Birkaç yıl öncesine kadar Avk. asg.ücr tarifnamesi Eylül ayının ilk haftalarında yayınlanırdı.Son birkaç yılda;Eylül ayı sonlarına,sonra Ekim ayı ortalarına,şimdi de Ekim ayının sonuna bırakıldı ama sorun şu ki hala tarifname yok. Ne zaman yayınlamayı planlıyorsunuz? @erincsagkan
Komisyonda görev almasa aldığı oyun yarısını bile alamayacak. Alınan kural uygulanmadığı sürece oy potansiyeli gördüğü stajyerler (sayıca fazla geleceğin avukatları) sayesinde sürekli haksız şekilde seçilmeye devam edecek.
Birçok hak eden meslektaşım baro kurullarına girmiştir ancak şu var: Staj komisyonuna, baro kurullarına aday olmayacak meslektaşın görevlendirmesi kuralı daha önceleri alınmış iken bir meslektaşın sürekli staj komisyonunda görev alıp hem de aday olmasını neden kimse konuşmuyor?
KÖYLÜLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ
Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünemezler…
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde kitap, müzik ve resim yoktur.
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
On bir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler!
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokusu içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini
ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, Tanrının bir lutfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler…
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi bir tutkuları yoktur.
Gökyüzünü baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…
KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM.
Şükrü Erbaş
Gerçek lider, vasıfsız topluluğun peşine takılıp orta yolcu açıklama yapmayandır; gerçek lider, haksızlığın karşısında dimdik durandır. Seninleyiz @eczozgurozel ✌🏻
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Toplumla ortak vicdan rahatlatma seansı geldiğinde avukata katilin avukatı, teröristin avukatı diyerek linçleyen zihniyetin sonuçları bunlar. Avukat senin borcunun tarafı değil, suça iştirak eden değil, boktan zihniyet ile yazılan eleştirilerin muhatabı hiç değil
AVUKATLARI HEDEF GÖSTEREN DİLİN VE CEZASIZLIĞIN SONUCU:
BİR MESLEKTAŞIMIZ DAHA KATLEDİLDİ!
28.04.2026 tarihinde Bursa ili Gürsu ilçesinde meydana gelen silahlı saldırı sonucunda, Baromuza kayıtlı meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’nin yaşamını yitirdiğini, kız kardeşinin de yaralandığını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Edinilen bilgilere göre; saldırıyı gerçekleştiren şüphelinin, meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe tarafından başlatılan icra takibinin borçlusu olduğu ve meslektaşımızın yalnızca avukatlık görevini yerine getirmesi sebebiyle hedef alındığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, bu saldırı doğrudan doğruya avukatlık faaliyetinin icrasına yönelmiş olup, mesleki görev nedeniyle işlenmiş ağır bir suçtur.
Bu saldırı, yalnızca bir meslektaşımıza yönelmiş bireysel bir şiddet eylemi değil; savunma hakkına, hukukun üstünlüğüne ve yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık mesleğine yönelmiş alçak bir saldırıdır.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’nin hayatını kaybetmesine neden olan bu menfur saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Sorumluların etkin bir soruşturma ile yargı önüne çıkarılması ve en ağır şekilde cezalandırılması için sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.
Bu kapsamda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ile temas halinde olduğumuzu, failin yakalanması ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için süreci yakından takip ettiğimizi ve üzerimize düşen her türlü çabayı göstereceğimizi özellikle vurgularız.
İstanbul Barosu olarak, meslektaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için gerekli tüm önlemlerin alınması gerektiğini bir kez daha vurguluyor; yetkili makamları bu konuda ivedilikle harekete geçmeye davet ediyoruz.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’yi rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı; yaralıya acil şifalar diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İSTANBUL BAROSU
Türkiye’nin şu anki yargı sisteminde herhangi bir savcının veya adalet bakanının saraydan bağımsız bir şekilde hareket ettiğine ve adaleti sağlamaya çalıştığına BİRAZCIK ihtimal veren herkes gerizekalıdır.
kimse kimseyi boşuna şişirmesin. yok kahraman savcı yok bilmem ne. herkes biliyor ki çıkarlar çatışmasa kralı gelse 6 senedir korunan kişiler bir anda patlatılmazdı. biliyoruz çünkü doğruları eşenlerin ne şekillerde nerelere sürgün edildiğini. yer gök inlemeli gülistan doku için
İmparatorluğunun en güçlü zamanında “İmparatorluğa dil uzatan bir avukatın dilinin kesilmesini isterim.” diyen Napolyon’a karşı çıkan avukatlardı. Napolyon tutuklandığı zaman “Avukat istiyorum.” dediğinde haklarını savunmak için yanında olan yine avukatlardı.
Hukukun olduğu andan itibaren vardık, hukuk var oldukça da var olacağız. Adaleti savunacağız.
5 Nisan Avukatlar günümüz kutlu olsun.
Tutuklu Avukat
Mehmet Pehlivan