Tekrar söylüyorum:
Türkiye’nin;
Suriye’deki, Gazze’deki, Lübnan’daki, Rum Kesimi'ndeki, Yunanistan'daki İsrail askeri unsurlarını vurma hakkı ortaya çıkmıştır.
İsrail’in son saldırısı bu meşruiyeti oluşturmuş,
bu misilleme hakkını Türkiye’ye ye vermiştir.
Eli kanlı cani İsrail’in, Türkiye’yi tehdit etmesi beyhude bir çabadır. Biz onların diliyle konuşmayız; çok konuşup boş gürültü yapmayız. Çünkü Türk milleti gerektiğinde sözünü değil, iradesini ortaya koyar.
Bunların büyükbabaları bizi iyi bilir. Dün olduğu gibi bugün de Türkiye’ye racon kesmeye kalkanlar, bir sabah uyandıklarında kurdukları kibirli düzenin yerle bir olduğunu görebilirler.
Cumhurbaşkanımız yalnız değildir. Türkiye’ye tehdit sökmez, Türk milletine diz çöktürülemez!
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yargı süreci kararlılıkla devam etmektedir. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütülmektedir.
Dosya kapsamında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında “Soykırım” suçundan 14 Temmuz 2026 tarihinde verilen yakalama emirleri doğrultusunda, Adalet Bakanlığımızca uluslararası seviyede aranmaları amacıyla kırmızı bülten yayımlanması İçişleri Bakanlığımızdan talep edilmiş, ilgili evrak Dışişleri Bakanlığımıza iletilmiştir.
Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch; Gazze’ye insani yardım ulaştıran sivillere uluslararası sularda silahlı müdahale ve aktivistlerin alıkonulmasına ilişkin eylemler kapsamında “İnsanlığa Karşı Suç”, “Soykırım”, “Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma”, “Kasten Yaralama”, “Eziyet”, “Mala Zarar Verme”, “Nitelikli Yağma” ve “Ulaşım Araçlarının Kaçırılması” suçlarından yargılanmaktadır.
Gazze’de soykırım politikası yürüten Netanyahu yönetiminin dokunulmaz ve hesap sorulamaz olduğu yönündeki anlayışı hiçbir suretle kabul etmiyoruz. Gazze’de işlenen suçların üzerinin örtülmesine, sorumluların cezasızlık zırhıyla korunmasına müsaade etmeyeceğiz. Ulusal ve uluslararası hukukun bütün imkânlarını kararlılıkla kullanacağız.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde Filistin halkının, mazlumların ve insanlık vicdanının yanında dimdik durmaya devam edeceğiz. İnsanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesi için gereken bütün adımları kararlılıkla atacağız.
Yeni nesil devlet
Türkiye bir süredir güne operasyon haberleriyle başlıyor.
Yargı ve emniyetin radarına dini kendine kalkan yaparak holdingleşen sözde cemaatler de takılıyor.
Belediyeleri talan eden sorumsuz yerel yöneticiler de..
Reşit olmayan çocuklara adam öldürten yenil nesil suç örgütleri, gençleri ve kadınları uyuşturucu-fuhuş batağına sürükleyen suç şebekeleri…
Hepsine teker teker dokunuyor devlet…
Biraz gecikmiş ama yerinde ve milletin büyük çoğunluğunun tam desteğini alan operasyonlar bunlar.
Ve yalnızca “Asayiş operasyonları” olarak görmemek lazım bu hareketliliği.
Karşımızda kendisini güncelleyen, kadife eldiven içindeki demir yumruğunu masaya vuran yeni nesil bir devlet var.
İyi, güzel de..Devlet bu güncellemeye neden ihtiyaç duydu?
Çünkü karşımızda artık eski tip suç örgütleri yok.
Dijitalleşme ve sosyal medyanın yıkıcı etkisiyle suç değişti.
Suçlu değişti.
Suçtan elde edilen paranın dolaşım biçimi değişti.
Dolayısıyla devletin mücadele yönteminin de değişmesi gerekiyordu.
Türkiye şu an işte o değişimle tanışıyor.
Ne diyor İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi?
“Adana’da bir suç örgütüne operasyon yaptık. Kendilerine operasyon yapılınca intikam alma hevesine düşmüş, Adana’ya 3 kişi göndermişler. Onlara da operasyon yaptık. Kim devletle boy ölçüşebilir ki?”
Ne diyor Adalet Bakanı Akın Gürlek?
“Vatandaşlarımız müsterih olsun.. Devletin nefesi, bu kirli düzenlerden menfaat sağlayanların üzerindedir. Suçtan kazanç sağlayanların kurdukları düzenler birer birer ortaya çıkarılacak; sorumlular cezalandırılacak.”
Yeni nesil devlette suçla nasıl mücadele edildiğinin kısa özetidir iki bakanın açıklamaları.
Eski devlet suçu takip ederdi, yeni nesil devlet suç ekonomisini takip ediyor.
Eskiden organize suç denildiğinde insanların zihninde belli bir görüntü oluşurdu:
Mafya, silahlı adamlar, haraç, tehdit, kumarhaneler…
Bugünün suç dünyası çok daha karmaşık.
Yeni nesil suç örgütleri şirket kuruyor.
Sosyal medyayı kullanıyor.
Yasa dışı bahis organizasyonları oluşturuyor.
Uyuşturucudan kazanılan parayı farklı sektörlerde aklıyor.
Kripto varlıkları ve uluslararası para transferlerini kullanıyor.
Lüks otomobiller, rezidanslar ve sosyal medya üzerinden oluşturulan şatafatlı hayatlarla özellikle gençlere güç ve zenginlik mesajı veriyor.
Suç artık yalnızca sokakta değil.
Suç aynı zamanda dijital dünyada, finans sisteminde ve ekonomik hayatın içerisinde.
İşte yeni nesil devlet tam burada ortaya çıkıyor.
Yeni nesil devlet yalnızca suçluyu yakalayan devlet değil.
Suçun parasını takip eden, finansmanını kesen, dijital ağını çözen, mal varlığına ulaşan ve suç örgütünün ekonomik ekosistemini dağıtan devlet.
Yeni nesil devlet için tabelaların, isimlerin önemi yok.
Bir yapı kendisine şirket diyebilir.
Cemaat diyebilir.
Dernek diyebilir.
Holding diyebilir.
Belediye diyebilir.
Devlet açısından temel soru şudur:
Burada suç var mı, yok mu?
Varsa devlet harekete geçer.
Çünkü hukuk devletinde hiçbir sosyal, ekonomik, dini veya siyasi kimlik suçun zırhı olamaz.
Türkiye’de hukuk önünde kimsenin dokunulmaz olmadığı algısı yavaş yavaş oturuyor.
Vergisi ödeyen, kanunlara uyan vatandaşın devletten beklentisi tam da bu zaten.
O yüzden bu operasyonlara destek veriyor sokaktaki insan..
Yeni nesil devlet Türkiye’ye iyi gelecek …
Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Daha;
Hürmüz'ü geçemeyen,
Kızıldeniz'den güvende olmayan,
Akdeniz'de bir köşeye sıkışan
İsrail mi Türkiye'ye kafa tutacak?
O "Garnizon" kapatılacak.
Ve onu Türkiye kapatacak!
Hakan Fidan, Mısır’da yaptığı açıklamada;
“Zalim, zulmüyle beraber tarihten silinecektir. Bunun Netanyahu'nun da başına geldiğini göreceksiniz. Açlığa mahkûm edip öldürdüğü insanların kanında boğulacağını göreceksiniz.”
Siyonist İsrail’in soykırımcı boşbakanı Netanyahu azmış, Türkiye’yi tehdit ediyor.
Sadece bir işaret yeter; ABD araya girse de çaresi yok.
ABD topraklarında olduğu gibi; ABD polisi araya girse de Türk’ün tokadından kurtulamazsın şeytanyahu…
A.Kuytul deyince aklıma gelenler:
1 Temmuz 2016: Tayyip Erdoğan'ın kalemi kırılmıştır.
15 Temmuz 2016: TSK yönetime el koymuş. Darbe müslümanlara hayırlı olsun.
22 Temmuz 2016: Tiyatro.
Milli Mücadelemizin kurucu liderimiz Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamızın “Ayasofya Camimiz ibadete açıldığında biliniz ki İktidarda Milli Görüşçüler vardır!” müjdesine rağmen particilik ve hased hastalığı sebebiyle yıllarca gözyaşlarıyla “Zincirler kırılsın Ayasofya açılsın!” mitinglerine katılan kardeşlerimizden sayıları azda olsa bir kısımı maalesef sevinemediler; hayret ki hayret!
Tıpkı, Taksim ve Çamlıca Camilerinin yapılmasına sevinemedikleri gibi...
https://t.co/PhFxfipQlf
Alihan Kuriş’e destek için Ankara Millet Bahçesi’nde toplananlara soruyorum.
• Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Kuriş’in üzerine kayıtlı 138 taşınmaz’ı savunmak için mi oradasınız?
• Babası Mahmut Sabri Kuriş’in üzerine kayıtlı 26 taşınmaz’ı savunmak için mi oradasınız ?
• Kuriş ailesinin (Anne-baba-oğul-kardeş) üzerine toplam 191 adet gayrimenkul’ü savunmak için mi oradasınız?
Madem sokağa çıkabiliyordunuz Gazzeli kardeşlerimiz katledilirken neden çıkmadınız ?
Birkez dahi olsa Ayasofya açılsın diye neden sokağa çıkmadınız ?
Ne den Başörtüsü meselesinde sokağa çıkmadınız ?
Çok soru var sorulacak.
Alihan Kuriş gözaltına alınınca Alman gizli servisi BND’nin tüm hesapları alt üst oldu. Fetulah ABD’ye gidince örgütünü CIA güdümünde oradan nasıl yönettiyse, Alihan da Almanya’ya yerleşip örgütünü BND güdümünde yönetecekti. Ancak devletimiz bu sefer erken hareket etti ve tehlike büyümeden durdurdu.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında bugün imzalanan;
Mekke Savunma Anlaşması,
Güney-Batı Asya'da bugüne kadar atılan en ciddi adımdır.
Üç ülkenin toprak bütünlüğünü garanti altına alan, birine yapılan saldırıyı üç ülkeye yapılmış sayan bu anlaşma;
Son 40 yılda İsrail-İran eksenine sıkışmış coğrafya için bir çıkış yolunun, yeni bir güç haritasının temelini oluşturacak.
S. Arabistan'ın ekonomik gücü, Pakistan'ın nükleer/askeri gücü, Türkiye'nin teknoloji, insan gücü ve imparatorluklar aklı birleşti.
Yakın gelecekte, Ortadoğu, Kuzey ve Doğu Asya ile, Orta Asya'dan da yeni katılımların olacağı bir çekirdek eksen oluşmuştur.
Ortak coğrafya ve güç inşası yokunda, büyük bir askeri ve ekonomik güç ortaklığı ilan edilmiştir.
Herkesin eski ezberleri terk etme zamanı gelmiştir.
Türkiye'ye yakın duran kazanacak, karşı duran kaybedecektir.
İsrail güvenliğini esas alan tarih bitmiştir. Ona höre belirlenen haritalar da değişecektir.
Ülkemiz ve coğrafyamız için hayırlı olsun.
Türkiye, 21. Yüzyıl'ın Sürprizi'dir.
Hakan Fidan’ın Mısır’da yaptığı manifesto gibi çok önemli açıklama:
“Zalim, zulmüyle beraber tarihten silinecektir. Bunun Netanyahu'nun da başına geldiğini göreceksiniz. Açlığa mahkûm edip öldürdüğü insanların kanında boğulacağını göreceksiniz.”
FETÖ’nün en iyi yaptığı şey, bugün de olduğu gibi “muhalif” kesimi yönetebilmesidir.
Bugün de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığı ile ilgili bayatlamış yalan ile bu kitleyi yöneten FETÖ, 6 Şubat depreminden sonra da “Devlet yok Ahbap var” kampanyasıyla Kızılay ve AFAD’a olan güveni sarsıp kaos yaratmaya çalışmıştı.
“Devlet yok Ahbap var” kampanyası, firari FETÖ’cü Emre Uslu’nun 6 Şubat depreminin ertesi günü 7 Şubat 2023’te öğlen saatlerinde sosyal medyada paylaştığı “Ortada devlet mevlet yok, bir tek Haluk Levent’in ahbapları var” mesajıyla başladı.
Muhalif” görünmek ayağına dolandırıcılığını bildikleri Haluk Levet’in Ahbap derneğine tek kuruş vermediği halde, yardım çağrıları yapan ünlüler şimdi “kandırıldık” diyorlar. Hayır, kandırılmadınız FETÖ’nün “Devlet yok Ahbap var” kampanyasına alet oldunuz
Konya’mızın kıymetli ilim adamlarından, ömrünü ilme ve talebe yetiştirmeye adamış Saffet Bakırcı hocamızın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.
Başta kıymetli ailesi, talebeleri ve sevenleri olmak üzere tüm yakınlarına sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyorum.
Rabbim rahmet eylesin. Mekanı cennet, makamı âli olsun.
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.
Konya’mızın ilim ve irfan hayatına kıymetli hizmetlerde bulunan Saffet Bakırcı Hocamızın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Yetiştirdiği talebelerle ardında hayırlı bir miras bırakan hocamıza Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar dilerim.
Saffet Bakırcı hoca, Konya'da zaman zaman fakültedeki odamızı ziyaret eder, hal hatır sorup çıkardı. Bir şey ikram etmek istediğimizde "Bir hadis ikram edin, yeter' derdi. Çay içtiğini falan görmezdik. Her hareketinde sünnet-i seniyyeye riayet etmeye çalışan, hasbi bir Müslümandı. Mekanı cennet olsun.