Sevdiğimiz için mi özen gösteriyoruz yoksa özen gösterdiğimiz için mi seviyoruz?
Genellikle bakım vermenin ve bir başkasının sorumluluğunu üstlenmenin, halihazırda var olan yoğun bir sevginin doğal bir sonucu (bir zorunluluk) olduğu düşünülür. Tam aksini söyleyeceğim : Sevgi bir başlangıç noktası değil, verilen emeğin, gösterilen şefkatin, dökülen alın terinin ve kurulan bağın bir sonucudur. Selvi Boylum Al Yazmalım’ı hatırlayalım : ‘Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti.’
Bir insana emek verdikçe, onun kırılganlığına ortak olup ihtiyaçlarını giderdikçe ona olan sevgimiz ve bağlılığımız derinleşir. Dolayısıyla emek verdiğimizi, ihtimam gösterdiğimizi, üzerine titrediğimizi severiz.
şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
28 yaşında bir erkek arkadaşım aradı;
Abi ben evlenme teklif ettim. Aileler arasında tanışmak için evlerine gittik.
Benden 10 Tane 25 Gram bilezik, bir tane ev, Evin eşyaları talep edildi. Nişanı onlar düğünü biz yapacakmışız.
Dedim ki; haklılar kızlarını açlığa susuzluğa teslim etmek istemiyorlar. Sen ailen ile görüş neler yapabilirsin diye bir bak orta yolu bulursunuz.
Tanıdığım için kızı aradım. Bana dediki;
Ben hali hazırda zaten babamın evinde kalıyorum. Çalışırsam çalışırım çalışmazsam evde pişen yemeğimiz var. Sırf evleneceğim diye bu riske girip Kira, fatura, alışveriş stresine gireceğiz. Hayatımı daha kötü hale getirecekse neden evleneyim.
Ama dedim bir ömür annenlerin evinde yaşama fikri saçma değil mi elbet evleneceksin. Genç ve güzelken bunu sevdiğin biri ile yapma imkanın varken neden yokuşa sürüyorsun.
İşin sonucunda her iki tarafla da konuştum erkek ilişkiyi maddiyat üzerine kurmaya yanlış bakıyor, kız sadece seviyorum diye eziyet çekmeye salaklık gözüyle bakıyor.
İkisine de hak verip telefonları kapattım.
Allah bu devirde evleneceklerin yardımcısı olsun. Artık eskisi gibi siz yuva kurun gerisi hallolur olayı bitmiş. Herkes aklı fikri ve mantığı ile hareket etmeye çalışıyor.
Çalıkuşu’nda Feride Kâmuran’a yazdığı mektupta ‘benim şu hayatta yaptığım en sonuncu iş; kafamı duvarlara çarpıp çarpıp, nihayet anlamaktır.’ diyor. Bazı gerçekleri kalbine kabul ettirmesi şakaklarını kanatıyor insanın.
Girmediğimiz savaşlarda gâlip,
Sorulmadığımız konularda âlim,
Yaşamadığımız zorluklarda sabırlı,
Sınanmadığımız imtihanlarda mâsum,
Elimizde olmayan nimetlerde şükredici,
Bize karşı işlenmemiş kusurlarda hoşgörülü
olmak bizi yanıltmasın. Zaman her örtüyü bir gün kaldırır.
Bu yaşıma kadar, birinin bana ters gelen davranışının içinde “çocuk bakmanın verdiği yorgunluğun ve sinir yıpratmasının etkisi” vardı ise ve ben ona tolerans göstermediysem; gerçekten özür dilerim
Tanıdığım biri bana öfkelendiğinde ilk saldırdığı şey inancım ibadetim oluyor nedense, lisedeyken bir de bunun annesi başörtülü demişlerdi. Peki Müslüman kardeşim seni hüsn-ü zan edememekten alıkoyan nedir? Şükür ki Yaradanın terazisi hassas, Allah insanı iddiasından vuruyor.
Öyle haklı ki;
annelik=delilik.
dinmeyen vicdan azabı
Allah çocuklarımıza sağlık ve afiyet içinde bir ömür nasip etsin. Kızımı bana veren Rabbe kurban olurum🌻
Bir anne olarak, çocuk yapmak istemeyenlere “ay annelik şahane bir şey, kim anne olmak istemez” diyip baskı yapanları asla anlamıyorum. Anne olduktan sonra daha çok anlamamaya başladım hatta. Hayır kardeşim annelik korkunç bir şey. Kızımı çok seviyorum, iyi ki doğurdum, iyi ki benim kızım, canımı veririm, son nefesime kadar tüm savaşım onun için AMA annelik sevilecek bir şey değil kimse kusura bakmasın. Tüm her şeyi bırakıp kendine ayırdığın 1 gün bile vicdan yükü oluşturuyor “acaba beni özlemiş midir üzülmüş müdür” diye. Sizce nefes almaya hakkımız bile olmadığını düşünmemiz normal bir şey mi? Çocuk yemek yemedi diye gece uykumuz kaçıyor. Biraz sesim yükselse kendimi yiyorum. Ödüm kopuyor kontrolüm dışında bir yerde bıraktığımda. Ve bu büyüyene kadar da değil he. Bu vicdan yükü, bu panik ölene kadar bizimle. Büyüsün rahatlarsın diye bir şey de yok. Herkes bunu kaldıramaz, kaldırmak istemeyebilir. Annelik sonrası hayat eskisi gibi olmuyor, olamaz. İnsanları azıcık rahat bırakın ya. Çocuk muhteşem, sevgisi muhteşem ama annelik dünyanın en zor, en sabır gerektiren, en manyakça şeyi. İnsanların bunu istememesini anne olduktan sonra daha iyi anlamanız gerekirken bu baskıyı yapmanızın sebebini insanların rahatlığını kıskanmanız olduğunu düşünüyorum.