Kendimi Muggle dünyasında kötülerin "Halleder o ya" dediği Harry Potter gibi hissediyorum. Seçilmiş kişi değil, seçilmiş enayi yazmışlar kehanet kağıdına.
Parayı verip sinir satın almak isteyen varsa taksiye binsin. Konumu açıyorum, adresi yine bana soruyorsun… Navigasyon süs mü?
Bu gidişle ben de diyeceğim: Adresi bana soracaksanız, ben burada inerim.
İnsanlara ‘nasılsın’ diye soruyorlar ama gerçekten anlatmaya başlarsan rahatsız oluyorlar.
Bu yüzden ben genelde ‘iyiyim’ diyorum.
Oysa içimde bir kadın diz çöküp ‘hiç iyi değiliz’ diye bağırıyor.
Sanki sevdiğim karakterleri senaryo ekibi grup sohbetine yazıp “acil öldürülecek” listesine ekliyor. Bir de bu özelliğimin aşk versiyonu var. Kimi hayatıma alsam evren otomatik olarak “bu ilişkiyi hemen final yapalım”modunu açıyor.
Neden her olayı sezon finaline çeviriyoruz? İki dakikalık net konuşmayla çözülecek şeylere dram efekti vermeye gerek yok. Hem ben var ya, dram filmi görünce bile kanal değiştiriyorum.
Öyle görmezden gelirim ki, isimleri aklıma gelince hafızam ‘loading… loading… yok olmadı’ diye takılır. Hatta varlık seviyeleri ‘gizli karakter’ moduna düşer.
Bazı insanlar hayatımıza belirli bir amaç, dönem veya duygu taşımak için girerler. Kimi bize eşlik eder, büyütür, güçlendirir; kimi sadece kısa bir sahnede görünür ve sonra çekilir. Ama her biri, izini bırakır.