Mevcut münazara formatının ortadan kalkması lazım; iki kişi ağır felsefi bir mesele üzerine on dakika biri, on dakika diğeri şeklinde geniş bir topluluk önünde tartışıyor. Böyle bir formattan hayır gelebilir mi?
İzlediğimiz şey yeni ufuklar açan bir beyin fırtınası olmuyor, tartışma doğal olarak hızlıca ilmi kulvardan çıkıp geniş dinleyici kitlesinin beğenisine sunulan bir performansa dönüşüyor.
Belki ben karşı tarafın öne sürdüğü argüman üzerine bir hafta düşünmek istiyorum. O anda hemen cevap vermek zorunda mıyım? Neyin yarışı bu?
Çoğu zaman muhataplar birbirinin öne sürdüğü argümanları tam olarak anlamadan cevap vermek zorunda kalıyor. Kim daha hazırcevap yarışması mı yapılıyor? Aşık atışması mı yapılıyor?
Karşı tarafın söylediğini anlamak bu kadar kolay mı? Felsefi argümanları kavramak son derece zor olur genelde. Oturup sakin kafa ile düşünmek, öncülleri ve o öncüllerden sonucun çıkıp çıkmadığını tartmak gerek.
Şimdi ben münazaranın ortasında argümanı not edeyim de bir hafta düşüneyim desem, (aslında felsefi meselelerde son derece doğaldır) geniş izleyici kitlesine madara olurum. Performansımı (bakın felsefi derinliğimi değil, performansımı) sergileyememiş olurum.
Hazırcevaplığı, kitle önünde özgüvenli konuşmayı, lafı gediğine koymayı değil de felsefi derinliği öne çıkaran bir münazara biçimi var, o da yazılı münazaradır. Taraflar (twitter'daki gibi kısa kısa laf ataraf değil) uzun uzun yazışarak münazara eder.
Böylelikle üç güzellik ortaya çıkar: ilk olarak performans değil de felsefi derinlik öne çıkar, ikinci olarak münazarayı takip eden kitle sizi yemek yerken youtube'dan izleyen bir kitle olmaz da konuya gerçekten ilgili bir kitle olur, üçüncü olarak sizin münazaranız daha kalıcı olur ve belki seneler sonra başka birisi o münazaraya ciddi teorik katkılar sunar.