Hastaneye gidiyorsun bebekler çalınıyor, teröristler hemşire doktor olarak görev alıyor. Sokağa çıkıyorsun rastgele biri gelip sana bıçak saplayabiliyor ya da taciz edebiliyor. Okula gidiyorsun biri gelip öğretmen bıçaklayabiliyor, silahla ateş açabiliyor. Eve giriyorsun eşin tarafından öldürülebiliyorsun. Tatile gidiyorsun bir yangında otelde ölebiliyorsun. Adaletin karşısına çıkıyorsun sandalyenin boş olduğunu görüyorsun. Biz bu ülkede her nefesi ölmek için mi alıyoruz? Sahiden de ölürüm Türkiyem mi?
Çocuklar, bir hafta sonra 23 Nisan’ı kutlayacakları okulun camlarından canlarını kurtarmak için atladılar; dans edecekleri bahçede ise ceset torbaları var.
Okul ve ölümün aynı cümlede ne işi var; okul kapılarında ceset torbalarının, sınıflarda silahların ne işi var?