@Sabahattin_Ali_ “ “Ben böyleyim işte!” dedi. “Ben garip bir kadınım… Benimle ahbaplık etmek isterseniz birçok şeylere tahammüle mecbur kalacaksınız… Çok manasız kaprislerim, birbirine uymaz saatlerim vardır… Hülasa arkadaş olduğum kimseler için pek müziç ve anlaşılmaz bir mahlukum…”
@Kripto_Poyraz Mesela cocuguna norm fazlası bu cocuk diyen ögretmenlerin (5 kisi) görüslerini kabul etmeyip okuldaki görevinden alınıp baska bir okula atanmaları neyin kimin sucu?
Bu olay tamamen anne babanın tutumundan kaynaklanmaktadır
Bugün cok üzgünüm 😞 36.yasım beraberinde bir kac tel beyaz sac getirmis..
Bayagı bayagı kalbim kırıldı üzüldüm..
Tamam biraz komik oldugunu kabul ediyorum ama iste.. nereden bilebilirdim böyle hissedecegimi 😔
"Bir kız sevdim ama bana vermediler. Gençliğimi bıraktım Sofya'da."
~ Mustafa Kemal Atatürk ~
Tarihte nice aşk öyküleri vardır. Ama beni Atatürk'ün bu cümlesi her zaman dağıtır.
Atatürk, Ankara'da Bulgar Kooperatif Tiyatrosu'nun oyuncularıyla sohbet ederken, "Gençliğimi bıraktım Sofya'da" der… "Bir kız sevdim ama bana vermediler…"
İşte bu cümle benim boğazımda her zaman bir düğüm; gözümde bir damla yaş...
Sevdan yarım kaldı belki Atam,
Kavuşamadın ona...
Ama vatan aşkın sardı seni,
Koca bir sonsuza....
Hadi gelin gerçek, hüzünlü ve yarım kalan bir aşk öyküsüne doğru yolculuğa çıkalım...
tolstoy kendisinden 17 yaş küçük olan Sofya Andreyevna Bers ile evlendi. Tam 13 çocukları oldu. 9 tanesi yaşadı 4 tanesi öldü. Yani evlilikleri boyunca nerdeyse sürekli Sofia ya hamileydi ya da çocuk emziriyordu. Her gün tolstoy içerde romanlarını yazarken Sofia diğer odada çocuk büyütüyor, çocuk emziriyor, çocuk doğuruyordu. Bunları da sessizce yapıyordu, kocasının dikkati dağılmasın diye. Çocuklardan, ev işlerinden artan (!) zamanda da tolstoyun gönüllü sekreterliğini, asistanlığını yaptı. Savaş ve Barış'ı tam yedi kez temize çekti. Yani Sofia kendisini aslında her kadın gibi kocasına ve evliliğine adamıştı. Peki bunun karşılığında ne aldı sizce? Tolstoy dünyadan elini eteğini çekip her şeyini bırakıp yoksul köylüler gibi yaşamaya karar verdiğinde; Sofia'nın önceden evlendiği, onca sene emek verdiği adam gidip de yerine paspal, bitli, üstü başı dökülen bir köylü geldiğinde geriye kitap telif anlaşmaları kalmisti. Yani Sofiaya bir ömür yetecek para vardı. Emek vermişti ama karşiliginda da bir servet vardı diyorsunuz değil mi? Ama tolstoy 1910 yazinda Sofia'ya çaktırmadan karısını vasiyetinden cikardi ve kitaplarının yayın haklarini gizlice editörüne devretti. Bu dünya kadınlar için cehennem değilse nedir?