Biz gerçekten hayatta kalma mücadelesinden sağ çıkan bir nesil olabiliriz.80-90lar tayfası yani.
Z kuşağı mesela öyle değil. Proje çocuk gibi laboratuvar titizliğiyle büyütülüyorlar. Bunlara bakınca bizler daha ziyade doğal ortamına salınmış belgesel hayvanı gibi hayatta kaldık diyebiliriz. Ben çocukken telefon yoktu, hiçbir şey yoktu. Akşam ezanina kadar nerdeyiz kimse ilgilenmiyordu. Bizim coğrafi konum, Allah'a ve mahalle bakkalına emanetti. Akşam ezanı okunmadan evde ol yeterdi yani. Şimdiki çocuk parkta iki saniye gözden kaybolsa mahalleye komando taburu çağrılıyor. Aksam eve vardığında kafandaki yariktan beynin gözükmüyor ise bu ailemiz için gayet makul bir durumdu. Bir de üstünü kirletme yeter. Öyle otomatik çamaşır makinesi falan yok çünkü . Terliği yersin. Sokakta düşsek dizimiz kanasa ya tükürük ya limon kolonyası. Mahallede kanayan dizle bir tur atıyorsun, bitti gitti . Bir yerimiz kırılsa kırık çıkıkçı teyze var. Kadın iki omuz atıyor, kolunu mukavvaya sarıyor. Tamam. Ortopedist de kim yahu? Bizim neslin kemikleri bile hep şans eseri kaynamış olabilir. Hani bazen yağmur yağınca omzunuz sızlar ya mukavvadan kaynaklanıyor olabilir. Ama emin değilim tabi. Canim sıkıldı, psikolojim bozuldu falan yok öyle bir şey. De bakim annene canım sıkılıyor. Senin canını bir sıkarım diye başlıyor cümleye. Psikolojim bozuldu diye bir şey zaten yok. İçine cin kaçmıştır. Cinci bir teyzenin tükürüklü pis nefesiyle muhatap olmamak için de halıdaki ya da perdedeki desenleri sayacaksn mecbur. Bu sayede Gauss gbi bir şey olmuştum aq. Ama şimdiki nesil, tostun içindeki kaşarın inceliğine bozulup benim sinirlarim ihlal edildi. Varolusum örselendi diye saati 6 bine terapiye gidiyor . Lan biz misafirliğe gittiğimiz evde, yer yatağında 8 kuzen yan yana kafamız birinin ayağına gelecek şekilde tetris gibi dizilerek büyüdük. Kim gece kime sarılmış, kim kimin yüzüne osurmuş belli değildi. Sabah uyandığımızda hayatta kaldığımız için birbirimizi tebrik etmemiz gerekiyordu aslında. Kahvaltıda da ne bulursan o. Şimdiki çocuklar guler yüzlü pankek falan yiyorlar kahvaltida. Biz güler yüzlü insanı bile bayramdan bayrama görürdük.
El bebek gül bebek büyütülmedik. Şımartılmadık. Dönemin tüm aksilikleri, imkansızlıkları içinde bazen sokakta, bazen yan odada ne bileyim bazen de akraba oturmalarinda yer yer unutulan ama büyümek zorunda kalan çocuklardik biz.
35 yaşına geldim, oğlum 6 yaşında. Onu büyütürken anlıyorum ki, bizim jenerasyondaki ebeveynler bizimle ASLA ilgilenmemişler. Bizi büyütmemişler.
Yani bir bitkiye bile su veriliyor, etrafındaki otlar temizleniyor, budama yapılıyor vs.
Bizle bu kadar bile ilgilenmemişler. Ne bir yönlendirme, ne günlük rutin kazandırma, ne hayata dair eğitim, insan ilişkileri vs.
Anneler sadece temizlik yapıp çay içmiş. Babalar işe gidip TV izlemiş.
Hemen hemen herşeyi deneme yanılma ile kendimiz öğrenmişiz.
Güzel atılımlar ama girişimcilerin "dünyanın en büyük girişimcilik merkezi"nden önce, öngörülebilirliğe ve daha basit usüllere ihtiyacı var.
-Bağkur zorunluluğundaki emeklilik kısmı opsiyonel yapılabilir, girişimci olmak isteyen insan ilk ayına 10,000 TL Bağkur borcuyla başlıyor.
-Fatura kesmeden şirket kurmaya çok fazla teknik detay var. Bu detaylar kolaylaştırılabilir. Bu sayede SMM zorunluluğu da ortadan kalkar. Çünkü bu da aylık en az 5,000 TL zorunlu ödeme demek.
-Girişimciler yurt dışından ödeme alırken zorlanıyor. Vergi muafiyeti çok güzel ama özellikle hizmet ihracatı yapanlar için ödeme kanalları büyük problem. Yurt dışındaki müşterileri IBAN'ımıza para göndermeye tabi ki ikna edemiyoruz, edemeyiz de. Stripe gibi, Paypal gibi güvenilir altyapılara erişebilmemiz gerekiyor. Yok bu olmuyorsa, bizim bankaların kredi kartıyla ödeme yapılabilen, girişimcilerin kolayca hesap açıp ödeme linki oluşturabildiği bir sistem kurması gerekiyor. Alt tarafı link gönderip ödeme isteyeceğiz, ülkemizde doğru düzgün çözüm bulamıyoruz.
-Kurallardaki limitler çok düşük kaldı. Biraz iş yapan bilanço defterine geçiş yapmak zorunda. Bu geçişle birlikte oda zorunluluğu da başlıyor. Üzerine bir de geçen yılın son gününde YMM zorunluluğu geldi. Yıl sonunda yoktan yere bir sürü masraf ettik, zaman harcadık. Esnaf odasıyla pratikte bir alakamız olmamasına rağmen, odaya üye olmak ve her sene ücretini ödemek zorundayız. Bizler esnaf değiliz, esnaf odasıyla bir alakamız olmaması gerekir fakat pratikte buralara üye olmak ve para ödemek zorundayız.
-Donanım konusunda Ar-Ge yapmak isteyenler yurt dışından $1'lık parça bile getiremiyor. Bir sürü bürokrasi ve masrafla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Çoğu yeni girişimcinin de böyle bir bütçesi yok doğal olarak. Donanım konusunda daha esnek olmak gerekiyordu. Hele ki yapay zekayla çalışan donanımlar konusu bu kadar yükselişe geçmişken, bizim bunlara erişemiyor olmamız büyük kayıp.
-Oyun sektörü gibi milyar dolarlık potansiyeli olan bir sektör için "nasıl yasak koyarız" gibi şeyler konuşuluyor. Bu yanlıştan vazgeçilmeli. Dijital ihracatın en büyük kalemlerinden biri oyun sektörü. Koca bir dizi sektörünü yasaklamaktan farkı yok bu konuşulanların.
-Sürekli kural değişiyor. Kuralların sürekli değişmesi ve bunları takip etme zorunluluğu büyük bir problem. Eğer takip etmezsen büyük cezalar yeme ihtimalin var. Bu da haliyle yeni girişimcileri korkutuyor. Yurt dışından gelmeyi düşünenleri de korkutuyor. Biz burada olduğumuz halde uyum sağlarken zorlanıyoruz.
-Türkiye'de sadece şahıs şirketini açık tutmanın maliyeti $4000-$6000 arası. Bu çok büyük bir rakam. "Dijital şirket" kurulabilen birçok ülkede böyle bir rakam yok. Üstelik bizdeki bu rakam kazançtan bağımsız ortaya çıkan bir borç. Ne kazandığın fark etmeksizin, sadece fatura kesebilmek için bunu ödemek zorundasın. Ki, iş yaparken ekstra masraflar da mutlaka çıkıyor zaten. Bu da gözden geçirilmeli.
Kendi ekmeğini kazanan, devlete herhangi bir yükü olmayan, aksine ihracat yapan kişiler daha fazla desteklenmeli. Diğer yandan, milyonlarca ev genci var. Örneğin 1000 dolara kadar dijital ihracattan vergi alınmasa ve vergi mükellefi olmak kolaylaştırılsa, masrafsız hale gelse, bu kadar insan bir şeyler yapamaz mı? %1'i başarılı olsa bile yeterli olmaz mı?
Telegram kapansa ne olacak sanıyorsunuz ki? Adını bile bilmediğiniz skko yeraltı platformlarına kayacak bu ekipler. Daha da radikalleşecekler oralarda.
Kapatmak çözüm değil. Hiç olmadı. Telegram'a sızıp bu grupları takip etmek, düzgün bir dijital istihbarat çalışması yapmak çözüm olabilir ancak.
Hatta bir şeyleri yasaklamak değil daha da serbest bırakmak çok daha iyi fikir bu yüzden. Siz yasaklayınca, ya araya bir VPN katmanı ekleniyor ya da adını bile bilmediğiniz bir platforma kaydırıyorsunuz bu insanları. Bulunacak kişiler de bulunmuyor ondan sonra.
Türkiye'de küçük ölçekli bir şahıs şirketinin aylık maaliyet tablosu:
- Muhasebeci = 7.500 TL
- Bağkur = 10.000 TL
- Ivır zıvır damga vergileri = 2.500 TL
Şirketin 1 ay ayakta kalabilmesi için gereken min tutar 20.000 TL
Bu rakama maaşınız dahil değil.
Maaşa da 70.000 TL desek toplam rakam 90.000 TL olur.
Bu rakama da şirket işlerini kolaylaştırmak için kullanacağınız yazılım hizmetleri ve şirketten kendinize ödediğiniz maaşın stopajı vs dahil değil.
Onları da eklediğimizde şirketin 1 ay ayakta kalabilmesi için gereken rakam 100.000 TL olur.
Yani aylık min 100.000 TL kar yaparsak kendimizi döndürüyoruz diyebileliz.
Bu son rakama malzeme giderleri de dahil değil tabi ki 😄 Onları da eklersek tahmini aylık ciromuzun min 200.000 TL olması lazım.
Ülkemizde daha çok şirkete yani işverene ihtiyaç varken bu tablo beni oldukça karamsar yapıyor.
Genç Yazılımcı: Yurt dışına freelance iş yaptım, 500 dolar kazandım. Bu parayı çekip harcamak istiyorum.
PayPal/Stripe: Tamam, paranı hesabına aktarıyoruz.
D*vlet: Dur orada. O şirketlerin sunucusu benim ülkemde değil, onları yasakladım. Ayrıca o gelen paradan gelir vergisi, stopaj vermen lazım. Şirket kurup Bağ-Kur ödemezsen banka hesaplarına bloke koyarım.
Genç Yazılımcı: E ama 3 kuruş kazanıyorum, şirket masrafı kazancımdan fazla? O zaman işi bırakıyorum ya da yurt dışına kaçıyorum.
- Sonuç: Beyin göçü rekor kırdı, ülke teknoloji çöplüğüne döndü, herkes ev genci. -
Ulusalak dangalak: Emperyalist sermayeye veri güvenliğimizi yedirmeyiz! Yaşasın tam bağımsız yerli-milli intranet! 🤡🤡🤡
@mrtcmen@mksglu Tr de vergiler, zorunlu muhasebe, defter kaydı ve bagkur ile aylık 300-400$ tutuyor. Valla ben ne yapacağımı şaşırdım. Garanti para yok sırf legal olsun diye ilk günden eksi ile başlıyoruz. Şirket kurmak fakirler için çok zor, zenginler zaten vergilerden kaçmayı/kacinmayi biliyor
Şimdi bazı yerlerde “oyunlar şöyle tehlikeli böyle zararlı” haberleri basılır. Klasik işi bilmeyenlere korku pompalama taktikleri. Maksat “bak iyi ki bu iş oluyor” diye düşündürtmek.
DEĞİL ABİM. O İŞ ÖYLE DEĞİL.
Koca bir endüstriyi çöpe atacak, oyuncusundan geliştiricisine herkesi bitirecek bir olaya imza atmanın ülkemize 1 gram faydası yok.
#OYUNUMADOKUNMA
Bu post Türkiye'den Dünya'ya yardım çığlığıdır.
Ben 15 yaşında Roblox’ta kendi kendime para kazanan birisiyim.
1 yıl 5 ay 23 gündür VPN kullanıyor, DPI ile uğraşıyor, bir sağa bir sola savruluyorum.
Bununla birlikte müşterilerimle iletişim kurduğum Discord’a ve PayPal, Wise, Stripe gibi ödeme hizmetlerine bile erişemiyorum.
Binlerce dolar müşteri kaybettim bu yüzden dolayı.
Kendime bir söz verdim. Para kazanmaya devam edeceksem, reşit olduğum gün Türkiye’den kaçacağım.
Gideceğim demiyorum, kaçacağım.
Bunları bana ve benim gibi insanlara yaşattığınız için teşekkür ederim.
Bu sitede bi şey eksik diyordum ama bulamıyordum. Abi Adem ilter yok ya. Uzun süredir tweet attığını görmedim. @fkadev Abi sen bilirsin adem abi nerede?
aldığım duyumlara göre 30 euronun 0'a düşürülmesi sonrası iş insanlarımız ve üreticilerimiz adeta bir roket moduna geçmiş ve inanılmaz şeyler üretmeye başlamışız. akla hayale gelmeyecek icatlar türemiş. araba, uçak, roket, starlink alternatifi... bugüne kadar üreticimize 30 yüroluk gümrük muafiyeti engel oluyormuş.
İthalat lobisinin de en az taksici lobisi kadar tehlikeli ve halk düşmanı olduğunu kabak gibi görmüş ve deneyimlemiş de olduk bu kararla beraber. Bunlar bu halkın kanını emen, sömüren vampirler.
ai/yapay zeka meslek tanımlarını inanılmaz bir hızda değiştiriyor.
şu an iyi bir kariyer için tek bir tavsiye verecek olsam şu olurdu: herşeyi bırak, önce 'high agency' biri olmaya çalış.
nasıl: