Melih Gökçek’e ne oldu?
Binali Yıldırım’a ne oldu?
Ruhsar Pekcan’a ne oldu?
Zehra Taşkesenlioğlu’na ne oldu?
128 Milyar Dolar’a ne oldu?
Kerem Kınık’a ne oldu?
Ki
Fatma Betül Sayan Kaya’ya ne olacak!
Yeni gündem lütfen❗️
AKP Eskişehir il yönetimindeki gücüne güvenen maganda, aşırı hız ve ağır kusurla 3 yaşındaki Elif Mavi’yi doğum gününden bir gün sonra katletti! Küçücük bir çocuğun 14 metre sürüklendiği bu cinayete verilen ödül gibi ceza ise sadece ev hapsi! Adalet istiyoruz! #ElifMaviİçinAdalet
📌Banu Avar, Anayasa’nın 42. maddesinin önemini, Kürtçenin resmî dil olması ve “Ana dilde eğitim” tuzağı ile BM Koruma Sorumluluğu yasasıyla Türkiye’nin nasıl bölüneceğini, Türk Milletine kurulan büyük tuzağı anlatıyor:
Anayasa’da diliniz olursa size Birleşmiş Milletler kale alıyor ve koruma kapsamına girip “Dilim var, ben ayrı bir memleket istiyorum, ayrı bir kendime özgü özerk yer istiyorum. Çünkü bana bakamıyor bu devlet, bana kötü davranıyor.” dediğiniz anda Birleşmiş Milletler “Ben devreye girerim ve o halkın isteklerini yerine getirmek üzere uluslararası komüniteyi toplarım.” diyor!
Bu tuzağa düşmemek için;
Anayasamızın ilk 4 maddesi ile 42. ve 66.maddeleri DEĞİŞTİRİLEMEZ…
Değiştirilmesi TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ...
Bunu istemek ülkeyi bölmek demektir‼️
#anayasayadokunma
Ümit Özdağ, ölmeden görmek istediği şeyleri sıraladı:
• İstanbul Havalimanı’nın tekrar Atatürk Havalimanı olduğunu.
• Kuleli Lisesi’nin açıldığını.
• Deniz Kisesi’nin açıldığını.
• GATA’nın açıldığını.
• Suriyeli ve Afganların döndüğünü.
• Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulduğunu.
• Öğrencilerin tek kişilik odalarda kaldığını.
• Bursla zorlanmadan 1 ayı geçirebildiklerini.
• Tiyatro ve sinemaya gidebildiklerini.
Fatih Altaylı’dan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e
“Biz, Milli Eğitim bu hale getirilmeden önce mezun olduk. O kadar salak değiliz.”
“Üniversitelere, soruları çalarak giren onun tanıdığı nesillerden de değiliz.”
“Hangi cemaatin, hangi vakfın arkasına saklandığını biliyoruz.”
Sekü Köyü'nde OHAL ilan ettiler.
Köy girişi ve köy içine jandarma yığınağı yapıldı. Köylülerin köy içerisindeki seyahati bile engellendi.
Tüm bunlar yürütmeyi durdurma kararına rağmen, Alagöz Maden'in girişini sağlamak için.
https://t.co/ZkhXyRqT2v
Herkesin her şeyi “daha iyi” bildiği, her şeye kolayca dil uzatabildiği bir dönemde bile bilgisine güvenilen, sözüne itibar edilen büyük bir insandı. Herkesin sırf yapabildiği için yorum yapma haddi bulduğu, cehaletin sonsuz cesaretiyle her şeye rahatça burun kıvırabildiği bir dönemde bile, onun bilgisine burun kıvırmaya kimsenin cesaret edemediği büyük bir insandı. Herkesin her şeyi ayrıştırdığı, rahmet okumak için bile tarafına baktığı bir dönemde bile, gidişine kimlik sormadan yas tutulan büyük bir insandı. Bile bile, göre göre, geze geze, dolu dolu yaşadı. Yani İlber Ortaylı sadece bir ailenin, bir okulun ya da bir topluluğun değil, Türkiye’nin parçasıydı. Ankara bu ülkenin kalbiyse, İstanbul kültürü ise, İlber Ortaylı da hafızasıydı. Ne zaman bir masal çıksa karşımıza, dinleyip uyumayacak, onun sayesinde karşısına tarihi koyacak, uyanık kalacağız. Allah rahmet eylesin. Bedeni toprağa sığacaktır, ancak emanet alıp miras bıraktığı bilgi daima diri kalacaktır. Ruhu şad olsun.