Araştırmalar gösteriyor ki, dünya genelinde evlilik oranları, doğurganlık ve gençler arasında cinsel ilişkiye yönelik ilgi belirgin biçimde düşüyor. Bu dönüşümün kök nedenleri arasında ise –yaygın kanaatin aksine– finansal yoksulluk ilk sırada yer almıyor.
Günümüzün en derin toplumsal kırılmalarından biri, sosyal medyanın yetersizlik hissini “tatmin etme” aracına dönüşmesi. İnsanlar kendi hayatlarını, başkalarının seçilmiş ve idealize edilmiş görüntüleriyle kıyaslayarak giderek daha yüksek bir aşağılık kompleksi geliştiriyor. Gösteriş kültürü bir “etkileşim yarışı”na evriliyor; etkileşim ise bir statü ölçütü gibi sunuluyor. Günün sonunda hakikati bilim ve adalet değil, sosyal medyada öne çıkarılan yapay gündemlerin etkileşim oranı belirliyor. Pazarlama endüstrisi önce insanlara “yetersizsin” duygusunu aşılıyor, ardından bu yetersizliği giderecek ürün ve yaşam tarzı vaat ediyor. Bunu da sosyal medyada gündem olan popüler kültür algısıyla yapıyor: Bu mekana gitmelisin, şunu yemelisin, şöyle giyinmelisin, şurada tatil yapmalısın, şu telefonu almalısın, şu sertifikayı CV'ne eklemelisin ve işte şimdi toplumda kabul gören biri haline geldin ve artık hazırsın! Fakat bu döngü, tüketimi artırsa da hiçbir zaman gerçek bir tatmin üretmiyor! Bunun aksine, bağımlılığı derinleştiriyor.
Bu atmosferde, kadının bedensel meta haline gelmesi, erkeğin ise para ve statü üzerinden değersizleştirilmesi, bu ikisine erişim için her yolun (suç veya ahlaksızlık) meşru olduğu algısının öne çıkarılması sonucunda sosyal medya, flört uygulamaları, cinsel içerik ekonomisi üçgeninde yeni bir “takas kültürü” yaratıyor. Bu kültür, aile kurumunu yavaş ama istikrarlı biçimde aşındırıyor.
Bugün toplumların ortak davranışsal psikolojisi, sahip olduklarını sürekli “daha iyisi” ile kıyaslamak üzerine kurulu. İnsanlar bu kıyaslamanın peşinde koşarken vakitlerini, sağlıklarını, ilişkilerini, güven duygularını ve nihayetinde kendi benliklerini kaybediyorlar.
Ve asıl yoksulluk tam da budur: Kendi hayatını, başkalarının vitrinde sergilediği illüzyonlarla ölçerken, gerçek değerlerini yitirmek ve sahip olduğun asıl değerlerin bilincine asla varamamak...
📚https://t.co/l0qYvJOrzR
İtirazın kaldırılması ve tahliye davalarında sıkça yapılan bir hata var. Tensiple beraber bilirkişi masrafı istiyor mahkeme, para yatınca da dosyayı bilirkişiye tevdi ediyor. Bu yasaya aykırı. Davalı taraf sırf bu yüzden dosyayı bozdurabilir. Örnek karar 👇
"Çağrı filmi nasıl çekildi?" Mustafa Akkad anlatıyor
“Çağrı” ya da orijinal ismiyle “The Message/Er-Risale” (1976) filmi, İslâmiyet'in doğuşunu Batı’ya anlatan en önemli yapıtlardan biri. Üzerinden 40 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen İslâm âleminin gündemindeki yerini koruyan bir şaheser. İşte yaptığı işlerle Müslümanların kalbinde taht kuran dünyaca ünlü yönetmen Mustafa Akkad’ın ağzından, ömrü bin bir zorluk ve meşakkatle geçen Peygamberimizin nice güçlüklerle çekilen filminin, Çağrı’nın hikâyesi…
“Aslında böyle bir film ortaya koyma fikri, zihnimde yoktu. Amerika’ya gitmiş, yönetmenlik eğitimi almış ve bazı basit filmler çekmeye başlamıştım. Aynı sırada evlenmiş ve çocuk sahibi olmuştum. Çocuklarım büyüdükçe, bazı şeylerin eksikliğini hissetmeye başladım. Bunlardan en önemlisi, çocuklarıma dinimizi, İslâm’ı iyi bir şekilde öğretmekti. Ancak dinimizi güzel bir şekilde anlatmam gerekenler sadece çocuklarım değildi. İçinde bulunduğum Batı toplumu İslâm hakkında pek çok yanlış yargıya sahipti. Bu olumsuz algının değişmesi gerekiyordu.
Yapay zeka araçlarını nasıl bu kadar az insanın kullandığını anlamıyorum.
Çoğu yalnızca ChatGPT'yi biliyor.
İşte size yüzlerce saat kazandıracak 10 harika yapay zeka aracı:👇🏻
“1€ + Vergiler” uçak bileti kampanyasını sürekli görüyor ama girdiğinizde bulamayanlardansanız,
İşte yapay zekayla nasıl ucuz bilet bulabileceğinizi gösterdim:👇🏻
Hikayeden Adamlar programında, 6 Şubat depreminde anne, babasını ve iki kardeşini kaybettiğini anlatan genç kadına seyirciler sarıldı.
https://t.co/qyIC3GM5q2