Gitar da Levent Yüksel.........
Fırat Tanış ın 15 yaşındayken yazdığı
Emre Altuğ un 28 Yaşında okuduğu
Şahane bir 90 lar slow'u💚
"Yani olmuyor,olmuyor istesem de
Kimse gelmiyor beklesem de...
Dün 20 yıllık dostumu kaybettim. Bu yazdıklarımı belki bir kediyle büyümüş biri anlamaz ama yazmak istiyorum. Bize geldiğinde 1 haftalıktı. Ben 8 yaşındaydım, ablam 11, diğer ablam 14. Anne kediler bazen zayıf olan yavruyu ölüme terk eder. Bal da annesi tarafından terk edilmiş bir haftalık küçücük bir bebekti. Onu sahiplendik. Daha yemek yemeyi bile bilmiyordu. Bizim kedimiz diye demiyorum, onu tanıyan herkes onun farklı bir kedi olduğunu düşünürdü. Ömrü boyunca tek bir kediyi bile sevmedi. Hiçbir kediye ayak uyduramadı. Ama un kurabiyesine, peynirli çiziviç’e ve hıriseye/keşkeğe bayılırdı. Midesine çok düşkündü. Hayatıma giren herkesin onunla illa bir anısı olmuştur. Hayatı, yaşamayı çok seviyordu. Ve hayatına ne çok zorluk sığdırdı. Kanser oldu, atlattı. Ülser oldu, atlattı. Zehirlendi, atlattı. Deprem oldu, günler sonra enkazdan çıktı. Hep tutundu hayata. Gerçek bir savaşçıydı. Depremden 4 gün sonra evimizin enkazında, benim penceremin önünde bizi beklerken bulmuştuk. O günden sonra bize üç yıl bir ay daha verdi. 19 yıl 9 ay yaşadı. Son 1.5 ayımı ona adadım. Bebek gibi baktım ona. Bizim için yaşamaya çalıştığını biliyordum. Dün ellerini tutarken son nefesini verdi. Çocukluğumdan kalan son şeyi, en yakın arkadaşımı kaybetmiş oldum. Bu yılın başında bağırsak problemleri yaşamaya başlamıştı. Onun için her şeyi denedik. Kök hücre tedavisi bile uygulandı ama bağırsakları bir türlü düzelememişti. Son çare olarak ölüm riski çok yüksek olan ameliyatı seçtik. Ameliyat olmasa o gün ölecekti. Ameliyattan da uyandı. Hatta yürümeye başlamıştı. Bağırsakları iyileşmişti ama yaşlı vücudu sürece yenik düştü. Ameliyattan sonra 21 gün dayandı. Son gününde ona “gitmen gerekiyorsa git her şey için teşekkür ederim” demiştim, aslında bu konuşmayı ona geçen ay ameliyatından önce de yapmıştım ama o her zamanki gibi hayata tutunmuştu. Son bir buçuk aydır geceleri saat 3’te ve sabah 5’te onu kontrol ediyordum. Gece kontrol ettim, yerini değiştirmiş, oturuyordu, içim rahatlamıştı. Sabah 8:30-9:30 arası da ilaç saatiydi. Bu süreçte doğru düzgün uyuduğumu bile hatırlamıyorum. Sabah ilaçları ablam verecek diye erken uyanmadım. Bal kötüleşmiş, veterinerin öğleye doğru eve gelmesiyle uyandım. O sırada ne olduğunu hala anlayamamıştım. Meğer Bal’ın son dakikalarıymış. Sabah verilen ilacını kustu. Nefesi yavaşladı. Elini tuttum, öptüm. Ve orada hayatımdan göçüp gitti. 27 yıllık hayatımın 20 yılı. Sadece dayanılmaz ağrın olursa git dedim yürüyemezsen ben seni istediğin yere götürürüm, yemek yiyemezsen ben sana yediririm dedim. 1.5 ay boyunca gücünün tükendiği an onu ben gezdirdim evde ve bahçede. 1 ay şırıngayla besledim ve su içirdim. Temizliğine düşkün diye 3-4 saatte bir onu ben temizledim. Veterinere gittiğinde çok stres oluyor diye iğne vurmayı, serum takmayı, çiş yaptırmayı öğrendim. Elimden geleni yaptım ama yetmedi.
Bal, 8 yaşındaki bir çocuğun oyun arkadaşı olduğun için, zorbalanan bir ergenin en iyi arkadaşı olduğu için, ve sonra 27 yaşında genç bir adamın dostu olduğun için sana teşekkür ederim. Anlaşmamıza uyup elinden gelenin en iyisini yaptığın için, yaşamaya çalıştığın için teşekkür ederim güzel kızım. Bize koşulsuz ve dürüst sevgiyi öğrettin. Hayatım boyunca kalbimde olacaksın. Zor olsa da yokluğuna alışacağım. Yine de hayatım boyunca en mutlu anımda da en mutsuz anımda da gözlerim seni arayacak. Seni tonlarca un kurabiyesi kadar seviyorum. İyi ki tanıştık, dopdolu 20 yıl geçirdik birlikte. Seni çok özleyeceğim. Her zaman benimlesin. Huzurla uyu Ballı kruvasanım 🖤♾️🍯
İkizler veya kova etkisi çok olan kadınların sevgilisi olmak zor iş. Özellikle ilk zamanlarda bu kadınları etkilemek bence çok zor. Çünkü duygusalliktan, aşko kuşko muhabbetlerinden etkilenmiyorlar. Onların aradığı şey tamamen entelektüel bir zeka, iletişim ve hitap becerisi. Konuşmakta kötüysen, bilgi birikimi bakımından kendini gerçekleştiren bir yerde durmuyorsan, hobilerin yoksa çok sıkıcı olacaksın dostum benden söylemesi
Çok sağlam bir gerilim dizisi. Jung'un gölge benlik kavramını hatırlattı izlerken. Bir yaşa dek içimizdeki karanlık ve ışığı keskin çizgilerle ayırırız. Biz iyiler ve temizler vardır; bir de katiller, tecavüzcüler, fahişeler, hırsızlar ve diğerleri. Bu sınır yaradılışsal ve yazgısal bir ayrım gibi aramızdadır. Sonra büyürüz, günah işleriz, hata yaparız, kınanırız, ayıplanırız, pişman oluruz, kendimizden nefret edecek şeyler yaparız. Pek çoğumuz büyük bir talihsizlikle bu bölünme ile baş edemez. Karanlığı tekrar dışarı tahliye etmenin yollarını arar. Ya yeni bir düşman yaratır, ya psikolojik olarak geri dönülmez sonuçları olacak şekilde kendi benliğini böler. Bu karanlığı benliğinin aciz, zavallı bir bölümüne iteler ve benliğinin bir kısmını içine gömer. Ama artık ruhsal barış bozulmuştur. İçinde kendi cesedini saklayan bir insan ne kadar huzurlu olabilir? Çürümenin kokusunu gizlemek için ya giderek narsistleşir, zalimleşir ya da giderek kurbanlaşır. Ama usulünce gömülmeyen, yası tutulmayan her ceset bir hayalet olup geri dönecektir. Duyguların üzerinden atlamamak, ateşiyle yana yana onları tanımak bu yüzden önemli. Aksi takdirde ömür boyu savaşmak zorunda kalırsınız. Dizide Nile Jarvis diyor ya : "çok yorgunum, bütün ömrüm boyunca savaştım. Artık gizlenmek istemiyorum."
Hepimizin hayatında böyle bir eşik var. Benliğimizin tüm parçalarını ruh evimize çağırıp kendimizi yekpare bir kusurluluğa davet ettiğimiz, bu kusurlu, bu marazlı yanlarımızı çirkin bir çocuğu sever gibi sevdiğimiz bir eşik var. Dizinin adı şöyle olabilirdi : The Beast and Me. Yani Canavar ve Ben.
Oysa bu artık çok eski bir masal. Canavar ve ben ayrı şeyler değiliz. O yüzden dizinin adı The Beast in Me. İçimdeki Canavar. Bu canavarı zaptetmenin tek yolu onun içimizdeki ışıkla aynı köklerden geldiğini anlamak. Ve onu usulünce terbiye etmek. İçimizdeki ışığa ve içimizdeki canavara.
Van YYÜ’de Rojin Kabaiş’in ölümünün aydınlatılması için oturma eylemi başlatan üniversite öğrencileri; “Rektör bey nasıl Gazze yürüyüşü için üniversitede yürüyüş düzenliyorsa buyursun Rojin için de yanımıza gelsin. Rektör gelene kadar her gün oturma eylemi yapmaya devam edeceğiz”
O gece babam fenalaştı ambulansa aldık vali ve emniyet müdürü ambulansa binip sağlık çalışanları indirildi.
Ve başladı kendince inandığı intihar sebeplerini saymaya , biz kabul etmedik aradan birkaç gün sonra medya yoluyla kamuoyunu yanlış bilgilendirerek intihar süsü verildi.
Bizi yalnız sandılar kapatır korur kollarız katilleri kafasında olan bir validen bahsediyorum.
Bu mu liyakat bunun hesabını Adalete vereceksiniz.
@valiozanbalci75
#RojininFaileriBulunsun
@ceylan_peace Ceylan hanım bu öyle bir şey değil müziğini sevmek başka bir şey. O zaman yılmaz güney filmi de izlemeyelim yok sayalım. Yani mümkün değil. Kadın dövmemesi gerektiğini konserine gitmeyerek anlatamayız. Konser vermeyi bırakıp kadın dövmeye devam etsin o zaman gibi bir şey oluyor.
Hala güllüye üzülüyorum. Bu benim için bir darbedir bir yıkımdır. İş yerinde olduğum için ağlayamadım da açtım dinledim içime içime ağladım. Yani queen beni yine ağlattın hiç güldürmedin.