Hep Deniz Göktaş mı mizah yapacak :))
Trollemek mizah bizim de hakkımız..
DHKP-C’li Taylan ile Deniz sanki aynı tornadan çıkmış gibi
Bu da görüntülerin tamamı
AK Parti ve muhafazakar kitlenin nasıl bir temsilci ve gazeteci istediğini, Tamar Tanrıyar’ı neden bu kadar kısa sürede sahiplendiğini oturdum ve analiz ettim.
“CHP, Türkiye’nin başına büyük bir bela, yolsuzluk, hırsızlık, para, kasa, Nisa üçgenine sıkışmışlar. Bunları bize anlatan, ifşaat yapan, cesurca konuşan bir kadın çıktı, neden sevmeyelim?” diye düşünüyorlar.
Düşününce kendi açılarından haklı oldukları yerler de var. Hatta daha da ileri gidip, “CHP’nin içinden geçti” diyorlar. Gerçekten CHP’yi tek başına bitirdiyse aklıselim bir insanın sorması gereken soru şu:
Tanrıyar’ın içeriklerini izleyip de “40 yıllık CHP’liydim ama bundan sonra CHP’ye oy moy yok. Oyum AK Parti’ye” diyen çevrenizde bir tane bile insan gördünüz mü? Ya da “AK Parti ve Reis benim için bitmişti, Tamar Hanım sayesinde yeniden partimle konsolide oldum.” diyen bir kişi? Önce bunların oranını ve realitedeki karşılığını söylemek zorundasınız.
CHP’nin içinden geçmek birkaç yetişkin içerikli iddiayla mı oluyor? İmamoğlu ve Özel’i bitirince CHP’nin ruhuna el Fatiha mı diyoruz?
Mesela CHP’nin Türkiye’de temsil ettiği ulusalcı ve laik ideolojiye yönelik tek bir okuması, araştırması var mı? Kemalizmi fikri anlamda hırpalayacak tek bir içeriği var mı?
CHP dediğin parti, sadece lider partisi değil. Lider hayattayken nefes alıp, lider gidince tarihin tozlu raflarına karışacak bir yapı hiç değil. 100 yılı aşkın süredir ayakta duran ve son seçimlerde de kendisinden beklenmeyecek ölçüde birinci parti olmuş bir parti.
Aynı kitle arasında resmi ideoloji eleştirisi yaptığımızda bize “bölücü, tahrik edici” diye saldıranlar, “CHP’li milletvekilleri grup ilişki yaşıyormuş.” gibi kanıtlayamadığı iddiaları alkışlıyor. Üstelik bir kadının adını bile yanlış verdi. Buna rağmen sorun olmuyor. İmamoğlu hakkında “çişi gelmiş, haha tutamamış. Oraya bir pipet koyalım, oraya yaparsın hoho” gibi en bel altı dili kullandığında da alkışlıyorlar.
Buradan iki sonuç çıkıyor.
“Bana ne tarihten, CHP’nin siyasi okumalarından, kuruluşundan, benim çapım belli. Zihnim de bunları almıyor. Bana direkt yatak muhabbeti ver. Hem AK Parti çizgisi artık daha eskisi gibi değil. Oraları kaşıma. Kaşırsan da sana kripto der geçerim haa” diye düşünen ciddi bir kitle var.
Bunların arasında hem antikemalist olup hem de Tamarcı olanlar var. Onlarda da aynı yüzeysellik var. Sen tonlarca içerik çekiyorsun, adam dönüp “Atatürk’ün özel hayatı yok mu yav” diye soruyor. Bütün meseleyi yine gayriahlaki, dedikoduya ve bel altına indiriyorlar. Bunlar haliyle bize sevmeyecekler.
Peki biz tam olarak kime hitap ediyoruz?
Bir insanı nasıl tek kalemde harcayabiliyorlar? diye düşündürüyor. Ama bu algı daha çok X’te var. Diğer mecralarda aldığım feedback’ler gözlerimi dolduracak kadar mutlu ediyor ama X’te bunu pek göremezsiniz. Çünkü birileri X’i fazlasıyla önemsiyor ve oraya ciddi yatırım yapıyor.
Birçok kliğin trol ağları, bot hesapları, WP grupları ve bunlara talimat veren elemanları var. Mesela bana bir anda organize trol saldırısı geldiğinde hesaplarına girerek daha önce kimleri RT etmiş, kime destek vermiş, bana hangi sahibinin talimatıyla saldırdığını büyük ölçüde anlayabiliyorum.
Tamar konusunda da onu gerçekten seven bağımsız insanlar olduğu gibi, yukarıda anlattığım organize desteği de tespit ettim.
Ama sevenlerin haklı olduğu yerler de var.
Cumhurbaşkanına hakaret gibi temelsiz suçlamaları bir medya kuruluşuna yönelik eleştirinin sanki Gazze davasına edilmiş gibi büyütülmesi, uzun süredir takip ettikleri gazetecilerin artık ekran yüzlerinin eskimesi, aynı cümleleri gevelemeleri, patronlarına biat etmeleri, partiye yönelik en ufak eleştiri yapamamaları ve suya sabuna dokunmamaları..
Tıpkı bir bürokrat gibi sadece bürokratlarla röportaj yapan, aynı kareleri veren, insanlardan bunalmışlar
“Ben sessiz çoğunluğun sesiyim” diyen, prompter’dan okumuyormuş izlenimi vermeyi ustalıkla başaran, enerjik, gergin ve racon kesen bir kadın profili çizen bir isme bağlanmalarını, katılmasam bile anlayabiliyorum.
Bu yazıyı yazıp yazmamayı epey düşündüm. Ama insani açıdan değer verdiğim bazı dostlarımın mesajlarını görünce “Bu konuda iki satır yazmak şart oldu” dedim…
Tamar Tanrıyar’dan başlayayım..
Bu hanımefendi aslında bir mağdur..Şüpheli bir şekilde ölen Muhammet Yakut isimli kişiyle ilişki ağı ortaya çıkan magazinci eşinin yönlendirmesiyle hareket ediyor.
Gazeteci değil ama “Haber yaptım” cümlesini çok kullanıyor. Belden aşağı muhabbetleri, magazinel bir tarzda ve aşırı abartılı şekilde adeta bir tiyatro oyuncusu gibi anlatıyor.
“Cumhurbaşkanına canım feda” diyor! Peki bu arkadaşlar 2012’deki MİT krizinden tut, Gezi’de, 15 Temmuz’da, yakın tarihin en kritik seçimi olan 2023’te, hadi hepsinden geçtim 2024 yerel seçimlerinde neredeydi?
Hangi haberleri yaptılar? Bu satırların yazarı da dahil her gün tehdit alan, o mahkeme senin bu karakol benim dolaşan gazetecilerin yaşadıklarının hangi birini yaşadılar. Ya da hayatları boyunca Erdoğan’a bir kez oy vermişlikleri var mı?
2023 seçimleri öncesinde hangi gazeteciye 14 Mayıs’tan sonra ne yapacaklarının planlarını bile hazırlamışlardı 6’lı masanın medya ayağını oluşturanlar. Kime, me kumpas kuracakları bile belliydi. Neredeydi o günlerde Tamar Tanrıyar? Neden video çekmiyordu?
Biz o zaman da Antalya’yı, Uşak’ı, Bolu’yu İBB’de dönen dolapları yazıyorduk. Arşivler ortada. Onlar ne yapıyordu o zaman diliminde?
Gazetecilik sahipsiz bir meslek. Herkes kendini kolayca gazeteci ilan edebiliyor. Ve sosyal medyada kendisine fanatik destekçiler de bulabiliyor.
Tamar Hanım hayatı boyunca bir tane haber yazmış mı acaba? Kimse kusura bakmasın ama ben yazdığını düşünmüyorum. Ne o yayınladığı videolardaki üslubu olumladım ne de destek verdim. Çünkü o yapılan bir gazetecilik faaliyeti değildi.
CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk, usulsüzlükleri, ortaya çıkan çarpık ilişkileri gerçek gazeteciler binlerce kez haber yaptı. Yıllardır yapıyorlar.. Efendim Tamar etkili oldu.
En çok izlenen videosu 200 bin olan birinden bahsediyoruz. Diğerleri 70-80 binlerde. O kadar belden aşağı muhabbete rağmen üstelik. Etkili oldu öyle mi? Kime göre, nasıl etki? Ya da zararı faydasından çok olabilir mi?
Son olayda elinde belge olduğunu söylüyor ve tehdit ettiklerine tarih veriyor!
Gazeteci yakalamışsa bir çarpıklığı , skandalı yapıştırır geçer. Eğer tarih veriyorsa, aba altından sopa gösterip gel gel yapıyorsa o gazeteci değildir. Başka bir şeydir. Sonra o videoyu çekip yurt dışına çıkmak niye?
Söylenecek, yazacak daha çok şey var da.. Uzatmayayım.Lütfen bu kadar çabuk her şeye ve herkese inanmayın. Zaten sayıları bir avuç olan medya kuruluşu ve gazetecileri etkisizleştirmek maksatlı operasyonları bu kadar çabuk satın almayın.
Hata yaptığınızı bir süre sonra anlayacaksınız… O zaman pişman olmayın.
Seçime giderken Cumhurbaşkanının çevresinde, etrafında kim varsa hepsine aynı operasyonları çekecekler. Ve bunu da bu vakaya benzer yöntemlerle gerçekleştirecekler. Amaç fitne çıkarmak, kaleyi içten yıkmak. Daha önce defalarca yaptıkları gibi.
Sahte bayrak influencer’ı
Şunu yazmak zorunda olmak benim ve Turkuvaz emekçileri için aslında o kadar büyük zül ki... Tamar Hanım daha ortalarda yokken Sabah'ta Burak Akbay, Sözcü ve karanlık ilişkileri hakkında onlarca haber yayınladık, köşe yazdık, ekranlarda anlattık. Tanrıyar'ın bu gerçeği bilmemesi mümkün değildir. Ya da daha doğrusu, bu iddiayı ona "tutuşturanın" bilmemesi mümkün değildir. Türk basın sektörünü asgari düzeyde bilen herkesin farkında olduğu bir yasal çerçeveyi, iktidar tabanına "gizli ittifak" olarak sunmak, hedef kitlenin bu yasal çerçeveden habersiz olduğunu varsaymaktadır. Bu, bir yanılgının değil, kasıtlı bir kurgunun tarifidir.
Ve esas soru: Bu kurgunun amacı nedir? Literatürde bu taktiğe "false flag influencer" denir. Bir tarafın bayrağını taşıyormuş gibi kısa sürede temsil elde eden ama aslında başka tarafa hizmet eden bir araç.
Turkuvaz, Serhat Albayrak yönetimindeki bir medya grubudur. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonunu paylaşan ve temsil eden bir yapıdır. Bu yapıyı muhalif bir gazeteyle "kripto bir ortaklık" içinde göstermek, Erdoğan'ın kendi çevresine duyduğu güveni sarsmayı, o çevreyi AK Parti tabanının gözünde şüpheli kılmayı hedeflemektedir. Tanrıyar bir süre boyunca AK Parti tabanının güvenini kazanarak CHP'ye karşı "kahraman" rolünü oynadı; ardından bu güveni, Erdoğan'ın en yakın halkasına yöneltti. Erdoğan, en yakınının ihanetinin farkında olmayan bir aciz gibi resmedildi.
Sonuçta Tanrıyar, kendi başına bir aktör değildir. Kurumsal ağı, entelektüel birikimi ya da siyasi geçmişi itibarıyla bu operasyonu tasarlayacak bir profil de değildir. Bir araçtır ama bilerek seçilmiş, dikkatle yerleştirilmiş ve zamanı gelince soğukkanlılıkla terk edilmiş bir araç.
AK Parti tabanının bu vakadan çıkarması gereken ders şudur: Erdoğan'a ve çevresine duyulan öfkeyi besleyen her ses, bu öfkenin kaynağını sorgulamadan tüketilmemelidir. Çünkü Türkiye'de siyasi manipülasyonun en kadim yöntemi, hedef kitlenin kendi duygularını silah olarak ona karşı kullanmaktır. Tanrıyar vakası bu yöntemin en yeni, en dijital ve en yüzsüz örneğidir.
Dönmüş, ifade verip adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış. Yani gemi limana çekilmiş, demir attırılmış. Şimdi esas mesele kaptanı bulmakta. @hilal_kaplan https://t.co/6eDQmb9YZg
OKUYUN LÜTFEN...
Karşı mahalle, 4 tane metresi olan belediye başkanını partiden atamıyor; hatta onu ölümüne savunmaya devam ediyor.
Ekrem İmamoğlu hakkında 3.739 sayfalık iddianame hazırlanmış. Adam 2.400 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Bir tek savunucusu bile geri durmadan ölümüne savunmaya devam ediyor.
Bir belediye başkanı, 16 yaşındaki bir kız çocuğuna taciz mesajları gönderdiği iddiasıyla yargılanıyor. Kız, şüpheli bir şekilde mahkemeden önce bir trafik kazasında vefat ediyor. Bu alçağı bile belediye binasının önüne gidip "Başkanım, arkandayız." diye destekliyorlar.
Bunun gibi onlarca örnek ortadayken adamlar bir adım geri atmıyor.
Biz ne yapıyoruz?
Dünden beri, karşı mahallenin bütün pisliklerini bir senedir elindeki belgelerle ve videolarla ortaya koyan, yaptığı haberler ve yayınlarla başta Özgür Özel olmak üzere bütün CHP'lilerin ölümüne saldırdığı, CHP'nin şirazesini kaydıran Tamar Tanrıyar'ın dün Cumhurbaşkanımızı uyarır nitelikte bir konuşma yapması... Biraz haddini aştı, tamam; ona ben de katılıyorum. Ama bizdenmiş gibi görünen bazı hesaplar bu kadını hain ilan etti, ahlaksız ilan etti, Televoleci ilan etti, yalancı ilan etti.
Dikkatimi çeken ise şu oldu: Bu hesapların yüzde yüzünü ne ben takip ediyorum ne de onlar beni takip ediyormuş. Bunu da yeni fark ettim.
Bu şahısların çoğu hükümete yakın TV kanallarında yorumculuk yapıyor. Onlar da kendilerince belki haklı olabilir; sonuçta ekmekleri kesilecek. Benim öyle bir derdim yok. Ben doğruları yazıyorum, yazmaya da devam edeceğim.
Biz bu davayı savunma uğruna iki defa cezaevine girdik. Elimizde avucumuzda ne varsa hakkımızda açılan davalara tazminat olarak ödedik. Bir tek kişiye küsmedim.
O da ümmetin lideri Recep Tayyip Erdoğan'dır.
Küsmem de.
Bu can bu tende olduğu müddetçe Recep Tayyip Erdoğan hakkında kim ne derse desin, inanmam. Onu ölümüne savunmaya devam ederim. Ben bu davayı şu kişiye emanet ettim desin, o kişiyi de ölümüne savunmaya devam ederim.
Bu adam, 15 Temmuz gecesi, "FETÖ'nün ihanet girişimini eniştemden öğrendim." dedi. Var mı daha ötesi?
Bu adam, yalnız bakınız, daha dün ne dedi?
"Yorulan çekilsin kenara."
Etrafı menfaatperestlerle dolu.
Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı yaptı; şimdi karşısında.
Bülent Arınç'ı TBMM Başkanı yaptı; şimdi karşısında.
Ahmet Davutoğlu'nu başbakan yaptı; şimdi karşısında, gitti parti kurdu.
Ali Babacan'ın daha ağzı süt kokuyordu. O yaşta ekonomi bakanı yaptı; şimdi karşısında, gitti parti kurdu.
Hüseyin Çelik'leri, Cemil Çiçek'leri, İdris Şahin'leri, Abdüllatif Şener'leri ve diğer onlarcasını saymıyorum bile.
Yıllardır söylüyorum:
Ben bir tek Recep Tayyip Erdoğan'a kefilim.
İşte, üstte saydıklarımın alayı adamı sırtından hançerlemedi mi?
Yine söylüyorum:
Ben bir tek Recep Tayyip Erdoğan'a kefilim.
Yaşım 54.
Rabbim, kalan ömrümden alsın, ona versin.
NOT:
Dün gün içinde Tamar Tanrıyar ile alakalı atılan tweetleri bir inceleyin. Takipçi sayısı 500 bin ile 1 milyon arasında olan hesaplar Tamar'ı hain ilan etmiş. Bir onların paylaşımlarındaki etkileşime bakın, bir de Tamar Hanım'a hak veren hesapların paylaşımlarındaki etkileşime bakın.
Benim attığım tweet, daha 24 saat bile geçmeden 4.623 beğeni aldı, 1.157 kez retweet edildi.
X gündeminde birinci sırada.
Demek istediğim şu: Tamar Hanım'ın cezaevine girmesi AK Parti'ye çok oy kaybettirir, CHP'liler de zil takıp oynar.
Cümleten hayırlı geceler diliyorum.
İhaleye konu kafesler, bazı çevrelerin servis ettiği manipülatif haberlerde gösterildiği gibi değildir.
Belediyemiz tarafından yapımı devam eden Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi için hazırlanan her bir yaşam alanları; 3 metre uzunluğunda, 2 metre genişliğinde ve 2 metre yüksekliğinde olup, yine her biri tam 617 kilogram paslanmaz çelik kullanılarak teknik standartlara uygun şekilde üretilmektedir. Sokak hayvanları için hazırlanan bu yaşam alanları uygun yalıtım malzemeleriyle donatılarak yaşama hazır hale getirilecektir.
Çin menşeli internet sitelerinde satılan dekoratif evcil hayvan kulübelerini, belediyemizin teknik şartnamesine göre üretilen profesyonel bakım alanlarıyla bir tutmak manipülasyondur.
Esenler Belediyesinin EKAP üzerinden herkesin erişimine açık olan teknik şartnamesinde kullanılacak malzemenin kriterleri ve tüm teknik detaylar açıkça yer almaktadır. Gerçeği araştırmadan, belge incelemeden ve kamuoyunu yanıltacak şekilde yayın yapanların amacı habercilik değildir.
Kamuoyunu yalan bilgilerle provoke etmeye çalışan, belediyemizi ve başkanımızı hedef alan bu haberlerle ilgili tüm hukuki süreçler başlatılmıştır.