🎉KAZANDIK!🎉
Mücadelemiz sonuç verdi ve İstanbul Üniversitesindeki yemekhane taleplerimizi kabul ettirdik. Sağlıklı,çeşitli ve ücretsiz yemek hakkımız ve sıkışık olmayan bir yemekhane konusunda büyük kazanımlar elde ettik.
🔴Müşteri değil öğrenciyiz!
Bir öğün yemeğe 70 lira vermeyeceğiz demek için rektörlüğün önünde toplandık.
Parasız yemekhaneleri de parasız eğitimi de kazanacağız. Söz yetki ve karar üniversite bileşenlerinin olacak!
Parasız ve nitelikli beslenme hakkımızı İstanbul Üniversitesi öğrencileri olarak bir araya gelerek savunuyoruz. Rektörlük önünde şartlarımızı duyurmak için buluşuyoruz.
🗓29 Eylül Salı
⏰13.00
📍Ana Kampüs/Rektörlük Önü
📣Parasız eğitim hakkımızı söke söke alacağız.
Yemekhane zamlarının karşısında, bildirilerimizi dağıttık.
Bir öğün yemeğimizin 70 lira olmasını kabul etmiyoruz! Pazartesi günü rektörlüğün karşısında yapacağımız eyleme tüm gençleri bekliyoruz.
Bir öğün yemeğe 70 TL vermeyi kabul etmiyoruz. Parasız, nitelikli beslenme hakkımızı kazanacağız.
İstanbul Üniversitesi öğrencileri olarak yemekhane zammına karşı buluşuyoruz.
🗓️21 Eylül Pazartesi
⏰12.30
📍Ana Kampüs/Rektörlük Önü
��İstanbul Üniversitesi
Yemekhane fiyatlarına %33 zam yapıldı ama İstanbul Üniversitesi'nin bütçesinden bu yıl beslenmeye ayırdığı miktar sadece %2.
Bu böyle gitmeyecek, her ihtiyacımıza zam geliyorsa burslara da zam gelecek!
İstanbul Üniversitesi Hukuk ve İktisat Fakültelerinin üniversite bileşenlerinden habersiz, hiçbir açıklama yapılmadan, Beyazıt Kampüsünden taşınmasını kabul etmiyoruz. Beyazıt bizimdir, Beyazıt'ı terk etmiyoruz!
Tadilat bahanesiyle Hukuk ve İktisat Fakültelerinin taşınmasına karşı 25 Haziran Perşembe günü saat 14.00'de Havuzlu Bahçe'de buluşuyoruz.
Beyazıt'ı terk etmiyoruz!
📍İstanbul Üniversitesi
NATO'nun savaş politikalarına, baskılara, gözaltılara ve tutuklamalara karşı sıra arkadaşlarımızla bir araya geldik.
Baskılarla bizi yıldırabilecekleri sananlar yanılıyor. Gençlik susmadı, susmayacak.
NATO'ya ve emperyalizme karşı mücadelemiz sürüyor.
Bilgi Üniversitesi'nin kapatılma kararı geri çekildi.Bu hukuksuzluğa geri adım attırdık,hepsine attıracağız.Bu kazanım mücadele eden öğrencilerin, kampüslerini terk etmeyenlerin,baskıya ve polis şiddetine karşı direnenlerin kazanımıdır.
Direne direne kazandık,hep kazanacağız✊
İşte bir sabah uyandığında kayyımlar atadığın okulların, kapadığın üniversitenin öğrencileri akın olur tek bir ağızdan haykırır:
Kurtuluş yok tek başına✊
�� Tek adama karşı tek yumruk, üniversiteler bizimdir!
Eğitimi piyasalaştıran, keyfi kararlarla üniversiteleri kapatanlara karşı buluştuk! Arkadaşlarımız asla yalnız yürümeyecek!
📍Bilgi Üniversitesi
İktidarın işine geldiğinde vefakar iş insanları gözükenler, ortaklık bozulunca suç örgütüne dönüşüyor. Eğitim, sermayenin ve AKP iktidarının ayak oyunlarının mezesi olmayacak.
Gençlik bayramını gelecek kaygısı ve umutsuzlukla geçiriyor.
Aylık 4 bin lira bursla geçin dedikleri, sermayeye ucuz iş gücü olarak servis ettikleri, okurken çalışmak zorunda olan gençler bayramlarını tam parasız eğitim geldiğinde kutlayacaklar.
#19Mayıs
📍İstanbul Üniversitesi
Devlet, kolluk ve aile şiddetiyle intihara sürüklenen mücadele arkadaşımız İlayda Zorlu için İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi orta bahçede bir araya geldik. İlayda'nın hesabı sorulacak!
Dün Urfa'da bugün Maraş’ta gerçekleşen silahlı saldırıyla beraber bir kez daha görüyoruz: Okullarda yaşanan şiddet vakaları iktidarın yarattığı bir sorundur. Okulları çetelerin ve tarikatların arka bahçesi haline getiren, çocukların ve gençlerin geleceksizliğinin mimarı AKP iktidarı ve Yusuf Tekin bu saldırıların asıl sorumlularıdır.
Ekonomik ve toplumsal sorunlarla gençlerin eğitimle bağının koparıldığı, denetim mekanizmalarının yetersiz, eğitimin niteliksiz ve güvensiz olduğu bu sistemi inşa edenler; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini bile sağlayamıyor, bu durumu protesto eden öğretmenler ise polis tarafından saldırıya uğruyor.
Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz #YusufTekinİstifa
“Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü” diye bir belgede artık Milli Eğitim Bakanlığı’nın imzası var. Diğer imzacılar arasında da İstanbul Sanayi Odası ve YTÜ’nün kayyım rektörü var. MESEM savunuyorlar, çalıştırdıkları çocukların meslek kazalarının nasıl işsizlik fonundan karşılanacağını anlatıyorlar ve onlarla “birlikte çalışmak isteyen herkesle işbirliği yapabiliriz” diyorlar. Çocukların ve gençlerin ucuz işçi olarak sömürülmesini ve karnını doyuracak ücret bile vermedikleri işçilerin atılmasını müjde diye anlatıyorlar.
Milli Eğitim Bakanı’nın övündüğü şeye bakın, “Dedik ki ayakkabıcılık programının müfredatını Ayakkabıcılar Odasıyla beraber yapalım. Ne türden bir nitelik aradıklarını onlarla beraber konuşalım” İstiyorlar ki eğitime yön veren insanlığın değil sermayenin yararı olsun. Müfredata yön veren bizzat o öğrencileri hayatlarının sonraki aşamasında kendilerini sömürecek patronlar olsun. Onlar üretim süreci hızlansın diye hareket yasalarına odaklanan Newton’un öğrencileri, biz de Engels’in öğrencileriyiz.
“orada kariyer düşüncesi, kâr peşinde koşma düşüncesi, yukarının iyilikçi koruyuculuğu düşüncesi yoktur; tersine, bilim, ne denli uzlaşmazlıkla ve önyargısız olarak iş görürse, işçi sınıfının çıkarları ve özlemleri ile o kadar uyum içinde bulunuyor”
Friedrich Engels - Ludwig Feuerbach Ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu
Belli ki YTÜ ile başlayacak ve ülkenin dört bir yanına yayılacak bu sömürü planlarının önüne geçmek için örgütlenmeliyiz. İstanbul Sanayi Odası yeni dönemde hayata geçirmeyi planlıyor, yani geri sayım başladı. Kampüslerimizi sermayenin temsilcileri değil, üniversite bileşenleri yönetecek. Ekonomik krizin, enflasyonun, savaşların yükünü biz taşımayacağız. Derslerimizi o patronların nasıl kar edeceğine göre işlemeyeceğiz. Öğrenci gençlikten stajyer orduları yarattırmayacağız.