Meclis’e yürüyerek protez bacaklarını fırlatacaklarını açıklayan gaziler, Güvenpark’ta polis ablukasına alındı.
Bir gazi yaşananlara tepki gösterirken bazı polislerin gözyaşlarını tutamadığı görüldü.
“Ben Irak’ın kuzeyinde gazi oldum, bedel ödedim. Buralarda rahat geziyorsanız benim sayemde. Nedir bu çektiğimiz, yeter ya. Getirin kafama sıkın benim ya…”
@anadolutulpari7@talha1yilmaz@ozturkcaltug Bir hırsız olduğunu hayal et ve soygun yapıyor. Polis, hırsızın soygun yaptığı yere gelip tebrikler çok iyi yapıyorsun dese, destek verse sen polisi mi eleştirirsin hırsızı mı?
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Dünden beri yaşananları hayretle ve utançla seyrediyorum. Senelerdir sürdürülen riyakarlık devam ediyor. Amedspor'un TFF 1.Lig'de ikinci olarak Süper Lig'e çıkmasını, sayısız futbol kulubü ve siyasetçi tek bir yerden emir gelmiş gibi tebrik ediyorlar. Bu tablo acınası bir tablodur.
En başta, Amedspor herhangi bir spor kulubü değildir. Bu kulüp açık açık PKK propagandası yaptı, yapıyor. Onbinlerce insanın katili olan, bir terör örgütünün lideri olan, bu memlekete ve insanına verdiği zararın haddi hesabı olmayan Abdullah Öcalan'ın giydiği Lacoste tişörtü "Amed Ruhu" diye satışa sunan bu kulüp değil mi? Bu kulübün yöneticileri silme Apocular değil mi?
Herkesin bildiği, gayet farkında olduğu bu gerçekler hiç ortada yokmuş gibi davranılıyor. Çünkü siyaset böyle istiyor.
Bugün ikinci olan Amedspor'u tebrik edenler, geçen sene ikinci olan Gençlerbirliği'ni tebrik etmişler mi? Etmemişler. Niye etsinler ki? Hiç gereği yok.
Amedspor'u neden tebrik ediyorlar? Çünkü iktidar bunu istiyor. Amedspor'un süper lige çıkmasının arkasında iktidar ve onun yürüttüğü facia 2.çözüm süreci yok mu? Bu süreç olmasaydı, Amedspor ikinci lige çıkabilir miydi? Bir şekilde çıktı diyelim, böyle tebrik sırasına girilir miydi? Cevabını herkesin bildiği yanıtlar bunlar.
"Benim çoluk çocuğa kurşun sıkılmasıyla ve bunun meşrulaştırılmasıyla hiçbir problemim yok" ve "Ben bu iktidar ne eylerse buna baş eğerim" diyenlere hiçbir sözüm yok. Fakat böyle demeyip bu tiyatroda figüranlık yapanlar, bunu kendi vicdanlarına nasıl yediriyorlar?
Yetiş akbaba kardeşim, yetiş!
Aman daha bedenler soğumadan sen de yetiş! Bedava sermaye gözünün önünde gidiyor, yetiş!
Diziler suçlu, oyunlar suçlu, benim sevmediğim adamlar suçlu. Şunu yasaklayın bunu tutuklayın, aman afilli sözlerimi kaçırmayın. Favlar, rt'ler ve alkışlar sonunda 48 saatte unutulacak çocuklar.
Bir bakmışsın şimdi okula gitmekten korkan çocukla öğretmenin haklı korkusu, ünlülerin çetelesini tutan magazin sayfasının, twitter'da adalet dağıtan futbol tayfanın, üç beş sosyal medya şaklabanının sermayesi olmuş. Yetiştin mi?
Oğlum bu medyada - ama sosyal ama ana akım - yüzde doksanı için ölünüzün ya da dirinizin beş kuruş değeri yok, bunu bilin. Bunlara göre ölseniz kullanılacak ahval, yaşarken kullanışlı aptalsınız.
Garibanlar bir de laf anlatmaya çalışıyor "O öyle değil! Yanlış bilgi!" diye. Yahu sence önemi var mı? Onun kafasında çark çok basit dönüyor, empati boşa yer kaplıyor. Çıkarılması gereken bir yasa vardı, bu da iyi denk geldi kaçırmamak lazım. Gir oğlum altyazıyı mevlüt, gir VTR'de PUBG'yi! "Abi burnun kanıyor!" Ha bir saniye.
Ne demiştik?
Genç nesil neden böyle oldu? Dizi mi, film mi, oyun mu?
Ona şimdi geliriz de - senin kuşağın baldızına tecavüz etmeyi, adam öldürüp ceset kaldırmasını, 80'de birbirini, 90'da milleti vurmasını nerden gördü? Hangi filmden diziden gördü? Yoksa canlı canlı çatışmadan yayın yapan Reha Muhtar'dan mı izledin, canlı yayında kadın dövme tutorialı yapan İbo'dan mı?
Dizi film mi? Ulan senin etik kuralları sorgulayan, ciddi ciddi suç-dramı içeren bir tane işin var mı? Bıraktın mı? Belki de bırakmalıydın? Kırmızı Çizgisi olmayan, iyi adam olmayan bir tane "mafya" karakter mi var? Zaten kamu spotu senin TV!
Ne yani şimdi Çağatay Ulusoy'un sikindirik dizisinde silah sıkılınca şiddet eşiği aşılmadı mı? Benim oğlan bundan etkilenmedi mi?
Bak eşek kardeşim, senin oğlan Çağatay Ulusoy'a götüyle gülüyordur. Çünkü bu ülkede 2013'lerden sonra bir nesil İŞİD infaz Videoları, kafa kesen Meksiksa Kartelleri Videolarıyla büyüdü, kare kare ezberledi. Yakılan iki askerin videosunu nokta nokta bir nesil tekrar tekrar izledi. Ben eşek kadar adamım, o Suriye İç Savaş döneminde bir öğrenci grubuna "ne bu ne izliyorsunuz?" dediğimde bana gülerek tankla üzerinden geçilen bir adamın infaz videosunu izlettiler. Onlar için normaldi bile, ben 1 ay yemek yiyemedim. 10 yıl oldu hala aklıma gelir. Ne dizisi dangalak, ne anlatıyorsun sen? Medya hiç bu kadar oto sansürlü olmadı! O yüzden her eski kesitte şoke oluyorsun, bu zamanında nasıl yayınlandı diye!
Sen 90'larda nasıl travmatize olmuşsan kendine bir hayal dünyası yaratmışsın, bir nesil de onda büyüsün istiyorsun ama o kadar ilgisiz ve isteksizsin ki, onu da başkaları üstlensin istiyorsun.
Benim oğlan neden senin diziyi izliyor, hesap ver!
Bilmem abi, gerçekten mesela neden? İzliyor ve de etkilenecek kafa yapısına nasıl sahip oluyor? Bu çocuğun hiç mi rol modeli yok da benim kurgusal karakterimi rol model alıyor? Yani diyorum ki yavşak herif, bu çocuk buraya gelene kadar sen neredeydin anası babası olarak?
Ne oldu sustun? Tabletlerle büyütülen bebekler yetişkin mi oldu? Yoksa ne yapacağını mı bilmiyorsun? Bunca yıl yarış atı gibi davrandığın çocuğuna, şimdi fakire sadaka verir gibi sahte ilgi alaka mı vereceksin, kontrol etmek için? Bu daha da beter, daha da iğrenç.
Okul katliamcılarının hepsi insanlıktan nefret eden, ömürleri boyunca sevilmemekten bahseden tipler. Ortak özellik. Orada hiç dizi film yok. Senin suni baskı ve kontrol girişimlerin sevgi gösterisi değil, çocuğun da bunu ayırt edecek zekada. E unutma, senin yaşındayken şöyle ederdim yapardım diyorsun ya? Oradan yola çık, kafası nelere basıyor.
Dizilerde değil; Aynı sofrada oturmayan aileler, kentsel dönüşümle ölen mahalleler, hal hatır sormayan büyükler, akran zorbalığı, güzellik idealleri, gelecek kaygısında, daha kafada kendisi çocukken ebeveyn olanlarda arayacaksın.
Yasaklarmış. Sorun sence şiddet nasıl uygulanabilir görmesi mi, şiddet uygulayacak birisi olması mı?
Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybeden 11 yaşındaki Adnan Göktürk Yeşil’in babasının sözleri yürekleri dağladı:
- Başarılıydı, çalışkandı. İnançlı, dürüst, vatanını, milletini çok seven bir evladım vardı.
11 yaşında olmasına rağmen çok bilinçliydi.
Bir tek çocuğumuz olduğu için çok üzgünüz.
Allah vatanımıza, milletimize bir daha zeval vermesin diyorum. Mekanı cennet olsun. O melek oldu şu anda, Peygamberimiz Efendimizin inşallah yanındadır cennette.
- Hayatını kaybeden Matematik öğretmeni Ayla Hanım’ı çok severdi.
- Olay esnasında öğretmenleri ders anlatıyormuş. Matematik öğretmenini ilk önce vuruyor zaten, sonra çocukları şehit ediyor zanlı.
- Sonuç böyle oluyor...