Hegel 15 yaşındayken, okuldaki dersleri hakkında şöyle diyor:
"Sadece kelime ve ifadelere dikkat ediliyor, bunların ruhu ve doğasına bakılmıyor. Konular üzerine ise hiç konuşulmuyor."
1785'te diyor bunu!
.
[T. L. Haering: Hegel - Sein Wollen und sein Werk 1, Scientia: 1963, 25]
Amerikan meslektaşlarımın makale yayımlandığı haberi:
“Şu konuda yaptığım çalışmam yayımlandı”
Türk arkadaşlarım:
“Honored to announce that our study is now published in World’s Best Research Science Journal [SSCI Q1 (impact factor: 100.34), acceptance rate: %0.01]”
50 yaşında görünen 85 yaşındaki kadın tüm yaşamı boyunca karnivor (etçil) olduğunu söylüyor ve TV, radyo vs izlemediğim için şanslıyım diyor. Tereyağını da göklere çıkarmış.
“Diploma” kelimesinin Antik Yunancada “ikiye katlanmış” anlamına geldiğini biliyor muydunuz?
Kelimenin kökeni, Antik Yunancada “iki” anlamına gelen “di” ile “katlamak” anlamına gelen “ploo” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan “diploma” kelimesine dayanır.
Antik Roma döneminde askerlere, elçilere veya devlet görevlilerine verilen resmî geçiş belgeleri ve imtiyaz fermanları, mühürlerinin kırılmaması ve gizliliğinin korunması için ortadan ikiye katlanmış, menteşeli bronz plakalar hâlinde verilirdi. Romalılar, ortadan ikiye katlanıp kapanabilen bu belgelere biçiminden yola çıkarak “diploma” (ikiye katlanmış nesne) adını verdiler. Bu belgeleri ülkeler arası taşıyan elçilere de "diplomat" denildi.
“Minyatür” kelimesinin aslında “kırmızı boya” anlamına geldiğini biliyor muydunuz?
Kelimenin kökeni, Latincede "kırmızı kurşun boyası” anlamına gelen "minium" sözcüğüne dayanır.
Orta Çağ Avrupa'sında el yazması kitapların baş harflerini ve sayfa kenarlarını bu dikkat çekici kırmızı boyayla süsleme sanatına "miniatura", bu işi yapan sanatçılara ise "miniator" denirdi.
Sayfa kenarlarına sığabilmek için mecburen çok küçük ve ince detaylı çizilen bu süslemelerin kökenindeki "kırmızı renk" anlamı zamanla dilde tamamen unutulmuş; sözcük anlamsal bir kayma yaşayarak doğrudan "küçük boyutlu, ince işçilikli resim veya nesne" kavramının evrensel ismine dönüşmüştür.
“Paris'te Yahya Kemal'in devam ettiği okul arşivinde ve Abdülhak Şinasi'nin öğrencilik notları üzerinde yapılan araştırmalarda her ikisinin hiç de parlak
öğrencilerden olmadıkları ve pek zayıf notlar aldıklan görülmüştür.”
[Taha Toros]
İkisinin de aklı fikri edebiyatta idi çünkü ☺️
Türkiye’ye döndüler; birisi şiiri, diğeri nesri fethetti.
"İnsanın muhatabına varlık payı bırakması, muhattabın iradesine ve hakikatine yer açmak..."
"İnsaf sahibi özne sadece ötekinin haysiyetini korumakla kalmaz, ötekine yer açarak kendi haysiyetini de teyit eder...İnsaf öznenin kendi haysiyetine sadakatidir."
Zerrin Kurtoğlu