Ay'ı doğarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.
| En'âm Suresi 77 |
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Hiç kimse Allah’ın kendisine takdir ettiğini elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Helâl olanı alın, haramdan kaçının.” (İbn Mâce, Ticâret, 2)
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İslam’ın bağları teker teker çözülecek.
Her bağ çözüldüğünde insanlar bir sonrakine yapışmaya çalışacak. Çözülecek ilk bağ hüküm (şeriat ile hüküm vermemek), sonuncusu ise namazdır.”
Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 22160
İbn Hibbân, Sahîh, 6715;
Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 7486;
Beyhakî, Şu‘abü’l-îmân, 7524.
Cündüb b. Abdillah(r.a.)şöyle anlatır:
“Bizler ergenlik çağında iken 3-5 genç olarak Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile beraber bulunduk.
Biz, Kur’ân’ı öğrenmeden önce imanı öğrendik.
Ondan sonra Kur’ân’ı öğrendik.
Bu sayede de imanımız arttı.”
İbn-i Mâce,61./Sahih
Başkalarına değil, önce kendimize bir bakalım; ALLAH’a ve Dinine karşı ne kadar samimiyiz?
Niyet önemli....istisnalar müstesna maalesef, niyeti sadece gösteriş veya arkasından Dünyalık bir menfaat elde etmeyi amaçlayan SELFİCİ bir toplum haline geldik.
…
“Kur’ân-ı Kerîm’i okuyan, ama okudukları gırtlaklarından aşağıya inmeyen kişiler çıkacak.
Bunlar, okun avı delip çıktığı gibi dinden çıkacaklar.”
(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXVIII, 543-544.)
Sahabenin büyük âlimlerinden Abdullah b. Ömer radıyallâhu anh şöyle dedi:
“Bize Kur’ân’dan önce iman verilirdi.
Muhammed aleyhissalâtü vesselâm'a sûre iniyor,
biz ise onun
-helâlini,
-haramını,
-emrini,
-yasağını
ve nereye kadar gidip nerede duracağımızı öğreniyorduk.
Şimdi ise öyle adamlar görüyorum ki, ona
imandan önce Kur’ân veriliyor, o da Fatiha’dan en sonuna kadar ne varsa hepsini okuyor,
ama Kur’ân’ın neyi emrettiğini,
neyi nehyettiğini bilmiyor, duracağı yeri de bilmiyor.
Ağzına alıp alıp fırlattığı âdi hurmalar gibi onu etrafa saçarak okuyup gidiyor.”
(Hâkim, Müstedrek, no. 101.)