Son 2 haftadır TikTok'ta büyük bir mayonez markasının içerik çalışması karşıma çıkıyor. Olay şu: kreatif ekip muhtemelen tüm içerik üreticilerine kelimesi kelimesine aynı brief'i vermiş. Ortaya çıkan içeriklerin hepsi (görsellerdeki gibi) birebir aynı senaryoyla başlıyor.
TikTok halkını bilirsiniz; yapaylığı anında sezip tepki verirler. Nitekim öyle de olmuş. Yorumlarda bayağı bir sitem etmişler, hatta sırf bu reklam kampanyasının ne kadar kötü olduğuna dair içerik çeken içerik üreticileri bile gördüm. Peki bu işin doğrusu yanlışı ne?
Aslında fikir güzel. TikTok’ta organik büyüyen, viral bir sandviç tarifini yakalayıp reklama doğal bir kılıf uydurmuşlar. Ev ortamı ve alışık olduğumuz tarif videolarının doğallığı da harika. Ama peş peşe 3 video kaydıran kişi aynı başlangıcı görünce samimiyet tamamen ölüyor.
Ben hazırladığım bu tarz içeriklerde her içerik üreticisine kendi dilini yansıtacağı ayrı bir brief gönderiyorum. Operasyonel olarak çok daha fazla zaman ve emek alıyor ama peş peşe izlendiğinde sırıtan bu tarz "tek tip" işler beni marka adına çok rahatsız ediyor.
Siz ne düşünüyorsunuz? Zaman kazanmak için samimiyeti kurban mı etmeli, yoksa "reklamın iyisi kötüsü olmaz, her türlü konuşturdular" mı demeli?
Ben e-ticarete girmek isteyen, sizden ücretiyle mentorluk alan bir kişiydim. Sizin yönlendirmenizle başladığımız iş başarısız olup beni borç içinde bıraktığında, 'sermaye koyup ortak olayım' diyerek sürece dahil oldunuz. O iş de yürümeyince, bendeki disiplin ve potansiyeli görüp beni 'belirli bir ücretle' yanınıza aldınız. Yani hikayemiz sizin bana sağladığınız bir lütufla değil, benim ödediğim mentorluk ücreti ve sizin başarısız projelerinizin enkazı üzerinde başladı.
Bana 'ajans işi yapalım mı?' dediğinizde markaya kendinizi dev bir ekip gibi tanıttınız. Oysa o sırada operasyonu yürüten, web sitesini kuran, reklamları yöneten ve tüm iş yükünü sırtlayan tek kişi bendim. İşler büyüyüp ben yetişemeyince kurduğunuz o 'ekip' ise profesyonel bir kadro değil, adeta bir aile ve tanıdıklar topluluğuydu:
•E-mail marketing öğrettiğim kendi kuzenim,
•Başka bir ajansta tam zamanlı çalışan kız kardeşiniz,
•Kendi YouTube videolarınızı kurgulayan editörleriniz,
•Yine mentorluk verip başarılı yapamadığınız başka bir öğrenciniz...
Günde 12 saat SİGORTASIZ çalışırken ilk mentorluk döneminizden kalan borçlarımı ödemeye çalışırken ve ev geçindirirken size 'gelirimi artırmam lazım, bu şekilde geçinemiyorum' dediğimde beni aylarca 'bir şeyler planlıyorum' diyerek oyaladınız.
O 7-8 kişilik ekipte bir tane sigortalı çalışanınız var mıydı?
İnsanları sömürüp, en temel haklarını bile vermezken hangi 'ahlak ve kültürden' bahsediyorsunuz?
Başka bir ajansta tam zamanlı çalışan kız kardeşinizi markalara 'kendi ekibimin sosyal medya uzmanı' diye pazarlarken fotoğraf çekimi lazım diyerek babanıza iş bağlamaya çalışırken 'köy kurnazlığı' listesinin en başında siz vardınız.
Marka sahibine 'Ben sadece Beyza’ya 100 bin TL maaş veriyorum' yalanını söyleyip, benim cebime bunun yarısını (50k) koyduğunuzu öğrendiğimde verdiğiniz cevabı ne çabuk unuttunuz? Ben hatırlatayım yüzünüz bile kızarmadan 'mecburdum Beyza' demiştiniz.
Kimin adına, neye mecburdunuz? 27 yaşında ev geçindirmeye çalışan, sigortasız ve borç harç içinde sizin için ter döken bir kadının emeğinden 50 bin TL 'komisyon' kesmeye mi mecburdunuz? Marka sahibini benim ismim üzerinden dolandırmaya mı mecburdunuz?
Benim ayrılığım bir 'kurnazlık' değil, 27 yaşına gelmiş emeğinin karşılığını alamayan, geleceği oyalanan bir profesyonelin kendi yolunu çizme kararıdır. Sizden ayrıldığım günden beri dürüst insanlarla çalışıyor, gerçek karşılık alıyor ve büyüyorum.
Elinizde bahsettiğiniz marka dışında tek bir başarı hikayesi yok. Son 4 yılda hangi mentorluk öğrenciniz bir yerlere gelebildi? O kadar işsiz kalmışsınız ki, aylardır birilerini karalayarak gündemde kalmaya çalışıyorsunuz.
Sizin 'drama yok' dediğiniz AI dünyasına sığınma sebebiniz robotlar sigorta istemez, yalan maaş beyanlarınıza itiraz etmez ve sömürüldüğünü fark etmez. Siz birilerini eleştirerek ve tek başarınız olan o marka ile kendinizi avutmaya devam edin, ben kendi yolumda, tertemiz bir sicille ve gerçek bir profesyonellikle ilerlemeye devam edeceğim.
Takviye edici ürünler satıyorsunuz ama reklamlarınız sadece içerik listesi saymaktan öteye geçemiyorsa, vizyonunuzu değiştireceğini düşündüğüm içerikleri aşağıya ekliyorum. Örnekleri seçerken ürünü değil, persona ve mesajı merkeze alanları seçmeye özen gösterdim.
Reklam İçeriği Analizi #4
Çanta satıyorsunuz, sektörde farklı bir şeyler yapmak istiyorsunuz fakat günün sonunda reklamlarınız hep birbirinin aynısı oluyorsa, bu içerik size fikir verebilir.
Foreplay'de gezinirken Portland Leather'ın bu içeriğini görünce hemen paylaşayım istedim.
Bu alıştığımız UGC veya founder story içeriklerinen biri değil. Ses tonuyla insana safe hissettiren e��itici bir VSL formatı.
"the bag that only gets better, the more you use it." diyerek harika bir kancayla giriyor. Burada hedef kitlesini yaş olarak biraz daha olgun ve yıllar geçse de değerlenen şeylere önem veren, kaliteli ve eskimeyecek ürünleri seçen kişiler olarak belli ediyor.
Dikkatimi çeken diğer detay "derimiz kaliteli" deyip geçmiyorlar "you choose full grain that is 6 times stronger than that genuine leather" ifadesiyle teknik bir detay veriyor. Bu da şunu sağlıyor: reklamdan yeni bir şey öğreniyorum ve markaya duyduğum otorite ve güven bir anda artıyor.
Rakiplerle yapılan karşılaştırmalarda görsellerin metinle uyumu b-roll kullanımını çok sevdim. Çantanın 9-5 mesaisinden akşam yemeğine uzanan fonksiyonunu anlatıyor.
Devamnda "Hikayenizin bir parçası haline geliyor." diyor ve bu saniyede marka çanta satmayı bırakıp, sizinle yaşlanan bir "hayat arkadaşı" satmaya başlıyor.
Kapanışı güçlü social proof'lar ile yapıyorlar. 300.000 yorumu sadece seslendirmeyle söyleyip geçmek yerine, o yorumların sitedeki halini doğrudan ekranda gösteriyorlar. İşin içine "insanların koleksiyon yapmak için geri dönmesi" detayını da ekliyorlar.
Metninden kurgusuna, safe seslendirmesinden alt yazılarına kadar her şeyine bayıldığım bir reklam içeriği oldu.
Reklam İçeriği Analizi #3
Bugün inceleyeceğimiz içerik Humantra markasının elektrolit takviyesi reklamı.
Öncelikle harika bir zıtlık kancasıyla başlıyor. "what if the secret to being hydrated isn't drinking more water?" diyerek hepimizin doğru bildiği bir inanca meydan okuyor. Hook'taki görüntülerde spotlight effect kullanılmış fark ettiyseniz, ister istemez o renkli paketlere bakmak zorunda kalıyoruz. Bu deneyebileceğiniz güçlü bir visual hook denemesi.
Sadece su içmenin yaptığımız en büyük hata olduğunu söyleyip, kimsenin söylemediği şey diyerek merak duygusunu arttırıyorlar ve o hatanın ne olduğunu duymak için izlemeye devam ediyoruz :)
Seçtikleri hedef kitleler çok stratejik. Normalde elektrolitler sporcular üzerinden ilerler. Humantra ise elektrolitlerin sadece sporcular için olmadığı, tüm insanlar için gerekli olduğunu savunuyor. Söylemeden geçemeyeceğim kullandığı her kitle için seçilen görseller çok anlamlı ve yerinde.
Dikkatimi çeken bir başka şey ise us vs. them kurgusu. Ekranda standart bir market dolabını ve rakiplerin enerji/sporcu içeceklerini görüyoruz. Onlarda eksik olan şeyden bahsedilmesi harika olmuş. Burada kendi ürününü övmeden önce piyasanın yetersizliğini kanıtlayarak beynimize "gerçek çözüm bu ürün" mesajını kazıyorlar.
Son olarak ürün tanıtımında şekersiz ve temiz içerik vurgusu yapıp kapanışı bir vaatle bitiriyorlar: "Better energy, deeper sleep, even healthier skin." Burada da ürünü sıradan bir toz içecek olmaktan çıkarıp "yaşam kalitesi yükselticisi" olarak konumlandırıyorlar.
Bu içerikte beni etkileyen şeylerden biri de içeriğin kurgu ritmi oldu. Seslendirmede ne duyuyorsak, o görüntünün ekrana gelmesi izleyicinin kopmasını engelliyor. Art arda akan görüntülerin arasına aniden giren siyah ekrandaki beyaz yazılar vs. Burada yapmak istedikleri şey sadece estetik bir görünüm oluşturmak değil, beynin alıştığı görsel ritmi bozup dikkati yeniden üst seviyeye taşımaya çalışmak.
Kadın çanta, aksesuar veya ayakkabı dikeyinde satış yapıyorsanız Beersister markasının Instagram'ına bakın derim. Ürün sergileme, kombinleme ve trendleri yakalama konusunda ilham arayanlar için iyi örnek.
Reklam İçeriği Analizi #3
Bugün inceleyeceğimiz içerik Humantra markasının elektrolit takviyesi reklamı.
Öncelikle harika bir zıtlık kancasıyla başlıyor. "what if the secret to being hydrated isn't drinking more water?" diyerek hepimizin doğru bildiği bir inanca meydan okuyor. Hook'taki görüntülerde spotlight effect kullanılmış fark ettiyseniz, ister istemez o renkli paketlere bakmak zorunda kalıyoruz. Bu deneyebileceğiniz güçlü bir visual hook denemesi.
Sadece su içmenin yaptığımız en büyük hata olduğunu söyleyip, kimsenin söylemediği şey diyerek merak duygusunu arttırıyorlar ve o hatanın ne olduğunu duymak için izlemeye devam ediyoruz :)
Seçtikleri hedef kitleler çok stratejik. Normalde elektrolitler sporcular üzerinden ilerler. Humantra ise elektrolitlerin sadece sporcular için olmadığı, tüm insanlar için gerekli olduğunu savunuyor. Söylemeden geçemeyeceğim kullandığı her kitle için seçilen görseller çok anlamlı ve yerinde.
Dikkatimi çeken bir başka şey ise us vs. them kurgusu. Ekranda standart bir market dolabını ve rakiplerin enerji/sporcu içeceklerini görüyoruz. Onlarda eksik olan şeyden bahsedilmesi harika olmuş. Burada kendi ürününü övmeden önce piyasanın yetersizliğini kanıtlayarak beynimize "gerçek çözüm bu ürün" mesajını kazıyorlar.
Son olarak ürün tanıtımında şekersiz ve temiz içerik vurgusu yapıp kapanışı bir vaatle bitiriyorlar: "Better energy, deeper sleep, even healthier skin." Burada da ürünü sıradan bir toz içecek olmaktan çıkarıp "yaşam kalitesi yükselticisi" olarak konumlandırıyorlar.
Bu içerikte beni etkileyen şeylerden biri de içeriğin kurgu ritmi oldu. Seslendirmede ne duyuyorsak, o görüntünün ekrana gelmesi izleyicinin kopmasını engelliyor. Art arda akan görüntülerin arasına aniden giren siyah ekrandaki beyaz yazılar vs. Burada yapmak istedikleri şey sadece estetik bir görünüm oluşturmak değil, beynin alıştığı görsel ritmi bozup dikkati yeniden üst seviyeye taşımaya çalışmak.
Reklam İçeriği Analizi #2
Kiehl's markasının yeni çıkan ürünü ''Ultra Facial Meltdown Recovery Cream'' için oluşturduğu içerik. Başrolde komedyen ve podcaster Hannah Berner var.
Kozmetik reklamlarında genelde yavaş çekim, kusursuz ciltler, ağır estetik sahneler görüyoruz. Kiehl's o kalıbı kırıp işin içine komedi ve "aciliyet" hissini katarak harika bir performans pazarlaması kurgusu yaratmış.
İlk dikkatimi çeken şey renk psikolojisi. Her yer kıpkırmızı. Kırmızı arka plan, kırmızı ruj, çalan kırmızı telefon. Ürünün adı zaten "Meltdown Recovery". Kutu da kırmızı ambalaja sahip :) Renk ve çalan telefon sesi "acil durum/yangın var" hissi verip videonun ilk saniyesinde beni direkt etkiledi.
Telefonda duyduğumuz sorunlar çok stratejik seçilmiş. Biri "cildim çok kuru ve kaşınıyor" derken, diğeri "bu sabah tıraş oldum yüzüm çok gergin" diyor.
Hannah Berner takım elbiseyle ciddi duruyor ama tavırları çok eğlenceli. Arayan kişiye "dramatik davranmıyorsun, bu senin cildin" diyerek "seni anlıyorum" mesajını veriyor. Burada çok hoşuma giden bir detay var: deftere büyük harflerle 'MEDICATED!' yazıp altını çizmişler ve Egzama, Sedef gibi hastalıkları listelemişler. O eğlenceli kurgunun arkasında aslında bize usulca 'bu ürün güvenilir ve medikal bir tedavi' mesajını veriyorlar.
Son olarak videonun kapanışında "5 saniyede rahatlama" vaadini altı boş bırakmıyorlar. Çıkan öncesi/sonrası fotoğrafları, kızarıklığın nasıl geçtiğini kanıtlayarak eğlenceli kurguyu alıp tamamen rasyonel bir satın alma kararına bağlıyor.
Son zamanlarda en çok beğendiğim içerik oldu.
Reklam İçeriği Analizi #2
Kiehl's markasının yeni çıkan ürünü ''Ultra Facial Meltdown Recovery Cream'' için oluşturduğu içerik. Başrolde komedyen ve podcaster Hannah Berner var.
Kozmetik reklamlarında genelde yavaş çekim, kusursuz ciltler, ağır estetik sahneler görüyoruz. Kiehl's o kalıbı kırıp işin içine komedi ve "aciliyet" hissini katarak harika bir performans pazarlaması kurgusu yaratmış.
İlk dikkatimi çeken şey renk psikolojisi. Her yer kıpkırmızı. Kırmızı arka plan, kırmızı ruj, çalan kırmızı telefon. Ürünün adı zaten "Meltdown Recovery". Kutu da kırmızı ambalaja sahip :) Renk ve çalan telefon sesi "acil durum/yangın var" hissi verip videonun ilk saniyesinde beni direkt etkiledi.
Telefonda duyduğumuz sorunlar çok stratejik seçilmiş. Biri "cildim çok kuru ve kaşınıyor" derken, diğeri "bu sabah tıraş oldum yüzüm çok gergin" diyor.
Hannah Berner takım elbiseyle ciddi duruyor ama tavırları çok eğlenceli. Arayan kişiye "dramatik davranmıyorsun, bu senin cildin" diyerek "seni anlıyorum" mesajını veriyor. Burada çok hoşuma giden bir detay var: deftere büyük harflerle 'MEDICATED!' yazıp altını çizmişler ve Egzama, Sedef gibi hastalıkları listelemişler. O eğlenceli kurgunun arkasında aslında bize usulca 'bu ürün güvenilir ve medikal bir tedavi' mesajını veriyorlar.
Son olarak videonun kapanışında "5 saniyede rahatlama" vaadini altı boş bırakmıyorlar. Çıkan öncesi/sonrası fotoğrafları, kızarıklığın nasıl geçtiğini kanıtlayarak eğlenceli kurguyu alıp tamamen rasyonel bir satın alma kararına bağlıyor.
Son zamanlarda en çok beğendiğim içerik oldu.
Fırsat buldukça karşıma çıkan, kurgusunu sevdiğim reklam içeriklerini inceleyeceğimiz yeni bir seriye başlayayım istedim.
Reklam İçeriği Analizi #1
Bugün inceleyeceğimiz içerik Forme markasının postür düzelten sporcu sütyeni reklamı.
İlk dikkatimi çeken şey çerçeve detayı. İnce çerçeve öylesine konmuş bir Instagram efekti değil aslında. Gözümüzü etraftaki dağınıklıktan alıp direkt modelin dik duruşuna kilitlemek için. Çerçevenin altındaki "Work harder. Sit straighter." metniyle ise hem sporda performans arayanı hem de bütün gün bilgisayar başında kamburu çıkan beyaz yakalıyı hedefliyor.
"Ortopedi cerrahı tasarımı" diyerek şüpheyi kırıp, güven veren otorite mesajını veriyor. "Akıllı teknoloji kas hafızanızı çalıştırıyor" diyerek de ürün zaten senin yerine çalışıyor demek istiyor.
Bu arada kızı sadece spor yaparken görmüyoruz. Masa başında bilgisayara bakarken, sokakta üzerine şık siyah bir elbise çekmiş yürürken falan da görüyoruz. Burada vermek istedikleri mesaj, bu kıyafetin altından belli olan medikal bir alet değil, tüm gün giyebileceğin bir ürün.
Son olarak videonun en üstünde başından sonuna kadar duran "20% Off Sitewide | Use Code FRIENDS20" bandını sevdim ben. İzleyici videonun neresinde ikna olursa olsun, ne yapması gerektiğini ve ne avantaj sağlayacağını ("FRIENDS" kodu aidiyet hissi yaratmak için güzel düşünülmüş.) anında biliyor.
@fatihadkdijital Teşekkürler Fatih, evet, kesinlikle istiyoruz. Ancak önce kendi içimizde ekibi bu standartlar konusunda tamamen eğitip, yeterli bir operasyonel güce ulaştığımızdan emin olmamız gerekiyor.
Burada sürekli yeni kreatifler, farklı formatlar paylaşıyorum. Tabii ki bunları sadece paylaşmakla kalmıyor çalıştığım markalarda birebir test ediyorum.
Açık konuşayım tabiiki hepsi tutmuyor🙂 ama başarısız olan reklamları analiz ettiğimde sorunun kaynağı genelde kurgu, hook veya hedefleme olmuyor. Sorun yanlış creator seçimi oluyor.
Ajansların basit bir UGC için bile istediği ütopik bütçelerden sıkıldım ve kendi in-house creator ekibimi kurmaya karar verdim.
Son 2 aydır bu havuzu inşa ediyorum. Filtrelerim neler ve bu operasyonu nasıl kurguladım kısaca anlatayım istedim.
Öncelikli olarak 2 filtrem var:
1. "Prompter Okuyanlar" filtresi
Her profil her markaya uymuyor. Kameraya bakıp "reklam metni okuduğu" 3. saniyede belli olan kimseyle çalışmıyorum. Markanın hedef kitlesiyle uyuşan ve o ürünün gerçek kullanıcısıymış gibi doğal bir otorite kurabilenleri arıyorum. Burada belirtmek istediğim bir detay, çalıştığım markalar birbirinden çok uzak nişlere sahip markalar değil bu yüzden sonsuz kaydırma döngüsüyle arıyorum.
2. "Kolaya Kaçanlar" filtresi
Bir creator'ın iş ahlakını anlamak için portfolyosundaki geçmiş işbirliklerine bakmak yetiyor. "Ürünü elime alayım, 15 saniye konuşup paramı alayım" vizyonundakileri anında eliyorum.
Bu filtreleri geçenleri de yeteneklerine göre 3 farklı operasyon modeline böldüm:
Kategori A: Çekim, dinamik kurgu, altyazı her şeyi kendileri hallediyorlar. Bu profili bulmak cidden zor ama imkansız değil. Bulduğunuzda bırakmıyorsunuz.
Kategori B: Gönderdiğim sahne sahne brief'e, metne ve açılara harfi harfine uyarak içerik çıkaranlar. Yönlendirmeye ve revizeye çok açıklar.
Kategori C: Görüntü kalitesi, ortamı, ışığı şahane ama kamera önünde konuşma/inandırıcılık kısmı zayıf olanlar. Onlardan sadece raw (ham) görüntü alıyorum. Seslendirme, müzik ve kurgu operasyonunu tamamen kendim çözüyorum.
Şu an havuzumda bu filtrelerden geçmiş 6 creator var. Bu sayıyı 10-15 bandına oturttuğum an, arayış sürecini kapatıp %100 içerik ve strateji üretimine odaklanan kusursuz bir üretim bandı kurmuş olacağım.
Fırsat buldukça karşıma çıkan, kurgusunu sevdiğim reklam içeriklerini inceleyeceğimiz yeni bir seriye başlayayım istedim.
Reklam İçeriği Analizi #1
Bugün inceleyeceğimiz içerik Forme markasının postür düzelten sporcu sütyeni reklamı.
İlk dikkatimi çeken şey çerçeve detayı. İnce çerçeve öylesine konmuş bir Instagram efekti değil aslında. Gözümüzü etraftaki dağınıklıktan alıp direkt modelin dik duruşuna kilitlemek için. Çerçevenin altındaki "Work harder. Sit straighter." metniyle ise hem sporda performans arayanı hem de bütün gün bilgisayar başında kamburu çıkan beyaz yakalıyı hedefliyor.
"Ortopedi cerrahı tasarımı" diyerek şüpheyi kırıp, güven veren otorite mesajını veriyor. "Akıllı teknoloji kas hafızanızı çalıştırıyor" diyerek de ürün zaten senin yerine çalışıyor demek istiyor.
Bu arada kızı sadece spor yaparken görmüyoruz. Masa başında bilgisayara bakarken, sokakta üzerine şık siyah bir elbise çekmiş yürürken falan da görüyoruz. Burada vermek istedikleri mesaj, bu kıyafetin altından belli olan medikal bir alet değil, tüm gün giyebileceğin bir ürün.
Son olarak videonun en üstünde başından sonuna kadar duran "20% Off Sitewide | Use Code FRIENDS20" bandını sevdim ben. İzleyici videonun neresinde ikna olursa olsun, ne yapması gerektiğini ve ne avantaj sağlayacağını ("FRIENDS" kodu aidiyet hissi yaratmak için güzel düşünülmüş.) anında biliyor.
Bu içeriği neden sevdim?
Çünkü iyi performans veren kreatiflerimin ortak noktası ürünle başlamıyor olmaları.
Bu içerikte de ilk soru, spor yapmayı seven, sonuç isteyen kişiyi seçiyor. Yani daha ilk saniyede doğru hedef kitleyi filtreliyor.
İkinci soru asıl kırılmanın olduğu yer çünkü çoğu insan spor yapmayı seviyor ama gym’e gitme kısmını sevmiyor. İzleyen kişi bu noktada kendini görüyor.
O anda ürün giriyor ama bir şey satmaya çalışıyormuş gibi değil, zaten kafada oluşmuş olan probleme doğal çözüm gibi konumlanıyor yani ürün talep yaratmıyor, var olan talebi yakalıyor.
Bence iyi performans veren kreatiflerin en büyük farkı bu. Ürünü anlatmaya çalışmıyorlar. Önce doğru kişiyi buluyorlar, sonra o kişinin yaşadığı problemi görünür hale getiriyorlar.
8 ay önce “narrator voice” formatını paylaştığımda karakterler, anlatıcının sesini duyuyormuş gibi tepki veriyordu. Son zamanlarda yine bu formata çok denk geldim. Markalar hâlâ bu formatla içerik üretiyor ama artık karakter şovu değil marka anlatımı ön planda.
Sesimiz direkt markayı, ürünü, problemi ve çözümü anlatıyor. Daha net ve satış odaklı aslında.
Bu sabah son zamanların popüler içerik formatı "Narrator Voice" ile içerik oluşturuyordum. Hazır üzerine çalışıyorken formatın ne olduğundan, CapCut’ta nasıl yapıldığından ve neden bu kadar viral olduğundan bahsetmek istiyorum.
Bambaşka iki psikolojiye hitap eden iki Everfit reklamı.
Everfit, personal trainer’lar, spor koçları ve fitness stüdyoları için geliştirilmiş, dijital koçluk ve müşteri yönetimini tek yerde toplayan bir platform. Denk geldiğim 2 reklam içeriğini inceleyip, analiz ettim.
İlk içerikte ürünü anlatmakla hiç uğraşmayıp direkt koçun hayatına giriyorlar.
Hazırda üyesi olan, işi büyüyen ama bu büyümeden keyif alamayan kişileri hedefliyorlar.
Bu kişilerin gelirleri artıyor ama kendilerine ayıracak zamanları yok. Günleri Excel’le geçiyor, ödemeleri takip etmek ayrı bir dert, mesajlar zaten hiç bitmiyor.
Burada yapılan şey: kişinin zaten yaşadığı karmaşayı aynen önüne döküyorlar. Notion, excel, stripe gibi araçların adını özellikle söylüyorlar çünkü herkesin kafasında zaten aynı tablo var.
Mesajları ise şu: sorun sen değilsin, her şeyin dağınık olması. Ve biz bu dağınıklığı çözüyoruz.
İkinci reklamda ise bambaşka bir yaklaşım var.
Bu sefer ürün değil, insanlar ön planda.
Kurucular Long ve Jon’u görüyoruz.
Fonsuz, takımsız, sadece google docs ve tehlikeli miktarda kahveyle başlayan bir hikâye anlatılıyor.
Bu underdog anlatısı, girişimci ruhlu koçlarla duygusal bir bağ kuruyor.
Reklam boyunca mizah bilinçli şekilde kullanılıyor ve bence acayip eğlenceli olmuş.
Özellikler sıralanırken bir anda “bir şey eksik… ağırlık kaldıran hayvanlar” denmesi, içeriğin kaydırılıp geçilmesini engelliyor ve içeriği daha sempatik hale getiriyor.
Sonrasında ton bir anda ciddileşiyor bu noktada marka, basit bir araç olmaktan çıkıp
geleceği şekillendiren bir teknoloji oyuncusu gibi konumlanıyor.
Ben her iki içeriği de çok sevdim.
Bu yıl beni epey yordu ama bir o kadar da büyüttü.
Çok çalıştım, çok şey denedim ve her denemenin bana yeni bir şey öğrettiğini gördüm.
Bazı hedeflere ulaştım, bazı yerlerde hata yaptım ama hepsi hayatımı nasıl yaşamak istediğime dair beni daha net bir noktaya taşıdı.
Etrafımdaki çoğu kişi bu kadar çalışmaya psikolojimin dayanmayacağını söylese de, ben sürecin beni tükettiği tarafına değil, hayatımı daha iyi hale getiren, hayal ettiğim hayatı ulaşmak için geçmem gereken bir yol olduğuna odaklandım. Tabi bu, bu buraya yazdığım kadar kolay olmadı :)
Bu yıl aldığım kararlar ve üstlendiğim sorumluluklar, hayatımın geri kalanını nasıl geçirmek istediğime dair en kritik dönüm noktalarından biri oldu. Hatalarımla birlikte tüm başarılarımı cebime koydum ve bu yılı içimde büyük bir tatminle kapatıyorum.
2026’nın, ne istediğini bilen ve bunun için çabalayan kişiler için karşılığını veren bir yıl olmasını diliyorum.
Instagram ve tiktok’ta uzun süredir dönen bu memeye sık sık denk geliyorum. Arka planda hayat yanarken önde self-care, alışveriş, tırnak yapmak özellikle kadınların çok iyi bildiği bir durum😅
Self-care, kozmetik ya da lifestyle markaları için güzel sosyal medya içerik fikri.
Black Friday teklifinizi duyurmak için illa “siyah zemin + %50 OFF” yapmak zorunda değilsiniz. Teklifinizi çok doğal bir şekilde yerleştirebileceğiniz 4 statik reklam fikri bırakıyorum:
1. Paint ekranı
2. WhatsApp ekranı
3. Lifestyle shot + metin
4. AirDrop pop-up
Black Friday için teklifinizi öne çıkarabileceğiniz 4 visual hook fikri bırakıyorum.
1. Poşetin içinden çıkan A4’te teklifiniz yazıyor.
2. Balonu patlatınca indirim ya da özel teklif çıkıyor. Burada ürünü göstermiş siz teklifinizi bir kağıda yazıp gösterebilirsiniz.
3. Kuma yaz-sil. Teklifinizi kuma yazıp elinizle silerek geçiş yapabilirsiniz.
4. Teklifinizi post-it’e yazabilirsiniz.