🚨#SONDAKİKA
İstanbul Sefaköy’de yaşayan Uygur Türkü Akide İsmail, 29 Eylül sabahı, sabah namazından önce emniyet birimleri tarafından gözaltına alındı.
Aksu doğumlu ve uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan Akide İsmail’in iki çocuğu bulunuyor.
Ailesi, gözaltı sürecinin açıklığa kavuşturulmasını ve Akide İsmail’in çocuklarıyla yeniden bir araya gelmesini talep ediyor.
Ailenin çağrısının duyurulması için paylaşılması rica olunur.
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı. 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız hala Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Oğlum İbrahim Yaşar 04/03/2025 Mersin'den hatay'a çalışmaya gitti sadece işin 4 üncü gününde yani 08/03/2025 te çalıştığı şantiyenin yatakhanesinde sabah saat 6 45 uyurken tanımadığımız iki cani tarafından üstüne 5 litre benzin dükülüp vahşice katlettiler sonradan biz yasaklı madde kulanmıştık ama sadece şaka yapmak istedik deyip bir şey hatırlamadıkları söylüyor 5 Ekim'de Hatay'da mahkemiz var emsal kararlar için sessiz kalmayalım ses verelim
İKİ GÜNDE DÖRT İNTİHARA DAİR BASIN AÇIKLAMAMIZDIR.
Değerli kamuoyu,
Dün Yalova'da bir mesai arkadaşımız, bugün çevik kuvvette çalışan 2 aylık genç bir arkadaşımız ayrıca yine bugün 2 emekli meslek büyüğümüz olmak üzere 2 günde 4 intihar vakası gerçekleşti.
Bugün Ali Şekeroğlu isimli emekli mensubumuz Anayasa Mahkemesi önünde "Artık geçinemiyorum" diyerek intihar etti. Elinde pankartta "Para için değil, Onurumuz için." yazıyordu.
Yine bugün Manisa'da servis şoförlüğü yapan emekli bir meslek büyüğümüz ise evinde canına kıydı.
Geçen hafta emekli bir emniyet mensubu ise korsan taşımacılık yaparken yakalanıp hem bir polisi şehit etti hem de intihar ederek hayatına son verdi.
Emekli ve Çalışan Emniyet mensuplarının geçim sıkıntısı yaşadığını defaatle dile getirdik. Yıllarca devletine onuruyla hizmet eden ve etmiş insanların bugün ekonomik çıkmaza sürüklenmesini, nefes alamayacak hale gelmesini nasıl açıklayacağız? Çözüm isteyenlere teker teker tüm sorunları sıralayabiliriz. Ancak görüyoruz ki böyle bir irade ortaya konulmamaktadır. Üstelik bu iradeye dair sözler daha öncesinden verilmiş olmasına rağmen. Unutulduysa hatırlatmak isteriz. 3600 ek gösterge eğitim ve hizmet sınıfı fark etmeksizin tüm emniyet mensuplarına verilmedi. Yıllardır bu talebi dile getirmekten hem emeklilerimiz hem de bizler yorulduk. Ancak duymak istemeyenler duymadı.
Bugün mesleğinin baharında daha 2 aylık memur olan bir kardeşimiz neden intihar eder?
İvedi bir şekilde emniyet mensuplarının, sosyal, kültürel ve ekonomik hak ve beklentilerini karşılayacak meslek kanunu ve iyileştirilmeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Bunun yapılmadığı her gün gerçekleşen intihar vakalarının sorumluluğu kimdedir?
Emniyet Teşkilatının çalışanları ve emeklileri devletimize canı pahasına hizmet etmesine rağmen bugün diğer kamu görevlilerin sahip olduğu en temel haklara dahi sahip değildir!
Bir an önce emniyet mensuplarının sorunlarının çözümü noktasında siyasi bir irade ortaya konulmalıdır. Emniyet Teşkilatı Sendikası olarak atılacak her adımda elimizi taşın altına koymaya hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyor, hayatını kaybeden mensuplarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Teşkilatımızın başı sağolsun.
Turkey’s stock-market scandal did not come out of the blue. As early as last year Turkey’s finance minister, Mehmet Simsek, pointed to signs of financial shenanigans and pledged new regulations https://t.co/78iBpE4D4P
23 Eylül 1821’de Tripoliçe’de, Yunan çeteleri savunmasız Türklere karşı tarihin en kanlı sivil katliamlarından birini gerçekleştirdi.
Kadın, çocuk, yaşlı ve bebek demeden binlerce Türk katledildi.
Yunan çetelerinin elebaşı Kolokotronis’in, ��Kasabaya girdiğimde atımın ayağı hiç yere değmedi.” şeklindeki sözleri, katliamın boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Tarihçi David Howarth, yaşananları şu sözlerle aktardı:
"İki gün içinde, on binlerce Türk’ün yaşadığı şehirde tek bir canlı kalmamıştı. Çoğu; başları, kolları ve bacakları kesilerek öldürülmüştü.
Avrupalılar Türkleri kınarken, barbarlık eden ve katliamı başlatan tarafın Rumlar olduğunu bilmiyorlardı."
MEİS adası, 1947 Paris Barış Antlaşması gereği Gayri Askeri Statüde bir adadır. Asker bulundurulamaz. Yunanistan benzer adaların çoğunu silahlandırmıştır ve adaların statüsünü değiştirmiştir. Bu açıdan, Türkiye’nin meşru müdafaa hakkı saklıdır.
Türkçe bilmeyen zenci doktor Türk anneyi ve bebeğini kovuyor. İşte Türkiye Yüzyılı.
Kendi ülkesinde bir boka yaramayacak adamları Türkiye Burslarıyla, Maarif Bursuyla bilmem neyle alıp dandik YÖSe sokup üniversiteden mezun ediyorlar. Hi��biri doğru düzgün Türkçe bilmiyor. REZALET.
Amerikanlar, Bin Ladin’i öldüren askerin üniformasını sergiliyor müzede.
Biz ise, Apo’yu yakalayan askerleri hapse attık. PKK’ya af çıkarttık. APO’ya adada villa yapmışız beğenmiyor. İlla PKK’nın başında meclise girecek.
Yunan-Rum budur
52 yıl sonra Kıbrıs'ta da aynısını yaptılar
Türk ordusundan kaçan katiller sürüsü Taşkent,Atlılar Sandallar,Muratağa Aleminyo'da yüzlerce Türkü katlettiler
Bu fotoğrafları tüm Dünyaya yaymak lazım
Sözde "Türk Yunan dostluğu"diyerek çocuklarımıza bile öğretmedik!
‘’Abdullah Öcalan’a İmralı Adası’nda bir ev inşa edildiğini söyledi. Önünde bahçesi olan, insani yaşam koşulları sunan, ev konforuna sahip bir yer…
Öcalan’ın burada normal hayatın akışına uygun şekilde yaşayabileceğini, ancak henüz bu eve geçmeyi kabul etmediğini anlattı.
‘Neden?’ diye sordum. Verdiği yanıt şu:‘Çünkü statü istiyor.’’
Bir düşünün…
On binlerce insanın hayatını kaybettiği PKK terör örgütünün elebaşı terörist için cezaevinde bahçeli, ev konforunda yeni bir yaşam alanı hazırlanıyor.Kabul etmiyor ‘’Statü’’ istiyormuş !
Daha önce Adalet Bakanı Akın Gürlek gazetecilere bu iddiayı yalanlamıştı.
Binlerce insanın canına kastetmiş terör örgütü elebaşının rahatı ve koşulları gündem olurken, bu vatan için savaşmış gazilerimizin veya şehit ailelerimizin durumu ortada...Kendi kahramanına bu adaletsizliği reva gören dünyada başka bir ülke var mıdır, bilemiyorum
Bakanlığımızın ar��ivinden yayımladığımız belge ve fotoğraflar, 1919-1922 yılları arasında Yunan ordusunun Anadolu’daki mezalimini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yunan kuvvetleri Anadolu'yu işgali sırasında ve geri çekilirken, Lozan Barış Antlaşması ve uluslararası raporlarla da kabul edilen sistematik bir imha politikası yürütmüştür.
Paylaştığımız bu kayıtlar; Bursa civarındaki bir köyde Türk sivil halka yönelik gerçekleştirilen katliamın acı bir örneğidir.
İntihar mı?
Türk Milleti olarak dişlerimizi sıkıyoruz.
Korucumuzun kaşındaki yara, burnundaki kırık şüphesi, sağ kolundaki kesik benzeri izler ve cansız bedeninin istinat duvarına çivilenmiş olması açıklama bekliyor.
Valiliğin intihar ihtimaline işaret ettiği olayın tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde aydınlatılmasını, devletimizin yetkili makamlarından olayın titizlikle incelenmesini ve oluşabilecek dezenformasyonun önüne geçilmesi adına kamuoyunun bilgilendirilmesini talep ediyoruz.