Hiçbir sermaye gücü ve eril iktidar odağı Kürt kadınlarının onurunu hedef alamaz.
Kadınlara yönelik bu aşağılamayı "mizah", ırkçılığı ise "şaka" diye sunan zihniyete karşı yaşamın her alanında örgütlü mücadelemizi büyüteceğiz.
#RahmiKoçÖzürDile
Irkçılık, insanlık onuruna, eşitlik ve özgürlük ilkelerine karşı işlenen bir suçtur.
Türkiye’deki ayrımcı, cinsiyetçi, milliyetçi, dinci politikalar toplum arasında sadece kutuplaşmaya yol açmadı, nefreti, ayrımcılığı, ırkçılığı ve örgütlü kötülüğü de yarattı.
Kürt kadınlarına, gençlerine Kürt halkına yönelik geliştirilen ırkçı saldırıları görmeden ve bunu sorunsallaştırıp çözmeden Rahmi Koçun “fıkra” ile dışa vuran ırkçılığı ile mücadele yüzeysel kalacaktır. Rahmi Koç ve onun Kürt kadınlarını aşağılayan cinsiyetçi, ırkçı fıkrasına ses çıkarmadan onaylayanların derhal kadınlardan ve Kürt halkından özgür dilemesi gerekir. Ama bu yetmez.
Eğer bir daha asla diyorsak yapılması gereken ırkçılıkla mücadele etmektir. Irkçılık, bireylerin veya toplulukların etnik kökenleri, milliyetleri ya da kültürel kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğramasıdır. Irkçılığın ortadan kaldırılması ve Türkiye’nin çoklu kimlik, kültür, inanç kimliklerinin tanınması ve özgürlüklerinin hukuki güvenceye alınması ile mümkündür.
Sadece ırkçılıkla değil kadınlara yönelik her türlü ayrımcılık, cinsiyetçi politikalarla da mücadele etmek be kadın erkek eşitliğini sağlamak gerekir.
Özgürlük, eşitlik için mücadele eden kadınlar olarak, ırkçılığı, cinsiyetçiliğe geçit vermeyeceğiz.
Jin Jiyan Azadi
Sevgili Selahattin Demirtaş’ı en son ziyaretimde çektirdiğimiz fotoğrafları yeni elime ulaştı. Yapay zeka fotoğraflarına kimse itibar etmesin. Selam ve saygılar.
Demiş ki kızkardeşimiz: «Hâlâ devrimci mücadelenin içindeyim. Hedef alınan ben değilim, devrimci hareket. Direniş oldukça umut da var. Gerçekten özgür olabilmemiz, herkesin özgür olmasıyla mümkün.» Dünyanın her köşesinde kardeşlerimiz var.
CHP’nin genel başkanının kim olacağı CHP üyelerinin, delegelerinin ve seçmenlerinin meselesidir. Fakat ana muhalefet partisinin mahkeme kararlarıyla dizayn edilmesi demokrasiyi askıya almaktır. Bu da bütün Türkiye demokrasisinin meselesidir.
Biz demokratik siyasetin, halk iradesinin ve hukuk devletinin tarafıyız. Seçilmişlerin, delegelerin, üyelerin ve seçmenlerin iradesi yargı eliyle askıya alınamaz. Hukuk, siyasi alanı yeniden düzenlemenin ve muhalefeti şekillendirmenin aparatı haline getirilemez. Siyasetin konuşabilmesi için de partilere, Meclis’e, sandığa, seçilmişlere ve halk iradesine müdahale edilmemelidir. Siyasetin konuşmasını iktidar ve yargı ortaklığı engelleyemez.
Türkiye’nin ihtiyacı mahkeme koridorlarında kurulan siyaset değil; toplumun iradesiyle, Meclis zemininde ve demokratik hukuk içinde kurulan siyasettir.
Trans Tarihi Haftası içerisindeyiz…2010’da İlk trans onur yürüyüşü’nü gerçekleştiren trans aktivistlerine ve gerçekleştirdikleri bu tahayyüle bin teşekkürler! İyi ki translar, trans onur haftamız, trans mücadelemiz var!
1. Trans Onur Yürüyüşü 2010,
1. Trans Onur Yürüyüşü 2010,