veda etmeye cesareti olmayanlar, aniden kaçıp gitmeyi seçerler. telefonları açmaz, mesajlara dönmezler. birlikte geçen günlerin hatrına, son bir kez karşı karşıya gelip yüzleşme olgunluğunu göstermezler. oysa gitmek, sadece arkasını dönüp yürümek değildir; arkanda bıraktığın enkazın sorumluluğunu alabilmektir. gidilir; olmayınca, yapamayınca, artık o kalpte kalmak içinden gelmediğinde elbet gidilir ama usulünce gidilir. yıkıp dökerek, yaralayarak, kanatarak değil; incitmeden, örselemeden gidilir. çünkü bitirmek de sevmeye dâhildir; sevginin asaletine yakışan, arkanda bir yangın yeri değil, temiz bir veda bırakabilmektir.
sana ilk defa kalbimle değil de, mantığımla baktım. tüm çabamın boşa olduğunu, ne kadar uğraşsam da taş kalbine çiçek açtıramayacağımı fark ettim. bu fark ediş senden vazgeçme eşiğim oldu. Yolun açık olsun..
dünyadaki en güzel hislerden biri fark edilmektir. bu aralar suskunsun, bu yüzüğü ilk defa takıyorsun, bugün her zamankinden fazla sigara içtin, fazla ışık seni rahatsız eder, bu kahve sana acı, gözlerini kaçırdıysan bu konu seni üzüyordur. ben buradayım demek zorunda olmamak
zor dönemlerden geçerken anlarsın bazı şeyleri. çalmayan telefon, sorulmayan o nasılsın sorusu. verdiğin değerin sana değersizlik olarak dönüşünü o gün görürsün, herkese koşmaman gerektiğini o gün anlarsın.
birilerini sürekli anlamaya ve aklamaya çalışmak o kadar yorucu ki... herkesi anlamak zorunda değiliz. herkesin, o davranışı neden yaptığının arkasını doldurmak zorunda değiliz. yaptığı hataları geçmiş travmalarıyla ilişkilendirmek zorunda değiliz. zalimliğine kılıf bulmak zorunda değiliz. canı istedi ve yaptı; hayat bu kadar basittir bazen.
en yakını olmanı isteseydi, olurdun. aranızdaki bağı sürdürmek isteseydi, sürdürürdü. sevmek isteseydi, elbette bir yolunu bulur yine de severdi. nedendi, niyeydi teferruatlarında boğulmadan bazen ilişkilere bu kadar basit bakmak gerekiyor; "isteseydi yapardı. istemedi yapmadı."
hayat hep böyleydi. sokaklarda aynı gürültü, aynı telaş, aynı devam ediş... hayat; sen varken de, sen mahvolurken de, dünya senin göğsüne koca bir gülle olup çökerken de istifini bozmadı. bütün ihtişamı ve kayıtsızlığıyla geçip gitti; yine geçip gidecek. tek hakikat bu.
Ben hayatımda Terazi etkililer kadar sabırlı ve o sabırdan sonra ortalığı ateşe veren bir burç daha görmedim. Mesela idare ediyor, emek veriyor, yapmadığınız şeyleri sorun etmeyip kendisi tamamlıyor hep güler yüzlü, hep orta yol buluyor arkadaş/sevgili fark etmez ve siz hep böyle olacak sanırken bi gün hayatınızdan yok oluyor. Birden bire de yok olmuyor bu arada önce çektiği her şeyin bedelini size kesip sonra çıkıyor. Ben tehlikeli bir burç olduğuna inanıyorum belki Akrep kadar intikam yada daha sinsi değil ama mutlaka ödeşiyor. Satürnde zaten boşuna terazi de yücelmiyor.