Yeni eğitim öğretim döneminde de eğitim desteklerimizle çocuklarımızın yanındayız.
Bu yıl da 1 milyar 252 milyon TL’yi aşan destek sağlıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki bu ülkenin geleceği sizlersiniz. Türkiye’nin yarınları; iyi eğitim almış, çalışan, üreten ve hayallerinin peşinden giden çocuklarımızın omuzlarında yükselecek.
Biz her zaman sizin yanınızdayız.
Tek beklentimiz ise başarılarınızla gurur duymak.
Uzun süredir üzerinde çalıştığımız 3 büyük projemiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık uzun vadeli dış finansman onayını aldık.
Bu kaynakla;
* Tatlar Atıksu Arıtma Tesisi’ne 306,3 milyon dolar,
* Güdül, Beypazarı, Ayaş ve Çayırhan’ın içme suyu yatırımlarına 90 milyon dolar,
* Ankara genelinde su kayıp ve kaçaklarının azaltılmasına 84,4 milyon dolar yatırım yapacağız.
Başkentimize hayırlı olsun.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
KAMUOYUNA DUYURU
2023 yılında Karabük’te düzenlenen bir seçim mitingi kapsamında, Ankara Büyükşehir Belediyesine ait bazı araçların kullanıldığı iddiasıyla; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verilmiştir.
Söz konusu karar metninde;
“İlgili emir ve talimat verdiğine dair bir bilgi ve bulguya rastlanmamış…” ifadeleri yer almasına rağmen, herhangi bir somut talimat, görevlendirme ya da doğrudan fiil ortaya konulmadan; yalnızca “bilgisi dışında gerçekleşmiş olmasının beklenemeyeceği” yönündeki varsayıma dayanılarak sorumluluk atfedilmeye çalışılmıştır.
Seçim dönemlerinde dahi kamu kaynaklarının kullanılmaması yönünde hassasiyet gösterilmiş; Mansur Yavaş, kampanya sürecinde belediye başkanlığı maaşını dahi almamıştır.
Kamu imkânları ile siyasi faaliyetler arasında kesin bir ayrım yapılmasını sağlamıştır.
Nitekim bu konunun bir televizyon programında gündeme gelmesi üzerine, herhangi bir tereddüde mahal bırakmamak adına konu bizzat kendisi tarafından teftişe sevk edilmiş, yapılan incelemelerde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.
Ayrıca, belediyeye ait araç, personel ya da herhangi bir kaynağın seçim faaliyetlerinde kullanılması yönünde yazılı veya sözlü bir talimat verilmediği de İçişleri Bakanlığının soruşturma açtığı dosyada açıkça ifade edilmiştir.
Tüm bu açık gerçeklere rağmen, ortada somut bir delil bulunmaksızın soruşturma izni verilmesi hukukun zorlanmasıdır. Bu yaklaşım bir sindirmeye çalışma ve itibarsızlaştırma çabasından başka bir şey değildir.
Bugüne kadar seçimlerde çalışanları yoklamalar zoruyla, otobüsler kaldırarak miting miting gezdiren belediyenin tüm imkânlarını seçim dönemlerinde kullandıran
eski yönetime ilişkin tek bir soruşturma dahi açılmamışken, Mansur Yavaş hakkında açılan bu soruşturmayı kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Bu soruşturma izniyle maksat, Mansur Yavaş’a yönelik bir suç isnadı üretmek ve kamuoyu nezdinde algı oluşturmaktan ibarettir.
Bu karara itiraz edilecek olup, benzer durumlarda İçişleri Bakanlığının bu ve benzeri tavrına ilişkin ayrıca bir basın toplantısıyla kamuoyu bilgilendirilecektir.
Meclis Üyelerimizle birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi Yenimahalle İlçe Başkanlığımıza hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk.
İlçe Başkanımız Sn. Halil Alankuş ve Yönetimine çalışmalarında başarılar ve kolaylıklar diliyorum.
Son günlerde belli çevreler tarafından bilinçli biçimde yürütülen bir kampanyayı dikkatle izliyorum. Bu algı operasyonu kimi zaman karşımıza bir manşetle kimi zaman da sosyal medyada yazılıp çizilenlerle çıkıyor.
Öncelikle şunu herkes bilsin:
Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana milletin emanetine namusumuz gibi sahip çıkacağımızı söyledik. Aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.
Ankara halkının parasını kendi cebimizdeki para gibi koruduk.
Çöp projelere değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına yatırım yaptık.
Rant düzenine son verdik.
Belirli zümrelere sağlanan ayrıcalıkları kaldırdık.
“Kim daha çok oy verdiyse oradan başlarım” anlayışını değil,
“İhtiyaç neredeyse oradan başlarım” anlayışını benimsedik.
İhaleleri canlı yayınlamaya, Sayıştay raporlarımızı kamuoyuyla paylaşmaya, meclis oturumlarımızı şeffaf biçimde yayınlamaya devam ediyoruz.
Bütçemizi kalem kalem Ankaralı hemşehrilerimize anlatıyoruz.
Şeffaflık, yolsuzlukla mücadele ve mali disiplin politikalarımız sayesinde uluslararası alanda ödüller aldık, finansal güvenilirlik notlarımızla Türkiye’de örnek gösterilen belediye olduk.
Şimdi ise yürüyen adli süreçler üzerinden bir algı operasyonu yapılmak isteniyor.
Nisan 2019’dan bu yana hakkımda 100’ün üzerinde şikâyet yapılmıştır.
Bu dosyaların büyük bölümünde ifadem dahi alınmamıştır.
Danıştay’da ise iki dosyam bulunmaktadır:
Bunlardan biri Dodurga bölgesinde imar rantına karşı duruşumuz nedeniyle,
diğeri ise kamuoyunda “konser soruşturması” olarak bilinen süreç kapsamında, denetim görevimi yerine getirmediğim iddiasıyla açılmıştır.
Benim dönemimde en küçük bir iddia olduğunda iç teftişi başlatan da dosyayı savcılığa g��türen de yine benim.
Kendi dönemimde dahi yanlışa göz yummadım, yummam.
Benim kendimden en ufak şüphem yok. Çünkü saklayacak hiçbir şeyim yok.
Şunu açıkça söylüyorum:
Ben yetkiyi Türk Milleti’nden aldım.
Ankara halkı da memnuniyetini yüzde 60’ın üzerinde oy vererek gösterdi. Nedeni de hayata geçirdiğim halka dokunan projelerim ve şeffaf oluşumdur.
Hâl böyle iken; kimse bizi siyasi operasyonların ve itibarsızlaştırma çabalarının bir figüranı yapamaz.
Bizim dayanağımız ne makamdır ne güçtür.
Bizim dayanağımız milletimizin vicdanıdır.
Akşam çocuğuna yemek yapabilen annenin duasıdır.
Evinin ihtiyaçlarını karşılayabilen babanın huzurudur.
Tarlasında alın teriyle toprağa tohum eken çiftçinin umududur.
Öğrencinin içtiği sıcak çorbadır.
Garibanın kapatılan veresiye defteridir.
Eczanede “borcunuz kapandı” denildiğinde yüzü gülen hastanın sevincidir.
Hiçbir baskı, hiçbir itham, hiçbir siyasi hesap bizi doğru bildiğimiz yoldan alıkoyamaz.
Bugün algı yapanlar şunu unutmasın:
Adalet bir gün herkese lazım olur.
Sevgi, emekle büyütülen bir bahçedir; sabır ister.
Biz de milletimiz için aynı azimle çalışıyor, emeğimizi geleceğe umutla ekiyoruz.
Gayemiz, güzel yarınlardır.
Keçiören halkının iradesine gölge düşüren bu karar asla kabul edilemezdir.
Hemşehrilerimiz sandıkta açık, net ve tartışmasız bir tercih ortaya koymuş; Keçiören’in yönetimini Cumhuriyet Halk Partisi’ne emanet etmiştir ve bunu da özgür iradesiyle vermiştir.
Eğer Keçiören halkı bu ilçenin AK Parti tarafından yönetilmesini isteseydi, bunu sandıkta zaten açıkça ve tereddütsüz şekilde ifade ederdi. Sandık, milletin sözüdür; o sözün üstünde hiçbir gerekçe, hiçbir hesap olamaz.
Unutulmamalıdır ki;
Yetki millettindir.
Sandıkta alınan yetki, kişilere ya da kurumlara değil, doğrudan seçmene aittir.
Bu yetki bir emanettir; keyfi biçimde devredilemez, el değiştiremez, gasp edilemez.
Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikalarıyla ilgili tek bir şikâyeti dahi olmadığı gibi, konu her gündeme geldiğinde hakkında yaklaşık bir aydır ortaya atılan “AK Parti’ye geçeceği” yönündeki iddiaları da herkesin huzurunda kesin bir dille yalanlamıştır.
Binlerce partili, binlerce gönüllü; hiçbir karşılık beklemeden, gece gündüz demeden, inançla ve fedakârlıkla kendisinin seçilmesi için emek vermiştir. Ortaya konan bu karar, yalnızca bir siyasi tercih değil; o emeğe, o inanca ve o alın terine yapılmış açık bir saygısızlıktır.
Siyaset geçicidir; makamlar gelir geçer.
Ama bazı kararlar vardır ki, hafızalara kazınır.
Çünkü millet, kendisine yapılanı da
kendisini yok sayanı da
günü geldiğinde mutlaka hatırlar.
Gençlerin sorularını yanıtladım.
Çünkü bu kentin yarını, sözünü sakınmadan konuşan gençlerimizle kurulacak.
Buluşmamızdan görüntüleri yarın sosyal medya hesaplarımdan izleyebilirsiniz.
ASKİ:
Devlet Su İşleri tarafından Ankara’nın günlük ihtiyacı 1 milyon 240 bin metreküp olarak belirlenmiştir.
2,5 aylık süreçte şehre verilen su miktarları incelendiğinde; kesinti uygulanan tarihlerde dahi Ankara genelinde ortalama yüzde 98 oranında su temini sağlandığı açıkça görülecektir.
Kamuoyunda bilinçli şekilde yayılan dezenformasyonlara lütfen itibar etmeyiniz. Ankara’ya verilen su miktarı günlük olarak da paylaşılacaktır.
Genel Başkan��mız Özgür Özel, Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezinde düzenlenen Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması’nda konuştu.
"Bizim itirazımız var kardeşim. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti’nin kara düzenine itirazım var.
Bu itirazı duyan duyuyor, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar.”
Bazı basın yayın organlarında; İçişleri Bakanlığı tarafından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve 39 Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi hakkında soruşturma izni verildiğine ilişkin haberler servis edilmiştir.
İşin aslı şudur:
Söz konusu soruşturma; Melih Gökçek döneminde yapılan usulsüz imar artışlarına engel olunması nedeniyle başlatılmıştır.
Herhangi bir usulsüz imar artışı söz konusu değildir. Aksine, Dodurga bölgesine verilen usulsüz imar artışının veto edilmesine ilişkin karar, bu soruşturmanın konusudur.
Öte yandan, soruşturma izni sürecinde görev alan mülkiye müfettişiyle ilgili ciddi ve kamuoyuna da yansıyan iddialar bulunmaktadır.
Bu mülkiye müfettişi; daha önce de Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verilen başka dosyalarda görev almış, Melih Gökçek ile bu konuda görüştüğü iddia edilmiş ve bu nedenle Mansur Yavaş tarafından hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olan aynı mülkiye müfettişidir.
Söz konusu mülkiye müfettişinin bu dosyada da yer aldığı anlaşılmıştır.
Tüm hukuki itirazlarımız yapılmaktadır.
Detaylı açıklama, itiraz süreci tamamlandıktan sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Veto edilen söz konusu imar artışının muhtemel sonucunun görüntüleri de aşağıdadır.
Acımız tarifsiz…
Şehzadeler’in gülen yüzü; mücadelesi, çalışkanlığı ve güzel yüreğiyle hepimize örnek olan Belediye Başkanımız Gülşah Durbay’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Şehzadeler’e ve partimize verdiği emeklerle, insanlara dokunan samimi mücadelesiyle onu daima saygı ve özlemle hatırlayacağız.
Gülşah Başkanımıza Allah’tan rahmet; başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine sabır diliyoruz.
Başımız sağ olsun.