Hayatın kötü bir noktadaysa, stresliysen ve hep bir kaygı hissediyorsan
Scott Adams'ın kaygıyı saniyeler içinde susturmak için kullandığı 9 zihinsel hile:
1. Ölüm döşeğinde olduğunu hayal et.
Stendhal sendromunu duydunuz mu?
Kişinin muazzam bir güzellikteki sanat eserleriyle veya tarihi mekânlarla karşılaştığında yaşadığı çarpıntı, baş dönmesi, bayılma ve hatta halüsinasyon gibi psikosomatik (ruh ve bedeni etkileyen) belirtilere verilen isimdir. Bu durum adını, 1817'de Floransa'yı ziyaret ederken benzer semptomlar yaşayan ünlü Fransız yazar Stendhal'dan almıştır.
Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası bu duyguyu yaşadığım ülkemizdeki en önemli yer diyebilirim. Uzun yıllardır restorasyon nedeniyle kapalı olan bu muhteşem yer geçen yıl ziyarete açıldı ve nihayet görme şansını yakaladım.
Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, 1985 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren ilk İslam mimarisi eserlerinden birisidir ve tüm görkemi ile 800 yıldır ayakta.
Bu muhteşem yapının mimarı, Ahlatlı Muğis oğlu Hürrem Şah’tır. Bu yapı onun bilinen tek eseridir.
Taş süslemesinin olağanüstü güzelliği ve her motifin birbirine benzese bile hiçbirinin tamamen aynı olmaması karşısında büyüleniyorsunuz.
Caminin içindeki Mimber abanoz ağacından ve yapımı 12 yıl sürmüş. Bu muhteşem ağaç işçiliğinin ustası Tifisli İbrahim oğlu Ahmet.
Caminin bitişiğindeki Darüşşifa ise akıl ve sinir hastalarının su, ses, mekan akustiği ve Kuran Tilavetiyle tedavi edildiği yer.
Burası ziyaret edilecek yerler listenizin başında olmalı diye düşünüyorum.
40’lı yaşlara yaklaşınca artık “seni seviyorum, çok aşığım” sözlerini değil, ‘senin için bugün bunu yaptım’ ların kıymetli olduğunu biliyorsun. Sözleri herkesin verebileceğini ama o vaatler için aksiyon alanın gerçekte değer verdiğini görüyorsun. Birinin ‘Senin için dünyaları yakmasını’ değil; huzurlu bir dünya yaratmasını bekliyorsun. Ses yükseltmelerin aşkın heyecanından değil, öfke kontrol probleminden olduğunu fark ediyorsun. Artık kimsenin büyümemiş çocuğunu büyütmeyi seçmiyorsun. Hoşgeldin gerçek mutluluğa. Artık manipule edilemiyorsun. Gerçek değerini bildiğinde kimse sana o değerin aşağısında davranamaz. Çünkü elenir.
Kim sizi sürekli gelişmeniz ve bir şeyler yapmanız gerektiğine inandırdı bilmiyorum ancak bana göre bu toksik pozitiflik ve sürekli performans gösterme kaygısı, günümüz insanının virüsü. Sade, basit ve dürüst bir yaşam sürmek yeterli.
Aldığım en iyi karar sessiz kalmaktı. Kanıtlayacak hiçbir şeyim yok. Kimseyi harika biri olduğuma ikna etmiyorum. Benim bozmadığım şeyi düzeltmiyorum. Kimseye değerimi göstermek için savaşmıyorum. Ne yaparsan yap, bu senin sorumluluğun. Sadece pişman olmamanı umarım. Bana gelince; ben ileri gidiyorum, özgürüm ve huzurluyum
Evlilik, gerçek bir yol arkadaşlığı ilişkisine dönüşemediğinde; insanların kendi olmasını engelleyen, benliklerini kısıtlayan, kendilerini sahte bir güven duygusu içinde avuttukları, günün sonunda herkesin yalnız hissettiği bir tür çocuk büyütme projesine dönüşür.
Birey olmak, yaşamın en temel görevi ve anlamıdır. Ancak pek çok evlilik, ne yazık ki bu temel görevi engelleyen bir yapıya dönüşür. Çiftler, gerçek benliklerini ifade etmek yerine, toplumsal kalıpların empoze ettiği maskelerini takar ve birbirleriyle toplumsal roller üzerinden ilişki kurarlar. "İyi eş", "iyi anne", "iyi baba" rollerinin arkasına gizlenen birey, zamanla kendi özüyle, yani benliğiyle temasını kaybeder. Benliğiyle teması kaybeden kişi, kendini besleyecek beklentilerini bilinç dışına iter ve eşiyle sahte bir uyum yaratır.
Bu sahte uyumun yarattığı güven duygusu, aslında derin bir illüzyondur. Çiftler, birbirlerini gerçekten tanımadıkları, ruhsal derinliklerine temas edemedikleri için yüzeysel bir aidiyet hissine tutunurlar. Böylesi bir evlilik, zamanla bir tür fonksiyonel ortaklığa dönüşür. Çocuk yetiştirmek, maddi ihtiyaçları karşılamak, toplumsal statüyü korumak gibi dışsal hedefler, ilişkinin merkezine yerleşir. Kişi, kendi içsel bütünlüğünü aramak yerine, dışsal rollerde kaybolur ve özüyle bağlantısını kaybeder. Günün sonunda ise her iki taraf da derin bir yalnızlık hisseder. Çünkü görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamışlardır. Yanlarında bir partner var gibi görünse de gerçekte ruhsal düzeyde kimse yoktur.
İşte bu noktada evlilik, iki insanın ortak görevler ve roller etrafında döndüğü ancak hiçbir zaman yakınlık yaşayamadığı, ruhun hapishanesi haline dönüşür.
- Tunç Tataker
Akrep Kadını 2024 2025 2026 Transit Yolculuğu ve eşik yılınız
2024 Kırılma, yüzleşme ve kader seçimi yılı
2024, Akrep kadını için derin bir eşiği temsil etti. Plüton’un Kova’ya geçişi ile köklerinden sarsan temalar yükseldi aile, kök bağı, aidiyet, nerede duruyorum? sorusu. Eski düzenler çatladı, sahte bağlar çözüldü.
Jüpiter’in Boğa süreci ilişkilerde ve ortaklıklarda büyütücü ama aynı zamanda gerilimli deneyimler getirdi veriyorum ama karşılığı var mı? sınavı.
Satürn’ün Balık desteği ise yarayı olgunluğa dönüştürdü kalbin derinindeki kırılmalar, yaratım gücüne dönüşmeye başladı.
2024 kopuşların ardındaki hakikati gösterdi. Sevdiği şeylerle bağı yeniden tanımladı. Gitmesi gereken gitti, kalması gereken köklendi.
2025 İçsel yeniden yapılanma ve güç toplama yılı
2025’te enerji içe çekildi; sessiz ama derin bir inşa süreci başladı.
Satürn’ün Koç süreci, sorumlulukla hareket etmeyi öğretti emek, disiplin, sağlıklı sınırlar, bedensel ruhsal denge. Günlük hayat, iş düzeni, hizmet alanı yeniden yapılandı.
Jüpiter’in Yengeç’e ilerleyişi ruhsal korumayı ve içsel güven duygusunu büyüttü evim, yolum, yönüm netleşti.
Plüton Kova teması ise geçmişten gelen kalıpları tamamen kırmaya davet etti geleneksel bağlar yerine öz’e uygun hayat.
2025, Akrep kadınına şunu öğretti
Güç yük taşımakta değil, gereksiz yükü bırakabilmekte.
2026 Yeniden doğuş, görünürleşme ve kader kapısının açılışı
2026, bir sonuç değil hasat yılı.
2024 2025’in tüm kırılmaları, onarımları ve seçimleri meyve vermeye başlıyor.
Jüpiter destekleri yeni fırsat, yeni çevre, yeni yön anlamına gelirken
Plüton’un kalıcı dönüşümü Akrep kadınının sahneye artık eski ben olarak değil, olgunlaşmış bir bilinçle çıkmasını sağlıyor.
Bu yıl sizin için Kapılar ya tamamen açılıyor… ya da temelli kapanıyor.
Yarım bağlar çözülüyor aşk, iş, amaç ve kader çizgisi daha gerçek, daha güçlü bir zemine taşınıyor.
Akrep kadını 2024’te kırıldı, 2025’te dönüştü,
ve 2026’da kendisi olarak yeniden doğdu.🤲
2026'ya girmemize 3 ay kaldı. Bu yıl aldığım en büyük ders, benim için aynı şeyin zerresini yapmayacak insanlara kendimden taviz vermemek oldu. Herkes en iyi halimi hak etmiyor.
Hayatı akışına bırakmak umursamazlık, boşvermişlik, 'Ne oluyorsa olsun, her şeyi bıraktım' demek değildir. Takıntıları, kontrolcülüğü, mükemmeliyetçiliği, geleceğe odaklı yaşamayı, kuruntu, korku, enerjinizi geriye çekecek duygu, davranış, kişi, durum ve alanları, kendini ispat etmeye uğraşmayı, boş ego savaşlarını bırakmaktır.
Anıları ait oldukları yere bırakıp yoluna devam etmenin mistik yolculuğu…
#yeniay 🌌🌑
Zaman, ruhun ilmek ilmek dokuduğu bir halıdır ve her hatıra, bu halının bir desenidir. Bazı desenler parlaktır; sevginin, neşenin, başarıların nakışını taşır. Ama bazıları vardır ki, bir yük gibi çöker omuzlarına; pişmanlıkla, kayıpla, kırgınlıkla dokunmuştur. İşte mistik yolculuk, bu ağır ilmekleri kutsal bir kabulle serbest bırakmakla başlar. Ruh, neyi taşıması gerektiğini, neyin artık sadece öğrenilmesi gereken bir ders olduğunu bilir. Kalbinin sessizliğinde duyarsın bunu: “Artık bırakabilirsin.” Çünkü bazı anılar, hatırlanmak için değil, özgür bırakılmak için yaşanır.
Geçmişi geride bırakmak, unutmak değil; bir dönüşüme izin vermektir. Anılar seni sen yapan kıymetli öğretmenlerdir; ama artık seninle yürümek zorunda değiller. Onlara sevgiyle teşekkür ettiğinde, arkalarında bıraktığın boşluk yeni başlangıçlara alan açar. Ruh, kendini tekrar tekrar aynı hikâyeyi yazmak zorunda hissetmez. Aynı döngüde sıkışmak yerine, geçmişle barışıp ondan özgürleşmenin psikolojik olgunluğu doğar. Çünkü iyileşmek, geçmişi yok saymakla değil; ona yeni bir yer tanımlamakla mümkündür. Kalbin değil, tarihçenin raflarında…
Ve tam da bu noktada devreye girer Yengeç burcundaki yeni ay… Ruhun duygusal arşivlerini gözden geçirmesi için göksel bir davettir bu. Yengeç, aidiyetin, geçmişin ve duygusal köklerin burcudur. Yeni ay ise her zaman yeni bir niyet, yeni bir yönelim, yeni bir “ben artık böyle biriyim” deme cesaretidir. Bu yeni ay, geçmişte takılı kalan parçalarını nazikçe elinden tutup, sana şunu fısıldar: “Şefkat, başkalarına değil; önce kendine duyduğunda başlar.” Duygusal yüklerini annelik eder gibi sarmalayıp, artık yürümeyen duygusal bağlara veda etmeye hazırsan; işte şimdi geçmişi ait olduğu yere bırakabilir, geleceğine yer açabilirsin.
Ruhsal evrim her zaman ileri gitmek demek değildir. Bazen, geçmişe sevgiyle bakıp oradan sessizce uzaklaşabilmektir asıl ilerleyiş. Ve bu ilerleyiş, yüreğinde taşıdığın huzurun en derin köküdür. Yeni ayın ışığı altında kendi iç evine dönerken, unutma: geçmiş artık seni tanımlamıyor, ama sen kendini yeniden tanımlayabilirsin…
Aşırı düşünmek sizi yavaş yavaş tüketiyor
Alan Watts,40 yıllık araştırmaları sonucunda aşırı düşünmenin kaygı özgüven eksikliği ve mutsuzluğun gizli nedeni olduğunu keşfetti.İşte zihninizi kontrol altına alıp aşırı düşünmeyi durdurmanıza yardımcı olacak 5 önemli ders
(FLOOD)
7. Aylak Adam, Yusuf Atılgan
8. Aşk-ı Memnu, Halit Ziya Uşaklıgil
9. Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk
10. Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar
11. Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin
12.Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu
13.Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu
14.Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
15.Ölmeye Yatmak, Adalet Ağaoğlu
16.Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
17. Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay
18.Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin
19.Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
20.Devlet Ana, Kemal Tahir
21. Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali
22.Hakkari’de Bir Mevsim, Ferit Edgü
23.Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
24.Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Sevgi Soysal
25. Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil
26.Kıskanmak, Nahid Sırrı Örik
27.Cevdet Bey ve Oğulları, Orhan Pamuk
28.Eylül, Mehmet Rauf
29.Gece, Bilge Karasu
30.Fahim Bey ve Biz, Abdülhak Şinasi Hisar
31.47’liler, Füruzan
32.Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
33.Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yaşar Kemal
34.Yorgun Savaşçı, Kemal Tahir
35.Murtaza, Orhan Kemal
36.Yer Demir Gök Bakır, Yaşar Kemal
37.Tuhaf Bir Kadın, Leyla Erbil
38.Ağır Roman, Metin Kaçan
39.Orta Direk – Yaşar Kemal,
40.Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana – Yaşar Kemal
41.İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali
42.Yalnızız – Peyami Safa
43.Bin Hüzünlü Haz – Hasan Ali Toptaş,
44.Son Adım – Ayhan Geçgin,
45.Yılanların Öcü – Fakir Baykurt
46.Her Gece Bodrum – Selim İleri
47.Sinekli Bakkal – Halide Edib Adıvar
48.Sultan Hamid Düşerken – Nahid Sırrı Örik
49.Serenad – Zülfü Livaneli
50. Tol – Murat Uyurkulak
51. Ayaşlı ve Kiracıları – Memduh Şevket Esendal
52. Müşâhedat – Ahmet Midhat Efendi
53. Kinyas ile Kayra – Hakan Günday
54. Berci Kristin Çöp Masalları – Latife Tekin
55. Denizin Çağırışı – Kemal Bilbaşar
56. Kırık Hayatlar – Halit Ziya Uşaklıgil
57. Kurt Kanunu – Kemal Tahir
58. Medarı Maişet Motoru – Sait Faik Abasıyanık,
59. Odalarda – Erdal Öz
60. Yeşil Gece – Reşat Nuri Güntekin
61. Bir Solgun Adam – Selçuk Baran
62. Kurtlar Sofrası – Attilâ İlhan
63. Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan
64. Kısa Tarihi – Ayfer Tunç
65. Buzul Çağının Virüsü – Vüs’at O. Bener
66. Esir Şehrin İnsanları – Kemal Tahir
67. Gurbet Kuşları – Orhan Kemal
68. İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit
69. Mel’un – Selim İleri
70. Rahmet Yolları Kesti – Kemal Tahir
71. Bir Kadının Penceresinden – Oktay Rifat
72. Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı – Bilge Karasu
73. Heba – Hasan Ali Toptaş
74. Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk
75. Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim – Nâzım Hikmet
76. Çamlıca’daki Eniştemiz – Abdülhak Şinasi Hisar
77. Çocukluğun Soğuk Geceleri – Tezer Özlü
78. Kayıp Aranıyor – Sait Faik Abasıyanık
79. Kiralık Konak – Yakup Kadri Karaosmanoğlu
80. Eski Hastalık – Reşat Nuri Güntekin
81. Mutluluk – Zülfü Livaneli
82. Şimdiki Çocuklar Harika – Aziz Nesin
83. Boğazkesen – Nedim Gürsel
84. Karartma Geceleri – Rıfat Ilgaz
85. Matmazel Noraliya’nın Koltuğu – Peyami Safa
86. Sahnenin Dışındakiler – Ahmet Hamdi Tanpınar
87. Yaralısın – Erdal Öz
88. Yeşilçam Dedikleri Türkiye – Vedat Türkali
89. Ankara – Yakup Kadri Karaosmanoğlu
90. Araba Sevdası – Recaizade Mahmut Ekrem
91. Ateş Gecesi – Reşat Nuri Güntekin
92. Çılgın Gibi – Suat Derviş
93. Göçmüş Kediler Bahçesi – Bilge Karasu
94. Handan – Halide Edib Adıvar
95. Mahur Beste – Ahmet Hamdi Tanpınar
96. Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman
97. Tütün Zamanı – Necati Cumalı
98. Veda – Ayşe Kulin
99. Viski – Çetin Altan, 1975
100. Yalan – Tahsin Yücel
Daha fazla edebiyat içerikleri ve kitap alıntıları için @sivriikalemler hesabını takip edebilirsiniz.