Hz. Nuh, Allah’ın emriyle gemi yaparken etrafta bir deniz yoktu.
Suyun olmadığı bir yerde gemi yapıyor diye kâfirler onunla alay ettiler.
İlk bakışta haklıydılar. Çünkü düşünüldüğünde su olmayan bir yerde geminin inşası mantıksızdı.
İman eden çok az bir grup ise bunu yadırgamadılar.
Geminin inşası tamamlandı. Yerden sular fışkırdı, gökten sular boşaldı. Her yer su oldu.
Allah’ın kontrolünde gemi yolunu buldu. Gemiye binen müminler kurtuldu.
Mümin insan böyledir. Allah emredince kendi aklını vahyin önüne geçirmez; iman ve teslimiyetle hareket eder.
Yeryüzü Allah’ındır. Sular, dağlar, hayvanlar… Her şey O’nun emrindedir.
Allah’ın emrinde yanlışlık olmaz. Biz, O’nun emrini değerlendiremeyiz. Sadece emrine boyun eğeriz.
Gemiyi yapmayı emreden Allah, vakti gelince o geminin yüzeceği suları da ortaya çıkarır. Dilerse gemiyi karada yürütür, dilerse gökte uçurur.
Her işimiz böyle olmalıdır. Biz emredileni yapalım. Zamanı gelince sebepleri yaratacak olan Rabbimize güvenelim.
Allah’ın vahyini basite almayalım. Bir gemi inşa emrinin tarihin seyri içinde nasıl bir sonuca gebe olduğunu yeniden düşünelim.
Allah’ın emrine teslimiyet, dünyadaki her şeyden değerlidir.
Daha iyi bir kul olma niyetinde olduğumuz sürece imtihanlarımız artacaktır.
Rabbimiz ne kadar samimi olup olmadığımızı test edecektir.
”İnsanlar, sadece ‘iman ettik’ demekle, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebût, 2)
Tevbe edip yeni bir hayata söz verdiğimizde test edileceğiz.
Sabretmeyi hedeflediğimizde samimi olup olmadığımızın sınavına alınacağız.
Namaza başlamak için niyet ettiğimizde çeşitli nefsi engellerle karşılaşacağız.
Allah’a yaklaşmak istedikçe aşmamız gereken zorluklar olacak. Rabbimiz bizi son nefesimize kadar deneyecek.
Parayla, eşle, işle, evlatla, anne babayla, sağlıkla, akrabayla, dostla… Her şeyle ve herkesle sınanacağız.
Dertler arttıkça, şeytan bizi kandırmaya çalıştıkça Allah’a daha çok bağlanmaya çalışacağız.
”Takva sahipleri, şeytandan gelen bir kışkırtı hissettiği an, hemen Allah’ı hatırlayıp gerçeği görürler.” (A’râf, 201)
Doğu Türkistan’da ‘zulüm’ olmadığını ispatlamak için Çin’e gitmeye gerek yoktur. Türkiye’de yaşayan bir kişi ile yarım saat konuşsanız ne olup bittiğini rahatlıkla anlayabilirsiniz… Mevlâ hepimize mazlumların sesini duyabilecek bir hassasiyet nasip etsin…
Başarı Allah’ın rızasını kazanmaktır. Hangi vasfa sahip olursak olalım kazanılması zorunlu olan tek şey O’nun rızasıdır. Bunu da amir memur, kadın erkek, sağlıklı hasta, fakir zengin, ünlü ünsüz şekilde kazanabiliriz. Diğerleri Allah’ın nasibi. Bu ise gayretimizle olur.
Amerika Birleşik Devletleri'nde bir cami imamı şöyle anlatıyor:
Akşam namazını kıldırıp selam verdikten sonra, daha önce camimizde hiç görmediğimiz siyahi bir adam ayağa kalktı.
Benden izin istedi, mikrofonu eline aldı, yüzünü cemaate döndü ve şöyle dedi:
"Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh."
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla."
Ardından Fâtiha Suresi'ni ayet ayet okumaya başladı. Sonuna kadar kırık ve bozuk bir telaffuzla okudu.
Eğer dinleyen kişi Fâtiha Suresi'ni bilmiyor olsaydı, bu adamın söylediklerinden tek bir harf bile anlayamazdı.
Okumasını bitirdikten sonra mikrofonu kapattı, caminin bir köşesine geçti, iki rekât nafile namaz kıldı ve sessizce camiden çıktı.
Ben de peşinden gittim.
Aklımda şu soru vardı:
Bu genci bunu yapmaya iten neydi?
Ne güzel bir sesi vardı, ne düzgün bir telaffuzu, ne de tecvidi veya güzel bir kıraati...
Nihayet ona yetiştim ve:
"Bunu neden yaptın?" diye sordum.
Şöyle cevap verdi:
"Ben rap şarkıcısı Loon'um. İki gün önce Müslüman oldum ve ismimi Cüneyd olarak değiştirdim.
İslam ve onu insanlara tebliğ etmek hakkında tercüme edilmiş bir kitap okudum. Orada beni bunu yapmaya sevk eden çok güzel bir hadis gördüm."
Ben de:
"O hangi hadis?" diye sordum.
Şöyle dedi:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:
'Benden bir ayet bile olsa tebliğ edin.'
Ben yedi ayet ezberledim; ben de onları insanlara ulaştırdım.
Şimdi ise Cüneyd, insanları hak dine davet eden bir davetçi oldu ve onun vesilesiyle çok sayıda Amerikalı Müslüman oldu.
Allah'ım, onu İslam üzere sabit kıl ve İslam'a onunla fayda ver. Âmin.
----
عن عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما أن النبي صلى الله عليه وسلم قال:
«بَلِّغُوا عَنِّي وَلَوْ آيَةً، وَحَدِّثُوا عَنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَلَا حَرَجَ، وَمَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ».
[صحيح] - [رواه البخاري] - [صحيح البخاري: 3461]
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«Benden bir ayet bile olsa insanlara ulaştırınız. İsrailoğulları(nın ibretli kıssaları)ndan da haber verebilirsiniz. Bunda bir sakınca yoktur. Kim bile bile bana yalan isnat ederse, Cehennem'deki yerine hazırlansın.»
[Sahih Hadis] - [Buhârî rivayet etmiştir] - [Sahih-i Buhârî - 3461]
@akiluno_a
Hac ömürde 1 kere, zekat yılda 1 kere, oruç yılda 1 ay yapılması gereken ibadetler iken namazın günde 5 kere yapılması gerekir. Üstelik ikisi için zengin, biri için sağlıklı olmak gerekir. Namaz için bu şartlar da aranmaz. Namaz, İslam’ın beş şartının baş şartıdır. Olmazsa olmaz!
"Çok genel konuşacağım. Türkiye'deki insanlar kapitalizmi, moderniteyi yeni tanıdılar. Çok hoşlarına gitti. Gitmeyecek gibi de değil yani. Şimdi de onun türbülansı devam ediyor. Hem Müslüman kalalım hem de modernist, kapitalist olalım diyorlar. Bu olmayacak. Bu olmaz. Bunun sancılarını çekiyoruz. Ne yapılabilir? Onu ben bilmem. Ama şunu çok iyi biliyorum. Eğer biz Müslüman kalamazsak yok oluruz. Ve biz yok olduğumuz zaman bütün insanlık da yok olur. Modernizme karşı durduğu halde onu reddetmeyecek, yumuşatacak, bünyesine alacak, insanileştirecek tek kaynak; İslam muhabbeti ve hizmetidir. Ben bunu görüyorum."
Sâdettin Ökten
Elbette zengin olalım, gücümüz olsun, sözümüz dinlensin. Müslüman her şeyin en iyisine layıktır. Ama helalden olursa. Allah ellerimizin dolu olup olmadığına değil, temiz olup olmadığına bakar. Ellerimiz temiz ise sepetimiz tam dolu olmasa da kurtarırız ama kirli ise kurtuluş yok.
Adımlarımız temiz olmalı. Allah’ın rızasına uygun olmayan kirli adımlarla varacağımız zirveler bizi kurtarmaz. Nasıl olursa olsun da zengin, güçlü, makam sahibi olalım anlayışı Müslümanca bir anlayış değildir. Zira elde ettiklerimizden değil, yapıp ettiklerimizden sorumluyuz