15-20 kadar şişeyi atayım faydam olsun diye arabada 2 hafta dolaştırdım, 20 lira için de değil ha. Bir tane makine bulamadım. Ya sıra var; market arabasıyla ailecek gelmişler ya da makineler dolu. En son bi çöpe bakınan yaşlı bi teyzeye verdim gitti ona olsun bari faydası.
Evde yer kalmadı, haftalarca biriktirdiğimiz depozitolu şişeleri mecburen çöpe döktük
Haritadaki makineler ya arızalı/kapalı ya da kapasitesi dolduğu için sıra gelmiyor.
Sıfır atık vizyonu sahadaki bu plansızlıkla yürümez.
Lütfen şu makinelerin bakımını ve boşaltma lojistiğini düzgün yönetin @doagovtr@csbgovtr
Sizler süreci nasıl yönetiyorsunuz?
Big law iyi falan değildir, köleliktir. Kendinizi o kadar geliştirip günün sonunda bağlı çalışıyorsunuz: ya potansiyelinizi hiç kullanamıyorsunuz ya da kullanınca şirkete kattığınız değerin/emeğinizin karşılığını alamıyorsunuz.
@7SerdarBurak Katılmıyorum ama velev ki öyle olsun, mesele ses kuvvetiyle ve aralığıyla ilgili. Dolayısıyla, İbo'nun sesi oldukça iyi olmakla birlikte, onunla kapışacak çok ses var Türkiye'de.
Bülent Ersoy ile İbo'nun bir düetini izlemenizi öneririm tweetteki son yargının yanlış olduğunu anlarsınız. İbo tenor, güçlü bir ses karşısında kayboluyor sesi.
Sesten, müzikten anlamadığınız için böyle yorumlar yapmanız normal. Kaydın tamamını izlerseniz görebilirsiniz, ibo düet niyetiyle oturuyor sandalyeye ama Neşet baba alışık değil, söyleyemeyince sinirleniyor. Bir de ibo medeniyetsizdir falan ama ustalara karşı hep saygılıdır. Burada da öyle dikkat ederseniz. Mesele bu değil de şarkı kesme yok onu söylemek istedim.
Ayar vermeye gelirsek. İbo söylerken kendini yormadan, konuştuğundan daha az efor harcayarak söylüyor ama Neşet baba sinirini göstermek için ciğerini parçalayarak bağırıyor üstüne bir de nefesi yetmiyor yarıda kesmek nefes almak zorunda kalıyor. Müthiş bir ozan ama buradaki performansı esasında facia.
Seversiniz sevmezsiniz, karakterini savunacak hiçbir şey de yok ama trde ibonun sesiyle kapışacak, yarışacak bir insan hiç olmadı.
Burada sitem anlamında ne oldu, nerede gibi sözcükler karşılar bence: “where are the flowers…” gibi. Ya da başına remember falan eklenebilir: “Hatırla, nerede o saçlarıma taç yaptığın çiçekler” gibi olur
Eski yıllarda en büyük banknotun dolaşımdaki para (emisyon) içindeki payı yüzde 50’yi geçince bir üst kupür piyasaya sürüldü. Bugün enflasyonist bir dönemde 200 TL’lik banknotun emisyon içindeki payı yüzde 90’ı geldi. Artık en azından 500 TL’lik banknot çıkmalı.
Örneğin; Mustafa Kemal Paşa da şöyle deseydi: “ Bu Sevr Anlaşması, ulusal çıkarlara aykırı çok kötü bir anlaşma. Haksız olarak topraklarımızın işgaline izin veriyor. Ama, ne yapalım barış önemli. Barışa engel olmayalım”. Böyle deseydi, halimiz rice olurdu dersiniz?
58 kişi RT'lemiş. Bu arkadaşlar okumanın ne demek olduğunu biliyor mu, çok merak ediyorum.
"2 ay boyunca evrimsel psikoloji kitapları okuyun, onu unutamazsınız." Son ne oluyor; insanı sadece memeli canlı zanneden pill kitlesi doğuyor. Deneyim, sosyoloji, irade, kültür, insana özgü beyin bölgeleri diyorsun; kabul etmiyorlar.
Hep aynı şeyler okumak = beyninizdeki direksiyonu söküp tren yolları inşa etmek ve bir daha dışına çıkamamak
Okumak zaten o güne kadarki hatalı varsayımlarımızı yıkmak içindir. Bir saniye bile olsun cahil olmaya katlanamayan okudukça cehaleti artar. Okumak her gün o güne kadar bildiklerini yıkmaya yarar. Sürekli yaşadığımız his budur, sürekli "ne kadar doğru biliyorum" hissi değil.
Sürekli kullandığınız nöron yolu sağlamlaşır. Yani evet, sürekli aynı konuda okursanız aklınızda çok şey kalır. Sonuç? Bağnazlaşma. 30 yılım kitapçıda geçti, bazı okurlar okudukça hiçbir konuda laf anlamaz hale gelirler. Okuduklarında geçmeyen her şeye düşman olurlar.
Çağımızda tüm bilimler birleşiyor. Bir konuda sürekli okumak kadar sizi cahil bırakacak bir şey olamaz. Hatırlamaya düdük. Şekillenecek olan bilinciniz değil bilinçdışınız.
Yıllarca okuyacaksınız; bir gün ağzından çıkan cümlelere şaşacaksın. Okumayı her gün hava atmak zannetmezseniz, okumayı sınav yapılacak ödev zannetmezseniz her şey düzelir. Hatırlamaya düdük. Sadece çok yönlü okuyup keyif alıp geçeceksiniz. Gerisini beyin halleder.
eren ali bingöl, alevi dedesi soyundan geldiği için chp'de bulunduğu makamlara gelmiş ve kendisinin akrabası olan onursal adıgüzel tarafından tuzla belediye başkan adayı yapılmıştır. dede soyundan gelip chp içi siyaset yapmak, maça 5-0 önde başlamak anlamına geliyor. türkiye'nin laik siyaseti, işte böyle hindu kast sistemi tarzı uyduruk inançların gölgesinde yürüyor. kılıçdaroğlu'nun adaylığı da tamamen bununla ilgilidir. kimse yok ajanmış bilmemneymiş hikayeleri anlatmasın. chp örgütü dedesini pirosunu istedi, kılıçdaroğlu da aday oldu. bu kadar basit.
yaşanan bunca rezaletten sonra yeni parti yapılanmasında tunceli sivas erzincan bingöl ardahan hemşericiliğinin değil liyakatin öne çıktığı bir örgüt yapısı ortaya çıkar diye umuyorum.
Bir gün tüm sevdiklerimi kaybedersem, mal mülk ne varsa satıp tası tarağı toplayıp gideceğim yerdir: Kuzey Amerika kıyıları Britanya Kolumbiyası civarları
Herkesin kendi zevkidir de asla böyle renkli kadranlı saat takmam. Bi tane sarı Fossil var, o da hediye geldi zaten. İmkanım olsa çıkarıcam elden para etmez.
Yaz aşkım 🍊: Tissot Seastar 2000 44mm
600m su geçirmezlik ve Powermatic 80'in aşkının meyvesi olarak bu güzel dalgıç saati dünyaya geliyor.
Önceki modelde 46mm olan kasa çapı bu modelde 44'e indirilmiş olsa da, ince bilekliler için hâlen büyük bir saat maalesef.
🏷️: 53.160 TL