O sırada Selcen Çatlı’nın melek babasının işlediği suçlar;
- Uyuşturucu kaçakçılığı (1984)
- Abdi İpekçi cinayeti (1979)
- 7 TİP’li öğrencinin katledilmesi (1978)
- Görevli polise ateş etmek (1977)
- 16 Mart katliamı (1978)
- Uyuşturucu kullanımı (Ölümünden sonra yapılan otopside kanında kokain tespit edilmiştir)
İzmir'de saç örme videosu gerekçesiyle tutuklanan 16 yaşındaki A.K., cezaevinde şiddete uğradı.
Çocuk kafasının mermere vurularak darp edildiğini ve çıplak aramaya maruz kaldığını aktardı.
İstediğiniz her suçu işleyip "sayın cumhurbaşkanımız", "sayın bahçeli" dediğimizde yırtıyoruz anladığım kadarıyla.
Telefonunda 43 bin hayvan yönelik cinsel istismar videosu bulunan, sayısız yavru köpeği sahipleneceğim diye alarak cinsel istismar sonrası öldüren, öldürdüğü hayvanlardan anılar saklayan ve hepsi kanıtlanan katil M.M. Duman bunları söyledi ve cezası yarı yarıya düştü. Ne kadar yatacak 1 hafta daha mı? Sonra? Sonra hanginizin çocuğu sırada? @TC_icisleri@adalet_bakanlik güvende değiliz, güvenliğimizi sağlamak yükümlüsünüz!
5 gün bekletildi, geçirilmedi: Kobani gidecek yardım TIR’ları Diyarbakır’a döndü
Diyarbakır Kent Koruma Platformu tarafından toplanan Kobani’ye gönderilmek üzere toplanan yardımlar Diyarbakır’a geri getirildi.
5 gün önce Diyarbakır’dan yola çıkan yardım malzemesi yüklü 25 TIR’ın ‘Kobani’ye geçişine, tüm girişimlere rağmen izin verilmedi.
Yardımların Diyarbakır Kent Koruma Platformu heyetiyle birlikte Azez üzerinden gitmesine izin verileceği söylendi. Ancak bu kez heyete de izin verilmeyince TIR’lar Diyarbakır’a geri döndü.
Takipte kalın, haberiniz olsun ====>
https://t.co/0vvMBmX4ob
https://t.co/xLbaMGOOOe
https://t.co/R3ZrhMJzOq
https://t.co/NVFi1rP3Q5
https://t.co/GERAzkHw2l
#Kobani #kobane #syria #HumanitarianAid #diyarbakir
yayınlanan her belge bizzat sistemin ve bu sınıfın ifşası ama olayın burdan konuşulmayacağını çok iyi bildikleri için rahat rahat önümüze koydular her şeyi. yüzde biri sovyetlerde yaşansa 50 yıldır ders kitaplarında komünizmin insanı nerelere sürüklediğini okurduk
Mısır’da 60 ülkenin katıldığı “Miss Intercontinental” yarışmasına katılan temsilcimiz Sezin Özgür, yarışmada mobinge maruz kaldı.
Organizatörlerin, Sezin dışındaki tüm yarışmacıları toplayıp “Jin Jiyaj Azadi” sloganları attırdığı ve organizasyon hesabından paylaşıldığı görüldü!
RTE yine toplumun açık sinir uçlarını minik bir Kürt nefreti odacığı açarak birbirine bağladı. Bir süre daha milliyetçilik orgazmıyla deşarj olacak yoksulluğu, güvencesizliği unutacaklar. Erdoğan bu ülkeyi 100 yıl daha yönetir. Belki de 1000. Bir Türk dünyaya bedel devam.
"HTŞ ile IŞİD'i aynı kefeye koyamazsın" diye sayıklayanlara gösterin bu videoyu, tam olarak aynılar. IŞİD'le mücadelede ölenlerin mezarlarına bile saldıracak kadar barbarlar.
Günlerdir bayrak siyaseti yapıyorlar.
17 yaşındaki bir genci bayrak indirdi diye linç ettiler.
Ama uğruna Sevinç çığlıkları attıkları Işid’liler bayraklarını yaktıklarında Mal Mal bakıyorlardı..
Colani’nin Kanlı Sicili
Bugün Suriye’de “meşru muhatap” olarak pazarlanan Colani’nin geçmişi; cihatçı çeteler eliyle işlenmiş mezhepsel katliamlar, kadınlara yönelik şeriat dayatmaları , sivillere karşı yürütülen sistematik katliam politikalarıyla yazılmıştır.
Bugün “kravat taktı” denilerek aklanmaya çalışılan bu sicil ne silinmiştir ne de unutulmuştur. Kafa kesen bir çihatçıdan devlet adamı yaratılmaya çalışılan bu geçmiş, emperyalist çıkarlar uğruna yeniden makyajlanan bir cihatçının kanla yazılmış dosyasıdır.
2004-2007 yılları arasında Irak’ta El-Kaide bağlantılı silahlı yapılarda faaliyet yürüten Colani, onbinlerce sivili hedef alan en kanlı bombalı saldırı dalgalarının merkezindeki isimlerden biri olarak öne çıktı.
Bu saldırılardan sadece bazıları şunlardır:
Erbil’de Kurban Bayramı sırasında düzenlenen bombalı saldırıda 110 kişi hayatını kaybetti, 133 kişi yaralandı. Aynı yıl Kerbela ve Bağdat’ta Aşura günü gerçekleştirilen eş zamanlı bombalı araç saldırılarında 180 kişi öldü, 500’den fazla kişi yaralandı.
2007’de Tuzhurmatu’ya bağlı Amerli’de Türkmen nüfusun hedef alındığı bomba yüklü kamyonet saldırısında ise 156 sivil hayatını kaybetti, 255 kişi yaralandı.
Colani’nin Suriye sahnesine çıkışı ise, 2011 yılında daha sonra IŞİD lideri olacak Ebu Bekir el-Bağdadi tarafından ülkeye gönderilmesiyle başladı. El-Kaide çizgisinde kurulan Nusra Cephesi’nin liderliğini üstlenen Colani, daha sonra doğrudan El-Kaide’ye biat etti. Nusra’nın ilerleyen yıllarda HTŞ’ye dönüşmesi, örgütün cihatçı ideolojisini, mezhepçi çizgisini ortadan kaldırmadı; yalnızca yeni bir siyasal ve askerî ambalaj sundu.
El-Kaide çizgisini terk etmeyen Colani, rakip cihatçı yapıları tasfiye ederek kendi otoritesini pekiştirmeyi hedefledi. Nitekim 2014’te verdiği ilk televizyon röportajında, Suriye’nin kendi gruplarının “İslam hukuku” yorumu altında yönetilmesi gerektiğini savunmuş; Hıristiyanlar ve Aleviler gibi azınlıklara ülkede yer olmayacağını açıkça ifade etmiştir.
Temmuz 2016’da Halep’in Suriye ordusunun kontrolüne geçmesinin ardından cihatçı gruplar İdlib’e çekildi. Aynı dönemde Colani, Nusra Cephesi’nin adının “Şam’ın Fethi Cephesi” olarak değiştirildiğini duyurdu. 2017’de ise çeşitli cihatçı örgütlerle birleşerek HTŞ’nin kurulduğunu ilan etti. Bu yeniden yapılanma, sahadaki uygulamaların değiştiğine değil; cihatçı yönetimin kurumsallaştırıldığına işaret ediyordu.
HTŞ’nin kontrolü altındaki bölgelerde halka yönelik baskıcı politikalar hayata geçirildi. Kadınlara şeriat kuralları ve kıyafet zorunlulukları dayatıldı; boşanma davası açmaları ve oy kullanmaları yasaklandı. kamusal alanda yanlarında “mahrem” olarak tanımlanan bir erkek bulunması zorunlu kılındı. Bu uygulamalar, HTŞ’nin “yerel yönetim” iddiasının gerçekte kadınları ve azınlıkları hedef alan bir baskı rejimi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
HTŞ’nin askerî ve ideolojik geçmişi bu denli açıkken, Colani’nin Amerika ve bölgesel güçler tarafından bugün “devlet kuran aktör” olarak yeniden sunulması, sahadaki gerçeklerden değil jeopolitik çıkar hesaplarından kaynaklanmaktadır. Colani’nin bugün uluslararası masalarda “muhatap”, sahada ise “istikrar unsuru” olarak sunulması; Irak ve Suriye’de işlenen binlerce sivil cinayetinin, kadınlara yönelik sistematik şiddetin ve mezhepsel temizlik suçlarının bilinçli biçimde cezasız bırakılmasıdır.
İsim değiştirerek, sakal keserek ya da diplomatik temaslara açılarak bu sicil aklanamaz. Colani’nin temsil ettiği yapı, reforme edilmiş bir aktör değil; emperyalist çıkarlar uğruna yeniden konumlandırılmış bir cihatçı şiddet aygıtıdır. Bu aygıtın güçlendirilmesi, Suriye’de barış değil; kalıcı savaş, toplumsal çöküş ve kadınlar ile azınlıklar için süreklileştirilmiş bir yok edilme tehdidi anlamına gelmektedir.
Kürt halkının Rojava’da soykırımla karşı karşıya bırakılmasına karşı yapılan protesto eylemlerinin ardından çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bu genç arkadaşımız da Hakkârili. Bayrağı indirdiği iddiasıyla işkence edilerek gözaltına alındı. Oysa dün indirildiği öne sürülen bayrak, Nusaybin sınırında indirilen bir bayrak değil; zaten eylemlerin gerçekleştiği bölgede herhangi bir bayrak da yok. Ortada açık bir dezenformasyon var.
Soruşturma yok, delil yok, savunma hakkı yok.
Ne var? İşkence var, kolektif cezalandırma var, Kürtlere reva görülen soykırım siyaseti var.
Bir çocuğu yerde sürüklemek, tekmelemek, copla dövmek güvenlik değil; açık bir insanlık suçudur.
İşkence suçtur. Kolektif cezalandırma suçtur.
Kürtlere yönelik bu saldırı politikasına sessiz kalmayacağız.