Üvey annesi kendi doğurduğu bebeklerini alıp gitmiş, bunu yapayalnız bırakmış😭
Şuna bir bakar mısınız😢
Bu minik bebeği karganın ağzından kurtardık. Bir hafta veterinerde tedavi gördü. Sonra bir süt anne onu kabul etmişti ama şimdi o da bırakıp gitmiş
LÜTFEN YUVA BULALIM ❤️🩹
yıldan yıla gezi hafızası silinirken, sadece zihinlerimizdeki öznel anılara sıkışmaya başlamışken bu videoların ortaya çıkmasını çok anlamlı buluyor ve çok duygulanıyorum. "siz yokken burda olan ağaçlar siz giderken de burada selam duracaklar".
🔴 Başta Bilgi'nin değerli öğrencileri ve aileleri, azimli hocaları, Bilgi'nin tüm bileşenleri, Türkiye'nin demokrasiye inanmış tüm kurum ve çevrelerinin dayanışması ve Bilgi yönetiminin ısrarlı takibiyle bu sonucun elde edilmesi çok değerli bir adımdır.
🔴 Unutulamaz, unutulmamalı, unutturulmamalı.
Bilgi’de okumuş, CHP’ye oy veren, Kadıköy’de yaşayan bir vatandaş olarak dün itibarıyla okulum, oy verdiğim partinin iradesi ve yaşadığım ilçenin sosyal yaşamı aynı anda gasp edildi. Yeni rejimin inşasında gaza basıldı. Durduramazsak, bu rejimde nefes alacak alan dahi yok.
Düşününce hep şaşırdığım bir şey, 35 yaşında generaldi, 38 yaşında isyancıydı, 42 yaşında bir cumhuriyet kurdu. 57 yaşında öldü. Ebeveyn kaybı, savaş, göç, yokluk, hastalık… Travmalarla yoğrulmuş, taşınması güç bir ömür…
Atatürk’ün ‘insan’ yanını görmek, benim için Atatürkçülüğün başlangıç noktasıdır. Onu bir insan��stü kahraman değil, acıyı, kaybı ve sorumluluğu omuzlayıp yine de ileriye bakan bir insan olarak görünce, mirasını daha derinden hissederim 🌱
Neymiş modern devletlerde sokakta kedi köpek olmazmış. Siz önce modern devlet olmanın diğer şartlarını yerine getirin; insan haklarına ve hukukuna saygı gösterin, ağzını açanı tutuklatmayın, kadın ve çocuk cinayetlerini durdurun sonra sokak hayvanlarını konuşursunuz.
@dogalmaxx@whatsssinthebox Olumlu diyorsunuz ancak kudret nari, sari kantaron yagi gibi alternatif cozumlerin duzenli kullanilan hangi ilaclari etkisiz hale getirdigi ya da daha beteri hangileri ile toksik etkilesime girdigine dair bir veri yok elimizde. Herkes icin her sey olumludur nasil deriz?
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
“Weaponized incompetence” deniyor buna. Haşlama işleminin su ile yapılacağını çocuklar bile biliyorsa, evli adam da bilir. Eğer bu tarz embesilce bir şey yapıyorsa kendisine “tamam bırak ben yapayım” denilip, bir daha da o işe el sürmesi istenmesin diyedir.
Yıllarca eşime kahvaltı hazırladım. Birgün doğum iznindeyim, uykusuz ve yorgunum sabah 6’da kahvaltı diye tepeme dikilince kendin hazırlayabilirsin dedim. O gün yumurtayı susuz haşlamaya koymuş, cezveyi yaktı, sonra da sinirlenip yere attı. Kahvaltı yapmadan gitti daha da hazırlamadım.
Yeniden hoş geldin Yaren
Günlerdir Adem Amca ile birlikte “Acaba görür müyüz?” diye güneye uzun uzun bakarken meğer o da bize çatıdan bakıyormuş; biz tanıyamamışız. İlk iki gün çatıda ve bahçede uzak ve çekingen durunca geleni eşi sandık. Hava şartları nedeniyle göle de açılamamıştık. Dün Adem Amca’nın kapısının önünde beklemeye başlayınca içimize bir şüphe düştü. Bu sabah buz gibi havaya rağmen şansımızı yeniden denedik…
Ve anladık ki gelen Yaren’miş! 🤍
Merak edenlere, soranlara, bir kuşla baharı bekleyenlere müjdeler olsun.
Buluşma 15. yılda da gerçekleşti.
19 Mart Darbesinin “yıldızı” artık Adalet Bakanı.
Bakan Yardımcılığından Başsavcılığa, operasyonlar harlandıktan sonra da hop bakan koltuğuna.
Aynı zamanda HSK başkanı da olacağından diğer tüm hakim ve savcıların olduğu gibi seçimlerde görev alacak hakimlerin kaderi de onca seçilmişi hapse attıran, AİHM ve AYM kararlarını uygulamadıkça yükselen birinin iki dudağı arasında artık. Dokunulmazlık zırhı da bunca yoğun mesainin bonusu olsa gerek.
Saray Rejimi hukukla en küçük bir bağı kalmadığını epeydir ilan etmişti. Bu atamayla da Anayasa’yı askıya almasını davul zurna çalarak kutluyor.
Zeydan Başkan'ın tahliyesi elbette çok iyi haber. Ancak şunu unutmayalım, istenen suçtan ceza alsa, cezası kesinleşse, 3 ay kapalı cezaevinde yatıp çıkacakken, Zeydan Karalar 8 aydır tutukluydu. Yani yatması gereken sürenin 3 katını yatarak tahliye edildi. Korkunç bir hukuksuzluk
Epstein konusu bir avuç kapitalistin, aşırı zenginleşmesinden dolayı "insan"a aşırı yabancılaşarak, insanlıktan çıkmış fantezilerinin ifşası. Birazcık kitap okuyan biri yani soyut düşünmeyi geliştirmiş biri, böyle vakaların her dönemde, her yerde olmuş ve bundan sonra da olabileceğini bilir. Çünkü böyle bir şey ancak sınıflı bir toplumda olabilir. Yani insanın insan üzerindeki egemenliği.
Bir avuç ultra zengin, servetleri sayesinde insanlıktan o kadar kopuyor ki, insanları eşya gibi görüyor. Bu yabancılaşma, aşırı zenginliğin doğal sonucu. Para o kadar çok ki, artık hiçbir sınır, hiçbir ahlak, hiçbir empati kalmıyor. Yasalar, adalet, vicdan hepsi satın alınabilir hale geliyor. Tarihe bakınca aynı şey hep var. Sınıflı toplumlarda egemen sınıf, ezilenler üzerinde her türlü hakkı kendinde görüyor. Roma'da patrisyenlerin kölelerle yaptığı, feodal lordların serflerle yaptığı, sömürgeci beylerin yerlilerle yaptığı. Bugün Epstein'ın yaptığı da aynı mantık. Servet = dokunulmazlık = insan üzerinde sınırsız egemenlik hakkı. Bu sapkınlık bireysel bir sapma değil, sistemin ürettiği bir sonuç. Eşitsizlik ne kadar derinleşirse, bu tür iğrençlikler o kadar normalleşir. Sınıfsız, eşitlikçi bir toplum olmadıkça, güç ve para birikimi insanı insan olmaktan çıkardıkça, bu tür vakalar bitmeyecek. Sadece şekil değiştirerek devam edecek.