İSTER İNANIN, İSTER İNANMAYIN AMA BU OLAY TÜRKİYE'DE YAŞANDI!
Yıl 1974...
Bülent Ecevit CHP Genel Başkanı ve yüzde 42 oy ile Başbakan. (Koalisyonun diğer ortağı da Prof. Necmettin Erbakan'ın Milli Selamet Partisi.)
O tarihte İsmail Cem, TRT'nin başarılı Genel Müdürü.
Ben de Ankara Televizyonu'nda yapımcı-yönetmen ve sunucu olarak görev yapıyorum.
Günün birinde Cem Bey arayıp; Rahşan Ecevit'in Kurucu Başkanı olduğu Köylü Derneği'nin düzenlediği bir etkinlikte sunuculuk yapmamı rica ettiğini söyledi.
Kendisine bu görevi kabul etmem halinde TRT'nin kamu kuruluşu olması nedeniyle hem Kurumun, hem de bizlerin yıpranabileceğimizi belirterek olumsuz cevap verdim.
Genel Müdür anlayışla karşıladı ve bunu Rahşan Hanıma bizzat benim anlatmamın doğru olacağını ifade etti.
Verdiği adres, ünlü keman sanatçısı Suna Kan ve eşi Faruk Güvenç'in evleriydi.
Çünkü Ecevit çifti, o akşam, onların misafiriydi.
Ben gittiğimde yemekten henüz kalkıyorlardı.
Hiç unutmuyorum masada kuru fasulye, pilav ve salata vardı.
Bana da ikram etmek istediler.
Tabii ki kabul edemedim.
Rahşan Hanıma kısaca mazeretimi belirterek etkinlikte görev alamayacağını söyledim.
Hiç ısrar etmediler ve anlayışla karşıladılar.
Gitmek için izin isteyince de Başbakan Bülent Bey; kendilerinin de kalkacaklarını ve beni evime bırakmaktan memnuniyet duyacaklarını belirtti.
"Olur mu Sayın Başbakan, ben bir taksiye biner giderim,"
dediysem de ısrarcı oldular.
Neyse aşağıya indik.
Kapıda siyah renkli Renault Station makam aracı duruyordu.
O tarihlerde Başbakan Ecevit'i koruma ordusu değil, sadece Mümtaz Karaduman adlı iri yarı bir Emniyet Amiri koruyordu.
Aracın arkasında da 2 koltuk vardı. Birinde Başbakan, diğerinde Rahşan Hanım oturacaktı. Ön koltukta da Koruma Amiri Karaduman...
Yani bana yer yoktu.
Bunu söyleyince Bülent Bey;
"Mümtaz Beyden rica ederiz. o bagaja geçer, siz de öndeki koltuğa oturursunuz," dedi.
Taksiye binme isteğimi yineledim ama yine olumsuz cevap verdi.
Uzatmayayım, Bestekar Sokak'taki adrese geldik.
Renault arabaların ön kapıları zor açılır. O nedenle daha sokağa girdiğimizde kapı tokmağını sıkı sıkıya kavrayıp, açmak için hazırlandım.
Ama o da ne!
Araç durur durmaz kapı açılıverdi!
Meğer Başbakan hızlı davranıp inmiş ve kapımı da benden önce açıvermişti.
Bu eşşsiz nezaket ve zerafet örneğini anlatırken gözlerim buğulandı.
Hepsinin mekânı cennet olsun. Allah rahmet eylesin.
Türkiye böyle Başbakanlar da gördü...
MHP Genel Merkezi MHP milletvekili İsmail Özdemir”n edepsiz bir X paylaşımını paylaşmış. Gereken cevabı Zafer Partisi Genel Merkezi vermiş. Ama bir husus eksik kalmış. İsmail Özdemir benim 15 Temmuz Henry Barkey ile birlikte olduğum utanmaz yalanını söylemiş.
Gelelim Barkey aslında kiminle birlikte sorusuna…Barkey ve Graham Fuller 1999’da bir kitap yazdılar. Kitabın adı Türkiye’nin Kürt Meselesi. Bu kitapta PKK ile müzakerelerin nasıl yürütüleceğini kaleme aldılar.
Bugün MHP’nin PKK’yla müzakerelerde yol haritasını işte bu kitap çiziyor. Müstafi tümamiral Cihat Yaycı, Fuller ve Barkey’in yol haritasını bütün anadoluyu gezerek de anlatıyor. Anladınız mı şimdi kim kim ile kolkolaymış. @zaferpartisi@zpgencresmi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘yanıltıcı bilgiyi yaymak’ suçlarından gözaltı kararı verilen Tamar Tanrıyar’ın 23 Haziran’da Marmaris’ten deniz yoluyla yurt dışına çıktığı tespit edildi.
Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın’“CHP'den 86 vekil bize katılacak” demiş.
Abi işine bak!
Biz birine katılmayız.
Milyonlarla birlikte,Özgür Özel’in Liderliğinde İKTİDARA YÜRÜRÜZ.
Müptezelin birisi de,Özgür Özel benden Helikopter almamı istedi demiş.
Aldın mı? Yok.
At iftirayı kurtar kendini demişler sana.
Al dediğin adam,Bankın üstünde veya Kamyonun üzerinde konuşan bir LİDER.
Oğlum! Sana kim dedi Havluya sarıl diye?
Bak ÜŞÜTTÜN işte.
Bir şeyler oluyor… Görüyor musunuz?
Bir şeyler oluyor…
Şehirler, meydanlar, sokaklar…
Toprak gibi uyanıyor, nehir gibi yatağına sığmıyor.
Güzel şeyler oluyor…
Bize bir millet, bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter!
Plajlarla ilgili şikayetler gelmeye devam ediyor…
Muğla'daki Akbük Koyu'na giden bir vatandaş:
- Burası tam bir pişmanlık; tek artısı denizinin temiz ve serin olması…
- Otomobilinizi zorunlu olarak otoparka çektiriyorlar ve 500 TL ücret alıyorlar, yani bir nevi giriş ücretli yapılmış.
- Adım attığınız şeyden para istiyorlar. Şezlong fiyatları tamamen kafalarına göre ayarlamışlar, bir tarafta 1.200 TL istenirken diğer tarafta 500 TL isteniyor
- Kırık dökük bir masaya ücret istiyorlar.
- Buraya adım attığınız andan itibaren minimum 1.000 TL harcayarak başlıyorsunuz.
“Kıbrıs NATO'ya girsin, Türk askeri adadan çekilsin, Türkiye'nin garantörlüğü sona ersin; Türklerin yeni garantörü NATO olsun” söylemleri yükselirken...
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, artık kesinleşmişken...
“Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte Anayasa değişikliği tartışmaları gündemin merkezine yerleşmişken...
Trump'ın Türkiye özel elçisi Tom Barrack'ın, “Ulus devlet yerine Osmanlı modeline dönün” sözleri yankılanırken...
İşte tam da böyle bir dönemde...
Trump'ın Türkiye'yi çok sevdiğini söylemesi…
Sizi bilmem ama, beni çok çok endişelendiriyor.
Türkiye’nin temel konularını ilgilendiren karar böyle basit bir şekilde alanıveriyor
Bakan Çiftçi: Geçici koruma kapsamındaki yabancılara çalışma izni muafiyeti getirildi
Sanki ülke AKP’nin tapulu malı, onlarla var oldu ülke onlarla yok olup gidecek.
Seçmenle konuşuyorum. En büyük hayal kırıklığı şu: Kılıçdaroğlu, parti içi rakiplerinden, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu cephesinden intikam almak ve kurultay yenilgisinin rövanşını kapmak uğruna, yargı hokus pokuslarına zemin açan pozisyonda durmayı kabul etti. Duruş ahlaki değil.
Adalet Bakanlığı, 2 gün geçti hala Ekrem İmamoğlu ziyaretime cevap vermediniz.
Bakan Yardımcısı Burak efendi!
Şahsi egoların tavan mı yaptı?
Geldiğin kurumda nasıl kompleks yaşadığını tek tek anlatacağım.
İntikam için oradasınız.
Adalet Bakanlığı önüne siyah çelenk bırakacağım.
@abakingurlek@adalet_bakanlik #burakceyhan
SURİYELİLER GİTMESİN HAMLESİ!
İçişleri Bakanı Çiftçi, Suriyelilerin çalışma izni alma zorunluluğunun kaldırıldığını açıkladı.
Suriyelileri Türkiye'de tutacak, Suriye'den de devam eden kaçak geçişleri teşvik edecek bir karar bu!
Son dönemdeki haberleştirdiğim nice karar gibi!
📢 Şeyh Said'in "hatırasına" hakaret suçlamasıyla yargılandığı davada 8 bin 700 TL para cezasına çarptırılan Ümit Özdağ:
⭕ "Kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü Şeyh Said'in hakaret edilebilecek bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu kabul etmiyoruz.
⭕ Bu, bana karşı verilmiş bir ceza değil. Esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne verilmiş bir ceza."
Montella istifa etmiyor!
TFF başkanı istifa etmiyor!
Başarıyı kendilerine başarısızlığı kadere,nasibe yüklüyorlar!
Balık baştan kokuyor!
Halk liyakata önem vermezse yukarıdakilerin çok da umurunda değil!
Kemal Kılıçdaroğlu: “Ben geçmişte Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ettim. Söyledim de tutuklamayı doğru bulmuyorum.
Her şeyi zamanındaki duruma göre yorumlamak gerekir.
O dönem CHP’yi ısrarla PKK ile ilişkilendirme çabası vardı. Buna karşı bu adım gerekti.”