Aşağıdaki haberi okumak için son 1 saat…
@kisadalgamedya’dan @canancoskun’un haberini bazı arkaplan bilgileriyle aktardığımız “Yurtdışında Türkiye’ye vize veren şirket eski Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile bağlantılı mı?” haberine erişim engeli getirildi.
İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararına göre aşağıdaki linki dört saat içinde silmemiz gerekiyor.
Haberi okumayanlar için son bir saat kaldı. ⬇️
@writeeswrite Boyle bir sey bi kere basima geldi, editore yazdim, baska makalenin degerlendirmesini bana email atmislar. Bir deneyin belki oyle bir sey olmustur?
MUTLAK BUTLAN KARARI SİVİL SİYASETE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR !
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen “mutlak butlan” kararı; sivil siyasete, seçme ve seçilme hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir.
Bu kararla birlikte Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdirildiğinin belirtilmesi; ayrıca 38. Kurultay öncesi görevde bulunan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na görevin iadesi yönünde hüküm kurulması, doğrudan halk iradesine yönelik bir tasarruf niteliği taşımaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik özellikle belediyeler üzerinden yürütülen yargı süreçlerinin antidemokratik yönüne ilişkin daha önce de defalarca açıklamalar yaptık. Gözaltılar ve tutuklamaların ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü üzerinde ciddi baskılar yarattığını, demokratik toplum düzenini zedelediğini vurguladık.
Bugün verilen bu karar ise yalnızca bir parti içi mesele değil, açık biçimde sivil siyasete yönelik yargısal müdahaledir. Halkın iradesiyle seçilmiş yöneticilerin mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılması, seçme ve seçilme hakkına vurulmuş ağır bir darbedir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu bu karar, aynı zamanda seçim hukukunun temel güvencelerini de tartışmalı hâle getirmektedir. Zira bu karar, kurultay süreçlerine ilişkin denetim ve yetki çerçevesinde verilmiş, kesin ve itiraz edilemez nitelikte kabul edilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarını fiilen yok sayan bir sonuç doğurmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen bu yaklaşım, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişini değil; seçim süreçlerine ilişkin kurumsal güvencelere duyulan toplumsal güveni de ortadan kaldırma riski taşımaktadır.
Önümüzdeki siyasal süreç açısından değerlendirildiğinde bu karar açıkça göstermektedir ki otoriter yönetim artık yargı eliyle siyasal partileri dizayn etmeye yönelmiştir. Bu karar, siyasi partilerden, derneklere, meslek odalarından sendikalara kadar seçilmiş her iradenin mutlak tehdit altında olduğunu göstermektedir. İfade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü, seçme seçilme hakkı tehdit altındadır.
İnsan hakları savunucuları olarak; Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görevden el çektirilmesi sonucunu doğuran bu “mutlak butlan” kararını insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz.
Kılıçdaroğlu reisinin fino köpeği olmayı kabul ederek 21. yüzyıl Türkiye tarihinde en nefret edilen siyasi figür sıralamasında belki de birinciliğe yükseldi. Reisine iyilik yapmaya doymayan bir arsızlık, bir utanmazlık. Eşine az rastlanır bir insan karakteri.
Çabuk Heranın Alyanın kardeşi olduğunu ve konağı ziyaret ettiğini hayal edin...Sadakat ablasına bir şey söylediği an ses sus bunak diye olaya girişirdi...