AKP Memleketi Adım Adım Satıyor! Biz Devletleştireceğiz!
📍 Birlik ve Dayanışma Gazetesi'nin 15. sayısını İzmir Buca'da emekçilere ulaştırdık.
Memleketin ve geleceğimizin sermayeye peşkeş çekilmesine karşı tüm emekçileri Birlik ve Dayanışma'ya güç vermeye, mücadeleye davet ediyoruz!
"Daha dün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile birlikte “Okul Güvenliği İş Birliği Protokolü”nü imzaladı. Bu açıklamanın üzerinden henüz 24 saat geçmeden bir liseden saldırı haberi gelmesi, eğitim döneminin henüz başında öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenliğinin hâlâ sağlanmadığını ve sağlanamayacağını gösteriyor."
✊🏻Fransa’da liseli arkadaşlarımızın gelecekleri için yükselttikleri mücadeleyi selamlıyoruz!
📢Fransa’da gençliğin talepleri karşılanmalı ve gençliğe yönelik saldırılar son bulmalıdır!
Sosyalist Düşünce Toplulukları olarak, İzmir'de tanışma toplantımızı yaptık. Üniversitelerimizi ve gelecek dönem etkinliklerimizi konuştuk.
Aydınlık, laik, bağımsız bir ülke için Sosyalist Düşünce Topluluklarına katıl!
Fransa’da Liseliler Ayakta!
Fransa’da liseli arkadaşlarımız günlerdir gelecekleri için sokaklarda! Paris’te nitelikli eğitim talebiyle başlayan eylemler kısa sürede ülkenin dört bir yanına yayıldı. Binlerce liseli okulunu, sokağını ve meydanları dolduruyor. Mücadeleyi bastırmak için gelen gözaltılara rağmen geri adım atmıyor, seslerini yükseltmeye devam ediyorlar.
Onların mücadelesi bize hiç yabancı değil. Türkiye’de de liseli gençlik sınav düzenine, gerici eğitim politikalarına, MESEM’lere, ve geleceksizliğe karşı mücadele ediyor. Her gün bizlere dayatılan bu düzen, eğitim hakkımızdan geleceğimize kadar hayatımızın her alanını kuşatıyor.
Kapitalizm dünyanın dört bir yanında gençliği geleceksizliğe mahkum ediyor. Eğitim hakkımızın her geçen gün daha fazla kısıtlandığı, geleceğimizin sınavlara ve güvencesiz çalışmaya sıkıştırıldığı bir düzenin sonuçlarını yaşıyoruz. Fransa’da sokaklara çıkan sıra arkadaşlarımızın yükselttiği ses, kendi okullarımızda yaşadığımız sorunları ve bunlara karşı mücadele etme zorunluluğumuzu bir kez daha gösteriyor.
Emperyalist-kapitalist sistem tüm dünyada yoksulluğu, geleceksizliği, eşitsizlikleri ve savaşları büyütüyor. Bugün, Fransa’da gençliğin yükselen mücadelesi, eşit ve özgür bir yaşam talepleri ile Türkiye’de gençliğin gelecek arayışının aynı sorundan kaynaklandığı görüyoruz.
Bir gerçeği daha biliyoruz; sorunlarımız ve arayışımız gibi kurtuluşumuz ve mücadelemiz de bir o kadar ortak.
Gençliğe gelecek sunamayan bu sistemi değiştirmek zorundayız!
Eşitlik, özgürlük ve kardeşliğin hüküm sürdüğü bir dünyayı yaratmak bizlerin ellerinde!
Fransa’da liseli arkadaşlarımızın gelecekleri için yükselttikleri mücadeleyi selamlıyoruz!
Fransa’da gençliğin talepleri karşılanmalı ve gençliğe yönelik saldırılar son bulmalıdır!
Yaşasın eşit eğitim!
Yaşasın eşitlik, özgürlük, kardeşlik!
Sosyalist Liseliler
High School Students Are Rising Up in France!
Our high school comrades in France have been taking to the streets for their future for days! The protests that began in Paris with the demand for quality education have quickly spread across the country. Thousands of high school students are filling their schools, streets, and squares. Despite arrests aimed at suppressing the struggle, they are not backing down—they continue to raise their voices.
Their struggle is far from unfamiliar to us. In Turkey, too, high school students are fighting against the exam-based education system, reactionary education policies, MESEM programs (which claim the lives of dozens of students every year), and a future without prospects. The system imposed on us every day surrounds every aspect of our lives, from our right to education to our future.
Capitalism is condemning young people to a future without prospects all around the world. We are experiencing the consequences of a system in which our right to education is increasingly restricted and our future is reduced to exams and precarious work. The voices raised by our fellow students taking to the streets in France once again show us the problems we face in our own schools and the necessity of organizing and fighting against them.
The imperialist-capitalist system is deepening poverty, insecurity, inequality, and wars all over the world. Today, we see that the rising struggle of young people in France for an equal and free life and the search for a future among young people in Turkey stem from the same problem.
We know one more thing: just as our problems and aspirations are shared, so too are our path to liberation and our struggle.
We must change this system that cannot offer a future to young people!
It is in our hands to create a world where equality, freedom, and fraternity prevail!
We salute the struggle of our fellow high school students in France as they fight for their future!
The demands of young people in France must be met, and attacks against young people must end!
Long live equal education!
Long live equality, freedom, and fraternity!
Böyle durumlarda ilgili kurumun hukuk işleri müdürlüğü varsa oraya ulaşın, orada avukatlar oluyor. Onlarla iletişime geçtiğinizde sorununuzu çözüp yardımcı olabilirler
Tapu müdürlüğüne gidiyorum, TC kimlik numarası ile kişinin taşınmazlarını öğrenmek istiyorum, bilgi vermiyorlar. Bu nasıl iş?
Avukatlık Kanunu madde 2 neden var?
"Kamu kuruluşları avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür."
@Akingurlek_@barolar@erincsagkan
Yemen Nire?
📌 Suudi Arabistan, sahip olduğu petrol zenginliğine, ABD ve İsrail’le olan askeri ve lojistik ilişkilerine ve modern teçhizatla donatılmış ordusuna rağmen Yemen’de Ensarullah’ı yenemedi. Tam aksine Ensarullah, savaş alanındaki tüm dezavantajlarına rağmen Suudi Arabistan tarafından desteklenen Yemen Hükümeti güçlerine karşı başarılı taarruzlar gerçekleştirdi ve Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki geniş bir bölgesini kontrolü altına aldı.
✍️ Erdoğan Şen yazdı.
🔗 Yazının tamamı için: https://t.co/LLCKPohw7O
Birlik ve Dayanışma Gazetesi'nin 16. sayısı çıktı.
Gazete "Yeni Osmanlıcılık Emperyalizme Hizmet Demektir! Bize Emekçilerin Cumhuriyeti Gerek!" manşetiyle alanlarda.
🔗 https://t.co/Ds7WPJP53Q
Soma İmbat Madencilik'te yaşanan göçükte kalan 3 kardeşimizin de cansız bedenine ulaşılmış, ölü sayısı 5'e çıkmıştır. Ege 1 No'lu Şube Yöneticimiz Ramazan İnce, üyelerimiz Halit Ersay, Kerim Ören, Ömer Karakaya, İsa Olcay hayatını kaybeden madencilerdir.
Ayrıntılı açıklamayı daha sonra Genel Merkezimizde yapacağız. Hepimizin başı sağolsun.
SOMA’DA İŞ CİNAYETLERİNE SON!
Soma katliamının üzerinden on iki yıl geçti. 13 Mayıs 2014’te 301 maden işçisi, patronların kâr hırsı ve iş güvenliğinin hiçe sayılması nedeniyle yaşamını yitirdi.
Aradan geçen on iki yılda değişen hiçbir şey olmadı. Her yıl maden işçileri iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. AKP iktidarı, madenlerde yaşanan ölümler için 'fıtrat' diyerek patronların sorumluluklarının üzerini örtüyor.
Bugün yine Soma’da İmdat Madencilik'e ait maden ocağından göçük haberi geldi. 7 maden işçisi göçük altında kaldı; iki maden işçisinin yaşamını yitirdiği, iki işçinin tedavisinin sürdüğü, üç işçi için ise arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi.
Yaşanan iş cinayetleri kader değildir.
Ölümler, işçilerin hayatını patronların kârından daha değersiz gören bu düzenin sonucudur.
Madenlerde alınması gereken önlemler maliyet olarak görülerek, işçilerin can güvenliği patronların insafına bırakılamaz. Her yeni iş cinayeti, yıllardır süren bu sömürü düzeninin sonucudur.
Madenlerin özelleştirilmesine, sömürüye ve iş cinayetlerine karşı işçilerin birliğini ve dayanışmasını büyüteceğiz. İşçilerin kanı üzerinden sürdürülen bu düzen değişecek.
Gücümüz birliğimizden geliyor. İşçilerin birliği ve örgütlü mücadelesi kazanacak!
İzmir'de Emekliler Dayanışma Sendikası'nın düzenlediği basın açıklamasına katıldık.
Hayatımıza kasteden bu düzenden hesap sormak için mücadeleyi yükselteceğiz.
Haklarımız ve Geleceğimiz İçin Kadınlar Bir Adım Öne!
Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasında yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesi nafaka hakkının gaspına yönelik bir girişim olarak değerlendirilmelidir. Kararın yürürlüğe gireceği 30 Haziran 2027’ye kadar Meclis’in önünde önemli bir düzenleme süreci bulunuyor.
Kadınların istihdama katılımından ücret eşitsizliğine, ücretsiz bakım emeğinden yoksulluğa kadar uzanan sorunlar ortadayken nafaka yalnızca boşanma sonrasında ödenen bir para olarak değerlendirilemez. Yıllarca ev içi emek veren, çocuk ve yaşlı bakımını sırtlanan, çalışma hayatından uzak kalan ya da güvencesiz işlerde çalışmak zorunda bırakılan kadınlar için boşanma, aynı zamanda ciddi bir ekonomik belirsizlik anlamına geliyor. Nafaka hakkı bu koşullar içinde değerlendirilmek durumundadır. Yoksulluk nafakası, boşanmanın ardından yoksulluğa düşecek tarafın yaşamını sürdürebilmesini amaçlayan bir hukuki güvencedir.
Üstelik mevcut hukukta nafakanın her durumda ömür boyu devam etmesi gibi bir düzenleme bulunmuyor. Yoksulluğun ortadan kalkması, yeniden evlenme gibi koşullarda nafakanın sona ermesine ilişkin hükümler hukukta mevcut.
“Türkiye'de aile yapısını korumak, düşen doğurganlık hızına karşı nüfus dinamizmini sürdürmek ve toplumsal refahı artırmak” söylemleriyle Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 2026-2035 dönemini kapsayan “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonu ilan edildi. AKP iktidarı bir yandan resmi belgelerinde kadınların istihdamını artırmaktan, bakım hizmetlerine erişimin geliştirilmesinden ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesinden bahsederken diğer yandan kadını aile içinde ve toplumsal alanda güçsüz bırakan, sömürü, gericilik ve şiddet sarmalına iten kararları hayata geçiriyor.
Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin üzerinden (20 Mart 2021) yıllar geçti. O tarihten bugüne kadınların şiddetten korunması, ekonomik bağımsızlığı ve eşitliği konusunda olumlu hiçbir gelişme olmadı. Bugün “Ailem Güvende” adı altında yürütülen politikalar ile güvenliğin ne anlama geldiğini iyi düşünmek gerekiyor. Kadın için güvenli bir aile; ekonomik bağımlılık nedeniyle terk edilemeyen bir ev, şiddet karşısında susmak zorunda kalınan bir ilişki ya da boşanma halinde yoksulluk korkusuyla sürdürülen bir evlilik olmamalıdır.
Yoksulluk da bir güvensizlik alanıdır. İşsizlik, güvencesiz çalışma, barınma sorunu, bakım yükü ve ekonomik bağımlılık da hayatlarımızı belirleyen gerçek tehditlerdir.
Bu nedenle nafaka hakkını tartışırken kadınların neden nafakaya ihtiyaç duyabildiğini de konuşmak zorundayız. Kadınların güvenceli istihdama erişimini artıran, eşit işe eşit ücret ilkesini hayata geçiren, kamusal bakım hizmetlerini yaygınlaştıran, çocuk bakımını kadınların bireysel sorumluluğu olmaktan çıkaran ve kadınların şiddete maruz kalmadan güvenli bir yaşam sürdürebilmelerini sağlayan bir düzen gereklidir.
AKP’nin kadınları gericilik, sömürü ve şiddet kıskacına almasına, nafaka hakkını gasp etmesine karşı mücadeleyi yükseltmek zorundayız.
İnsanca yaşayabileceğimiz, sokaklarında özgürce dolaşabileceğimiz bir ülke için kadınlar bir adım öne!
🔗 https://t.co/Yxx9uKZOXm
@AlaskanCrab2 Avukatlık kimliğini almıştım, avukatlık ruhsatım vardı, avukatlık kanununa tabiydim yani her anlamıyla avukattım, istediğim müvekkili alabilmem önünde yasal hiçbir engel yoktu. İş arama sürecinde geçinmek için bir yol bulmam gerekiyordu sadece kral.
İşsiz olduğum bir ara iş bulana kadar komi olarak çalışayım demiştim, bir arkadaşım dalyarakça "sen avukat değilsin avukat dediğin avukatlık yapar" gibi bir şey demişti. Onun bu ahrazlığını hamlığına vermiştim ama ne zaman onu görsem aklıma gelir, kibrine şaşarım
Sınanmamışlığın kibri bu olsa gerek.. bu üslubu bir meslektaşa kullanmayı geç bir insana kullanmazsın.. çok üzücü tek diyebileceğim umarım herkes kalbinin ekmeğini yer
@dapacuk Avukatlık ruhsatım vardı ve kendi namıma çalışmam önünde yasal bir engel yoktu. Yani avukat kimliğini cüzdanında taşıyan ama iş arama sürecinde parası olmadığı için geçinmek için başka bir işte çalışmak zorundaki birisiydim. Neyseki o günler geride kaldı
"Çocuklarla Şiddeti ve Güvenliği Nasıl Konuşmalıyız?" başlıklı bilgilendirme toplantımızı Gazi Mahallesi'nde gerçekleştirdik.
Ülkemizde artan okul saldırılarına, çocuklarımızın etrafını saran çetelere ve karanlığa karşı Birlik ve Dayanışma Hareketi'ne katıl!