"Onlar, Allah’ın yarattığı herşeyi (elektronları) görmediler mi? Onun gölgeleri (karşıt elektronları), tâbî olarak (elektronlara), sağdan (sağ spinli) ve soldan (sol spinli), Allah’a secde ederek dönerler."
(Nahl 48)
Allahû Tealâ son derece önemli bir hususu belirtmektedir. Hem sağ spinli hem sol spinli elektron ve karşıt elektronları net olarak anlatmaktadır. Elektronlar ve karşıt elektronlar maddenin temel parçacıklarını oluşturmaktadır.
Allahû Tealâ Zâriyât Suresinin 49. âyet-i kerimesinde buyurmaktadır:
51/ZÂRİYÂT-49
Ve Biz, herşeyden (zıttıyla kaim kılarak) çift yarattık. Umulur ki böylece siz tezekkür edersiniz.
Allahû Tealâ bir çift nötrinodan yani bir çift enerji partikülünden, bir çift elektron yaratmıştır. Bütün yaratılış çift olduğu için, Allahû Tealâ enerjiyi yaratırken bir sağ spinli (sağ dönüşlü) nötrino; bir de sol spinli (sol dönüşlü) nötrinoyu aynı anda yaratmıştır.
Nötrinoların 3 ve 4 numaralı küreleri (bir sağ spinli, bir de sol spinli nötrinosu), 1 ve 2 numaralı kürelerden ayrılarak eş değiştirmektedir. Böylece 1 ve 3 numaralı küreler bir istikamette dönerken;
elektronlarda, dominant olan hakim küreler ters istikamette dönerler. Bu sebeple nötrinolar sonsuz hızla hareket ederken değişim söz konusu olduğu zaman, 3 ve 1 numaralı küreler artık aksi istikamette dönmeye başlarlar. Bu, yeni vücuda gelen maddenin temelini teşkil eden elektrondur. Hızı da ışık hızının altındadır.
Bir elektronun 1. küresi sağa dönüyorsa, 2. ve 3. küreleri sola, 4. küresi sağa dönen bir özellik taşımaktadır. Dominant olan 1 ve 3 numaralı kürelerdir ve ters istikamette dönmektedirler. Bağımlı olan 2 ve 4 numaralı kürelerdir.
Allahû Tealâ burada elektronları ve karşıt elektronları ifade etmektedir. Bir protonun içinde 3675 tane elektron bulunmaktadır. Bunların 1836'sı sola; 1835'i sağa doğru dönmektedir. 1836. sağa dönen elektron ise çevrede dönen elektrondur. Yörünge üzerinde hareket etmektedir. Her protonun içinde tıpkı bunun gibi 1836 tane karşıt elektron sola, 1836 tane karşıt elektron da sağa dönüşlüdür.
Allahû Tealâ, "tâbî olarak" ifadesiyle elektronların hareket ettirildiğini belirtmektedir. Nötrinolar enerji partikülleridir ve elektronlara dönüş hızlarını vermektedirler. Elektron oluşturmadan evvelki halleriyle, sağ spinli elektronlara sağ spinli nötrinolar; sol spinli elektronlara sol spinli nötrinolar sonsuz hızla Allah'ın katından gelip, elektronların üzerine ulaşmakta ve elektronlara dönüş enerjilerini aktarmaktadırlar.
Böylece birbiri ardından gelen nötrinolar devamlı olarak elektronları döndürdüğü için, elektronların dönüşü hiç yavaşlamamakta, hep aynı hızla dönmeye devam etmektedirler. Karşıt elektronlara ise karşıt nötrinolar ulaşarak aynı işlevi yapmakta ve dönüş enerjilerini karşıt elektronlara aktarmaktadırlar. Sağ spinli karşıt nötrinolar, sağ spinli karşıt elektronlara; sol spinli karşıt nötrinolar, sol spinli karşıt elektronlara ulaşırlar ve bu sebeple elektronların devri hiçbir zaman azalmaz.
Allahû Tealâ'nın katından gelen nötrinolar, enerjilerini elektrona ilettikleri için, Allahû Tealâ'nın katından gelen karşıt nötrinolar, enerjilerini karşıt elektronlara ilettikleri için, elektronlar da karşıt elektronlar da tâbî olarak dönenlerdir.
Allahû Tealâ, burada bu âlemin varlığı elektron olduğu için elektronları asıl olarak almaktadır. Karşıt elektronları da onların gölgeleri olarak ifade etmektedir. Elektronlar hem sağa hem de sola doğru dönmektedirler. Bu, elektronların Allah'a secdesidir.
17/İSRÂ-44
7 kat gökler ve yeryüzü ve onlarda bulunanlar, O’nu (Allah’ı) tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen bir şey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkıh edemezsiniz (anlayamazsınız, idrak edemezsiniz). Muhakkak ki O; Halim’dir, Gafûr’dur (mağfiret edendir).
Geçen gün arabayla eve dönüyorduk. Önümüzdeki araba çok yavaş gidiyordu. Öfkeyle söylendim:
“Niye böyle kullanıyor bu arabayı ya?”
Arka koltuktan yeğenim sakin bir sesle dedi ki:++
Aşağıdan Yukarıya Yolculuk
Tasavvufi öğretide de nefs mertebeleri bir merdiven gibidir.
En alttaki hayvani dürtülerden (mülhime, levvame) yukarıya doğru çıkmak, dünyadan el etek çekmek değil; dünyayı, içindeki manayı görerek yaşamaktır. Bu bir dikey büyümedir.
"Okumak" ve Hatırlamak
Bilgi sonradan eklenen bir yük değil, zaten içeride olanın keşfidir.
İkra (Oku): Yazılı bir metinden ziyade, varlığın satırlarını ve ruhun derinliklerine nakşedilmiş o "ezeli ahdi" okumaktır.
Hafıza: İnsan unutkan bir varlıktır (nisyan).
Bu yüzden uyanış, yeni bir şey öğrenmek değil, özdeki cevheri hatırlamaktır.
Kendi içindeki yazıyı okumaya niyet eden her ruh için bu "hatırlayış" en büyük hazinedir.
İnsan bir ağaç gibidir; kökleri toprağın (maddenin) derinliklerinde olsa da, meyveleri göğe (mana alemine) uzanmak için vardır.
"Kapılar açılır sen yeter ki vurmasını bil.
Ne zaman bilmem..
Sen yeter ki o kapıda durmasını bil."
Der, Mevlâna Celaleddin Rumi
Açılacağı anı bilmeden..
Bilme endişesine düşmeden..
Kimin açacağı ile ilgilenmeden..
Nasıl açılacağını dert etmeden..
Sadece sabırla, sadaketle devam et.
Kapılar açılır vesselam.
Sen yeter ki neyi beklediğini,
neden beklediğini unutup,
bekleyişin kendisi ol..
Ki bazı kapılar içerden açılır..
En önemli nimetlerden biri “yaşamdan tat almaktır.” Gezdiğiniz yerler, vakit geçirdiğiniz insanlar, elinizdeki nimetler eğer şükrünüzü artırıyor, sevincinizi ve güzel hissiyatlarınızı canlandırıyorsa anlamlıdır. Yoksa içinizdeki huzur, dilinizdeki tat, bakışınızdaki güzellik alındıysa neye sahip olursanız olun yaşam koca bir ‘hiç’tir. Afiyet dolu bir yaşam için ise insanın bakışı, gayreti ve duası belirleyicidir.
“Kendi içinde devrik olmayan birini devirmeye kimsenin gücü yetmez” der Engin Geçtan. Duygusal dayanıklılığı yüksek olan biri yaşamın getirdikleri karşısında duygularını yaşar lakin sebeplerin ardına sığınmadan yeniden ayağa kalkıp devam edebilir.
İnsanın etrafı kalabalıklarla çevrili olunca her daim sırtı pek sanır. Oysa hakikatte yalnızdır insan, bunu bazen çok zorlu hadiselerde anlar bazen yolların değişmesiyle bazen de ölüm gerçeğiyle idrak eder. Yanında olan kıymetli insanlar olsa bile güçleri nakıstır, her derde deva olamaz her yolu çiçeklendiremezler. Yaş kemale erdikçe Allah’tan başka kuvvetli bir dayanak ve daimi bir dost olmadığını anlar insan.
“Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçeriden kırılırsa yeni bir yaşam başlar. Zira önemli dönüşümler hep içten gelir” der İbn-i Rüşd. Güçlü bir karakter, sağlam bir başarı, anlamlı bir hikaye birilerinin ittirmesi ile değil kişinin kendi gayretiyle gerçekleştir.
Sadece insanların değil duyguların da kadir kıymetini bilmek gerekir. Küçük lutüflara burun kıvırır da, bahşedilen küçük müjdeleri sevinçle karşılamazsa insan küstürür mutluluğu. Şikayet ve şükürsüzlük eldeki nimeti hızla tüketir. Zira duygular da hakkı verildiği yerde barınır.
Patavatsızlığın/istediğini söylemenin özgür düşünce, özgüven kılıfıyla sunulmasını kabul etmemeliyiz. Ayarı kaçmış, muhatabını yaralayan her cümle az gelişmişliğin, olgunlaşamamanın ve üslup bilememenin göstergesidir. İnsanın kişiliği biraz da sözlerinde ve üslubunda gizlidir.
Yengeç Oğlak Terazi ve Koçlar Aslan gibi çıktınız bu 16 yıldan hepinizle gurur duyuyorum
Şimdi evrenden hakkımız olan tüm güzellikleri mucizeleri bolluk ve bereketi almak için hazırız.
Hangi imkanlara sahip olursan ol insanı tatsız bir his daima yoklayacak. Hep bir şeylerin özlemi olacak çünkü tümüyle buraya programlı yaratılmadık, burası asıl yurt değil geçici bir durak sadece. Misafirlikte nasıl iyi ağırlanırsan ağırlan bir zaman sonra evini özlemek gibi.
Hüzne en yakın his öfkedir. Hassas kimselerin varlıkları yok sayılırken kalabalıklar arasında, nezaketi zayıflık, iyilikleri ahmaklık sanılırken; bir hüzün büyür içlerinde. Bu hüzün nihayet öfkeye evrilecektir. Çünkü kırılan kalbin diyeti, ancak onurlu bir öfkedir.
Bunca yıl sönmemiş umudum,
nisan değilse mayıs,
perşembe değilse pazar…"
Dolunay günü
Koç ,Terazi , Yengeç , Oğlak
16 yıl dile kolay hakkın yendi , kayıplar verdin , battın , ayrıldın , seni kimse anlamadı
Bugün Oğlak #Dolunay ‘ı ile birlikte nokta konuyor 16 yıla.
Hak yemediysen çok büyük ödüller var
Şimdi Öncü burçların parlama zamanı yıl sonuna kadar özellikle Oğlaklar için rahat bir dönem
Geçmiş olsun canlarım kendinizi ödüllendirin. Çok yıkıldı ama yeniden ve daha güçlü ayağa kalkmak için
Bütün çabaları toplasan, azmi ve hırsı, kendine olan inancını, güvenini, hatta koşulların her hareketini hesap etsen, kısacık bir ân dahilinde ettiğin tevekkül kadar faydası olmuyor. Rabbe bırak gerisini, teskin ol. Çünkü başından beri olan ve olacak olan O'nun tasarrufundaydı.