Bu coğrafyada o kadar sağlam bir vatan kurdu ki ne ABD ne İsrail yan bakabilir!
"Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir." diyen Mustafa Kemal Atatürk'ü bir kez daha şükranla anıyorum 🇹🇷
#savaş#Iran#saldırı#tahran
📍Bunun hesabını kim verecek?
Ankara'da okula giderken başıboş sokak köpeklerinin saldırısı sonucu ağır yaralanan Tunahan Yılmaz, geçirdiği 15'inci ameliyatının ardından hastaneden taburcu edildi.
Küçük Tunahan'ın yürüyüp konuşabilmesine rağmen yaşadığı travma nedeniyle eve kapandığı, herkesten korktuğu, ziyaretine gelen arkadaşları ve komşularına agresif tavırlar sergilediği bildirildi.
İlköğretim öğrencisi Tunahan geçtiğimiz yıl saldırıya uğramış, kas bölgeleri kemiğe kadar sıyrılan Tunahan'a aylar boyunca deri beslemesi yapılmıştı.
📌TURGUT ALTINOK'UN BAŞINI YAKAN KASETİN ÖYKÜSÜ...
Takvimler 18.02.2009 tarihini gösteriyordu.
Bu günlerde mal varlığını soranlara yaptığı afili “mal bizim değil Allah’ın, hepsi Allah'ın, biz emanetçisiyiz." açıklaması gündem olan AKP ve MHP’nin ortak Ankara adayı belediye başkan adayı Turgut Altınok yazılı bir açıklama yaparak, "Keçiören Belediye Meclis üye listelerinin belirlenmesinde yaşanan sıkıntı nedeniyle AK Parti Keçiören Belediye Başkan adaylığından çekildiğini" duyurmuştu.
@MusSKilic Gülüşüne sevincine kurban olalım...!
Ama bizler adam değiliz ki ,
Boğaziçi Eğitim görevlisi Prof Metin Arık
Hocamıza Sevgilerimizi gönderiyoruz.
🔞 Şeriat diye yanıp tutuşan cenaha izletin(!)
Bu mu sizin adaletiniz!?
İlk taşlayacaklarınız, hiç bir suç ve günahımız olmasa bile aynı görüşte olmadığımız için biz oluruz!
https://t.co/MVtpTehpLH
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Türkiye Mason Cemiyeti’ni kapattırdığı için Yahudi Masonlar zehirledi.
Plan Kremlin’de yapıldı, Türkiye’de uygulandı… Egenin ve Balkanların tanınmış kıdemli komünist mübeşşiri Varnalı Bulgar Yahudilerinden 33 dereceli Farmason Avram Benaroyas, Yunan komünistlerin yayın organı Laiki Foni (Halkın Sesi) Gazetesi’nin 1 Ağustos 1948 tarihli nüshasında yazdığı anılarda şöyle dedi:
“1937 yılının ortalarında, ismini açıklayamayacağım bir doktor, bazı şöhretlere dayanarak Atatürk’e ilk darbeyi sinir organlarını zaafa düşürmek sureti ile indirdi.
Etrafında çember meydana getirdiğimiz Sarı Lider, kendiliğinden bu çemberin içine girip hayatını bize teslim etti.”
KATİLLER, İŞBİRLİKÇİLER KİMLERDİ?
Yunanistan’da yayımlanan –Laiki Metopo (halk Cephesi) Gazetesinde yayımlanan dizi yazıda “Dr. Abrevaya ve Fischenger cidden bu işte fedakarane çalıştılar” denilmektedir. Bahsi geçen Abrevaya, Prof. Dr. Samuel Abrevaya Marmaralı’dır. Abrevaya, İzmir doğumlu olup, Paris’te tahsil görmüştür.
Atatürk’ün ölümünden sonra Niğde Milletvekilliği yapmıştır. Prof. Dr. N.Fissenger, hükümet tarafından Paris’ten getirilmiştir.
8 Eylül 1938 tarihinde bir gün önce yaptığı muayeneye göre Prof. Dr. Ömer Neşet İrdelp ile birlikte düzenledikleri rapor uzun yıllar sonra ortaya çıkmıştır.
Fissenger ayrı teşhiste bulunmasına rağmen Atatürk’ün ölüm raporunda, diğer doktorlarla aynı görüşteymişçesine yazılmıştır.
Muhtemelen Paris’ten getirilen ilaçların temin yeriyle de ilgisi vardı.
SARI LİDER’İ ÖLDÜRME KARARI ALINIYOR
Varnalı Bulgar Yahudisi 33 dereceli Farmason Avram Benaroyas Türkiye Mason Cemiyeti’nin kapandığını Moskova’da bir toplantı sırasında öğrendi. Sinirlerine hakim olamayarak şunları söyledi;
“O Sarı Lider ortadan suret-i katiyetle kaldırılacaktır. Mefkuremize imha edici darbe vuranların akıbeti, feci şartlar altında ölümdür!…”
Türkiye’nin ikinci Mason lideri Kimyager Mustafa Hakkı Nalçacı, acilen Kremlin’e davet edildi.
Nalçacı Moskova’ya korkarak gitti.
Başına bir hal gelmesi halinde Kremlin’in Çankaya’ya siyasi baskı yaparak serbest bırakılmasının sağlanmasını istedi.
Kremlin, Nalçacı’ya garanti verdi, verdiği teminatlarla onu rahatlattı.
Kremlin’den aldığı taahhütlerle korkusu geçen Nalçacı, işi ileri götürerek Atatürk’ün öldürülmesinden sonra Nazım Hikmet başkanlığında bir hükümet kurulmasını istediyse de, Kremlin “gerici Mareşal Çakmak’ın tabancasına hedef olunacağı” itirazı ile Nalçacı’yı frenledi.
Varnalı Bulgar Yahudisi Farmason Avram Banaroyas ve Türkiye’deki masonları ikinci lideri Mustafa Hakkı Nalçacı Kremlin yetkilileri ile toplantıdayken, yapılan konuşmaları Yunanlı gazeteci Apostolos Grasoz, ünlü Sovyet despotu Laurenti Beria ile birlikte yan odada ses alma cihazıyla takip ediyorlardı.
Bu konuda Avram Benaroyos, “İlk anlarda Kemal Atatürk’ü silahla ortadan kaldırmayı düşündük.
Ancak, doktorlarımız Atatürk’ün ölümünün ani oluşunu tehlikeli gördüklerinden, Kremlin’in istediği ‘esrarengiz ve kendine göre esrar arz edecek ölüm’ kararına uyduk.
Mason biraderler cemiyetimiz kapatıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi O’nun her hareketini alkışladılar. Atatürk’te zaman zaman burun kanamaları, baş dönmeleri, istifralar karşısındaki arkadaşı tanımamazlıklar kendini göstermeye başladı.” şeklinde yazdı.
Benaroyos 1 Ağustos 1948 tarihli Yunan Halkın Sesi (-laiki foni) gazetesinde bunları yazarken, Yunanlı Gazeteci Apostolos Grazos da Halk Cephesi (Laiki Metopo) gazetesinde 1-5 Eylül 1949 tarihlerinde yazdığı seri yazıda şu görüşleri dile getirdi;
“Filistin Siyon kolonilerini meydana getirmek için Osmanlı İmparatorluğu’nu parçaladık. Bundan sonra yapılması elzem olan üç vazife daha vardı.
Bunları seri olarak tatbik etmek icap ediyordu ki; Doktor Abrayava ve Fischenger cidden bu işte fedakarane çalıştılar.
SOSYAL MEDYADA CUMHURİYET'E KÜFREDEN ALÇAKLAR RAHATÇA SÖVMEYE DEVAM EDERKEN,
Antalya TED Koleji Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Emine Karakaş, "Türkiye Yüzyılı"nı eleştiren bu konuşmayı yaptığı için Antalya Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçundan gözaltına alındı.
Çoğunuz "Dost bildiklerin düşman, düşman bildiklerin belki de dosttur bu dünyada !
Şu Filistin'i bir de benden dinleyin bakalım..
Dost muymuş,düşman mıymış? Gerçekten işgal edilmiş mi ?
Buyursunlar...
Yıl 1837
Filistin nüfus sayımı yapılıyor, Filistin’de bulunan Yahudilerin toplam nüfusu dokuz bin
olarak kayıtlara geçiyor.
Filistinli Arapların, Yahudilere toprak satması ile bu rakam elli bine yükseldi. Böylece 1882'de ikinci Yahudi yerleşimi kurulmuş oldu .
1908'de Yahudi nüfusu yüz binin üzerine çıkmıştı.
Bu topraklar devlet tarafından satılmıyordu,
Bizzat o bölgede yaşayan Arap şeyhlerin şahsi mallarıydı.
Ederinin çok üstünde fiyatlara satmak için Filistinli Araplar adeta yarışıyordu.
Hâlbuki Padişahın bu konuda açık emri vardır. Hiçbir Yahudiye toprak satılmayacaktır.
Her şeyin kılıfını uyduran Yahudiler , Alman kimliği ile , İngiliz kimlikleri ile toprak satın alıyorlardı.
Filistinli Arapların ise gözü doymak bilmiyordu.
Yani öyle işgal ederek başlamadı her şey !
Adamlar bastılar parayı aldılar toprakları.
Demek ki neymiş ,
Vatanın her bir karışı kutsal imiş, kutsalı satar isen başına bunlar gelir imiş !
Osmanlı dönemi sonrası Filistin İngiliz himayesi altına girdi ve toprak satışı yasağı kalkınca Yahudiler satın aldıkları toprakların tapularını kendi üzerlerine aldılar.
1925'te 944 bin dönüm olan arazi satılmıştı !
1927'de 1 Milyon 124 bin dönüm arazi satılmıştı.
1930'da satılan arazi miktarı 1 Milyon 700 bin dönüme çıkmıştı...
Bunlar hep satın alınan arazilerdi. Tapulu belgeli !
1948 yılına gelindiğinde bir devlet kurabilecek kadar toprak satın alınmıştı ! Öyle bazılarının söylendiği gibi Filistin falan işgal edilmiş değil !
Peki Bu Filistinliler nasıl insanlar
Türkler ile bağları neymiş bir de ona bakalım..
Yıl 1915
Filistin askerleri, Türk askerlerine cephe arkasından saldırmış ve 14 Bin Türk askerinin şehit olmasına birçok askerin yaralanmasına sebep olmuştur. Arap ihaneti ile esir düşen on beş bin Türk askerinin gözleri kör edilerek eziyet edilmişti.
Kardeş Filistin Haaaa !
Yıl 1916
Filistin bayrağı, Filistin halkını temsil etmek için kullanılan bayraktır. İlk olarak Şerif Hüseyin tarafından 1916 yılında Osmanlı Devletine karşı başlatılan Arap ayaklanmasının sembolü olarak 4 renkli ,
siyah , beyaz, yeşil ve kırmızı renklerden oluşan bir bayrak tasarlanır.
En üstteki siyah yatay çizgi, Abbasileri;
Ortadaki yeşil renk Şii Fatımileri;
Alttaki beyaz renk Emevileri temsil eder.
Kırmızı üçgen ise 1916 yılında Osmanlı Devletine isyan eden Şerif Hüseyin’in kabilesi Haşimoğullarını, diğer bir görüşe göre Arapların Osmanlı Devletine karşı bağımsızlığı için dökülen kanı temsil eder.
Yıl 1917
Filistinli Araplar İngiliz Lawrance ile bir oluyor ve tarihe Akabe baskını olarak geçecek ihanete imza atıyorlardı. Akabe'deki tüm Türk askeri katledilmiştir.Bugün Ürdün-Filistin arasındaki Wadi Rum çölünde, Lawrance Rölyefi ile Lawrance'ı dağlara taşlara kazımışlardır.
Aynı yıl yani 1917'de Kudüs Filistinliler tarafından İngilizlere teslim ediliyor !
Bunla da kalmıyor İngiliz General Edmund Allenby Kudüs’e girerken Filistinli Araplar tarafından “El-Nebi” yani peygamber olarak karşılanıyor.
Yıl 1978
Filistin Kurtuluş örgütü terör örgütü PKK'ya kucak açıyor , PKK ile birlikte Türkiye aleyhine faaliyetlere başlıyor.
Yıl 1979
Ankara'da bulunan Mısır Büyükelçiliği Filistinliler tarafından basılıyor bir polisimiz ve bir bekçimiz şehit oluyor.