#YenidoğanÇetesi iddianamesinde adı geçen Özel Bağcılar Şafak Hastanesi ve Özel Avrupa Şafak Hastanesi’nde yaşadığım vahşeti ve karşılaştığım hukuksuzlukları paylaşıyorum.
29 Şubat 2024 tarihinde Özel Avrupa Şafak Hastanesi sahibi Seçim Ö. ile çalışanları tarafından rehin alındım, darp edildim, zorla ilaç enjekte edildi ve elektronik cihazlarım gasp edildi.
Bu olayla ilgili hazırlanan iddianamede; “Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” ve “Birden Fazla Kişi ile Birlikte İşyerinden Silahlı Yağma” suçlarından 14 sanık yargılanacak.
Duruşma Bilgisi:
Tarih/Saat: 06 Mayıs 2025, 09:30
Mahkeme: İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi
Sevk Maddeleri: TCK 37, 149/1-a-c-d, 109/2, 109/3-a-b, 53
Duruşmaya herkesi bekliyoruz!
Kamu oyuna bildirmek için bu süreci detaylıca anlatacağım.👇
Ben pazarlama uzmanı ve sağlık yöneticisiyim. Babam ile beraber çalışmaktayız. Babam, Prof. Dr. Ahmet Satıcı Mart 2020 ile 20 Şubat 2024 arasında Özel Bağcılar Şafak Hastanesi’nde göz doktoruydu. Hastaneyle yapılan anlaşmaya göre, kendisine ait bir takım cihaz ve malzemeleri hastaneye babam götürmüştü ve göz bölümü cirosunun belirli bir oranı kendisine ödenecekti. Ancak, hastane ücret manipülasyonu, malzeme, cihaz ve hakediş gasbı yaptı.
Bazı aylarda hastanenin denetçisi ve muhasebecilerinin babamın hakediş ücretlerini usulsüz şekilde hesaplarda oynama yapıp keyiflerine göre düşürdüklerine şahit oldum ve yüzleştiğimde emir kulu olduklarını söylediler. Ayrıca çalıştığı süre içinde yıllarca babama ciro baskısı yaptılar.
Özel Bağcılar Şafak Hastanesi konkordato ilan etmişti ve şirketi Refik Arslan Sağlık Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi’ni Sakarya’ya taşımıştı.
Hastane medikal firmalara da ameliyat sarf malzemelerinin ödemesini yapmadıkları için firmalar mercek gibi ameliyat malzemelerinin bedellerini babamdan tahsil ettiler.
Hastane yönetimi babamın ücretlerini aksatmaya başladı ve Ekim 2023 tarihinden Şubat 2024’e kadar olan alacak ücretlerini babama ödemediler.
Babam ve ben dönem dönem biriken paranın tarafımıza ödenmesini talep ediyorduk ve buna ilişkin toplantılara katılıyorduk. Aslında ciro paylaştırılacağından dolayı hastane sahiplerinin bu paraları harcamaması gerekliydi ama Cem T. Ö. paraları harcadığını ve hatta “paralar yandı bitti kül oldu” dedi.
18 Ocak 2024 tarihinde Özel Bağcılar Şafak Hastanesi yönetiminden Cem T. Ö. “Ekim 2023 hakedişi” için bile 2024 Mart ayına kadar ödeme yapamayacağını, gelen tüm gelirleri çoktan harcadığını, çekleri bile borçlarla ödediğini, konkordatoda olduklarını, ekonomik olarak bitme noktasına geldiğini ve hastanenin asıl sahibi olan amcası Seçim Ö. olduğunu, bu ödemeyi yapıp yapamayacağını onunla konuştuktan sonra karar vereceğini, “Seçim Ö. ne derse o olur” dedi. Ardından toplantıyı sonlandırdık.
3 Şubat 2024 tarihinde Cem T. Ö. ile tekrar toplantı yaptık. Bu toplantıda babamın hastanede gerçekleştirdiği işlemleri incellettiğini bazılarının şaibeli olduğunu iddia edip babamın cezai sorumluluğunun bulunabileceğini söyleyip bu şekilde alacağımızdan vazgeçirmeye ya da indirim yapmaya ikna etmeye çalıştılar. Cem T. Ö. babam Prof. Dr. Ahmet Satıcı’ya “İstanbul Şafak Hastanesi’nin doktoru hapisteydi, daha yeni çıktı, bana bir şey olmaz, doktor olarak sen hapis yatarsın.” diye hak ediş ücretlerini almadan istifa etmesi için yanımda babamı tehdit etti. Ancak babam şaibeli olduğunu iddia ettikleri işlemleri tek tek gerekçeleriyle açıklayıp bu iddiaları kesin bir şekilde reddetti ve ücretini gasp etmelerine rıza göstermedi. Bizim bu fikre yanaşmayacağımızı gördükten sonra Cem T. Ö. isimli şahıs amcası Seçim Ö. ile görüştüğünü 500.000 TL karşılığında hastanenin göz polikliniğini bize kiralayabileceğini ve artık masraflara da karışmayacaklarını teklif etti. Bu teklifi babam tabii ki kabul etmedi ve biriken alacaklarını vermelerini istedi. Cem T. Ö. ise “kira vermezsen sana hasta baktırmayacağım” dedi.
12 Şubat 2024 tarihinde Prof. Dr. Ahmet Satıcı’yı Seçim Ö. tek başına gelmesi için uyararak Özel Avrupa Şafak Hastanesi’ne çağırdı. Bu görüşmede Seçim Ö. ve Cem T. Ö. babama alacağının yarısından vazgeçmezse hırsızlıkla itham edeceklerini, ameliyat sarf malzemesinin ödemesini hastanın ödediği paradan karşıladığı için bunu bahane edeceklerini söyleyip doktor olan babamı tehdit etmişler. Babamı yalnız çağırdıkları için hastanenin başka bir katında babamı bekledim ve toplantı sonrasında olanları babam bana anlattı. Seçim Ö. babama “alacağının yarısından vazgeçmezsen seni hiç bir hastanede çalıştırmam. Bütün özel hastanelerle bağlantım var, benim çevrem çok geniş. Cumhurbaşkanının bile bende numarası var” demiş. Babam alın teri olan ücret haklarından vazgeçmeyeceğini söyleyince “bundan sonra seni hastaneye sokmayacağım, hasta baktırmana izin vermiyorum, madem alacağının yarısından vazgeçmiyorsun cihazlarına da alacağım” demiş ve bu kez babamın hastaneye getirdiği tıbbi cihazlarına el konulması için babamın yanında telefon açılarak hastanenin işletme müdürü ve yenidoğan vurgununun da sanıklarından olan Mustafa K.’a talimat verilmiş. Seçim Ö., Cem T. Ö. ve Mustafa K. bu eylemi organize ederek 12.02.2024 tarihinde akşam saatlerinde babamın tıbbi cihazlarını ve sair tıbbi malzemelerini hastane çalışanları Sinan Ş., Özge Y., Gökhan Ö. ve Çağlar Ö. ile birlikte gasp edildi (Bunula ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığında ayrı bir soruşturma şuanda devam etmektedir ve kamera görüntüleri bulunmaktadır). Cihazların alındığı günün gecesi babam üzüntüden kalp spazmı geçirdi.
13 Şubat 2024 tarihinde Seçim Ö. annemi arayarak bu konuyu çözebileceğimizi söyleyip babamı tekrar Özel Avrupa Şafak Hastanesi’ne çağırdı. Babam rahatsızlık geçirdiği için bu görüşmeye ben ve annem gittik. Hastane yöneticisi Seçim Ö. ile görüşmeye gittiğimizde, bize babamın borçlu olduğu iki çeki imzalatmaya çalışarak “bu çekleri imzalarsanız cihazlarınızı veririm, doktorun da hastanede çalışmaya devam etmesine izin veririm böylece hakediş ücretlerini almasına fırsat tanırım” diyerek çek ile dolandırmaya yeltendi.
Seçim Ö. çeke imza attırmaya böyle çalıştı: 13 Şubat 2024 tarihinde Seçim Ö. bana ve annem Ayşe Satıcı’ya “Bizim hakkımızda çok fazla kötü haber var. Yoldaki geçene anjiyo yapıyor diye bile gazeteye yazdılar. Bilirsiniz, bizim çevremiz çok geniştir ve bu haberden sonra çevremdekiler dediler ki, gidelim bu haberi yapan yerin önünde basın toplantısı yapalım dediler. Ben yapmayın dedim çünkü o haber yazıldı, bitti. Bir daha gündeme getirirseniz insanlar soru sorar. Neyse sonra sordurdum ve öğrendim ki yine de randevular iptal olmuyor. Televizyondaki haberlerden ve gazetedeki yazanlardan sonra gelen hastalar bize haberleri yine soruyorlarmış ama biz de yalan haber diyoruz ve hastalar da bize inanıyor. Bizim hastanelerimizle ilgili çok sıkıntılar var ve ona rağmen hastalar geliyor, ben de bu durumu şuna benzetiyorum, bir restoranda eşek eti, at eti satıyorlar diyorsun ama vatandaş yine gelip yemek yiyor, kısacası milletin söylediğine kimse inanmıyor yani bize hiç bir şey olmaz. Ben dün Doktor Ahmet hocaya da kimi istiyorsan onu hakem yap, kimi göstersen benim tarafımı tutacak dedim ama merak etmeyin sorununuzu da bugün çözeceğim, ödemenizi çekle yapacağım, Ahmet hoca gelip teminat için çeke imza atarsa çalışmaya devam etmesine izin vereceğim" dedi. Ben babam adına benim de imza yetkim olduğunu söyledikten sonra Seçim Ö. muhasebeye gitmek için odadan çıktı ve asistanı ile beraber geri geldiğinde asistanının elinde borçlunun Ahmet Satıcı olduğu iki adet çek ve altında boş beyaz bir kağıt vardı.
Seçim Ö. “imza yetkisi olan çeke imza atsın" dedi. Seçim Ö. size ödemeyi çekle yapacağım dedi ancak hazırlatıp getirdiği çekte Ahmet Satıcı borçlu olarak görülmekteydi ve bize bu çeklere ve kağıda imza attırmaya çalıştı. Ben, Seçim Ö.’e “internette görmüştüm, Doktor Nadide Korkut’u dolandırdığınız haberini okudum, bizi de mi dolandıracaktınız?” dedim, çünkü Seçim Ö., muhasebecisi, yeğeni ve iş arkadaşları ile birlikte, Şafak grubuna ait JFK Hastanesinde (şimdiki adıyla Aile Hastanesinde) çalıştırdıkları Dr. Nadide Korkut'u dolandırdıkları sabit olduğundan, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/11/2023 tarihli, 2023/58 E. 2023/467 K.ilamında, Seçim Ö. ve birlikte hareket ettiği iş arkadaşları hakkında TCK. 158/1-d maddesi gereğince kamu kurum ve kuruluşları, tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 2 yıl hapis ve 5 gün adli para cezasına hükmedilmiş ve sanıkların suç işlemeyeceği düşünülerek HAGB kararı verilmişti. Böylece bu görüşme gergin bir şekilde bitti. Önce iftira atmışlardı, sonra dolandırmaya teşebbüs ettiler.
Ertesi gün, 14 Şubat 2024 tarihinde araya konulan hakemle beraber tekrar görüşmeye gidildi. Bu görüşmede bir önceki günkü dolandırma teşebbüsü tekrar sorulduğunda Seçim Ö. cevaben “biz dolandırıcıyız, ben dolandırıcıyım, ben buyum" şeklinde itiraf etti. Toplantı sonunda Seçim Ö., Cem T. Ö.’e "bunların ilişkisini kes, bunları bir daha hastaneye sokma" diye emir verdi. 14 Şubat 2024 tarihindeki görüşmenin sonunda Cem T. Ö. "hakem ne karar verirse biz uygulayacağız, biz hakemin vereceği karara kabulüz, amcamın dediği gibi parayı verip hesabı kapatacağız" dediği hâlde maalesef, 29 Şubat 2024 tarihinde artık Seçim Ö., babam Prof. Dr. Ahmet Satıcı’ya hiç bir şey ödememeye karar verdi.
Babamın aylarca emeklerinin karşılığı olan ücretleri ödenmediği gibi hastane yönetimi emri ile tıbbi cihaz ve malzemeleri de gasp edilmişti. Özel Bağcılar Şafak Hastanesinin idari işlerine bakan Cem T. Ö.’ün süreci amcası Seçim Ö.’e devrettiği için 29.02.2024’te Özel Avrupa Şafak Hastanesi’ne, babamın haklarını ve hukuksuzluğun giderilmesini talep etmek için tek başıma gittim. Buraya gitme amacım dava yoluna başvurmadan önce son bir kez görüşmek istememdi.
29 Şubat 2024 tarihinde saat 13:30 sıralarında hastane sahibi Seçim Ö. ile görüştüm. Yaptığım görüşmede Seçim'e elimizde kanıtların bulunduğunu ve bu belgelerle dava açtığımızda kazanacağımızı söyleyip dava açmadan önce alacağımızı ödemesini istedim. Kesinlikle Seçim Ö. isimli şahısı tehdit etmedim. Sadece daha önceki eylemleri nedeniyle can güvenliğimden endişe ettiğim ve elimdeki delilleri garantiye almak için benden haber alınamazsa, belgelerle suçlarının haber olacağını söyledim. Babamın hakkını istediğim için beni tehdit etti. Kendisini ses kaydına aldığımı söylediğimde ise işler daha da kötüleşti.
Seçim Ö. ayağa kalkarak masadaki tableti gösterip bununla mı kaydediyorsun yoksa telefonunla mı kaydediyorsun deyip tabletimi eline almaya çalıştı. Ben tabletime sıkıca sarılıp kendime doğru çektim. Ardından gitmek istediğimi söyledim. Kapıya yöneldim. Benim odadan çıkmama engel olmaya çalışıyordu. Beni odaya kilitlemeye çalıştı. Ben güçlükle kendimi odadan dışarıya attım. Gitmeye çalışırken koridorda çalışanları tarafından tutulup itilerek yere atıldım. Defalarca “imdat, polis!” diye bağırarak yardım istedim. Bunun üzerine daha fazla fiziksel şiddet gördüm. Darp edildim. Seçim'in talimat vermesi üzerine çevremde bulunan Emel B. ve Feyan E. isimli şahıs elimdeki tableti almaya çalıştı. Ancak direndiğim için alamadı. Ben yerde çalışanları tarafından zorla tutulurken Seçim Ö. elimdeki tableti çekerek aldı. Seçim Ö. çevredeki insanlara ceplerimi aramalarını söyledi. Burcu K. isimli şahıs sol cebimdeki iPhone telefonumu aldı.
Seçim Ö., Bülent Ş. ve Mustafa C.S’nin emriyle hastanenin koridorunda yerde hastane çalışanları tarafından yerde tutulurken ve darp edilirken pantolonum üzerinden bana zorla iğne yapıldı. Vücut bütünlüğüm ihlâl edildi ve hayatıma kast edildi. İğneyi yapan Tuğçe G. isimli hemşireye ve çevremde beni tutan kişilere defalarca benim de bir sağlık çalışanı olduğumu ve iğne yapılmasına rızam bulunmadığını defalarca söylesem de, yalvarsam da çevremdekiler beni yerde tuttular ve Tuğçe G. aldığı emirle iğneyi sapladı. 20 dakika içerisinde bana iki kere iğne yapıldı. İğnenin “diazem” isimli bir ilaç olduğunu sanıklar sonra karakoldaki ifadelerinde belirttiler.
Darp edildim, zorla iğne yapıldı, iPad’im ve Apple Watch akıllı saatim gasp edildi. Cebimden zorla telefonumu aldılar. Seçim Ö.’ün talimatı üzerine cihazlarımı alan şahıslar içinde bulunan belgeleri silmeye çalıştıkları sırada ben yerde bulunuyordum. Sürekli polise ve aileme haber vermeleri için bağırıyordum. Bu cihazlarımın olay sonrası izlerini bulmam da engellendi.
29.02.24 tarihindeki bu suç eylemlerini Seçim Ö. ve çalışanları Bülent Ş., Burcu K., Ahmet Ö., Emel B., Feyan E., Tuğçe G., Mustafa C.S., Ebru D., Umut Ç., Murat B., Hayati Z., Salim A., Mahmut A. isimli kişiler ile beraber yaptılar. Bu kişilerin aralarında Seçim Ö., Mustafa C. S. ve Murat B.’nın ayrıca adli sicil kayıtları mevcuttur.
İlk iğne yapıldıktan sonra ben emekleyerek bulunduğum yerden kaçmaya çalıştım. Ayağa kalktıktan sonra koşarak kaçmaya çalıştım. Ancak sanıklar tarafından merdivenlerde kazağımın arkasından tutulup tekrar yere atıldım. Beni merdivenlerin yanındaki bekleme odasına zorla taşındım ve burada kalçamdan ikinci iğne yapıldı.
Polis imdat şeklinde defalarca bağırmam ve direnmem üzerine bu kez kendileri polis çağırarak ve bana iftira atarak benden şikayetçi oldular. Ancak yaşanan her şeyin hastane kameraları tarafından kayıt altına alınması hastanenin planını bozdu.
Polis geldiğinde gasp edilen telefonumu geri verdiler, ancak olay anına dair ses kaydı silinmişti. iPad ve akıllı saatimde şifre vardı diye geri vermediler. Saat 14:11’de anneme acil olarak Özel Avrupa Şafak Hastanesi’ne gelmesi için iMessage ile mesaj attım.
Polisler saat 14:10 civarında hastaneye geldiğinde tutanak tutmadan olay yerinden ayrılmayacağımı belirttim. Polisleri tutanak tutmak için ikna etmek maalesef uzun sürdü ve gasp edilen cihazlarım hastanede o gün aranmadı.
Telefonumdaki Bul uygulamasından kontrol ettiğimde tablet ve kol saatimin hala hastanede bulunduğunu polis memurlarına söyleyip aramalarını söyledim. Polisler bana savcı emri olmadan cihazlarımı arayamayacaklarını karakolda tutanak tutulduktan sonra savcı emri olması durumunda işlem yapabileceklerini söylediler. Ben kendilerinden hastanede tutanak tutulmasını, tutulmadan hastaneden ayrılmayacağımı söyledim. Bir süre bana tutanağın karakolda tutulacağını söyleyip ikna etmeye çalıştılar. Ancak ben ikna olmadım.
Apple Bul uygulaması ile iPad ve akıllı saatimde kayıp olarak işaretledim. Sanık Ahmet Ö. tarafından cihazlarım hastanenin yangın merdivenlerinden uzaklaştırıldı. Ben hâlâ hastanedeyken iPad’imin saat 14:58’de “Çimenzar Sk. 42A 34245 Gaziosmanpaşa İstanbul“ ve hemen ardından 14:58 itibarıyla “Pullu Sk. 26-28 34245 Gaziosmanpaşa İstanbul Türkiye” yakınlarında bulunduğuna dair Apple’dan e-postalar geldi.
Sonunda polisler saat 15:30 sularında tutanak tuttular.
Yukarıda belirtilen e-postaların geldiği zaman olan 14:58’de polislerle beraber hastanede olduğum saat 15:30’da imzalanan polis tutanağı ile kanıtlıdır.
Ayrıca savcılığa sonradan gelen BTK cevabi yazısıyla ve bu cihazlara ait konum bilgileri ile ve görüntü izleme tutanakları ile benim hastanede bulunduğum süre zarfında iPad ve akıllı saatiminin hastaneden ayrıldığı görülmüştür.
Diğer yandan Bul uygulamasında Apple Watch akıllı saatimden alınan en son sinyal ise saat 14:51’de Özel Avrupa Şafak Hastanesi’nde görülmekteydi çünkü akıllı saatimde sim kart yoktu ve konum bilgisi ancak Bluetooth bağlantısıyla telefonuma bağlıyken veriyordu. Bluetooth’un etkin aralığı yaklaşık olarak 10 metre olduğundan dolayı akıllı saatim saat 14:51’de telefonumdan uzaklaştığından dolayı artık sonra sinyal vermedi. Apple Watch akıllı saatimin olay anında ölçtüğü kalp atış hızının ekran görüntüsü de dosyaya eklenmiştir.
Hastane çalışanı Ahmet Ö. kamera kayıtlarını emniyet güçlerine verirken kırparak kısa kayıt verdi. Kısa kayıtta dahi benim perişan halim görülmekteydi. 13:43:09 itibari ile 17 dakika 55 saniyeden oluşan kırpılmış videoda yerde zorla iğne yapıldıktan sonra hürriyetim için emekleyerek uzaklaşmaya çalıştığım ve bir çok kişi tarafından şiddet gördüğüm görülüyor. Savcılık kamera kayıtlarının tamamını istediğinde de gelen kayıtlardan hastaneye ait kayıtlar çıkmadı, bir markete ait kayıtlar çıktığından kamera kayıtlarının imha edildiği, delillerin karartıldığı anlaşıldı.
Ben şikayetçi olduğum için karşı taraf Seçim Ö. ve çalışanları Bülent Ş., Burcu K., Ahmet Ö., Emel B. ve Feyan E. iftira atarak benden şikayetçi oldular ve aleyhime yalan beyanlarda bulundular.
Yaşadıklarıma, darp raporuna ve diğer tüm kanıtlara rağmen o gece gerçek suçlular serbest bırakıldı; ben ise yalan beyanlarla suçlanıp gözaltına alındığım gece şok yaşadım. Mağdur iken asılsız bir iftira ile şüpheli olmuştum. Seçim Ö.‘ün her yerde adamları olduğuna dair tehditini hatırlayıp, daha çok üzüntü yaşadım. Hayatımda ilk defa hürriyetimin bağlayıcı bir yaptırımla bir gece nezarethanede kaldım. Ertesi sabah Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığında ifade verdim. Savcı aleyhime yapılan yalan soyut beyanların aksine somut kanıtları görüp beni serbest bıraktı.
Sunduğumuz kanıtlar şunlardı:
* cihazlarımın Bul uygulaması konum bilgileri,
* iPad’imin IMEI numarası ve içindeki sim kart bilgileri,
* akıllı saatimin seri numarası,
* Özel Bağcılar Şafak Hastanesi’nin babama olan borçlarını gösteren muhasebe hesap email ekran görüntüleri,
* fatura ve babamın cihaz ve malzemelerinin tutanakları,
* kamera görüntüleri,
* yırtılmış kazağım,
* benim genel adli muayene raporunda yazan bir çok darp ve cebir izleri,
* Karşı tarafının yalan beyanlarını çürüten Seçim Ö.’ün genel adli muayene raporundaki “darp cebir izi yoktur” yazısı
Ayrıca kanıtların geri getirilmesi için olay günü elimden alınan ve geri verilen telefonumun HTS ve içeriğinde her türlü inceleme yapılması için kendi rızamla Gaziosmanpaşa Asayiş Büro Amirliğine teslim ettim. Telefondaki ses kayıtlarının bilirkişi raporu ile çözümlendiğinde gasba uğradığım ve cihazlarımdaki verilerin silinmesi için Seçim Ö’ ün çalışanlarına emir verdiği hususu bilirkişi raporu ile ortaya çıktı.
Diğer gasp edilen cihazlarımın ele geçirilebilmesi için arama kararı çıkarıldı. 20.03.24 tarihinde cihazlarımın bulunması için Seçim Ö.’ün beyan ettiği ikamet adresine arama ve el koyma kararı çıktı. Ancak Seçim Ö.’nün ifadesinde verdiği ev adresi sahteydi; boş bir arazi çıktı, bu yüzden evi aranamadığı tutanağa yazıldı.
Olay günü Ahmet Ö.’nün verdiği kamera kaydı kırpılmış ve eksik olduğundan, tüm kayıtlar hastaneden istenildi ancak Hakan Ö. isimli şahıs kısa devreden dolayı işlemci yanmış ve ürün tamiri şuanda mümkün değil dedi.
Bu kayıt cihazları Sulh Ceza Hakimliğinin kararı gereğince 20.03.24 tarihinde ele geçirildi. Tamiri mümkün değil denilen kamera kayıt cihazları incelendiğinde ise içinde hastane yerine market görüntüleri vardı.
Hastane çevresindeki kameralar incelendi ve benim hastaneye elimde tabletim ile girdiğim tutanakla raporlandı.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu raporunda iPad’imin IMEI numarası ve içindeki sim kartı incelendi ve en son 29.02.2024 tarihinde saat 14:58:52’de sinyal verdiği görülmektedir ve bu da daha önceden bahsettiğim e-postalardaki zamanlarla uyuşmaktadır.
Ayrıca yine Sulh Ceza Hakimliğinin kararı gereğince Asayiş Büro Amirliği tarafından hastanede yapılan aramada Seçim Ö.’ün telefonu ele geçirildi. Asayiş Büro Amirliği tarafından 20.03.24 tarihinde yazılan tutanakta belirtilen telefonun IMEI numarasını “https://t.co/1Env8ohmUO” üzerinden sorguladığımda durumunda “bu IMEI numarasının başka cihazlara kopyalandığı tespit edilmiştir” uyarısı verdi ve ele geçirilen telefonla marka uyuşmamaktaydı.
17.04.2024 tarihindeki İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü tarafından yazılan uzmanlık raporunda benim kendi rızamla teslim ettiğim telefonumun IMEI numarası yazdığı halde, 19.04.2024’deki uzmanlık raporunda Seçim Ö.’den el konulan telefonun IMEI numarası kısmı boş bırakılmıştı. Halbuki IMEI numarası 20.03.24’deki tutanakta yazmaktaydı.
İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü tarafından yazılan uzmanlık raporu bilirkişiye gönderildi. 25.07.2024 tarihinde yazılan bilirkişi ek raporunda olay zamanında kaydettiğim ses kayıtı getirildi ve çözümlendi. Bu ses kayıtlarında Seçim Ö. ve çalışanlarının beyanlarının yalan olduğu ve işledikleri suçlar ortaya çıktı.
Yaşadığım zulümden sonra ağır bir depresyona girdim. Önce akut stres tepkisi, sonra travma sonrası stres bozukluğu tanısı konuldu. Bu olaylar hayatımı altüst etti.
Benim başka hastanede akut stres tepkisi yüzünden yatışlı tedavi gördüğüm sırada Özel Avrupa Şafak Hastanesi benim kimlik bilgilerimle Ahmet D. isimli hekim ile Genel Cerrahi yoğun bakıma önce konsültasyon kaydı açılmış ve sonra yatış kaydı açmaya çalışmışlar. İkinci bir şokla karşılaşmıştım.
Başka hastanede yatışlı olduğumdan yatış girilememiş ve sıfır yatak yazılmış. Ben bunu e-Nabız’ımda görünce önceki dönemlere de baktım ve bir yıl önce de bu hastane benim üzerimden başka bir birimde kayıt açtığını gördüm. Bu dolandırma girişimleri için Sağlık Bakanlığı’na şikâyet ettim, ancak gelen cevapta “T.C. Kimlik Numarasının 1. rakamı sehven yanlışlıkla girilmiş olup hiç bir kamu kuruluşu zarar uğratılmadığı SGK fatura edilmediği, şahıstan hiç bir ücret alınmadığı kesin olarak tespit edilmiş olup, anlık bir hatadan kaynaklı yaşanmış akabinde hemen düzeltmeler yapılmıştır.” denilerek olay maalesef örtbas edildi.
Zorla iğne yapılıp, darp edilip, gasp edildiğim eylem için ilk duruşma 06.05.25 tarihinde saat 09:30’da 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşecek. Bu dava açılmadan önce Seçim Ö.’ün avukatları ve iş arkadaşları defalarca para teklifi ettiler ancak davadan vazgeçmeyecemizi, suçluların cezalandırılmalarını ve kamuoyunun bilmesini istedik. Biz kabul etmediğimiz için Seçim Ö.’ün talimatıyla bir çok kişi bizi defalarca tehdit etti. Bizi tehdit ettiklerinden ve baskılarından dolayı, 5442 sayılı iller idaresi kanunu kapsamında bize polis koruma kararı verildi.
Ayrıca benim kimlik bilgilerimle Özel Avrupa Şafak Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde giriş yapılıp devletin dolandırılma teşebbüsü ile ilgili Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundum.
Günümüzde kayyım atanan Özel Avrupa Şafak Hastanesinin sahibi her fırsatta “benim her yerde adamım var, kimse bana bir şey yapamaz, devlet benim, milletvekili dünürüm var“ diye tehditlerde bulunup siyasi gücünü kullanarak ellerini kollarını sallaya sallaya suç işlemeye devam etmekte.
Babam Prof. Dr. Ahmet Satıcı’nın gasp edilen tıbbi cihazları ve hakları için de Bakırköy Başsavcılığında soruşturma devam etmektedir. Şafak grubuna ait hastanelerin sahiplerinden Seçim Ö. ve Cem T. Ö. gibi kişiler tarafından, yenidoğan bebeklerle, kimlik verileri ele geçirilen hastalarla devlet dolandırıldığı gibi aynı zamanda hastanelerinde çalıştıkları doktorları bile dolandırmaktadırlar.
Babamın ödenmeyen ücreti için kestiğimiz fatura ile yasal işlemler başlatıldı. Biz haklarımızı istediğimiz ve suç duyurusunda bulunduğumuz için, Seçim Ö.’ün kızı Avukat Ceyda A. hastane şirketi adına bize iftira atarak aleyhimize suç duyurusu yapıldı. Polis koruması altındayız ama tehditler sürüyor. Bu şahısların adaleti yanıltamayacaklarını ve bir an önce adaletin tecelli edeceğini umut ediyorum.
Geç gelen adalet, adalet değildir!
RT yapın, sesimizi duyurun!
🔔 #YenidoğanÇetesi
⚠️ #ŞafakHastanesiVahşeti
⚖️ #Adaletİstiyoruz
@adalet_bakanlik | @yilmaztunc | @TC_HSK
Saç ekimi | Gün 26 🗓️🌱
Özellikle sağ tarafta şok dökülme belirgin; açılma sürüyor ama uzmanlar bunun tamamen doğal olduğunu ve toparlayacağını söyledi. Panik yok, sürece güvenmeye devam!
Sizin dökülmeniz bölgesel miydi, eşit mi? 👇
#sacekimi#şokdökülme#hairtransplant
Saç ekimi günlüğü | Gün 21 (Part 3) 🗓️🚗🔧
Yetkili servise vardık! İşlemler sırasında Jeep Compass’ın yeni kasasını yakından inceleme şansım oldu, videoda sizlere de gösterdim.
Servis sürecinde bize yardımcı olan Sinan Bey’e ilgisi için çok teşekkürler. Videonun sonuna çekim sırasındaki kamera arkası anı da ekledim.
Siz yeni Jeep Compass tasarımını nasıl buldunuz? Yorumlarda buluşalım 👇
Mevzuat gereği: Reklam / İş Birliği (Kişisel deneyimdir, herhangi bir ücret/ödeme alınmamıştır)
.
.
#sacekimi #gün21 #jeepcompass #sacekimisonrasi #hairtransplant
https://t.co/nyMqfIAWTt
Saç ekimi günlüğü | Gün 21 (Part 1) 🗓️🚗🔧
3. haftayı doldururken direksiyon başından kısa bir durum güncellemesi!
Bugün rotada aracı servise bırakmak var. İyileşme süreci gayet yolunda devam ediyor, günlük koşturmaca arasında saç bakım rutinini aksatmadan yola devam.
Sizin saç ekiminde 3. haftanız nasıl geçmişti? Yorumlarda buluşalım 👇
Mevzuat gereği: Reklam / İş Birliği (Herhangi bir ücret/ödeme alınmamıştır)
.
.
#sacekimi #sacekimisonrasi #gün21 #hairtransplantturkey #hairgrowthjourney
https://t.co/qkWreCi442
Saç ekimi sonrası 17. gün: Şok dökülmeler ufak ufak başladı gibi. Saçlar daha gür dönmek üzere geçici bir mola veriyor, her şey yolunda. Şok dökülmenin etkisi azalsın diye her gün 1 mg finasterid alıyorum.