TKP: İnsan hayatını değersizleştiren bu toplumsal düzeni değiştirmek durumundayız
📌Manisa Turgutlu’da İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde sabah saatlerinde gerçekleşen silahlı saldırıya ilişkin açıklama yapan TKP, "Yoksulluğun, eşitsizliğin, geleceksizliğin ve toplumsal çürümenin derinleştiği bir ülkede çocukları şiddetten korumak, onları yalnızca silahlardan değil, şiddeti besleyen bu toplumsal koşullardan da korumayı gerektirir" ifadelerine yer verdi.
Okul saldırılarının dar anlamıyla "güvenlik sorunu" olarak ele alınamayacağı vurgulandı.
https://t.co/cIbA4BSzmD
Okullar açılırken söyledik: Çocukların yüzünün güldüğü; karnının tok, geleceğinin güvence altında olduğu; korkunun, endişenin ve yoksulluğun çocuklardan uzak olduğu bir ülke istiyoruz.
Bugün Manisa Turgutlu’da bir okulun önünde silah sesleri duyuldu, hayati tehlikesi de olan yaralı öğrenciler var.
Yaralanan öğrencilerin bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz.
Saldırının arkasında yatan neden henüz bilinmemekle birlikte artan okul saldırıları dar anlamıyla “güvenlik sorunu” olarak ele alınamayacak çok boyutlu bir soruna işaret ediyor. Bu gerçek görmezden gelinirse çocuklarımıza yönelen şiddetin nedenleri doğru şekilde tespit edilemez ve çözüm yalnızca güvenlik önlemlerini sıkılaştırmakta aranır. Yaşananlar dolayısıyla milyonlarca veli ve öğrencinin güvenlik kaygıları artarken bu haklı endişenin güvenlikçi bir yaklaşımla istismar edilmesi karşı karşıya olduğumuz soruna çözüm olmayacaktır.
Yoksulluğun, eşitsizliğin, geleceksizliğin ve toplumsal çürümenin derinleştiği bir ülkede çocukları şiddetten korumak, onları yalnızca silahlardan değil, şiddeti besleyen bu toplumsal koşullardan da korumayı gerektirir.
Dizileriyle şiddeti normalleştiren, bireysel silahlanmanın artmasına olanak sağlayan ve insan hayatını değersizleştiren bu toplumsal düzeni ülkemizin bugünü ve geleceği için hep birlikte değiştirmek durumundayız.
Çürümeyi, hırsızlığı ve ahlaksızlığı içine sindiremeyenlere çağrı!
Evinde yapılan aramada 29 kilo altın, 1,2 milyon dolar nakit bulunmuştu.
“80 bin lira maaşla 11 ev, 5 işyeri, 2 arazi, 29 kilo altın, 82 milyon nakiti nereden buldu” diye soruldu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) İşletme Dairesi Başkanıydı adı geçen kişi.
Düzenin yarattığı çürümenin, yolsuzluk ve rüşvet ağının giderek “sıradanlaşan” öykülerinden sadece biriydi onunkisi.
Düzenek ortaya çıkınca "mecbur" tutuklanıverdi.
Üstüne “Bakın AKP kimsenin gözünün yaşına bakmıyor” denildi.
Ancak tutuklanalı daha bir yıl olmadan sessiz sedasız serbest bırakıldı. Bu karar ortaya çıkıp büyük tepkilere konu olunca yine “mecburen” tutuklandı.
Aradan kısa bir süre geçti ve “tutuklulukta geçirdiği süre yeterli” denilerek bugün yeniden serbest bırakıldı.
Komedyenlerin, gazetecilerin ve yazarların sırf iktidarı, düzeni eleştirdiği için tutuklandığı ülkemizde, halkın parasını çalanların tutuklanması olacak şey değildi.
Tam da bu yüzden kimse bugün herkesin dilinde olan 900 milyar liralık fon vurgununun faillerinin tutuklanmasını, cezalandırılmasını beklemesin.
Olsa olsa AKP içi kavganın bir uzantısı olarak devre dışı kalacak birkaç isim göreceğiz, hepsi bu.
Parayı çalanlar, halkın parasının üstüne çökenler keyiflerine bakmaya, sefahat sürmeye devam edecekler.
Bu düzen onların, vurguncu patronların düzeni çünkü!
TKP’nin çağrısı, çağrımız tam da bununla ilgili.
Baştan aşağı çürümüş, her yanından dökülen bu düzenin iflah olma şansı yok.
Hırsızların düzeni son bulsun isteyen, bu adaletsizliğe isyan eden, mutlu yarınların düşünü kuran tüm yurttaşlara TKP saflarına katılma, bu düzeni birlikte alt etme çağrısı yapıyoruz.
Gelin TKP Gönüllüsü olun, bu adaletsizliğe, çürümeye hep birlikte son verelim. https://t.co/s9wJUxBQQd
Uyarıyoruz…
Ülkemizi İsrail, ABD ve Suudi Arabistan’ın yanında Yemen savaşına sokamazsınız!
“Suudi Arabistan aynaya baksın. Yemen'i bu hale kimler getirdi? Yemen şu anda ne durumda? On binlerce insan Yemen'de ölmedi mi? Ey Suudi Arabistan, siz önce bunların hesabını verin.”
2019’daki bu sözlerin sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı, şimdi aynı Suudi Arabistan’ın yanında Yemen’e karşı bir savaşta yer almak üzere son derece hevesli açıklamalar yapıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yemen tarafından Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine çok ciddi saldırılar olduğunu iddia ederken, “sözümüzün eriyiz” deyip, “Askeri ihtiyaçları özellikle belli teknik konularda olabilir. Bunu da karşılama yönünde sıkıntımız olmaz” ifadesini kullanıyor.
Öncelikle Hakan Fidan ve AKP iktidarına hatırlatıyoruz.
Meclis’e getirme zahmetinde dahi bulunmadığınız Mekke Anlaşması vesilesiyle, TBMM'den bir karar çıkarmadan Yemen’e karşı saldırıların parçası olamazsınız.
Eğer cesaretiniz varsa anlaşma ve savaş kararını Meclis’e getirin ve halkımızın gözünün içine bakarak “evet” oyu kullanın da görelim.
Ülkemizi Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insanlık dışı, işgalci ve baştan aşağı hukuksuz saldırılarının parçası yapamayacaksınız.
Yeni Osmanlıcı iktidarın, Osmanlı’nın “Yemen hafızasını” diriltmeye çalışmasına asla izin vermeyeceğiz. Türkiye'yi Suudi Arabistan, İsrail ve ABD'nin Yemen'de işlediği suçun ortağı yapamayacaksınız..
Halkımız, İsrail ve ABD saldırganlığına karşı direnen Yemen halkını katledecek bir onursuzluğun parçası olmayacak, bunu sakın aklınızdan çıkarmayın!
Hayırdır. Türkiye’yi savaşa sokarken kime sordunuz? Mecliste tartışıldı mı? Onay aldı mı? Kamuoyuna bilgi verildi mi? İçeriği nedir? Türk askerleri Arap çöllerine ne sebeple gidecek?
Kemal Okuyan'dan Fidan'ın 'Suudi Arabistan'a yönelik ciddi saldırılar var, askeri ihtiyaçları karşılamada sıkıntı olmaz' sözlerine tepki: “Meclis’e dahi getirilmeyen bir anlaşma sonucunda bir sıcak çatışmanın içine çekiliyoruz”
https://t.co/MH2Ms4ZBi1
emeğimizle ürettiğimiz her şeyi adil bir şekilde bölüşmek, yani sosyalizm insan doğasına aykırı ve ütopik ama işte paradan para kazanmak, borsa, fon, kısa yoldan zengin olmak, köşe dönmek falan filan insana uygun, rasyonel, mantıklı falan filan öyle mi? peki madem :)
Resimde gördüğünüz yer Defne Kaymakamlığı karşısındaki "sosyal tesis"...
En üstte yapılan CAM TERAS ,Defne Belediyesi tarafından 4 Milyon 500 bin TL miktarla faturalandırılmıştır.Yorumsuz bir şekilde Halkın takdirine bırakıyorum.
(Dosya nosu 9478'dir ve 2025 yılına aittir.)
Çok değil, bundan 10-12 sene önce voleybol maçları biletsizdi. Bazı eşleşmeler “nadiren” biletli olurdu, o da çok ucuzdu. Bugünün parasıyla 80-100 lira falan… Vapur parasından hâllice.
Gelirdin, salona girerdin, istediğin yere otururdun. Salonun yarısından çoğu boştu zaten.
Anladım, voleybolda pasta payı büyüdü, voleybol ticarileşti, bilet uygulaması geldi ve fiyatlar da günden güne yükseldi. Arz, talep, serbest piyasa… Kapitalist dünya, yapacak bir şey yok, tamam da…
Hazırlık, dostluk turnuvasının biletli olması normal mi? Bence değil.
Parası olan için 500 lira iki kahve parası, nedir ki? Ama zorda olan için 500 lira çok büyük bir para! Bir baba, eşini ve kızını alıp maça gitmek istese, yol vs. derken 2.000 liralık olacaklar. İzledikleri de ne? Kimsenin hazır olmadığı, kadrosu bile tamamlanmamış takımların hazırlık maçları, “dostluk” adı altında.
Dostluğunuz biraz da garibandan yana olsun ya! Hele İzmir’de, Bursa’da, Aydın’da… Anadolu kentlerinde, imkânı olmadığı için maç izleyemeyen bir sürü genç kız, genç erkek çocuğu var. Bırakın da bari hazırlık maçını para vermeden seyretsinler, sevdikleri oyuncuları yakından görsünler.
Voleybol neden sadece parası olana hitap eder hâle geldi ki?
Kulüplere sesleniyorum:
Nasıl ki bir tiyatro topluluğu, oyun provasına bilet kesemiyorsa, nasıl ki bir şarkıcı sound check’ine bilet kesemiyorsa siz de hazırlık maçına bilet kesemezsiniz. İnsaf!
Yabancı oyuncularınız daha yeni geldi geliyor, takıma entegre bile olmadılar.
Eğer bu bir şov ise, şov olduğu için bilete değer ise, bu aşamada henüz sergileyemeyeceğiniz bir performans için bilet kesmeniz adil değil. Biraz insaf!
Ülkenin hâli belli, millet çocuğuna gofret alırken iki kere düşünüyor, yapmayın. Bırakın aileler, gençler girsin izlesin. Sezonda istediğiniz tutardan bilet kesin ama bu olmaz!
OKULLAR AÇILIYOR…
Bugün milyonlarca çocuk okula dönüyor. Ancak Türkiye’de çocuklar yalnızca derslerine değil, yoksulluğun, eşitsizliğin ve şiddetin damga vurduğu piyasalaştırılmış bir eğitim sistemine de dönüyor.
AKP iktidarı devlet okullarını kendi kaderine terk etmiş durumda. Okulların en temel ihtiyaçları için dahi yeterli kaynak ayrılmıyor; sabun, tuvalet kâğıdı, temizlik malzemesi ve kırtasiye gibi ihtiyaçlar velilerin ellerine tutuşturulan listelerle karşılanmaya çalışılıyor.
Devletin sorumluluğu velilerin omuzlarına yükleniyor. Oysa çocuğun temiz bir tuvalete gidebilmesi, sağlıklı koşullarda eğitim görebilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması bir lütuf değil, haktır.
AKP iktidarı eğitimin kamusal niteliğini büyük bir hızla ortadan kaldırdı. AKP’li yıllarda devlet okullarındaki öğrenci sayısı yüzde 12 artarken özel okullardaki öğrenci sayısı yüzde 560 arttı.
Devlet okulları kaynak yetersizliğiyle baş başa bırakılırken eğitim sermaye için büyüyen bir pazar haline getirildi.
Eğitimdeki eşitsizlik, okul kapısından içeri giren yoksullukla daha da derinleşiyor. Çocuklar okula aç geliyor, beslenme çantaları boş kalıyor. Ailesinin gelir durumu, çocuğun eğitim olanaklarını belirliyor.
Hiçbir çocuk açlıkla ve yoksullukla mücadele ederek eğitim görmek zorunda değildir.
Okullarda yaşanan şiddet de bu tablodan bağımsız düşünülemez. Yoksulluğun, geleceksizliğin, eşitsizliğin ve toplumsal çürümenin büyüdüğü bir ülkede okulları bu gerçekliğin dışında tutamazsınız. Çocukları rekabetin ve sınav baskısının içine atıp şiddeti yalnızca güvenlik önlemleriyle çözemezsiniz.
Türkiye Komünist Partisi'nin çağrısı açıktır:
Eğitim piyasaya bırakılamaz.
Çocuklarımızın geleceği ailelerinin cüzdanına göre belirlenemez.
Devlet okullarının tüm ihtiyaçları kamu kaynaklarıyla karşılanmalı, velilerden bağış adı altında para toplanmasına son verilmelidir.
Her çocuğa ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği sağlanmalıdır. Hiçbir çocuk okula aç gitmemelidir.
Okulların temizlik, güvenlik, bakım ve personel ihtiyaçları kamu tarafından karşılanmalı; eğitim yeniden parasız, bilimsel, laik ve nitelikli bir kamusal hak olarak örgütlenmelidir. Biz çocuklarımızın yüzünün güldüğü bir ülke istiyoruz. Karnının tok, geleceğinin güvence altında olduğu; korkunun, endişenin ve yoksulluğun çocuklardan uzak olduğu bir ülke.
Böyle bir ülke mümkün ve biz böyle bir ülkeyi mutlaka kuracağız.
ABD sırtını döndü, 'Mekke İttifakı' kağıt üstünde kaldı
📌Yıllardır boğmaya çalıştığı Ensarullah'ın hamleleriyle köşeye sıkışan Suudi Arabistan'ın güvendiği ittifaklar birer birer dağılıyor.
📌ABD'nin askeri müdahale talebini reddettiği, Ankara ve İslamabad'ın ise imzaladıkları "Mekke İttifakı"na rağmen derin bir sessizliğe gömüldüğü tabloda Riyad, kendi çıkardığı yangının ortasında yapayalnız kaldı.
🖊️Haber: Yalçın Cuğ (@yalcincug)
https://t.co/TMelIVb8Sg