İlim yolculuğunun tatlı yorgunluğunu, dostluğun ve tabiatın huzuruyla dindirdik...
Medrese kardeşlerimizle birlikte Sakarya Sapanca’nın gölgesinde, birkaç günlük gönül ferahlatan bir mola verdik. Yeşilin her tonuna şahitlik ettiğimiz bu güzel günleri,
@fetvahaneresmi Kişi akşam namazının ilk oturuşuna yetişir bu 1. Oturuş olur daha sonra imam son oturuşu yapar bu kişinin 2. Oturuşu olur üçüncü rekata yetişti 1 rekat kıldı selamdan sonra ayağa kalkar 1 rekat kılar oturur bu 3. Oturuş sonra bidaha ayağa kalkar son rekatı kılar ve 4. ye oturur
Bir adam Abdullah ibn Ömer'e gelip dedi ki:
Biliyor musun Osman Bedir'e katlmadı, Uhud'da kaçtı, Hudeybiye'de de yoktu.
İbni Ömer buyurdu ki: Bedir'de peygamberin sav kızıyla evliydi ve eşi hastaydı peygamber ona izin verdi, evet Uhud'da kaçanlardandı Allah onları affetti,
++
Bu şahsın paylaşımlarına bakıyorum trollük ve provakasyon üzerine açılmış Bir hesap müslümanlardan ugrasmadıkları bir zümre kalmadı şimdide ihsanhocanın şahitliginin muteber olmadığını söylüyor işin kötü yanı foseptik çukuru olmuş ağızlarına bizide çekmeye çalışıyorlar Yemeyiz!
Sana Cübbeli Ahmet Hocamızın sözüyle cevap vereyim.
Keramet haktır, inkar eden ahmaktır.
Senin hocanın bizim nezdimizde şahitliği muteber değildir. Bu söylediğimizi rivayet eden bir sürü hocamız vardır bize onlar yeterlidir.
Dr. İhsan ŞENOCAK @ihsanhocaresmi hocamız öğrencilerimizle buluştu.
İlmî ve Fikrî Araştırmalar Merkezi (İFAM) Başkanı Dr. İhsan ŞENOCAK “İmam Hatip Gençliği” başlıklı konuşmasıyla öğrencilerimize ve misafirlerimize hitap etti.
Kendi hayat serencâmına dair çeşitli aktarımlarda bulunan Dr. ŞENOCAK, üstad Necip Fazıl’ın, kendi fikir dünyası üzerindeki etkilerine dair önemli ayrıntılar aktardı.
Gençlerin dinî ilimler, fizik, tıp ve mühendislik alanlarında neden dünyanın en iyileri olmaları gerektiğini anlatan Dr. ŞENOCAK, insanlığın mutluluğunun İmam-Hatip nesline bağlı olduğunun altını çizdi.
Programın ardından Sn. ŞENOCAK öğrencilerimizin sorularını yanıtlayıp, kendileriyle hasbihâl etti.
@saitcamlica "Arkadaşlar, sizi bu şahsa karşı uyarıyorum. Bu şahsın niyeti; kendisine hakaret ettirip sizin üzerinizden para kazanmaktır. Yazdığı kitaplar satılmayınca ve konferanslarına kimse gitmeyince, kendisine geçim kapısı olarak böyle bir yöntem bulmuş."
Pazartesi Saat 11.00'da İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesinde -Allah Teala'nın izniyle- başta öğrenciler olmak üzere teşrif eden kardeşlerimizle hasbihal edeceğiz.
@ihsanhocaresmi Fikrine güvenen yasaklamaz, davası olan kaçmaz. İhsan Şenocak hocanın sesini kesmeye çalışmak, güneşi balçıkla sıvamaya çalışmaktır. Bu iptal kararı, sadece sahibinin tahammülsüzlüğünü ve korkusunu tarihe not düşmüştür.
BENTLERİN ENKAZININ ARDINDAN DOĞACAK GÜNEŞ
Tarih sahnesi Hz. Adem’den (a.s) bu yana hak ile batılın amansız mücadelesine ev sahipliği yapmıştır ve naslardan anlaşıldığı üzere kıyamet sabahına kadar Allah Teala’nın el-Hâdî ve el-Mudıl esmasının tecelligahı olan bu iki kutbun çekişmesi devam edecektir. Bu savaşların sonunda batılın sancağının belli aralıklarda dalgalandığı görülse de uzun vadede göndere çekilen yegane bayrak yeryüzündeki hakkın remzi olan İslam’a aittir. Zira Allah Teala Kitab-ı Kadim’inde “Biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş.” buyruğuyla nihai zaferin yalnızca “Hakk”a ait olduğunu tescil buyurmaktadır.
GEÇİCİ ZAFERLER
Her ne kadar günün sonunda hakkın galebesi mukadderattan olsa da imtihan sırrına binaen zaman zaman batılın da galip gelmesi mümkün ve vakidir. Zira hak bloğunda saf tutanlar rehavetin kurbanı olur, mücadeleden geri durursa Allah Teala muvakkaten de olsa batıla hakkın şevketini kıracak güç verir. Ta ki bu onların yeniden şahlanmasına en müessir bir manevi tokat olabilsin. Kur’an’ı Kerim müslümanların ahirette vaat edilen cenneti dünyada bulduklarını zannettikleri vasatta batılın onların üzerine bir karabasan gibi çökmesini ve yeniden ayağa kalkıp karanlığı dağıtan Müslümanları şöyle bir metaforla dikkatlerimize sunmaktadır: “(Batılın misali olan) Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan (hakkın misali su) ise yerde kalır. İşte Allah böyle misaller verir.”.
MÜSLÜMANIN SABRI TÖKEZLEMEYEN BİR AT, YENİLMEZ BİR ORDU VE YIKILMAZ BİR KALEDİR
Tevekkül etmeye memur Müslüman oturup İslam’ın zaferini beklemeyi zillet addetmeli. O zaferin muhakkak geleceğine yakinen iman ettikten sonra, zafer meşalesinin onun ellerinde göğe yükselmesi için vur ha vur çaba sarfetmelidir. Allah Teala’nın “Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin.” buyruğundan hareketle zaferin gecikmesi onu yeise sürüklememeli, gecenin en zifiri karanlığından sonra gelecek aydınlık sabahlar için aksiyonunu sabırla perçinlemelidir. Daraldığında yegane rehberi, mutlak önderi Allah Rasulü’nü (a.s) hatırlamalı, silkelenmeli.
GEÇİT VERİLMEYEN ÜNİVERSİTE KÜRSÜLERİ
Tarih kitaplarını ve en doğru tarihi vesikaları barındıran Kur’an’ı Kerim sayfalarını tarayanlar hakkın müdafilerinin daima tekerrür eden en tahammülfersa sıkıntılarla karşılaştıklarını bedihi bir surette görecektir. Hz. Nuh’u (a.s) taşlamakla tehdit edip susturmak isteyen zihniyet ne Hz. Hud, ne Hz. Şuayb ne de bu silsilenin en son ve en kıymetli halkası olan Muhammed Mustafa (s.a.v) zamanında değişmiştir. Hak kendinden emin olmanın verdiği güven ile en kati bir keyfiyette batılı ilzam edebilmek için onun konuşmasına müsaade ederken batıl ise hakkın bir an dahi kürsüye çıkmasına müsaade etmemektedir. Zira onlar da bilmektedir ki hak, ruhun rahatladığı, kalbin sükunet bulduğu en güvenilir limandır. Bugün kürsülerin kapısı kapandı ise dün de Allah Rasulü’ne doğup büyüdüğü Mekke’de “Konuşamazsın!” demişlerdi. Arşın ötesinden getirdiği insan hücrelerini titreten hakikatleri veto etmişlerdi. Nihayetinde O’nu (a.s) ve ashabını her karesinde hatırları olan Mekke’den çıkarmışlardı. Allah Rasulü (a.s) bu duruma öyle üzüldü ki hicret günü Mekke’sine bakıp “Sen ne güzel bir şehirsin. Şayet beni senden ayırmasalardı senden başka bir şehirde yaşamazdım.” buyurmuştu. Hz. Ebu Bekir Mekke’yi terk etmenin verdiği sıkıntılardan hasta yatağına düşmüş, Hz. Bilal Mekke hatıralarını canlı tutan beyitler terennüm etmişti. Fakat Allah Rasulü (a.s) ve ashabı bu kederlerin karşısında yılmadılar. Bu süre zarfında İslam devletini kurmak, bu nuru putperest yatağı haline gelen Mekke de dahil tüm cihana yayabilmek için geceleri seccadelerini ıslatırken gündüzleri at üstünde kılıç salladılar. On senelik bir devrenin ardından Allah Rasulü (a.s) ve onun eteğine sarılan kutlu nesil fatihler olarak Mekke’ye girdiler. Bir zamanlar "Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın." diye nara atanlar şimdi O’nun huzurunda el pençe divan duruyordu. Alemlere rahmet olan Allah Rasulü’nün kendisine yönelen korkulu gözlere mukabelesi ise “Bugün sizlere kınama yok! Hepiniz hürsünüz.” olmuştu.
ALLAH TEALA’NIN YÜCELTTİĞİNİ KİM ALÇALTABİLİR Kİ?
Allah Teala’nın vaadi vardı; “Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir.” Nebi’sini yeniden Mekke’sine döndürecek, İslam boyasıyla necis putların kirlettiği Mekke topraklarını temizleyecekti. Öyle de oldu. O’nu (a.s) tahkir etmek, O’nun kadrini azaltmak, itibarını sarsmak istediler fakat her seferinde O’nun şanı daha da yüceldi. Zira Allah Teala’nın kıymetlendirdiğini kimse değersizleştiremezdi. Ezelden gelen ses kulak zarlarını patlatırcasına “Senin şânını yükseltmedik mi?” diyordu. Fakat gönül gözü kör olanın kafa gözü de görmüyordu. Ashab-ı Kehf’in izdüşümü olan yüreği iman dolu gençlerin tertip ettiği organizasyonların iptali için perde arkasından emir veren o görünmez eller şunu çok iyi bilsinler ki dün Yusuf’tan kurtulmak için O’nu kuyuya atanlar günün sonunda O’ndan bağışlanma dileyen günahkar kişiler olduklarını itirafa mecbur oldular. Allah Teala ise bu hadisenin modernitenin kirlettiği zihinler için değil yalnızca halis akıl sahipleri için büyük bir ibret olduğunu haber verdi. Elde ettiklerini zannettikleri geçici zaferlerle sevinsinler.
UZUN TAHLİLİMİ ÜSTAD’IN ŞU KISA TERKİBİ İLE PERÇİNLİYORUM:
SİZİNLE HESAPLAŞACAĞIMIZ YER MAHKEME DEĞİL, ÂMME HUZURUDUR, KALEM VE KELAM KÜRSÜSÜDÜR, DAVA MEYDANIDIR!
Aydın’da bir şahıs, tek gecede 8 ayrı bahçedeki yüzlerce incir ve zeytin ağacını kesti.
"Ağaçlar, bir daha yetişmesin diye bilinçli olarak gövdelerinden kesilmiş.
Ha 3 yaşındaki bir çocuğun kolunu kesmişsin ha bu ağaçları kesmişsin. Bizim için aynı şey."
Ümmetin evlatlarının;uyuşturucu baronlarının,şehvet avcılarının, ahlaksız ve şerefsiz sahte kahramanların, kumarbaz fikir fahişelerinin oyuncağı olmaması için; dünyalık adına zerre dahi bir menfaat gözetmeden HER ŞEYİNİ FEDA EDEN hocamızın konferansını iptal edenler SİZ KİMSİNİZ?