Vizeyi kimin vermek istemediği ortaya çıktı, boşuna kızıyorsunuz konsolosluklara. İmkan olsa yurt dışı yasağı da önerebilir beyefendi… “Vize kısıtlaması” utanılacak bir şey ama, neredeyse “az bile” diyecekler…
Kapatın kapıları, her yere tel örgü çekin. Kimse ülkeden dışarı adımını atmayacak!
Ortalama Türk sermayesinn zenginleşme metodu Şekib efendinin şahsında ete kemiğe bürünmüş: Devlet gücünü kullanarak yurttaşın sırtına bin. Bizim yaşam gayemiz Şekib efendileri memnun etmek.
bütün vize kısıtlamarına rağmen….açık açık sizi bu ülkeye hapsedeceğiz diye tehdit ediyor yakında ülkeden çıkışı yasaklarlar. insanlar dandik belgrad’a gitmek için planlar yaparken yanıbaşlarındaki kapadokya’ya gitmiyo yetersiz hizmet ve uçuk fiyatlardan dolayı. sizin eseriniz
🟥Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını iptal eden İstanbul Üniversitesi'ne uluslararası soruşturma açıldı.
AACSB'nin incelemesi sonucu 573 yıllık İstanbul Üniversitesi'nin akreditasyonu iptal edilebilir.
bunu izlediniz mi? okullar tatile girince meclis de "tatil kararı almadan" tatile çıkmış :) Gelmiyorlar oturuma, her gün kapalı. Müthiş bir ülke burası. inanılmaz. Ha gelseler nolur o da ayrı mesele.
"Abi oyunlar yasaklanıyormuş n'apalım"
- Fiziksel oyun alın kardesm
"Abi TEMU yasaklanmış"
- Yurtdışında yaşayan akrabana getirtirsin ya
"Abi Discord?"
-E TeamSpeak var onu kullanın
Böyle insanlardan iğreniyorum. Her şeye kendi kafalarınca bir çözümleri var, tavsiye adam hepsi
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili karar verecek olan mahkeme heyeti, duruşma görülmeden değişti. Heyet bugün, utanç verici ve tarihin kara sayfalarına geçecek bir kararla diplomanın iptalini uygun buldu.
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını görüşecek olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Kuruluydu. Dekan istifa etmek zorunda kaldı. Fakülte yönetim kuruluna karar aldıramayınca, üniversite yönetim kurulunu bir gün önce toplayıp iftara dakikalar kala karar aldırdılar.
Bir aceleleri vardı.
Çünkü İmamoğlu’nu ertesi gün sabahın erken saatlerince gözaltına alacaklardı.
Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı gün önseçim tarihine göre, 4 günlük gözaltı süresi hesaplanarak seçildi.
Ekrem İmamoğlu’nu ahmak davasıyla yargılayan hakim karar öncesi değişti, getirilen hakim İmamoğlu hakkında siyasi yasak kararı verdi.
İstinafta özel heyet oluşturuldu, onama kararı ancak o şekilde çıkarıldı.
İmamoğlu’nun Beylikdüzü dosyasındaki hakimi de beraat kararı verdiği için sürüldü.
Ekrem İmamoğlu’nun duruşmasını Mart ayından itibaren görecek mahkeme heyeti ona özel kuruldu.
Doğal hakim güvencesi ve hukuk güvenliğinin bu kadar açık, net hedef alındığı bir yerde mesele asla bir kişi, bir parti, bir aday değildir. Hepimizin geleceği, tüm vatandaşlarımızın kazanılmış hakları, güvenliğidir.
Halkımız şunu çok iyi bilmektedir.
Ekrem İmamoğlu hakkında her tür iftirayı atmışlardır, bir şey hariç her şeyi söylemişlerdir,
Ama “Ekrem İmamoğlu seçimi kazanamaz” diyememişlerdir.
Bu rezaletin arkasındaki motivasyon, bu kadar açık, bu kadar ortadadır.
DİPLOMA kararında 1 nokta çok önemli;
-Ne İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü
-Ne de İdare Mahkemesi (kararında)
▶️19 yaşındaki Ekrem İmamoğlu’nun tek 1 yanlış veya yanıltıcı hareketinden bahsetmiyor.
Düşünün: Devlet size bir hak verdi; bir tapu, bir diploma, vs.
SOMUT YANLIŞ BİR HAREKETİNİZ YOK.
Ama, 35 yıl sonra; “Devlet 1990da hata yapmış, hakkınızı iptal ediyoruz,” diyor Mahkeme özetle.
Böyle bir karar, hukuk devletinde kabul edilemez.
“Diploma davası, hukuk tarihimizin gördüğü en büyük kara lekelerden biridir.
Devlet kontenjan açıyor; belgelerimi eksiksiz ibraz ediyor ve yatay geçiş hakkı kazanıyorum. Bırakın lisansı, aynı üniversitede yüksek lisans bile yapıyorum.
Bütün bunları yaparken devletin kurumlarına ve adaletine güvendim ben. 19 yaşında bir genç olarak, devletin ilanına, evraklarına ve onayına güvenmeyip kime güvenelim Allah aşkına?”
Cansu Çamlıbel ile yaptığımız röportajı podcast kanalımda dinleyebilirsiniz.
https://t.co/60xOzIOWzI
Mentionları açmaya cesaretiniz yok. Eh oda seçimleri yaklaşıyor o zaman tekno girişimcilerin size söyleyeceği bazı şeyler olacak. Rakam da veremiyorsunuz ben yardım edeyim:
"Yerli üretim koruması" diyorsunuz. Rakamlarla konuşalım.
2024'te sizin temsil ettiğiniz firmaların Çin'den ithalatı: 45 milyar dolar. Temu'nun Türkiye'deki toplam hacmi: 1.3 milyar dolar.
Siz 45 milyar dolarlık ithalatı yapıyorsunuz, sonra Temu'nun 1.3 milyar dolarina "yerli üretimi tehdit ediyor" diyorsunuz. Temu sizin ithalatınızın %3'ü bile değil. Tek farkı: Temu aracısız satıyordu, siz aracısınız. Simdi aracı olmadan ürün alamıyoruz, diyeceğim ürünleri ihtiyaca değil sürüm ve kara göre getirdiğiniz için ihtiyaç olabilecek şeylerin çoğunu alamayacağız bile.
"Büyük tehdit" dediğiniz YYP'den Türkiye'ye günlük 150.000 paket geliyordu. Yıllık 55 milyon paket. 85 milyon nüfusa bölün: Kişi başı yıllık 0.65 paket. Ortalama vatandaş yılda 1 paket bile almıyordu yurt dışından. Tüm bu düzenlemeler, vatandaşın yılda 1 kez bile yapmadığı alışveriş ama bir takım ithalatçıların tekelleşip karını maksimize etmesi için.
Alibaba'da 2 dolar telefon kılıfı, sizin "yerli markanızla" 500 TL. https://t.co/ZhYEm0dUWn'da 5 dolar ayakkabı, sizin "Türk markanizla" 2.500 TL. Ayni fabrika, ayni ürün, 20x fiyat farkı. Bu fark gümrük değil, vergi değil sizin tekel kariniz.
Muhafiyetler düşürülüp, gümrük kapandıktan sonra ne oldu? Hazır giyim ithalatı %18 artti. Üretim artmadı, kapasite %68'e düştü, 56.000 kişi issiz kaldı. Ayni ürünler geliyor sadece simdi sizin aracılığınızla, sizin fiyatınızla.
Katma değerden bahsediyorsunuz. Gerçek katma değer nedir biliyor musunuz?
Dream Games: 300 çalışanla 2 yılda 2.75 milyar dolar değer. Çalışan başı 9 milyon dolar.
Peak Games: 1.8 milyar dolarlık çıkış. Türkiye'ye net döviz girdisi.
Trendyol: 16.5 milyar dolar değerleme, 50.000 istihdam.
Sizin temsil ettiğiniz "yerli üreticiler"? Çin'den ithal et, etiket bas, 10x fiyatla sat. Çalışan başı değer: 50-100 bin dolar. 100 kat fark var. Teknoloji firmaları döviz kazandırıyor, siz döviz harcıyorsunuz. Onlar ihracat yapıyor, siz ithalat. Onlar değer üretiyor, siz rant.
Siz konteynerle Çin'den mal getirince "dış ticaret." Vatandaş kargoyla sipariş verince "vatan hainliği." Siz %1000 karla satınca "katma değer." Temu %50 karla satınca "haksız rekabet."
15 yıldır koruma üstüne koruma aldınız: 1.500 Euro, 150 Euro, 30 Euro, simdi sıfır. Her seferinde "yerli üretici, rekabet" dediniz. Sonuç: Hala net bir rakam ortaya koyamıyorsunuz, sadece fiyatları arttırıyorsunuz.
Türkiye'nin gerçek katma değer üreten teknoloji firmaları devlet desteği olmadan milyar dolarlık şirketler çıkarırken, sizin 100 yıllık ithalat/rant iş modeliniz sübvansiyonla, gümrük duvarıyla, korumacılıkla hala ayakta duramıyor.
"Yerli üretimi koruyoruz" demeyin, "ithalat tekelimizi koruyoruz" deyin. En azından dürüst olur.
Mesela örgütlü ithalatçılar, kapılarını aşındırdıkları yetkili makamlara diyorlar ki:
“Vatandaşın bu ürünü dışardan 50 liraya almasına engel olursanız biz bunun yerlisini üreteceğiz”
Sonra tek bir çöp üretmeden aynı ürünü kendileri getirip 15 katı fiyata vatandaşa satıyorlar.
Yıllar önce bir strawberrynet vardı, vatandaş ucuz kozmetik alıyor diye şikayet ettiler ithalatçılar, kapattırdılar, şikayet edenlerde başı çeken firma battı, kozmetik sektörümüz de atağa geçmedi, ithalat devam ediyor, uluslararası kozmetik zinciri geldi, fahiş fiyatlarla oradan ürün alıyoruz.
Bu arada da hadi kişisel alışverişi de geçtim, işimizi gücümüzü yapmak için bir kitap bile alamaz hale geldik, hediyeleşemez hale geldik. Bir kaç sene önce bir arkadaşımın kendi yaptığı bir suluboya resmi, bir kartpostalı ve bir paket çikolatayı almak için 2-3 bin tl gümrük ödedim, bir de bütün günü bu işlemlerin peşinde geçirdim, arkadaşımın el emeği hediyesi olmasa bırakırdım.
Herhangi bir şeyin böyle yasaklarla gelişeceği yok, fahiş fiyatlarla ürün satıp insanların da hayatını zorlaştırmak, canını sıkmak dışında bir sonuç olmayacak.
#yurtdışıalışverişiggerigelsin
Mesela yurtdışında yaşayan halanız, teyzeniz, birisi bebeğize bir örgü yelek yapıp hediye yolladı. Ne oluyor biliyor musunuz bu garabet, bu ucubelerin öve öve bitiremediği yasa yüzünden:
Gümrük müşavirliği sizi arayıp faturasını istiyor. Diyorsunuz ki fatura yok, hediye o. Diyorlar ki biz fiyat biçeriz o zaman. Sonra diyorlar ki bu giyim eşyası bunun TAREKS belgesi gerekiyor. Tamam alalım belgeyi diyorsunuz, ama üründen parça alıp laboratuvara göndermemiz lazım diyorlar. Yahu saçmalamayın öyle şey mi olur niye kesiyorsunuz diyorsunuz. Kanun böyle bizim de elimiz kolumuz bağlı diyorlar. Tamam alalım rapor o zaman diyorsunuz. Diyorlar ki rapor ücreti 20bin TL, gümrük vergisi ve işlemleriyle 40bin TL’ye gelir bu ürünün ithalatı diyorlar.
Şaka sanıyorsunuz değil mi? Şaka değil. Böyle işliyor süreç.
“Bu fotoğraflar Türkiye’nin evlerinden; annelerin ördüğü kazaklardan, babaların sakladığı flaşlı makinelerden, çocukların içten kahkahalarından.” @TurkeySecular insanlardan eski yılbaşı fotoğraflarını isteyip izinle yayınlamış. Ben de görünce içimi ısıtan kareleri paylaşmak istedim çünkü 90lar çocuğuyum, aynı görüntülerin içinde büyüdüm.
“Bu topraklarda insanlar yıllardır yeni bir yıla umutla girmeyi kutluyor.
Bu bizim hatıramız.
Bu bizim hafızamız.”
Cezaevinden çıktıkları anda acaba şu anda kaç kadın korku içinde bekliyor diye içime bir ateş düşmüştü. Sadece üç gün sürmüş gerçek olması. Katil tek kişi mi şimdi?
Yalova’da DEAŞ terör örgütüne yönelik operasyonda şehit olan kahraman polislerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralı polislerimize ve bekçimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. 🇹🇷