YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Rakip partinin zaferini kabul edemediği için haksız hukuksuz davranan iktidarla mücadele ederken aynı parti içinde rakibinin zaferini kabul edemeyenin hukuksuzluğuyla da mücadele ediyoruz. Gençliğe Hitabe’nin“İstikbalde dahi,..dahilî ve harici bedhahların olacaktır.”kısmındayız.
Erdoğan zihniyetinin yargı eliyle yürüttüğü siyasi darbelere karşı hep birlikte mücadelede kararlıyız.
Alınan butlan kararı yok hükmündedir. Sadece CHP’ye yapılan bir darbe değildir; Türkiye’ye, demokrasiye, Cumhuriyet’e bir darbedir. Anayasal düzeni yok etmektir.
Mesele ciddidir. Partiler üstüdür. Milletçe Türkiye’ye sahip çıkma zamanıdır.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Aylardır özgürlüğünden mahrum bırakılan Cevat Kaya’nın tek “suçu” benim abim olmak… Bir insanın, sadece bir bağın, bir soyadın, bir kardeşliğin içinde var olduğu için cezalandırılması; yalnızca bir bireyin değil, bir ailenin, bir vicdanın ve aslında hepimizin yaralanması demek. Aileler üzerinde kurulan bu baskı kabul edilemez.
Cevat Kaya ve tüm tutuklular için adalet istiyoruz.
MUHALEFETE ÇAĞRIMDIR:
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve liyakatsiz ekonomi yönetiminin Türkiye’ye yaşattığı çöküş sebebiyle, her alanda kaybeden bir ülke olmaya devam ediyoruz.
Ülkenin, devletin, yürütme, yasama ve yargının tek kişinin yetkisine bırakıldığı bu ucube sistemde adalet sistemine güvensizlik %80’i aşmıştır. Adaletsizlik, devletin temelini sarsacak duruma gelmiştir. Yarınların daha iyi olmayacağına inananların oranı %70’lerde, meşruiyetini kaybetmiş iktidarın oy oranı %20 seviyesindedir.
Eğitimdeki derin başarısızlık, umutsuzluk ve geleceğe dair belirsizlik, gençlerimizi tüketen bir beka sorunu olmayı sürdürmektedir.
Hep daha iyiyi değil, daha kötüyü konuşan, indirimleri değil zamları bekleyen Türkiye artık yorulmuştur.
Korku, kaygı, endişe iklimi sebebiyle konuşamayan milletimizin mutsuzluğu, huzursuzluğu ve güvensizliği derinleşmeye devam etmektedir.
BÜTÜN MUHALEFETE TARİHİ BİR SORUMLULUK DÜŞMEKTEDİR.
Toplumsal birliği ve bütünlüğü sağlamak, Cumhuriyetimizi korumak, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü tahkim etmek, müreffeh bir Türkiye’yi yeniden inşa etmek için birlikte düşünmemiz, ortak akıl üretmemiz artık kaçınılmazdır.
Seçimlerin adil, eşit ve güvenli bir ortamda yapılması için sorumluluk duygusuyla çalışmak muhalefet olarak hepimizin tarihi sorumluluğudur.
Milletin sandıktaki iradesinin eksiksiz tecellisi için hep birlikte düşünmeli ve çalışmalıyız.
Türkiye’nin geleceği için tarihi sorumluluğumuzu gerçekleştirecek bir ortak aklı hep birlikte kurmalıyız.
TÜRKİYE’YE SAHİP ÇIKMALIYIZ!
Bir insanı susturmak için ailesini hedef almak; adaletin değil, derin bir korkunun göstergesidir. Bugün yaşananlar, “düşman hukuku”nu devreye sokmaya çalışanların, toplumun en kıymetli alanı olan aileye ve ortak vicdanımıza uzanmaktan çekinmediğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu ülkenin bir vatandaşı, bir anne ve bir eş olarak açıkça ifade ediyorum: Siyasetin kirli dilini ailelerimizden uzak tutun.
Ailemin üzerinden elinizi çekin!
Önce sevgili eşim Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları hedef alındı. Ardından ailelerimiz…
Büyük bir sabır ve sorumlulukla, yaşananların “aileler üzerinden” yürütülen bir hedef gösterme kampanyasına dönüşmemesi için mücadele ediyoruz. Buna rağmen ailemiz ısrarla bu sürecin içine çekiliyor. Kayınpederim, çocuklarım ve abimden sonra şimdi de diğer abim…
İtibar zedelemek, kamuoyunda algı yaratmak ve siyasi hesaplar uğruna her türlü iftira ve karalama yöntemine başvuruluyor. Bu; ne vicdanla, ne hukukla ne de insanlıkla bağdaşır.
Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı, bir hukuk devletinin vazgeçilmez ve dokunulamaz temel ilkeleridir. Bu haklar, siyasi saiklerle keyfi biçimde aşındırılamaz. Ailelerin, baskı kurmak için hedef alındığı hiçbir süreç meşru değildir. Hukuk; dedikodularla, yönlendirmelerle değil; yalnızca somut delillerle, adil ve şeffaf biçimde işletilmelidir.
Bu çağrı yalnızca benim ailem için değildir. Bu, hukuka, adalete ve demokrasinin asgari güvencelerine ihtiyaç duyan herkes içindir.
Artık yeter!
Aileler üzerinden yürütülen kirli senaryolara son verin!
Hukuku siyasetin aracı haline getirmekten vazgeçin!
Adil, temiz ve hukuka uygun süreçler derhal işletilsin!
300 gün geçti, başaramadınız. 300 gün daha geçse, başaramayacaksınız.
Bu millet hak, hukuk ve adalet arayışından, demokrasiden ve cumhuriyetten, iradesinden vazgeçmedi; vazgeçmeyecek!
Halkın iradesi tutuklanamaz.
Hakikat dört duvar arasına sığmaz.
Adalet er ya da geç mutlaka yolunu bulur!
Ve biz biliyoruz; bu karanlık geçecek, ülkemiz yeniden adaletle nefes alacak ve halkın iradesi mutlaka ve mutlaka kazanacaktır.
300 gündür 12 metrekaredeyim,
ancak ülkem için hayallerim her yerde,
300 gündür 12 metrekaredeyim,
ancak haklılığımı ve onurumu milyonlar her gün savunuyor.
300 gündür tutsağım,
ancak saraylarda yaşayanlardan çok daha güçlü ve özgürüm, çünkü aziz milletime emanetim.
Bu uzun gecenin sabahı yakındır!
YARDIM ÇAĞRISI DETAYI • Tokat’ta Hatice Yalman’ın, katil Mustafa Koç tarafından motosiklet kazası süsü verilerek öldürülmesinin ardından önemli bir detay ortaya çıktı. Genç kadının, olaydan iki saat önce bir markette, dünya genelinde bilinen “sessiz yardım çağrısı” el işaretini yaptığı; ancak market çalışanının bu işareti fark edemediği öğrenildi.
• BU EL İŞARETİ BİR YARDIM ÇAĞRISIDIR.
• Bu işareti yapan birini gördüğünüzde derhal emniyet birimlerine bilgi verilmelidir.
Ekrem İmamoğlu suç örgütü kurmaz en fazla iyilik örgütlenmesi kurar. Bunun bir örneği de Askıda Fatura uygulamasıdır.
Pandemide başlattığımız bu İYİLİK ÖRGÜTLENMESİ ile İstanbul’da 500 bin adet su ve doğalgaz faturası ödendi, 75 bini aşkın öğrenciye burs verildi. 260 binden fazla aileye destek ulaştı.
Kışın kapıya dayandığı bugünlerde varlıklı, hayırsever vatandaşlarımızı, bu kutsal dayanışmaya yoğun desteğe davet ediyorum.
Fakirliğin ve yokluğun hayatını derinden etkilediği binlerce ihtiyaç sahibi aile desteklerinizle mutlu olacak. O güzel yüzleri hep beraber güldürelim.
Bu vesile ile bu büyük İYİLİK ÖRGÜTLENMESİNİN fikrini veren yol arkadaşım Murat Ongun’un kıymetli eşi Gözdem Ongun’a teşekkür ederim.
https://t.co/xnnBXct8Vj