@OperationStern Dia Saba. Amede gelmeden önceki sezon İsrailde de çift haneli gol ve asist yapmıştı. Geçen yıl da Diagne ile birlikte takımın en iyisiydi :)
Kürt Kızılayı: "Kobani'de 4 çocuk soğuktan hayatını kaybetti"
Şehrin dış dünya ile olan tüm yolları kapalıyken; elektrik, su ve ilaç tedariki de tamamen kesilmiş vaziyette
https://t.co/9gBVj9je4M
O zaman Mazlum Abdi her zaman “HPG komutanı”, Öcalan da “teröristbaşı’
Suriye’de HTŞ’ye karşı pozisyonunuz Türkiye’deki ortalama bir Zafer Partili’nin PKK ve DEM’e karşı pozisyonundan farksız.
Şara’nın değişimi çok daha sahici, pratikte karşılığı olan bi değişim üstelik
Arapça yayın yapan bir Kürdistan kanalı çok olgun ve yapıcı bir rol oynamak istiyor ve Şara’ya konuşma imkânı tanıyor. Yeniden kurulan bir ülkede yeni ideallerin savaş yerine diyalog ile belirlenmesine katkı sunmak istiyor.
53 dakika boyunca Şara’dan o kadar yıkıcı bir söylem geliyor ki küçük bir özerk bölgenin küçük bir televizyonu olmasına karşın kendilerine dünya basınında yer verecek bu röportajı yayınlamaktan vazgeçiyorlar.
Ardından Suriye hükümeti röportajın en sert ve komplo teorileriyle dolu kısımlarını bizzat kendileri yayınlıyor, kör göze parmak oynuyor.
Kürtlerin barış yapmaya çalıştığı yapı ve zihniyet bu.
@Mooipars @Sevkari213026 Hesesori ve keçeli Bilxiki kolundandır. Sori, qoti, keskoi ise Xelikandır. Bilxiki, Xeliki ve Saki olmak üzere üç ana kol var.
@egebese Teşekkür ediyorum. Saatten gayet memnunum. Hafif ve bileğe iyi oturuyor, çok dikkat de çekiyor. Alalı bir ay oldu henüz çok net bir şey diyemem çizik konusunda ama bu metal kordonların hepsi zamanla çiziliyor ne kadar dayanıklı olursa olsun.
Babası o sene hacca gitmiş döndüğünde bir oğlu olduğunu öğrenince ona “Beytullah” adını vermişti; İlk okulda İstiklal Marşı okunurken yaramazlık yaptığı için öğretmeninden yediği tokattan sonra kulak zarı yırtılınca bir kulağının duyma yetisini kaybetmişti Beytullah ; bu tokat ona aynı zamanda; zindanlar ve sürgünlerin yolunu açan büyük bir sanatçı olma hüviyetini kazandıracak yeni bir sürecin fitilini ateşlemişti ve artık o sahnelerin ve yaralı gönüllerin dev ismi Beytocan’dı…Stokholm’de kaldığı hastanenin kapısına vardık, elinde tesbihiyle jilet gibi temiz ve ütülü kıyafetleriyle bizi karşıladı, her zamanki gibi dik yürüyordu, tam bir Farqin beyefendisiydi, vücudunun her yerine dağılmış kanseriyle dalga geçer gibi bizi ve hastane görevlilerini sağlığının çok iyi olduğu konusunda inandırmaya çalışıyordu, eliyle kahvelerimizi getirdi, iki yıldır serumla besleniyordu ama ısrarla röportajdan sonra bizi yemekte ağırlamak istiyordu, bu söyleşi hayatımın en anlamlı ve en zorlu işi oldu. Hastane’den ayrılıp İsveç’ in uzun ve serin bir yaz gününü ardımıza bıraktığımızda benim ve ekip arkadaşlarımın ağzına aynı cümle pelesenk olmuştu “ Welleh Beyto can e can !”…