Mehmet Şimşek, bazı meslek gruplarının geçen yıl beyan ettikleri aylık brüt gelirleri açıklamış…
Bir damat tıraşı, berberin aylık gelir beyanını geçiyor.
Kuyumcular 42.000 TL beyan ediyor ama yanında çalışan çırak, villa ve Mercedes sahibi.
Gerçekten merak ediyoruz: Bu matematik nasıl işliyor?
Biz hekimler ise “ek ödemeler kesilir” korkusuyla yıllık iznimizi bile kullanamıyoruz.
Vergi yükü bizde, sorumluluk bizde, hesap veren yine biziz.
Ama beyan edilen kazanca bakınca sanki en çok kazanan da biziz, en çok harcayan da.
Sistem bir yerde değil, her yerde aksıyor.
Meslektaşımız sırf ödeme konusundan ötürü (Dolar endeksli ödeme yapmamak için) Şırnak'a görevlendirilmiş gösterilip, Kuzey Irak'ta üs bölgesinde görev yaparken ŞEHİT olmuş. Sivil Hekimleri, Askeriyeye gönderip hayatlarını riske atmanın yanında hakkı olan parayı ödememek için hesap kitap yapanların üstünde Meslektaşımızın vebali vardır.
SİVİL HEKİMLERİN ASKERİ ÜSLERDE GÖREV YAPMASI KABUL EDİLEMEZ! Yetişme şartlarımız bir anda kendimizi yüksek rakımlı, zorlu fiziki şartları olan ortamlarda bulmamıza müsait değil! Tüm hayat planımızın içinde 1 telefon ile 2 gün sonra 2500-3000 rakımlı yerlere 50-60 rakımlı bölgelerden çıkartılınca ne Akciğerimiz ne Kalbimiz bu yükü kaldıramıyor.
Yurtdışında çalışan Hekime, sırf ödenmesi gereken maddi tazminatlar azalsın diye görevlendirme sınıriçi gösteriliyor. Bizler oralara giderken canımızı ortaya koyarken, ufak tefek maddi hesaplar içine düşülüyor.
Bugün bir kez daha gördük ki hayatımızın hiçbir değeri yok. Yine 1 telefonla, 2 gün sonra 3000 rakıma bir anda çıkartılacağız. Biliyorum. Çünkü ben daha 2 ay önce oradayken ısrarla göğsümün sıkıştığını buradan sizlerle paylaştım. Bu ülkede bir şeylerin değişmesi için birilerinin ölmesi gerekiyor, bazen de birileri ölse de bir şeyler değişmiyor. Yurtdışında hayatını kaybeden meslektaşımızın görev yeri ŞIRNAK gözüküyor. Görevlendirmesi ŞIRNAK olan Hekim nasıl oluyor da KUZEY IRAK'ta hayatını kaybedebiliyor? Hepimize aynısı yaşatıldı.
Bu ülkenin Hekimlerinin hayatı, DEĞERSİZ DEĞİL! HER NE KADAR DEĞER GÖRMESEK DE!
Hekim arkadaşlarıma naçizane bir tavsiyem:
Tahmin edersiniz ki bir kardiyolog olarak en çok konsültasyon istenen bölümlerden birinde çalışıyorum. Haliyle sıklıkla uygun olmayan konsültasyonlar da isteniyor. Böyle durumlar için her zaman asistanlığı sırasında program direktörümün söylediği bir söz aklıma gelir. Sizinle de paylaşayım:
“Every consult is a call for help.”
Yani “Her konsültasyon bir yardım çağrısıdır.” Bu şu demek: Atılan konsültasyon sizin bölümünüze uygun olmayabilir, yanlış veya sizin uykunuzu bölecek bir zamanda atılmış olabilir, konsültasyon atan kişinin bilgisi çok zayıf olabilir vs vs. Ne olursa olsun ortada sorunu olan bir hasta ve ona tam olarak nasıl yardımcı olacağını bilemeyen bir hekim var ve bu hekimin bu yüzden yardıma ihtiyacı var. Böyle durumlarda yardımcı olmak için elinizden geleni yaparsanız, en iyi sonucu alırsınız. Başka bölüme konsültasyonun daha uygun olduğunu düşünüyorsanız veya bilgi eksikliği varsa, bunu size konsültasyon atan hekimi sizi aradığı soruyla ilgili eğitmek için fırsata çevirin. Böylece hem hasta fayda görür hem de belki bir dahaki sefere tekrar aranmazsınız. Bana kardiyolojik bir problem olabilir diye atılan konsültasyonlar sonrası hiç alakası olmayan siroz, sepsis, astım, lupus, hatta sıtma tanısı bile koyduğum onlarca belki yüzlerce hasta oldu. Bunlar kardiyolojiye atılmaması gereken konsültasyonlardı ama atan hekimlerin yardıma ihtiyaçları vardı. Hem hastalar tanı aldılar hem de hekimler bir şeyler öğrendiler. Bu tavrım konsültasyon için arayan bazı meslektaşlarımdan şu tarz şeyler duymamı da sağlamıştır “dün gece seni aramadık çünkü hem rahatsız etmek istemedik hem de geçen gün gördüğün hastayla ilgili bize öğrettiğin şeyleri önce uygulayıp sonra eğer hala ihtiyacımız varsa seni aramak istedik. Fakat tedaviye yanıt vermiyor, hastayı görmen mümkün mü?” Yani tavrınızı “Bu benim acilim değil mesai saati dışında aranmamam lazım”dan “acaba bu meslektaşım beni neden aramaya ihtiyaç duymuş olabilir ve onun sorununu nasıl çözebilirim”e çevirirseniz sonuç siz dahil herkes için en iyisi olacaktır. Sonuçta hiç birimiz birbirimizin alanını diğerinden daha iyi bilmiyoruz.
Burada küçük bir parantez açmak isterim. Benim en hoşnutsuz olduğum şeylerden biri defansif tıp uygulamalarıdır. Bir hekim yardıma ihtiyacı olduğunda başka bir hekimi kesinlikle çekinmeden arayabilmelidir. Fakat, bunu defansif tıp uygulaması olarak tamamen kendini korumak için yapıyorsa bu meslek etiğine hiç uygun değildir. Özellikle Türkiye’de her hekim canla başla çalışıyor ve kimsenin zamanı yok. Bu yüzden birbirinizin zamanına ve hayatlarına da saygılı olmalısınız. Bunun dışında her yardım çağrısı anlayışla ve destekle karşılanmalıdır.
Yoğun bakım doktorunu yaralayan kadın,yüzlerce tıp fakültesi mezununu yoğun bakım doktoru olmaktan vazgeçirip binlerce çocuğun hayatının kurtarılmasını engelledi.Bunu düşünerek yargılayın.
Bu video ilk izlediğmizde hepimizi mahvetmişti. Hem umutla dolduk hem de çaresizlikle kıvrandık. Dirayetine hayran kaldıklarımız şehit oldu, yakınlarını kaybetti. Üzerinden 1 yıl geçti, hiçbir şey değişmedi, değiştirilemedi. aynı yerdeyiz #JabaliaGenocide
Sivas KYK yurtlarında boykot ürünleri satılmasın diye öğrencilerin hâlâ seslerini duyurmak zorunda kalması bile başlı başına utanç verici değil mi? Vicdanının sesini dinleyen öğrencilere kulak verin ve KYK'ları boykot ürünlerinden arındırın.
#SivasKYKBoykot