Alex Pereira: ‘’Her maçım bir savaş.
İkinci rauntta biraz baskı kurdu ve vuruşlar buldu. Ama kafesin tellerinde bana hiçbir şey yapamadı.
Biraz dinlenip tekrar antrenmanlara döneceğiz.’’ #UFC313
Bu vakur ve utangaç halk, şehit kanının ve hakkının üstünlüğünü, zoraki alkışlar eşliğinde aymazlığa düşen siyasi liderlere açıklamak zorunda değildir. Bu erki size vermedik. 1000 ömür yaşasanız, bu erke ulaşamazsınız. Sizi aşar. Sizin gibi çakarlı araçlara, seçme plakalara binmeyen, başkasının kanıyla kumar oynayıp delikanlılık taslamayan sıradan ve gariban Türk köylüsü, olduğu ve olabileceği her şeyi şehit olduğu an harcar. Bunu vatanını hainlerden korumak için yapar. Anıları, umutları, sevgileri, sevdaları ve hatta analarıyla asla gerçekleşmeyecek olan vedalaşma dahil her şeyi boş verip, koparıp; kendilerinden yüce olarak inandıkları Türk milletine armağan eder ve yiter. Nice Ümit Yılbar'lar, nice İsmail Uygun'lar sizin makyajlı sözlerinizde olan ama gerçekte asla göze alamayacağınız yürekliliği, batakta ve çatakta yapayalnız ölerek gösterdi. Dinde de, dinsizlikte de, daha heybetli bir cesaret biliyor muyuz? Siz değil miydiniz gök girsin kızıl çıksın diyen? Kendi kızılınızı değil, Anadolu çocuğunun kızılıyla hesap kitap yapmaya, atıp tutmaya utanmıyor musunuz? Durun cevap vermeyin bunun cevabını biliyorum. Ama siz de aklınıza kazıyın, bu halk kendi şehitlerinin, gazilerinin, ve onların acısı asla dinmeyecek yakınlarının hakkını size peşkeş çektirmez.
Değerli dostlar; yeni anayasa cehennemine giden yolda düne kadar uçuk komplo teorisi ilan edilen her şeyin tek tek gerçekleştiğini kendi gözlerinizle görüyor ve kulaklarınızla duyuyorsunuz.
Geldiğimiz noktada; terör örgütleri, suç grupları ve mafyatik yapılanmalar el üstünde tutulup meşru varlık gösteriyorken; dürüst, sade, cumhuriyetçi vatandaş marjinalize ve kriminalize ediliyor. Bir toplumun bu denli kendine yabancılaştırılması, değerlerden koparılması elbette iş bilmezlik veya tesadüf değildi.
Hainin el üstünde tutulup namuslunun cezalandırıldığı, ayakların başa geçtiği, tersin düz ve düzenin de tepetaklak olduğu yerde devlet bahçeli adındaki hilkat garibesinin terörist başı öcalan'a özgürlük çağrısı, hem bu düzende hem de kendi döneklik tarihinde son derece tutarlı bir ihanettir. Ancak bu ihanetle neyi hedeflemektedir? Neyi amaçlamaktadır? Kimlere hizmet etmektedir?
Çözüm süreci adlı kara lekeyle terör örgütünü aklamaya, meşru muhatap haline getirmeye çalışan iktidar, STK'lar ve bilimum gazeteciler; yaptıklarının bedelini bu ülkenin kahraman askerlerine ödetmiş, ülke bir iç savaşın eşiğinden dönmüş, bizim de ruhumuza bu kin ve öfke mıh gibi çakılmıştır.
Şimdi, seçimden sonra durup dururken başlayan ve aslında daha tanımlaması bile yapılamayan Kürt sorunu takıntısı, yeni anayasa süreci doğrultusunda bu ülkenin bağırına saplanmak üzere hazırlanan bir başka hançerden ötesi değildir.
Dur durak bilmez şekilde güce tapan bu isimler, bunaklık yaşına gelmiş olmalarına rağmen hala gücün peşinde bu ülkeye ve millete ihaneti göze alıyorken, bu ihaneti de kahve köşelerinden fırlama abuk subuk komplo teorisi sıçmıklarıyla meşrulaştırmaya çalışanlar bilsin ki; biz bu filmi daha önce izledik. Bu millet, "siyaseten dedim" gibi zırvalamayı dinlemez, Gazi meclise terörist başını sokmaya çalışanların başına o meclisi kurduğu gibi yıkar.
Tek kalsam dahi anayasayı, bu ülkenin ulusal bütünlüğünü ve Türk Milletini kanımın son damlasına kadar savunacağım. Yeni anayasaya kategorik olarak karşıyım, karşı kalacağım. Bizim duruşumuz yıllardır sarsılmaz şekilde net. Asıl karşı cephenin şeklini bütün boyutuyla görmek istiyoruz.
Zamanında idamdan kurtardığı terörist başının hasretiyle yanıp tutuştuğu görülen bahçeli, çok istiyorsa İmralı'ya yanına gidebilir, makamında ağırlayabilir. Ama şunu unutmasın ki; bugün, vaat ettiği eylemi gerçekleştirirse kendisini ipten kurtaracak başka bir Bahçeli yok.
40 bin evladını şehit etmiş, vatan toprağına göz dikmiş bir örgüt elebaşını meclisinde konuşturan devlet Türk devleti olmaktan çıkar, bütünüyle devlet olma vasfını yitirir.
Fetullah Gülen, dini duyguların sömürülmesiyle insanların nasıl ele geçirilip devşirilebileceğinin bir örneğiydi. Din kisvesine büründüğü ve oy potansiyeli görüldüğü için çoğu siyasetçi karşısında durmadı. İleri giden siyasetçiler işbirlikçisi oldu, ne istediyse verdi. Vatanına ve milletine faydası dokunabilecek nice insanı Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı ile zehirledi, terörist yetiştirdi. Bu memleketin gördüğü en büyük hainlerden oldu ancak ne ders alındı ne hesabı soruldu.
İhanet kalkışmasında ölümüne sebep olduğu vatandaşlarımızı, kurduğu alçak kumpaslarla şehit ettiği, intihara sürüklediği şerefli Türk subaylarını anıyorum.
Uluorta terör propagandası yapan bu şahıslara ne zaman müdahale edilecek? Vatandaşın sabrının da sonu geldi, derhal dokunulmazlıkları kaldırılıp gereken yapılsın. TÜRK milletinin çocuklarına son 20 yılda yapmadığınız onursuzluk, haysiyetsizlik kalmadı yeter lan artık.
Vatandaşlık bilgilerimiz çalınıyor, üç kuruşa satılışa çıkarılıyor.
Hukuk sistemi komple tıkanmış. Af diye bir kavram, kader mahkumu diye bir laf var.
Kadınlar güpegündüz metroda, sokakta tacize uğruyor, tacizciler serbest bırakılıyor. Mağdur şikayette bulunurlarsa adresini öğrenen sapığın kapısına dayanması an meselesi.
Daha da fecisi ortaya çıktı ki, iş artık çocuklara kadar inmiş. Onlar bile emniyette değil.
Sokak ortasında açık açık tecavüze girişen iki itin videosunu izledim. Hayret ve öfkeyle kalmışken serbest kaldıklarını öğrendim. Daha bunları hazmedemeden önüme bir kadının sinir krizi geçirdiği video düştü. Önünde blurlanmış bir şey duruyordu. Size yemin ediyorum o vahşeti dakikalarca idrak edemedim. Ailemleydim. Bir aileme bir önümdeki görüntülere baktım. Hem görsel hem işitsel milyonlarca insan saatler içerisinde aynı dehşete kapıldı.
Her cenahın yorumunu okudum, okumaya çalıştım. Önce uyuşturucu dendi, sonra psikolojik vaka dendi, kimisi satanizm dedi. "Çözümleri" olan da vardı; kimi çıktı idam istedi, kimi şeriat istedi, kimi Atatürk'e saldırdı, kimi kendi siyasi rakibini işaret etmeye çalıştı, kimisi de böyle günah çıkarmaya çalıştı.
Akşamüzeri bu sefer meşhur DC grupları, Panelciler konuşulmaya başlandı ve 'harekete geçileceği' söylendi. Yıllardır anlatılan ifşa edilen ama kimsenin dokunmadığı meşhur Panelciler.
Ben bu tartışmalara aynı gün girmek istemedim. İdam isteyene "26 suç kayıtlı iti içeri alamayan adamların eline bir de idam mı vereceksin?" demedim. Anime ve Dizileri suçlayanlara "IŞİD infaz videoları ve savaş görüntüleri izleyerek yetişmiş bir neslin diziye ihtiyacı mı var sence?" demedim. Sorumluluktan kaçmak isteyen siyasal İslamcı tayfayla tartışmaya hiç girmedim.
Saydığınız bütün problemler doğru. Bunu da ülkecek bir günde idrak etmemiz güzel. Sayılan bütün problemler doğru ama nedeni değil.
Açık açık videoyla tehdit eden ruh hastası bir yıl boyunca bu terörü sürdürüp katliamla bitiriyor ve yargıdan tutun emniyet güçlerine kadar sistem iflas ediyor.
Ülke uyuşturucu bataklıysa, psikolojik sanrılar yaşanıyorsa, bunalım atmosferi varsa, polis tecavüzcüyü salıyor, yargı suç makinesini serbest bırakıyor, bütün verilerimiz Panelci veletlerin ellerinde meze oluyorsa TEK sebebi tüm bunların sorumluluğunda olup bir de yeni anayasa kovalayan ihvancı İKTİDARDIR.
"Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır." diyordun. Şimdi İstanbul'un göbeğinde kurbanlık koyun gibi kesiliyor millet. Senin de iki tane kızın var, aynı gün Teknofest kutluyorsun, hiç mi için sızlamıyor? Bu çakalları iki dakika içerde tutmuyorsun, ama sana iki laf edeni dışarı çıkarmıyorsun. Pandemi bahanesiyle çıkarttığınız onca tipin yaptıkları eleştirdiğiniz Rahşan affını gölgede bıraktı. Bir de utanmadan hala sitede ötüyor tarihçi kılıklı şakşakçı yavşaklar.
Millet iki gündür sorumluluk hissedip adalet arıyor, sağlamaya çalışıyor da - asıl sorumluluk sahipleri; siyasiler ve devlet nerede? Bugün değilse ne zaman?
#kadinavecocuğadokunma