Dünyada travma yaşatmadıkları takım kalmayan takımı en travmatik şekilde elemek nerden baksan kral hareket. Kabul edelim ki Vakıfbank çok büyük bir takım...
Ciddi bir ilişkinin temeli aslında üniversitede atılır; hatta evleneceğiniz insanı orada bulursunuz. Ancak burada kastettiğim, kampüse adım atar atmaz birine bağlanıp üniversite hayatını heba etmek değil. Asıl mesele; aynı ortamda, aynı duygularda buluştuğunuz o kalabalığın içinde; aklınıza, mantığınıza ve ruhunuza hitap eden birini zamanla keşfetmektir. Yıllar içinde gelişen o doğal yakınlığı, okulun sonlarına doğru sağlam bir ilişkiye dönüştürmek ve mezuniyet sonrası hayatın zorluklarına karşı el ele verip ayağa kalkmak en sağlıklı yoldur.
Lise yıllarında veya üniversitenin başında girişilen ciddi ilişkilere rasyonel bakamadığım gibi, gündelik flörtleri de son derece lüzumsuz görüyorum. Bu tür gelgeç hevesler, insanın içindeki o saf duyguyu ve masumiyeti tüketen, kişisel gelişimi engelleyen beyhude bir meşguliyetten ibarettir. Hedefleri gölgeleyen, odağı dağıtan ve insanı potansiyelinden koparan bu duygusal karmaşa süreci, sonunda koca bir dağınıklıktan başka bir şeye dönüşmüyor.
Diğer yandan, üniversite bittikten sonra doğru insanı bulmak çok daha zorlaşıyor. Hayatın yükü omuzlara bindiğinde; birinin geçmişini, kültürünü ve değerlerini saf bir şekilde tanıyabileceğiniz ortamlar azalıyor. Maskelerin arttığı o dönemden sonra, sizi olduğunuz gibi kabul edecek birini bulamadıkça, yıllar verimsiz ilişkiler arasında savrulup gidiyor. Özetle; üniversitenin son yılları, hayatınızın geri kalanını paylaşacağınız o doğru insanı bulmak için en kıymetli zaman dilimidir.
ortalama bi jake peralta, jim halpert, chandler bing, dean winchester, klaus mikaelson, patrick jane, marshall eriksen, robb stark istiyoruz ya cok mu sey istiyoruz