Tane Tane Soruyoruz, Tane Tane Yanıt Bekliyoruz!
Halkın vergileriyle maaşını alan bir Milli Eğitim Bakanı olarak göreviniz;
Hakaret etmek değil, hesap vermektir.
Basit sorulara bile tahammül edemiyor, yanıt veremiyor ve cevabınız “gerizekalı” kelimesine kadar iniyorsa;
problemi uzakta aramaya gerek yok, zeka testine hiç gerek yoktur.
Ve şimdi size tane tane anlatıyoruz:
Bu konu siyaset değil; çocuklarımızın geleceği ve sınav güvenliğidir.
LGS gibi milyonlarca öğrenciyi doğrudan etkileyen bir sınavda ortaya atılan her iddia;
bağımsız ve şeffaf bir şekilde araştırılmalıdır.
“Manipülasyon” diyerek bu kaygıları itibarsızlaştırmak ise,
asıl manipülasyonun ta kendisidir.
Çocukların zihinlerini bulandıran şey; iddialar değil,
bu iddiaların üzerini örtme çabanızdır.
Sorumluluk sahibi bir devlet adamı,
iddialara hakaretle değil; somut verilerle ve şeffaflıkla yanıt verir.
Beklenen budur; bahane değil.
Ve şimdi, buraya kadar olanı anlayamayacak bir zeka seviyesi olmadığına inanıyor
ve cevapları basit olan soruları tekrar tane tane soruyoruz:
- [x] Sınav sürerken sorular kimlerin eline geçti?
- [x] Sınav esnasında sorular ve cevapları sosyal medyada paylaşıldı mı, paylaşılmadı mı?
- [x] Soruların paylaşılmasıyla ilgili yürüttüğünüz soruşturmalar var mı? Varsa sonuçları nelerdir?
- [x] Kaç okulda sorular bazı öğrencilere “erken” ulaştı?
- [x] Sınavın güvenliğini sağlamak sizin işiniz değil miydi?
2025 LGS sonuçları açıklandı.
Ancak ne yazık ki açıklanan bu sonuçlar, adaletin değil, derinleşen güven krizinin belgesi olmuştur.
Sınav hala sürerken soru kitapçıkları ve cevapların sosyal medyada dolaşıma girmesi, tüm süreci baştan sona tartışmalı hale getirmiştir. Aradan haftalar geçmesine rağmen, bu açık güvenlik ihlaline ilişkin ne kapsamlı bir soruşturma yürütüldüğü bilgisi verilmiştir, ne de kamuoyuna tek satır tatmin edici açıklama sunulmuştur.
Bu tablo, sadece sınavı değil, sistemi de ifşa etmektedir.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/bc2gbvjmkF
#meb #lgs #lgs2025
Öğretmenlik Meslek Kanunu, öğretmenleri korumak bir yana, fikrini, taleplerini ve itirazlarını yok saymaktadır, mesleğimizi ve onurumuzu zedelemektedir. Yıllarca emek vererek aldığımız diplomalarımızı geçersiz kılan, bizleri kariyer basamakları ve sınavlarla değerlendiren bu yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz!
El kaldır indir marifetiyle talimatla yasalaştırılan bu meslek kanunu haksızdır, hukuksuzdur, adaletsizdir! Bugün itibarıyla bu meslek kanununda ucube bir sınav yoksa, öğretmenin hizmet sınıfı değişikliği yer almıyorsa, Atatürk’ü yazmak zorunda kaldılarsa , herkes çok çok iyi biliyor ki bu, Eğitim-İş'in onurlu mücadelesi sayesindedir. Bu bizim için yeterli değildir, mücadelemiz için yalnızca bir kıvılcımdır mücadelemizi daha da büyüteceğiz, sözde meslek kanunu tamamen ortadan kalkana, tüm öğretmenlerin fikir ve talepleri doğrultusunda gerçekten hak ve kazanımların olduğu bir düzenleme sağlanana kadar, mücadelemizi sürdüreceğiz!
Öğretmenlik, sınavla ya da mülakatla ölçülebilir bir meslek değildir, adı akademi olan özü otoritenin kendi memurunu yaratma sistemiyle öğretmenler asla ama asla değerlendirilemez!
Öğretmenlerin uzmanlık belgesi diplomalarıdır. Öğretmenler, ancak ve ancak emekleriyle, bilgi ve birikimleriyle değerlendirilebilir. Eğitim-İş olarak, bu itibarsızlaştırma yasasına karşı mücadelemizin kararlılıkla süreceğiz! Bu kanunun gerçek bir meslek kanunu olmadığını, öğretmenin, eğitimin bileşenlerinin fikrinin, taleplerinin ve itirazlarının yok sayıldığını, özünde otoritenin memurunu yaratmak isteğinin yer aldığını, aslında soran sorgulayan itiraz eden öğretmenleri susturmak istediğinizi, öğretmenlik mesleğini tasfiye etmeyi amaçladığınızı siz de biz de çok iyi biliyoruz! Bizler asla buna boyun eğmeyeceğiz, itiraz etmeyen, sorgulamayan, sorgulamayı öğretmeyen, tebliğci öğretmenler olmayacağız!
Ant olsun ki; ne çağ dışı müfredatınızı tanıyacağız, ne bu ÖMK’nize boyun eğeceğiz ne de tarikat ve cemaatlerinize geçit vereceğiz, her koşulda cumhuriyet dersi vermeye, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmeye devam edeceğiz!
Tüm Türkiye’de sendika binalarımıza
"Çağ dışı Müfredatı Tanımıyoruz, Eğitimde Tarikat ve Cemaatlere Geçit Vermeyeceğiz, Öğretmenlik Meslek Kanununuza Boyun Eğmeyeceğiz, Cumhuriyet Dersi Vermeye Devam Edeceğiz"
pankartını astık.
29 Temmuz 2024 Pazartesi günü Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde ve tüm Türkiye’de Milli Eğitim Müdürlükleri önünde olacağız.Basın açıklamamızı yaparak, siyah çelengimizi bırakacağız.
Tüm eğitim emekçilerini, velileri ve öğrencilerimizi eğitime, öğretmene ve geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.
#ÖMKgericekilsin #ÖMKyıKabulEtmiyoruz
"Çağ dışı Müfredatı Tanımıyoruz, Eğitimde Tarikat ve Cemaatlere Geçit Vermeyeceğiz, Öğretmenlik Meslek Kanununuza Boyun Eğmeyeceğiz, Cumhuriyet Dersi Vermeye Devam Edeceğiz"
Eğitim-İş olarak, 29 Temmuz 2024 Pazartesi günü saat 13.00’da Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’na ve tüm Türkiye’de Milli Eğitim Müdürlüklerine siyah çelenk bırakacağız ve basın açıklamamızı gerçekleştireceğiz.
Herkesi eğitime, öğretmene ve geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.
TBMM'de görüşmeleri devam eden ÖMK'ya karşı başlattığımız Meslek Nöbetimizin 6. gününde 1. Meclis'e gerçekleştirdiğimiz yürüyüş Sözcü Tv'de haberleştirildi. 11/07/2024
@szctelevizyonu#MeslekNöbetindeyiz#ÖMKgeriçekilsin
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşülmeye devam edilen öğretmeni mesleksizleştirme, öğretmenliği bitirme kanununa karşı, TBMM’nin yanındaki Milli İrade Parkı’nda başlattığımız meslek nöbeti devam ediyor.
Öğretmenlerin gerçek sorunlarını duymak isteyen herkesi Eğitim-İş’in öğretmenler odasına bekliyoruz. Öğretmene sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır! #ÖMKgeriçekilsin
Eğitimde şiddete karşı, iradesini örgütünden alan sendikalar 10 Mayıs Cuma günü iş bırakacak ve alanlarda olacak. Eğitim-İş olarak, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen, Anadolu Eğitim-Sen’le birlikte şiddete karşı sesimizi daha da yükseltiyor, “eğitimde adalet” istiyoruz. @egitimis@egitimsen@HurEgitimSen@anadoluaes@KemalIrmak_@leventkuruoglu@alper_ogretici
Eğitimde şiddete karşı çıkmak için, 8-9 Mayıs tarihlerinde iş yerlerimize siyah giyerek ve kokartlarımızla gidiyoruz; 10 Mayıs Cuma günü iş bırakıyor ve Genel Merkez düzeyinde, Ankara’da, Adalet Bakanlığı önünde, illerde şube ve temsilcilikler düzeyinde, adliye binalarının önünde basın açıklaması yapıyoruz.
Eğitim emekçileri olarak kendimizin ve öğrencilerimizin canından endişe ederek okula gitmek istemiyoruz. Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! Artık yeter! Yaşamak istiyoruz!
Eğitim iş kolunda örgütlü tüm sendikaları ve kamuoyunu, şiddete karşı, birlikte daha yüksek tepki göstermeye çağırıyoruz.
Yarın (8 Mayıs Çarşamba) Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’le yüz yüze görüşmemizde, kendisini eğitim çalışanlarına sahip çıkmaya çağıracak, şiddet yasasının bir an önce çıkmasını sağlamak için sorumluluk almaya davet edeceğiz. @tcmeb@Yusuf__Tekin@egitimsen@tecsen@HurEgitimSen@egitimgucusen@anadoluaes@unipersen@sendikatobsen@EgitimBirSen@turkegitimsen
ARTIK YETER, YAŞAMAK İSTİYORUZ
Eğitim emekçileri olarak kendimizin ve öğrencilerimizin canından endişe ederek okula gitmek istemiyoruz. Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! Artık yeter! Yaşamak istiyoruz!
Eğitimde şiddete karşı çıkmak için,
🗓️ 8-9 Mayıs tarihlerinde iş yerlerimize siyah giyerek ve kokartlarımızla gidiyoruz,
🗓️ 10 Mayıs Cuma günü iş bırakıyor ve Ankara’da Adalet Bakanlığı önünde Genel Merkez düzeyinde, illerde şube ve temsilcilikler düzeyinde adliye binalarının önünde basın açıklaması yapıyoruz.
Eğitim iş kolunda örgütlü tüm sendikaları ve kamuoyunu birlikte şiddete karşı daha yüksek tepki göstermeye çağırıyoruz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU
https://t.co/ne4DCej9Bu
@tcmeb #artıkyeteryaşamakistiyoruz #öğretmen #şiddet #güvenlik