinden yayma gibi ağırlaştırıcı koşullar altında işlendiğinde, yaptırımlar beş yıla kadar hapis cezasına ulaşıyor.
Kiev'in neonazileri, savaşın başında 98 yurttaşımız Maripol'den çıkartılırken otobüslerinin güzergahına mayın döşeyerek öldürmeye çalışmıştı da son anda fark edilerek engellenmişti. O dönem Dışişleri sözlü açıklama dahi yapamamış, yazılı bir metinle kınamıştı... 98 yurttaşımızın katline yeltenen neonazilere gık diyememiş, pişman edememişti.. Onlarca gemiye saldırdılar, İstanbul Boğazı'na girmek üzere olan petrol tankerini vurdular, bir yurttaşımızı önceki hafta öldürdüler, yüzlerce SİHA sınırlarımızı aşarak ülkeye girdi, hiçbirisine gık diyemediler...
AKP Rejimi, Türkiye'nin teslim edilmesi, zayıflatılması, ABD-İsrail eksenine hizmetkar edilmesi demek, zavallılaşmış bir ülke haline gelişimizin de ismi...
Bugün utanmadan Zafer Bayramı’nı kutlayıp Atatürk görselleriyle paylaşım yapıp yine halkı aldatacaklar. O kadar midem bulanıyor ki artık bu ikiyüzlülükten…
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Kamuoyuna,
CMK'nun 108. maddesi uyarınca, otuz günde bir, müvekkilimiz Deniz Göktaş'ın tutukluluk incelemesi yapılmaktadır. Son tutukluluk incelemesi 24.08.2026 tarihinde gerçekleştirilmiş ve müvekkilimizin tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı yaptığımız itiraz, bugün saat 17.03 itibariyle İstanbul Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmiş ve müvekkilimizin tutuklu bulunduğu her iki suçtan da ( Cumhurbaşkanına Hakaret ve Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik) tahliyesine karar verilmiştir. Üzülerek ifade edelim ki, daha bu karara ilişkin olarak cezaevine tahliye müzekkeresi yazılmadan, müvekkilimiz “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde Daltonlar çetesini övdüğü iddiasıyla “Suçu ve Suçluyu Övme” suçunu işlediği gerekçesiyle tutuklama talebiyle İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’ne ( ilk tutuklama kararı da bu hakimlik tarafımdan verilmiştir) sevk edilmiş, bu işlemler hakkında tarafımıza haber verilmeden Baro'dan bir avukat tayin edilmiş ve sonuç olarak müvekkilimiz tahliye edilmeden yeniden tutuklanmıştır. Savcılığın ikinci ayını tamamlayan soruşturmada, bu yeni suçlamayı tahliye kararından dakikalar sonra ve mesai saatleri dışında devreye sokması, 1970’li yıllarda ve 12 Eylül döneminde vücut bulan “Kişiyi ne olursa olsun cezaevinde tutma” anlayışının dirildiği kuşkusunu yaratmaktadır. Hiç kuşkusuz tüm itiraz haklarımızı sonuna kadar kullanacağız ve adaletin tecelli etmesi maksadıyla hukukun sınırları içinde azami mücadeleyi yapmaya devam edeceğiz.
Deniz Göktaş Vekilleri
Deniz Göktaş’a tahliye kararı verildi, ancak cezaevinden çıkamadan bu kez “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla yeniden tutuklandı.
https://t.co/e4IubcvhSA
...Bu sergiye destek veren kişi ve kuruluşları sanat dünyasının bir parçası olmayı hak etmeye, Nâzım'ı işine geldiği gibi kullanmaktan, metalaştırmaktan çekinmeyen İzmir BB ve emek düşmanı FOLKART’a karşı durmaya ve bu sergiden çekilmeye çağırıyoruz.
THTM Edebiyat İnisiyatifi
dün cıa direktörü john ratcliffe ansızın abd ordusuna ait bir askeri kargo uçağıyla rusya'ya gitmiş, ziyaretin gerisinde rusya'nın bir avrupa/nato ülkesini vurmasını engellemek olduğu iddia edilmişti.
entelektüelün görevi ve varlık nedeni eleştiridir, bu görev iktidarlara ve sisteme karşı sorgulayıcı bir tutumla ve kamusal çıkarı gözetmekle çerçevelenmiştir. bu yüzden bugün sürece destek üzerinden yürütülen "entelektüeller nerede" tartışması baştan yanlış bir tartışmadır.
Sanat camiasından ve entelektüellerden hayvanlara karşı işlenen suçlar ve kitlesel zulümle ilgili birkaç isim haricinde hemen hiç tepki görmüyorum. Üstelik bu konu her siyasi görüşten insanın yüreğini yakan bir felaket. Sizin kaybedecekleriniz var da bizim yok mu?
Bunun bedeli ötekileştirilmek ve ardından disipline verilmekse, öyle olsun. Bu konuda benden geri adım atmamı kimse beklemesin.
#KatliamYasasınıTanımıyoruz
Orada son derece politik bir mesaj vardı. Kedi Eros’un hatırasını yaşatmak ve iktidarın, işbirlikçi muhalefetin desteğiyle sokak hayvanlarını ölüme mahkûm eden katliam yasasına karşı çıkmak.