@guneybirtek Bunlar özal jenerasyonu değil mi? Öyle derlerdi eskiden. Apolitik jenerasyon olmalarıyla bilinirler. 50 yaşından sonra da açıklama yapcak değiller
Kurgunun gerçekle olan karmaşık ilişkisini neden yeteri kadar idrak edemiyoruz? Kurguyu hem ciddiye alıp adamı içeri atıyoruz, hem de saygı göstermeyecek kadar “boş iş” yaftası yapıştırıyoruz.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
@acikcenk Abi adam komedyen ve işi bu. Ailesiyle de ilgili şaka yapar, imamoğluyla da, ne biliyim ıslak hamburgerle de. Şaka yazma sanatı hakkında nolur biraz düşün ve araştır. Mesela bir gazeteci “gerçeğin” peşindeyken taraf tutmuyorsa, bir komedyen de “şaka” yazarken komik olanı arıyor
@acikcenk@gsolaker Levent bey çok üzülüyorum. Kuşak farkından dolayı şaka anlama kapasitemiz farklı çalıșıyor doğal olarak. Bu sorun değil ve çok normal. Ama ısrarla yanlış anladığınız konu üzerine daha az iddialarda bulunursanız güvenilirliğiniz artar.
Umarım artık şu açıklamadan sonra ulu’nun “suçunun” cinsiyetçilik göktaş’ın “suçunun” dini aşağlamak olmadığını, sırf iktidara yakın olmadıkları için cezalandırıldıklarini görebiliyorsunuzdur
Erkek savcı, Kanuni Sultan Süleyman şakası nedeniyle yargılanan komedyen Tuba Ulu hakkında mütalaasını verdi:
🗣️ "Kadın cinsiyetini aşağılayıcı mahiyette; kamu barışını bozabilir"
https://t.co/dywXEnZIAD
Boğaziçinde hoca olmanın kriteri: tüm başarılı cvniz ve geçtiğiniz mülakatlara rağmen en son davet edildiğiniz alkollü yemekte onlara uyum sağlayabilmek. Şarap muhabbetlerine dahil olup ne kadar beyaz türk yahut gevur olduğunuzu ispatlamak.Tabii ki başörtüsü söz konusu bile değil
Tam olarak neyi savlamaya çalıştığı belli değil ama bu yazıyı linçleyen tayfanın bence metne çok paranoyak yaklaşmış. Küçük bir kitlede gülünen şakalar 2 milyona ulaştığında bağlam kayması yaşıyor bu nedenle de yok edilmek isteniyor diye anladım
Birikim Güncel'de bugün: Levent Cantek / Bağlamını Kaybeden Şaka
"Azınlıkta kalacağını bilerek konuşmanın, sonu baştan belli olan bir meydan okumanın hikâyesi. Belki de bu yüzden hüzünlü olduğu kadar 'komik' bir yenilgi."
https://t.co/DchfNTcH8K
@Caglar_Koc_ Bence yayın yaptığı dergiler ve de konular ile alakalı atıf meselesi. Bunun için de nufuzu olan insanlarla bir bağ gerekiyor, iyi konferanslar da kendini göstermek gerekiyor. Bilmiyorum, akademi bana biraz böyle geliyor.
Sistem eleştirisi falan yapmıyor. Sistemi bir malzeme olarak alıyor. Şaka malzemesi başka da olabilirdi. malzemesini modern zaman ilişkilerinden de alabilirdi. Mizhahı mizah olarak okuyabilsek keşke ve sanatçıyı halk kahramanı olarak görmeden performansını anlayabilsek keşke.
Deniz Göktaş dümdüz ve hedef alarak sistem eleştirisi yaparken diğerleri, Levent Kırca da dahil olmak üzere böyle hedefi belirsiz genel geçer ahlaki eleştiri yaparmış gibi yapıyor. Fark bu.