Barış Terkoğlu: "Bu, devlet gözetiminde dolandırıcılık. Bu, devletin koltuğunda oturan isimlerin "Hadi bakmıyorum, dolandır dolandır" diye yaptığı bir dolandırıcılık."
Eğer bu bu grafiğe bakıp bir SPK üyesi ben buradan bir şey anlamadım diyorsa o adamı bütün diplomalarını yırtıp ilkokulda okuma yazmayı yeniden başlatmak lazım."
Timur Soykan: "Bu olay çok başka bir olay, bu olay artık şu demek:
Bir AKP genel başkan yardımcısı çıktı. Bakın, AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın yanındaki yardımcısı çıktı, direkt birebir insanlardan…
Hasan amca diyelim, Hasan amca kızını evlendirecek. 500.000 lirası kalmış. Dedi ki "Ben fona koyayım da enflasyon karşısında benim param erimesin." Hasan amcanın parasını çaldı Fatma Betül Sayan Kaya.
Veya çocuğunun ameliyat parası var. Ya da evini sattı, bir şey yaptı, oraya koydu ya, onu çaldı.
Yani şunun şundan farkı yok: Burada cüzdanımı gördü, arkamızdan geldi, benim cüzdanım buradan sarkıyor. Fatma Betül Sayan Kaya geldi, benim cüzdanımı aldı gitti. Bunun en ufak farkı yok".
AKP'nin Fatma Betül Sayan Kaya'yı savunmamasına şaşıranlar oluyor. Haklı olarak; AKP'nin kendisinden olanları, yolsuzluk nedeniyle geçmişte harcamadığını hatırlatıyorlar. Bu nedenle birilerini gölgelemek için Fatma Betül Sayan Kaya'nın harcandığını düşünüyorlar. Bu tespit skandalın yeterince anlaşılmadığını ortaya koyuyor. Fatma Betül Sayan Kaya vakası Hazine'nin hortumlandığı ya da ihalelerle vurgun yapılan bir vaka değil. AKP Genel Başkan Yardımcısı, doğrudan insanları dolandırdı, paralarını aldı. Bu; ülkenin alıştırıldığı yolsuzlukların çok ötesi. Bu nedenle iktidar için büyük, çok büyük riskler barındırıyor. Fatma Betül Sayan Kaya dışında AKP'nin üst düzey isimleri de işin içinde çıkarsa iktidar tahminlerin çok ötesinde hasar görebilir. Zaten normal bir ülke olsak, eski Türkiye olsa iktidar değişirdi. Muhalefetin bu çok büyük skandal karşısında yapacakları çok önemli.
Açgözlü hırsızların fonlarla 20 milyar dolarlık vurgun yaptığı ülkede bir emekli, Anayasa Mahkemesi önündeki eylemde intihar etti. Elindeki pankartta ‘Para için değil onurumuz için’ yazıyordu.
Anayasa Mahkemesi önüne gelirken elindeki pankartta şu yazıyordu:
“Para için değil, onurumuz için.”
Ali Şekeroğlu artık aramızda değil. Yaşamına son verdi.
Hepimizin içi acıyor.
Emekliler yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye emek verdi. Bugün istedikleri lütuf değil; insanca yaşayabilecekleri bir gelir ve onurlu bir hayat.