Memurun maaşında kuruş hesabı yapanlar, milyarlar el değiştirirken neredeydi?
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin birkaç ayda 2 milyar lirayı aşan kazanç sağladığı iddia ediliyor. En düşük maaşı alan bir memurun, bugünkü maaşından tek kuruş harcamadan yaklaşık 2.400 yılda biriktirebileceği para!
Memura hak ettiği zammı vermemek için ayak direyenler; bu işlemlere kimlerin zemin hazırladığını, kimlerin göz yumduğunu açıklamak, yönetim ve denetim sorumluluklarının hesabını vermek zorundadır.
Fon krizi bir kez daha gösteriyor: Devlet yönetiminde şeffaflık, etkin denetim, liyakat ve bilimsellik vazgeçilmezdir.
Memurun sofrasından tasarruf isteyenlerden, milyarların hesabını istiyoruz!
#YeniYasaFonlarANAPARA
@tavirkamucu https://t.co/s9S6hdWZjq
BAKAN YUSUF TEKİN’E SORUYORUZ: “SORUMLULUĞUNUZU HATIRLAMANIZ İÇİN DAHA KAÇ CAN KAYBEDECEĞİZ?”
İstanbul Başakşehir’de Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda yaşanan bıçaklı saldırıda yaralanan öğrencilerimizden birini kaybettik.
Acımız büyük, öfkemiz de.
Bir çocuğumuzu daha okulunda yaşanan şiddet nedeniyle kaybetmenin tarifsiz acısını yaşıyoruz. Yaşamını yitiren evladımızın ailesine ve yakınlarına başsağlığı, yaralı öğrencilerimize acil şifalar diliyoruz.
Artık kimse çıkıp bunun “öğrenciler arasında yaşanan münferit bir olay” olduğunu söylemesin. Çünkü okullarda şiddet münferit değildir. Öğretmenin, öğrencinin can güvenliğinin tartışıldığı; çocukların psikososyal destekten yoksun bırakıldığı bir eğitim düzeni tesadüflerle açıklanamaz.
Çocuklar; şiddetin giderek sıradanlaştığı, öfkenin bir iletişim biçimine dönüştüğü, zorbalığın güç göstergesi olarak sunulduğu, ekonomik ve toplumsal sorunların ailelerin ve çocukların yaşamını kuşattığı bir toplumun içinde büyüyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise bütün bu şiddetin okulun kapısında kendiliğinden durmasını bekliyor.
Durmuyor! Çocuklarımız, öğretmenlerimiz saldırıya uğruyor, yaşamdan koparılıyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin;
Sorumluluk almanız için daha kaç çocuğumuzun ve öğretmenimizin ölmesi gerekiyor?
Daha kaç okulda şiddet yaşanmalı, daha kaç aile evladının okuldan dönmesini korkuyla beklemeli, daha kaç öğretmen can güvenliğinden endişe ederek sınıfa girmeli ki Bakanlığınız bu tabloyla yüzleşsin?
Eğitim sistemini yöneten makamın görevi, her olaydan sonra birkaç cümlelik açıklama yapmak değildir. Göreviniz, o olayların yaşanmaması için gerekli kamusal politikaları hayata geçirmektir.
Ancak siz eğitimin gerçek sorunlarıyla uğraşmak yerine yıllardır müfredatı ideolojik müdahalelerin alanına dönüştürüyorsunuz. Laik, bilimsel ve kamusal eğitimi güçlendirmek; rehberlik hizmetlerini yaygınlaştırmak; çocukların psikolojik, sosyal, sanatsal ve kültürel gelişimini desteklemek yerine eğitimi dinselleştiren politikaları merkeze koyuyorsunuz.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nden, erdemlerden, değerlerden, “iyi insan yetiştirmekten” söz ediyorsunuz.
Bir öğrencinin çantasında kitap yerine bıçak varsa hangi “maarif” başarısından söz edebilirsiniz?
Çocukların birbirinden korktuğu bir okulda hangi değeri öğreteceksiniz?
Bir anne ya da baba çocuğunu okula gönderirken “Akşam sağ salim eve dönecek mi?” diye düşünüyorsa hangi eğitim başarısını anlatacaksınız?
Bir öğretmen sınıfa girerken can güvenliğini düşünmek zorunda kalıyorsa politikanızı nasıl öveceksiniz?
Çocuklarımızın can güvenliğini sağlayamayan eğitim düzeninin üzerine “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tabelası asmak, gerçeği değiştirmiyor.
Okullarda rehberlik hizmetleri yetersizken, tek bir rehber öğretmen 400 öğrencinin sorumluluğunu taşırken, çocuklar ücretsiz psikososyal desteğe ulaşamazken; sanat, spor ve sosyal etkinlikler eğitimin asli unsurları olmaktan uzaklaştırılırken çocukların yaşadığı sorunların kendiliğinden ortadan kalkmasını bekleyemezsiniz.
Şiddetle mücadele; çocuğu tanımakla, sorununu zamanında fark etmekle, rehberlik hizmetlerini erişilebilir kılmakla, akran zorbalığıyla bilimsel yöntemlerle mücadele etmekle ve çocuklara dayanışmayı, birlikte yaşamayı, insan haklarını ve şiddetsiz iletişimi öğreten bir eğitim sistemi kurmakla mümkündür.
Çocuklarımızın ihtiyacı daha fazla ideolojik dayatma değil; daha fazla bilimdir.
Daha fazla dinselleştirme değil; laik eğitimdir.
Daha fazla slogan değil; psikolojik danışmandır, rehber öğretmendir.
Her okulda yeterli sayıda rehber öğretmen ve psikolojik danışman görevlendirilmesini; çocukların ücretsiz psikososyal desteğe ulaşabilmesini; riskli davranışların erken fark edilmesini sağlayacak okul-aile-kamu koordinasyonunun kurulmasını; akran zorbalığı ve şiddetle mücadele programlarının bilimsel yöntemlerle uygulanmasını; sanat, spor ve sosyal etkinliklerin eğitimin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesini ve bütün okulların güvenlik ihtiyaçlarının kamu tarafından karşılanması...
@_aliyalcin_ Eylem yapmak, meydanlara inmek, hala arama mücadelesi vermek yerine Gücünü sırtını dayadığın iktidardan alıp her şeyi alkışlarsan olacağı budur Ali efendi. Bunlar daha iyi günlerimiz…
@EgitimBirSen Aynen sorumluluğunuzu da çok güzel yerine getiriyorsunuz tebrik ediyoruz sizleri. Siz kafanıza takmayın böyle şeyleri 1 Ocakta Mekke’nin fethini kutlamak için ya da uygun zamanda Filistin mitingleri için alanlarda olun yeter.
Fon vurgununda Fatma Betül Sayan ‘ın 2 milyar dışında dikkat çeken diğer bir görevi kötüye kullanması !
**776 günlük bakanlığı süresince 60 özel kalem müdürü değiştirdi.
—bu kadar kişinin liyakatsız olduğu için değiştiğini düşünmeyin !
**ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ bir gün bile çalışsa yasa gereği DEVLET MEMURU olarak atanabiliyor .
**60 kişinin (TORPİLLİ) SINAVSIZ olarak devlet memuru olarak atanmasını sağlamış .
**öğretmen ,polis,memur olmak için sayısız gencimiz KPSS ye girsin dursun !
KUL HAKKI YEMEK HARAM DI DEĞİL Mİ ?
Yazıklar olsun…
@ilhankayaturk Sayın Kaymakamım; 29.09.2026 Salı günü saat 11.20’de bindiğim Kırıkkale dolmuşu araç dolmadığı gerekçesi 65 dk sonra yani saat 12.25’de hareket etti.Bu her gün böyle. 2026 Türkiye’sinde Keskin halkına reva görülen bu muamele ve ilkelliğe dur deyin lütfen.
Sayın Kaymakamım @ilhankayaturk Keskin–Kırıkkale dolmuşlarında araç dolmadan sefer yapılmaması kabul edilemez. 2026 yılında 30 bin nüfuslu bir ilçede ulaşım “araç ne zaman dolursa” anlayışıyla yürütülemez. Halkın zamanı bu kadar değersiz olmamalı. Bu duruma bir el atın lütfen.
@TC_kkalevalilik Sayın Kırıkkale Valiliği; 29.09.2026 Salı günü saat 11.20’de bindiğim Kırıkkale dolmuşu araç dolmadığı gerekçesi 65 dk sonra yani saat 12.25’de hareket etti.Bu her gün böyle.2026 Türkiye’sinde Keskin halkına reva görülen bu muamele ve ilkelliğe dur deyin lütfen
@keskinkaymakam Sevgili Keskin Kaymakamlığı; 29.09.2026 Salı günü saat 11.20’de bindiğim Kırıkkale dolmuşu araç dolmadığı gerekçesi 65 dk sonra yani saat 12.25’de hareket etti. 2026 Türkiye’sinde Keskin halkına reva gördüğünüz muamele bu mu?
Keskin–Kırıkkale dolmuşlarında araç dolmadan sefer yapılmaması kabul edilemez. 2026 yılında yaklaşık 30 bin nüfuslu bir ilçede ulaşım “araç ne zaman dolursa” anlayışıyla yürütülemez. Halkın zamanı bu kadar değersiz olmamalı. @TC_kkalevalilik@keskinkaymakam
Bu adam bir öğretmen. Hem de bir Psikolojik Danışman. Yıllarca PDR derneği başkanlığı yaptı. Şimdi de bir sendikanın genel başkanı. Hem de 20.000’e yakın üyesi var. Hayatta en ümitsiz olduğunuz zamanlarda bu adam @oguzozat gelsin aklınıza. Siz de her an her şey olabilirsiniz.