Kocasının, çocuğuna bağırmasına neden tepki gösterdiğini açıklayan kadın:
• Kocam akşam işten eve geliyor ve çocukla ilgileniyor ve bir sebepten dolayı çocuğa bağırdı.
• Sonra bana “E sen de bağırıyorsun ama” diyor.
• Ben çocukla sabahtan akşama kadar 20-30 defa kriz yaşıyorum.
• Akşam olunca sabrım artık taştığı için bağırıyorum.
• Ama sen işten geldiğinde o iki saatlik dilimde çocukla ilgileniyorken ona bağırdığın için uyardığım zaman “Sen de bağırıyorsun” diyemezsin.
• Çünkü o 2 saatte de bir zahmet çocuğa bağırmamayı öğrenmen gerekiyor.
• İş yerinde ne kadar stres yaşarsan yaşa bunu çocuğa yansıtamazsın.
• O yüzden annelerin çocuğa bağırmasıyla babaların bağırması bir değildir.
30'lu ve 40'lı yaşlarda Erkek olmak gerçekten garip.
Bir yanda 2000 2005 doğumlu kızlar,
bir yanda 85 ve 90 doğumlu kadınlar...
Hepsi aynı anda seninle flört etmeye çalışıyor.
Erkeğin yaş alışı, kadına göre gerçekten farklıdır.
20'li yaşlarda erkeklerin çoğu görünmezdir+++
@sakinken Ne diziyi izlemişsin ne karakterlerden ne de sahneden haberin var cahil herif. Hikmet o dizide hiçbir zaman sözü muteber biri olmadı. Başaramadıklarının hırsıyla her zaman herkese sert öfkeli bir adam oldu. Ömer baba her ne kadar sahnelerini atlasak da orada cevabı veriyor shahsh
@dogruelena Kadın bence gayet açıklayıcı anlatmış da bir de karı koca arasında olan muhabbetin nasıl geliştiği ilişki dinamiği bi ton faktör var. Ama yüzeysel yorumlar işte
Melisa Aslı Pamuk: "12 yaşımdan beri çalışıyorum.
Hep erkeklerle dolu bir ortamdaydım. Kendi korumak için eril olmak zorundaydım. Eşim sayesinde bunu değiştirdim.
Eşim (Yusuf Yazıcı), 'Daha kadınsı olmanı istiyorum, bazen sanki arkadaşlarımdan biriyle oturuyormuşum gibi.' dedi.
'Biraz sakin ol ve feminen tarafını bul.' dedi. Geriye dönüp baktığımda ihtiyacım olan şey buydu ve çok şükür bunu buldum dedim."
"Fatih ne Demirbaş Şarl karakterinde bir hayalci ne de Napolyon gibi insanüstü büyüklükte bir ütopyacıydı. Aksine, Büyük İskender'in ve ilk Roma İmparatoru Jül Sezar'ın hikâyelerini okuyarak beslediği ve sürekli geliştirdiği hırslı bir ruha sahipti; zihni ise hep keskin ve sakindi. Her şeyi yok edip, bir canavarın bıraktığı izler gibi ardında devasa harabeler bırakarak şöhret kazanmak değildi amacı; aksine sistematik bir şekilde tüm zamanlarda kalıcı olacak eserler yaratmak istiyordu. İnce ama dayanıklı çelik gibi vücudu; Güney'in güneşi altındaki yakıcı ovalarında, Kuzey'in dağlarının içinden geçilmez ormanlarında, her türlü tehlikeyi, yorgunluğu ve iklimden kaynaklanan zorlukları aşmasına yardımcı oluyordu. Önemli kararlar arifesinde kendine güveni barındıran bir sakinlikle, insan gücünü tasarruflu kullanıp, insan kanı akıtmaktan kaçınarak, uyum içinde bir devlet kurmak için çaba göstermek ve imparatorlara yakışır bir eseri var etmek için yaratılmıştı."
Nicolae Jorga, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi II
En çok yalnız yemek yiyen, divan toplantılarına bile katılmayan, kendine roma imparatoru diyen, en ulaşılamaz, yarı tanrı olan döneminde aslında çok da sevilmeyen adamı babacan jandarma astsubay yapacak ne yaşadınız ya