📢 CHP GRUBUNA VE CHP’Lİ MİLLETVEKİLLERİNE AÇIK ÇAĞRIMIZDIR
Sayın Genel Başkan, Sayın Milletvekilleri,
TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, görev süresi boyunca anayasal sorumluluğuna, hukukun üstünlüğüne ve Meclis iradesine bağlı ilkeli duruşuyla yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’nin değil, demokrasiye ve adalete inanan milyonların da takdirini kazanmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin milletvekili Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararını Meclis Genel Kurulu’nda okutarak, anayasanın açık hükmünü yerine getirmiş; halk iradesine, hukuk devletine ve anayasal düzene sahip çıkmıştır. Ancak bu demokratik ve meşru tutumu nedeniyle Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından cezalandırılmış, bir daha Genel Kurul’u yönetmesine izin verilmemiştir.
Bu tavır yalnızca Sayın Karaca’ya değil, anayasaya, hukuka ve Meclis’in bağımsızlığına yönelmiş açık bir müdahaledir.
Aynı şekilde Karaca ve katip üyeler Sibel Suiçmez ile Elvan Gezmiş Işık da bugüne dek TBMM yönetiminde gayet uyumlu ve başarılı bir performans gösteren üç kadın siyasetçi olarak tarihe geçmiştir.
Bizler, CHP’nin hem demokrasiye hem de hukuka olan bağlılığını, aynı zamanda kadın temsiliyetine verdiği önemi gösterecek bir tutum almasını bekliyoruz.
Sayın Karaca’nın TBMM Başkanvekilliği ve Sayın Suiçmez ve Işık'ın katip üyelik görevlerine devam edebilmeleri için, CHP tarafından yeniden seçilmesi çağrısında bulunuyoruz.
Bu çağrımız, yalnızca kişilere yönelik bir çağrı değil; hukuk devleti ilkesine, demokratik temsil hakkına ve Meclis’in iradesine sahip çıkma çağrısıdır.
Kadın siyasetçilerin TBMM yönetiminde görev almaları, TBMM'de eşitlik kadar, Türkiye siyaseti için de gereklidir.
EŞİK
#hukukdevleti #halkegemenliği
#kadınlarsiyasette
@herkesicinCHP@eczozgurozel@GulizarBicer
İstanbul Sözleşmesi 14 yaşında ve içeriği Türkiye'de de yürürlükte ‼️
Sözleşme sadece iktidarı değil; meclis, yargı, yerel yönetimler, üniversiteler, siyasi partiler, sendikalar, medya, meslek odaları, spor kulüpleri ve herkesi bağlıyor.
Sözleşmeyi uygulamak ve uygulatmak için #HerkesGöreve
📢 İstanbul Sözleşmesi 14. yaşında
🔴 İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açıldı ve ilk imzacısı Türkiye oldu.
🔴 Sözleşme'den çıkış hukuksuzdur. Sözleşme iç hukukun parçasıdır ve içeriği halen yürürlüktedir. Çünkü; Sözleşmenin onay yasası olan 6251 sayılı yasa yürürlükte, Anayasa’nın 90. maddesi ortada, 6284 sayılı yasanın temel dayanağı İstanbul Sözleşmesi, insan hakları kazanımlarının geriye götürülemezlik ilkesi var, İstanbul Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile birlikte AİHM içtihatlarının temel dayanakları arasında yer alıyor, Türkiye'nin taraf olduğu CEDAW Komitesi'nin 35.nolu genel tavsiyesinin içeriği Sözleşme ile paralel.
🔴 Sözleşme sadece iktidarı değil; Meclis, yargı, yerel yönetimler, üniversiteler, siyasi partiler, sendikalar, medya, meslek odaları, spor kulüpleri ve herkesi bağlar.
#İstanbulSözleşmesiYaşatır
#İstanbulSözleşmesiYürürlükte
Sözleşmeyi uygulamak ve uygulatmak için #HerkesGöreve
SEYHAN AVŞAR’A AÇIK ÇAĞRIMIZDIR: Çocuğun üstün yararı ilkesini acilen hatırlayın!
Kadın ve çocuk haberciliğini önemseyen gazeteciler olarak kamuoyuna yansıyan çocuk istismarı haberlerinin sunum biçimlerinden derin bir rahatsızlık duyuyoruz. Özellikle gazeteci Seyhan Avşar’ın imzasını taşıyan haberlerde, çocukların maruz bırakıldığı ağır travmaların neredeyse pornografik detaylara indirgenerek sunulduğunu öfkeyle gözlemliyoruz.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde açıkça "Cinsel saldırılarda 18 yaşından küçük olan suç faili ya da mağdurların kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayın yapılmamalı, fotoğraf, görüntü ve çizim kullanılmamalıdır" ifadeleri yer almaktadır. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun Çocuk Haberciliği ile İlgili Rehber İlkeleri’nde de belirtildiği gibi, çocuklarla ilgili her türlü verinin paylaşımı aşamasında, çocuğun bu paylaşımdan zarar görüp görmeyeceğinin titizlikle değerlendirilmesi ve çocuğun uğrayacağı zararın minimize edilmesi hükmü yer almıştır.
Bu tarz bir haber dili; ne kamusal faydaya ne habercilik etiğine ne de hukukun korumaya çalıştığı çocuğun üstün yararı ilkesine hizmet etmektedir.
Bir haber metni, sadece bilgi vermek için değil toplumu dönüştürmek, adaletin sesini büyütmek ve özellikle kırılgan grupları görünür kılmak için de vardır. Ancak istismar vakalarında kullanılan teşhirci dil, çocukların bir kez daha istismar edilmesine yol açmakta, onların mahremiyetini yok saymakta ve travmalarını yeniden üretmektedir.
Hatırlatmak isteriz ki;
• Bir çocuğun yaşadığı istismarın her detayını aktarmak adalet arayışı değil teşhirdir.
• Çocuğun kimliğini açık etmeyecek her önlem alınsa dahi betimlemeler yoluyla mahremiyetin ihlali yeni bir şiddet biçimidir.
• İnternet çağında silinmeyen dijital ayak izi, çocukların ileri yaşlarda yaşadığı travmaları tekrar yaşamasına yol açar.
• Habercilik, reyting ya da tıklanma uğruna şiddeti yeniden dolaşıma sokma hakkı vermez.
• Çocuğun üstün yararı, tüm gazetecilik ilkelerinin üzerinde yer alır.
Sizden bu nedenle açıkça talep ediyoruz:
• Çocuk istismarı haberlerini yazarken etik kuralları ve çocuk hakları perspektifini gözeten bir dil kullanın.
• Mağdurun değil faillerin teşhir edildiği bir habercilik anlayışını benimseyin.
• Uzman görüşlerine başvurarak çocuk psikolojisine zarar vermeyecek haber formatları geliştirin.
Biz bu çağrıyı; çocukları korumak, kamuoyunu çocuk hakları konusunda daha duyarlı hale getirmek ve gazeteciliğin sorumluluğunu hatırlatmak için yapıyoruz. Sessiz kalmak suça ortak olmaktır.
Çocuğun üstün yararı, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Gazetecilik bu sorumluluğu taşımaya mecburdur.
Sizi sorumluluğa ve dönüşüme davet ediyoruz.
@denizgungr@m_elisaay@95ilaydakaya@buseilkinyerli@nurcangokdemir
Ekrem İmamoğlu’nun resmi sosyal medya hesabına getirilen erişim engeli, sadece bir kişiye değil, milyonların sesine vurulmuş bir sansürdür. Bu hukuksuzluğu en güçlü şekilde kınıyoruz.
Ancak bilinmelidir ki; adaletin susturulmak istendiği her yerde, biz daha gür konuşacağız.
Bu hesabım erişim engeli kalkana kadar Ekrem İmamoğlu’nun sesi olmaya devam edecek ve onun adına kullanılacaktır.
Öğrenci Veli Derneği olarak “Öğretmenime, Okuluma, Geleceğime Dokunma” diyen Bostancı Hayrullah Kefoğlu Anadolu Lisesi öğrencilerinin, çocuklarımızın yanındayız.
Hiçbir veli, hiçbir çocuğumuz yalnız değildir. Çocuklarımızın eğitim hakkına her yerde sahip çıkacağız.
🟣 Kadın Eserleri Kütüphanesi 35 Yaşında♀️🎂💜
8 Mart 1990’da kurulan ve 14 Nisan 1990’da Haliç-Fener’de tarihi bir binada kapılarını açan Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı (@kadineserleri), kadın tarihinin belleğini oluşturarak 35 yılı geride bıraktı.
Vakıf Genel Kurul Üyesi Arzu Karamani Pekin’in kaleme aldığı "Mor Bellek", bu yolculuğu, emeği geçen kadınların anlatımları ve görseller eşliğinde aktarıyor. Kitap çok yakında raflarda yerini alacak.
🔴 Bakanlık tarafından organize edilen mansplaining gösterisi!
Sivasspor-Fenerbahçe maçında, tamamı erkek futbolculardan oluşan iki takım, Sağlık Bakanlığı'nın kampanyası kapsamında “Doğal olan normal doğumdur” yazılı bir pankartla sahaya çıktı. Seyircilerin %95’inin erkek olduğu bir alanda, kadınların doğum tercihlerine dair tek taraflı ve cinsiyetçi bir mesaj verildi.
Futbolcular eliyle sunulan "normal doğum" propagandası, kadının bedenine ve üreme haklarına yönelik yönlendirici ve cinsiyetçi bir müdahaledir.
Kadınların nasıl doğum yapacağı, neyi “doğal” bulacağı ya da bedeniyle ne yapacağı sadece kadınları ilgilendirir.
#BizimBedenimizBizimKararımız
🔴 Cesur genç bir İranlı şarkıcı, yalnızca halka açık bir yerde şarkı söylediği ve başörtüsü takmayı reddettiği için tutuklandı.
Zara Esmaili, İran'da düzenin korktuğu şeyi yaptı: Sesini yükseltti. Şarkı söyledi, başörtüsü takmayı reddetti ve sadece özgürlüğünü savundu.
Şimdi ise kayıp, o günden beri kendisinden haber alınamıyor.
Kadınların sesini ve özgürlük mücadelesini karanlığınızla susturamazsınız! Zara Esmaili NEREDE?
#FreeZaraEsmaili #WomanLifeFreedom #KadınYaşamÖzgürlük #JinJiyanAzadi
🎥 @fightforpersia
📌 Su ve İklim Hakkı Sermayeye Teslim Edilemez
Çanakkale'nin, İzmir'in, Balıkesir'in su kaynaklarına göz koyan, kirleten maden şirketlerinin sponsor olduğu Çanakkale 17 Su Zirve'sinde söz almak isteyen Kazdağları Ekoloji Platformu sözcüsü ve #EşikGönüllüsü Süheyla Doğan (@suheylad) zor kullanılarak sahneden indirildi.
Çanakkale’de düzenlenen 17. Su Zirvesi' nin, su varlıklarının korunmasına yönelik kamusal bir sorumluluk bilinciyle değil; aksine, bu varlıkları tahrip eden maden şirketlerinin sponsorluğunda yapılması, kamu yararını değil sermaye çıkarlarını önceleyen bir anlayışı gözler önüne sermektedir.
Zirvede, #Kazdağları ’nın ekolojik bütünlüğünü ve su kaynaklarını korumak adına yıllardır özverili bir mücadele yürüten Kazdağları Ekoloji Platformu sözcüsü Süheyla Doğan’ın zor kullanılarak sahneden indirilmesi, ifade özgürlüğüne ve demokratik katılım hakkına açık bir saldırıdır.
Aynı zihniyetle Meclis'e sunulan “İklim Kanunu Teklifi”, doğayı koruma amacı taşımayan, çevreyi metalaştıran bir İklim Ticaret Yasası niteliğindedir.
Su, hava, toprak ve yaşam; sermayeye devredilemeyecek ortak varlıklarımızdır ve satılık değildir!
#HalkınİklimKanunuHazırla #iklimkanunu
🚨İklim Kanunu Teklifi, Meclis’e geldi. Ne yazık ki, #İklimiDeğiştirmeKanunu'nun TBMM'den geçmesi için çalışan bir avuç muhalefet ve iktidar vekili TBMM Genel Kurulu'nda aşağıdaki gibi görüntülendi⁉️ İktidarın haklarımıza ve hayatlarımıza kasteden yasa yapma suçlarına muhalefetin de katılması tarih önünde artık affı zor bir tutum.
🔴 Başta çevre örgütleri olmak üzere EŞİK'in de aralarında yer aldığı çok sayıda sivil toplum örgütü, bunun sadece iklim ticaretine odaklı ve halkın çıkarlarına karşı bir teklif olduğunu defalarca dile getirdi.
🔴 Muhalefete teklifi topluma haber verme, seçmeni bilgilendirme ve sürece dahil etme görevlerini hatırlattık. Teklifin görüşmelerine ve oylamasına katılmamalarını, meşrulaştırmamalarını, boykot etmelerini istedik.
🔴 Tüm bu taleplere rağmen bugün muhalefet Mecliste halkın çıkarlarını değil, bir grubun çıkarlarını koruyan bir iklim kanunun yasalaşmasına payanda oluyor. Bu tavırdan derhal vazgeçilmelidir.
🔴 Halkı ve yeryüzünü değil, sermayeyi ve şirketleri koruyan, iklim adaletini sağlamak yerine iklimi daha çok değiştiren ve iklim meselesini de ticarete çeviren, kirletenin ödüllendirildiği, karbon piyasalarıyla çevre tahribatının ticarete dönüştürüldüğü bu teklifin yasalaşmasına ortak olmayın.
🚫Haklarımıza ve doğamıza kasteden tüm yasaları #Boykot edin #KendileriÇalıpKendileriOylasınlar #KanunaOrtakOlmayın #OylamayaKatılmayın ❌
@herkesicinCHP@DEMGenelMerkezi@iyiparti@GelecekPartiTR@SaadetPartisi@devapartisi
🟢 Halkı ve yeryüzünü değil, sermayeyi ve şirketleri koruyan, iklim adaletini sağlamak yerine iklimi daha çok değiştiren ve iklim meselesini de ticarete çeviren, kirletenin ödüllendirildiği, karbon piyasalarıyla çevre tahribatının ticarete dönüştürüldüğü “İklim Kanunu Teklifi” Meclis’te.
Bu Teklif, bir İklim Ticaret Kanunu’dur.
Bu Tekliften yana olanlar iklim değişikliğine neden olan bir avuç sermayedar iken, doğayı ve yaşamı koruyan, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten gerçek bir iklim kanunu isteyen milyonlar biziz.
#MarjinalKim?
Teklifi geri çek !
Havamız, suyumuz, toprağımız, hayatımız satılık değil. #HalkınİklimKanunuHazırla